14.Bölüm

1071 Kelimeler
Bölüm 14- Değişime Evrilme Okul bitmek üzereydi, beni korku sarmıştı. Bazı hocalarımız dershaneye gitmemizi önerirken kimi temel liseye gitmeyi öneriyordu. Anadolu lisesinde olan Hüseyin Hocamız; -Bir temel liseye ortak oldum, eğer burada eğitimlerimizden yararlanmak isteyen öğrenciler varsa, bekliyorum bana ulaşın. Dedi. Kafama yatmıştı. Anadolu lisesi sadece ortamdan ibaret olan bir okuldu. Eğitim konusunda o kadar hibeli değildi. Kafam çok karışıktı. Özel okula gitmem için babamın yeterli bütçesi zaten yoktu kendi emeklerimle yapabilir miyim diye düşünceler sarmıştı beni. Kesinlikle gitmeye karar verdim fakat o sömestir tatilimi çok kaliteli bir şekilde geçirmem ve ise girip çalışmam gerekiyordu. Okuldan fatma ve sena ile konuşmaya başladık. Onlarında kafası çok karışıktı. Onlar da istiyordu. Ne yapacağımızı bilememek bizi yine gülme krizine sokmuştu. Fatma çok saftı. Grubun en zayıf halkasıydı. Bize dönüp; - Biz seneye ne yapacağız kanka ? Fakiriz olum paramız yok, nasıl gideceğiz dedi biz gülme krizine girdik zaten. Doğru olan yaramıza parmak basmıştı. Kanayan yaramız olan fakirlik. Kafamızda sorular dönüyordu, dersler de uyumaya devam ediyorduk. Sınıfın en sinir bozucu öğrencileri olmuştuk hocaların gözünde. Ama bu ne kadar umurumuzdaydı? Hiç. Düşünüyorduk, sosyal medya durumları falan artık beni sarmamaya başlamıştı. Sıkılmıştım. Müzik dersi geldi dünyanın en boş dersi olabilirdi ama çok seviyordum çünkü şarkı söylüyorduk. Boş olduğunu düşünme sebebim ise hocamız dünyanın en gıcık ve narsist kadını idi. Fatma’’nin ip uzun olan saçlarıyla kafasını bozmuştu. Ders başladı, bize teker teker şarkı söyletmeye başladı. Sıra Fatma’ya geldi. Fatma’nın kabusu olmuştu kadın artık. Kalktı yine en saçma cümlesini söyledi Fatma; -Hocam ben söylemesem olur mu ? Arkada biz kıkır kıkır gülüyorduk. Dünyanın en crinch anıydı. Ama karnımız ağrıdı artık gülmekten. Devam ettik gülmeye hiç aldırış etmeden. Fatma tahtada bizim guldugumuzu anlayınca gülme krizine girdi. Müzikçi sinirlendi bu duruma onu tanımadığını düşündü ve Fatma’nın saçını çekti. Kısa süreli hepimiz şok geçirdik. Sınıfta iki dakikalığına ölüm sessizliği oluştu. Ama benim yine gülesim geldi ve ben haykırmaya başladım. Fatma’nın suratı kıpkırmızı olmuştu. Dayanamıyorduk artık. Tüm sınıf kahkahaya boğuldu bizim yüzümüzden. Ders bitti ve Fatma küplere bindi yanımıza gelip; -Sikerim ben bu kadını bak diye bize parmak sallamaya başladı. Müthiş komikti. Bahçeye çıktık çaylarımızı alıp, on numara keyifler vardı. Sınıfın gıcık kızı olan Melisa yine gözlerini bize dikmiş, dikizliyordu. Hiç sevmiyordum o kızı. Nefret ediyordum ondan o da benden. Oğuzhan dan sonra bu bela bulaşmıştı. Hemcinsim olması asabımı bozuyordu. Yüzünü tokat manyağı yapmamak için kendimi zor tutuyordum. Aldırış etmeden kızlarla sohbetimize devam ettik. Aralarında en hızlı aşk hayatı olan yine bendim. Anlatıyordum ve akıl danışıyordum. Kudurtma makinesi olmuştum. Hoşuma da gidiyordu. Benimle flört etmiş ya da aşk yaşamış insanların beni unutmaları çok mümkün olmuyordu garip şekilde. Bunu sürekli akrep burcu olmama yoruyordum. Çünkü tam manası ile akrep burcu kadınıydım. O gün yine birisiyle görüşecektim. Okul çantamın içini okul çıkışı değiştirmek için kıyafetlerle doldurmuştum, saç düzleştiricisi ve makyaj malzemeleri doldurmuştum. O teneffüs arasında Fatma’ ya - Bıyıklarım çıktı alman gerekiyor dedim hemen tuvaletin yolunu tuttuk üçümüz. Ucuz Melisa yine bizi izliyordu. Tuvalete gittik, Sena flaş tutuyordu. Fatma ise ipini cımbızını alıp gelmişti. Ve suratımı yolmaya başlamıştı. Dostlar bugünler içindi. Benim hep sağlam dostlarım olmuştu. Onlarda çok sağlamdı. Lise yıllarımın en güzel dostluklarından birisiydi ikisi de. Fatma suratımı almıştı geriye sadece çıkışta hazırlanmak kalmıştı. Sınıfa gittik derse gittik ve uyuduk yine hep birlikte. Derslerle aramız asla yoktu. Ne okuyacağımıza da karar vermemiştik. Olsun yine de mutluyduk. Biz her türlü gülmesini biliyorduk. Onlar benim bütün dostlarımla olduğu gibi günahlarıma ortak kişilerdi. Hayatımızdan birlikte memnun olup birlikte depresyona giriyorduk. Ikili ilişkilerim çok başarılı sayılmasa da dostluklarım için onu söyleyemezdim. Samimi ve sahiplenen yapım dostluk ilişkilerimi en çok kuvvetlendiren şeydi. Sağlam oluyordu baştan sona. Osmanlıca dersine girmiştik, bayık hocamız vardı. Uykusu olmayan insanın bile uykusunu getirirdi bu piç. Yine gelmişti uykum. Sıramın üstüne kafamı koydum, Fatma ya dönüp; - ders bitince beni uyandır kanka deyip uyudum. Ders bitimine kadar uyumuşum ama nasıl derin bir uyku. Bu uykudan aldığım zevki evde sıcacık yatağımdan alamıyordum. Çok zevk veriyordu bana iki büklüm uyumak. Uyurken salyalarım akıyordu zevkten. Gözlerimi açtım ki ne göreyim? Melisa götü telefonunu tutmuş suratıma beni çekiyor. O salyalı halimi. Ağzım açık halimi. Suratına baktım gülmeye başladı. Kudurmuştum sinirden. Ama dersteydik. Kızlara söyledim. Teneffüs oldu bu vizyonsuz yanımıza gelip beni çektiğini söyledi. Inanmadim gülerek telefonunu suratıma tuttu ve kahkaha atmaya başladı. Sinirden delirdim kafamın içinden ateşler çıkmaya başladı, kızlar beni sakinleştirmeye çalışıyordu çünkü sakin olmazsam onlar beni çok iyi tanıdığı için sonunda olacak olan her şeyin farkındaydılar. Delirmek üzereydim gözlerim dönmüştü sil dememe rağmen silmemişti o fotoğrafları. Kısaca boğazını sıkmamı istiyordu. Intihar çeşidi olarak bunu seçmişti kendine. Zil çaldı ve ders bedendi. Dışarı çıktık oturduk banka üçümüz. Okul grubuna atacağını ya da sosyal medya da benim takipçilerim ile paylaşacağını söyledi. Iyice kan beynime sıçramıştı. Plan yapmaya çalışıyorduk ama başarısız kalıyordu hepsi. Melisa pisliği ise valeybolu çok büyük bir zevkle oynamaya devam ediyordu. Ibne. Gözlerimi asla onun üstünden çekmiyordum, tüm ders onu izledim ne yapacağını anlamaya çalıştım. Ama pislik hiç bir şey yapmıyordu. Sadece oyununu oynuyordu. O sırada Fatma şarkı açmaya başladı beni sakinleştirmek için hep aynı şarkıyı dinlerdik zaten bu bizim grubumuzun en iyi ve en sevdiği parçaydı. Sürekli dinlerdik hepimiz müzik aşığı kişilerdik, her dakikamız şarkılarla geçiyordu. Sıla’dan açmıştık yine eşlik edip kendimizi bırakıyorduk şarkıya, Bir bir aklımda söylediklerin. Değersizlik görüp uzaklaştıktan bir süre sonra kızgınlığım da kırgınlığım da merhamete dönüşüyor. Evine de küsemezsin ya öyle bir his. Sonra o his beni yiyip bitiriyor. Kin tutamamak ve çabuk unutmak gerçekten çok zor. İçin içini yerken duvar gibi gözükmek çok zor. Ama tabi bu o kız için asla geçerli değildi. Kin tutmustum ve onu gerçekten de sevmemiştim hiç. Işte bu yüzden benden korkması gerekiyordu. Tam olarak bu yüzden. Bir insan bir insanı gerçek anlamda sevmiyorsa ve karşı tarafta klan kişi zarar veriyorsa bence ona her şeyi yapabilir. Benim kafanın işleyişi öyleydi o dönem. Fatma ve Sena bana sürekli hak veririlerdi böyle konularda. Benim fikirlerime gerçekten saygı duyarlardı. Fatma hatta benim gibi birisi olmayı hep istiyordu. Bu yüzden en çok o ağızımdan çıkan her seyi aşırı dikkatte alirdi. Ilerki dönemlerde de yaşayacaktım bunu. Dostlarımdan hep benim gibi olmak isteyen insanlar çıkıyordu. Bu beni asla rahatsız eden bir şey değildi, olamayacaklarını biliyorum çünkü. Benim böyle birisine dönüşmem için çok kaliteli bir bedel ödendi ben tarafından. Öyle bir anda bambaşka birisi olmak mümkün değil. Onun geçtiği o dikenli yollardan geçeceksin önce. Bilmeme ragmen yardimci olurdum ama onlara. Benim gibi olmak istemelerine. Sakinlesmem icin bir şarkı dinlemek bir sigara icmem şarttı. Şarkıyı söyledikten sonra, planıma devam ettim. O fotoğrafları silmem gerekiyordu ve o fırsat ayağıma gelmişti, daha doğrusu ben onu fırsata çevirecektim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE