6.BÖLÜM

1135 Kelimeler
BÖLÜM 6 Okula gidip geliyordum. Heyecanlı şekilde devam ediyordu hayatım. Tarzım iyice değişmeye başlamıştı. Kendime bakmaya başlamıştım iyice. Okulda da belli başlı havamın olması için annemim bana ilk aldığı o uzun çirkin mi çirkin okul eteğini bırakmam lazımdı. Bırakmak için de kendime yeni bir etek almam gerekiyordu. Annemin görmemesi lazımdı nasıl yapacaktım bilmiyorum, ama daha kısa benim fiziğimi ortaya çıkaracak bir eteğimin olması şarttı. Okulda Damla diye bir kız vardı bizim yan sınıftaydı. Okulun en popüler olan kızlarından bir tanesiydi. Eteği mini saçları dümdüz ve boyalı sürekli koyu bir göz makyaj ile okula gelir, son derece marka giyinirdi. Her kız gibi onu özeniyorum ve beğeniyordum. Sürekli ilgimi çekiyordu muhteşem tırnaklara sahipti. Benim bile dikkatimi çekiyordu bir ergen erkeğin ilgisini çekmemesi mümkün değildi. Tüm okulun gözleri böyle kızlar üstündeydi, derslerde başarısız olsalar bile bir şekilde düz yola çıkmasını bilirdi bunun gibileri. Bende böyle yaşamak istiyordum bu benim de hakkımdı. Her genç kız gibi benim de hayallerim vardı. O gün yine bol bol milleti izleyip eve dönüyordum. Müzik dinlemek benim için yaşam destek ünitemdi. Asla müziksiz yapamıyordum. Müzik dinlemek bana hayaller kurdurtuyordu. Benim gibi insanların bir dönem hallerinden başka hiçbir şeyi olmaz ama sonrasın da hayallerden güzel yaşantıları olur. Çünkü hırs, ümit ve çok istemek bu dünyada olmazı oldurur. Hayal kuruyordum yine, 15 yaşında bir kızsınız. Hayatınız çok küçük ve imkanlarınız oldukça sınırlı. Ama ben bu hayatı yakalamak istiyordum. Bir yerinden bir köşesinden tutup yaşamak istiyordum. İçinden geçmek istiyordum bir şeylerin. Deli gibi aşık olmak istiyordum mesela. Devamında çok başarılı birisi olup mütevazi bir hayat gütmek istiyordum. Hayat gözümü asla korkutamıyordu. İçimden bir ses ileride zaten çok mutlu olacağımı bu yaşadığım her şeyin karşılığını alacağımı söylüyordu sanki. Fazla atılgan birisi olmamdan kaynaklı çok cesurca olan kararları bir anda alabiliyordum. Damla gibi olmak çok zor olmamalıydı. Acaba nasıl bir evi vardı evde ki hayatı nasıldı ? Sosyal medyadan takip ediyordum gizli gizli muhteşem ötesi olan fotoğrafları vardı ve zengindi. Çok komik ve girişken bir kızdı. Profili ise bayağı cool duruyordu. Okulun bütün erkekleri fotoğraflarını beğenmişti. Ama Damla’nın gözü okulun en yakışıklı çocuğu olan Emrah’daydı. O çocukta okulun en güzel kızı olan Damla’ya göz koymuştu. Bu ikisi çok güzel çift oldular. Emrah çok aşıktı. Damla da öyle. Çok yakışıyorlardı. Emrah Damla’yı bir kere kucaklamıştı, Damla yüksek sesle gülmüştü. Onu hiç unutmuyorum onların adına ben mutlu olmuştum. Keşke bende böyle bir şey yaşayabilsem diye derin derin iç geçirdim içimden. Ama okul da olan forsum ilk geldiğim günler ve Oğuzhan manyağı yüzünden toparlayamıyordu. Sancılı bir süre atlatıyordum. Hayaller muhteşem ötesiydi. Ama işte benim için sadece hayal de kalıyordu. Kedime karşı olan özgüvenim çok düşüktü ama bunu toparlamaya başlamıştım. Çok ümitsizdim, ama çabalamaktan başka çarem yoktu. İstediğim yaşantıyı yaşayabilmem için önce benim kendime değer vermem ve bakmam gerekiyordu. O kişilerin hepsi annesinin karnından öyle doğmamışlardı. Yapmacık güzellerdi ama kimse onların yapmacık güzel olmaları ile ilgilenmiyordu. Okulu bir dedikodu aldı yürüdü Damla hakkında. Okulda o kasar gözde bir isim olursanız eğer size çamur atmaya çalışan da bir o kadar çok olacaktır, oldu da. Okulun ortasında Damla’yı bile ağlatmıştı bu mesele. Damla’nın bakire olmadığını söylüyorlar, havuzda erkeklerle fotoğraflarının olduğunu birisinin de erkek arkadaşı olduğunu ve birlikte olduklarını söylüyorlardı. Damla böyle bir şeyi yaşadı mı yaşamadı mı bilmem ama çok üzülmüştü. Ben şoktaydım. Bana çok uzak gelen bir hayat gibi geliyordu. Emin değildim olamıyordum ama kızlar gelip anlatıyordu sanki bire bir yaşadığını görmüş gibi. Çok üzücüydü ama ya hiçbir insan hak etmez ki onu. Hepimizin hayatına birileri giriyor ve biz hep bir şeyler yaşıyoruz. Aramızda birilerine düşmanlık güden karaktersiz bir iki kişi sırf gıcıklığına onun özel hayatını ortaya döküyorsa Damla’yı mı sorgulamak gerekir yoksa bunu ortaya atanlara mı? İnsanların tam akine benim ilgi odağım bunları ortaya atan aptal kafalı kalleşlerdi. Kimse böyle bir şeyi hak etmez çünkü. Öyle bir insan olmayacaktım bunun için çabalayacaktım. İnsanların yaşadıkları beni şaşırtsa bile bunu boş boğazlılık yaparak anlatmayacaktım. Gerçek bir dost olacaktım hayatına girdiğim kişilerin her şeyin güzellik olmadığını o an anlamıştım. Mevzu birazda iç güzellikti. Okul nankördü tüm sene Damla’nın ne kadar güzel olduğunu konuşan tipler şimdi ise onun ne kadar orospu bir insan olduğunu kanıtlama peşine koyuldular. İnsanların samimiyetsiz oluşunu ve toplum kavramının ne kadar cüheyla bir olay olduğuna ikna olmuştum. Annelerimiz ondan millet ne der diye bu kadar korkuyordu demek ki. Haklılar saçma olsa da. Çünkü bu topluluğa kendinizi anlatmanız mümkün değil. Toplum zaten günün sonunda inanmak istediği yalana inanır buna sadece seyirci kalabilirsiniz. Emrah Damla’dan ayrılmıştı ama geri barıştılar sonuç olarak. Varoluşsal sıkıntılarım başlamıştı o dönem. Hayatı sorgulamaya koyulmuştum her şey sahte geliyordu mutlu ve sevildiğim birkaç saniye hariç. Ömür denilen şey çok hızlı bir biçim de akıp gidiyor ve ben ne oluğunu anlamıyordum. Yaşamak istediğim çok şey vardı ve bunlar benim tutkularımı körüklüyordu. Hayata karşı tutkularım oluşmaya başlamıştı. İki üç dost arkadaşlar ve aşksız yapamadım. Aileme çok düşkündüm çok kavga etmemize rağmen fakat bunu da halletmem gerekiyordu. Bu durum beni memnun etmiyordu. Kendimi bulmam için çok güzel bir aşkın içinde kaybolmam gerekiyordu. Ben yaptığım fedekarlıklarla ancak ben olabilirdim. Kim beni ne kadar zorlayabilirdi bunu çok merak ediyordum açıkçası. Aşk denilen şeyin karşılıklı olma hali beni çok etkiliyordu. O dönem düğün salonlarında çalışmaya başlamıştım. Bir gece de iyi para kazanıyordum. Hosteslik, garsonluk, kameramanlık, fotoğrafçılık yapıyordum. Bir ara piyanist bile olmuştum kına gecelerinde yapıyordum. Hayata karşı güçlü kalmak zorundaydım. Nasıl olacağı hakkında fikrim yoktu ama kendimi başarılı kılarsam ve kendimi ne kadar doğru ifade edersem öyle insanları kendime çekecektim. Hayatta yapılması gereken şeyleri bilmeli bir insan ama ne yapmadığını daha çok iyi bilmeli. Hatalar zinciri oluşmalı bunlardan pişman olmamalı hayat böyle çünkü. Keşkelerle zaman asla geçmez ve bu dünya dayanılmaz bir hal alabilir. Mutlu olup mutlu etmek zorundayız. Düğün salonlarında çalışırken evlenen mutlu çiftleri gördüğümde içim de garip bir his yoğunluğu oluşuyor ve anlamsız duygulanıyordum. Ben sandığımdan çok daha fazla duygulu birisiydim. Bunu aktaracak sevgiye ihtiyacı olan bir adama vermeliydim. Sevgiye açtım o da beni doyurmalıydı. Al ver enerjisi olmalıydı kuracağım ilişkinin ancak öyle yaşayabilirdim. Annem ile babam gibi bir evlilik istemediğim için evliliğe olan bakış açım tamamen sıfırdı. Evlenirsem mutsuz olmaktan çok korkuyordum. Hala korkuyorum. Hatasız kul olmaz bilirdim ama benim bunu kaldıracak sağlam bir psikolojiye ihtiyacım vardı her şeyin öncesinde. Kendime yatırım yapma kararı aldım. Her şeyin tadına varıp bu hayatta neyi isteyip neyi istemediğime karar verecektim. Kulaktan dolma laflarla ömrümü harcamaya hiç niyetim yoktu. Hayatımı şekillendirmem için mutlu olmam lazımdı ve beni o dönem mutlu edecek olan şeyler çok belliydi kıyafet, arkadaşlar, güzelliğimi öne çıkarabilmek ve sosyal medya. Bunları yakalamak beni dünyanın en mutlu insanı yapıyordu. Damla gözüm de çok büyük bir örnekti. Bende yaşayacaktım. Hayat buna değerdi. Okuldan bana yazan o Vural denilen çocukla çıkma kararını eninde sonunda almıştım. Fobim vardı okuldan birisi ile birlikte olmaya ama yaşamam gerekiyordu. İlgisi çok hoşuma gitmişti onun bana karşı olan tavırları ama o da kendini ifade etmekte zorlanan aşağılık kompleksli bir ergendi. Tanıdıkça fark ettim. Heyecanlanmak beni çok diri tutuyordu yine de bu aptalla çıkacaktım.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE