bc

Gelinim Sensin || Final || Türkçe

book_age12+
2.7K
TAKİP ET
14.3K
OKU
popstar
comedy
sweet
city
first love
lonely
teacher
actor
actress
model
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

08.08.2019

21.12.2021

FİNAL

-Bu kitabın berdelle töreyle alakası yok. Komedi için yazılmıştır. İçinde üzüntüye yer yok. Ağa falan da yok içinde.

Mizah #9 ♡

[BU İSİMLİ İLK VE TEK KİTAPTIR. BÜTÜN HAKLARI BENİM ZİHNİMDE VE HUKUK BÜROSUNDA SAKLIDIR.]

Siz hiç pazarda gezerken bir anda evlendirildiniz mi? Hemde saniyeler içinde. Ben evlendirildim. Olay aynen şöyle oldu;

Pazartesi pazarında annemle gezerken yaşlı, tombul bir kadın durdu ve ellerimi inceledi. Sonra bana döndü.

"Kız sen evli misin?"

"Hayır."

"Kaç yaşındasın?"

"Yirmi altı."

"Evde kalmışsın sen. Seni oğluma alıyorum."

"Ne?" Pazardan meyve seçer gibi kadın beni seçmişti.

"Annen nerde? Ona söyleyecek iki çift lafım var."

***

Yirmi altı yaşında evde kalmış, lahana turşusu olarak kurulmuş Yasemin Balcı'nın hikayesi.

Yayımlanma Tarihi; 18.08.2019-30.08.2019

Bitiş Tarihi; 21.12.2021

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
GS -1- Lahana Turşusu
BÖLÜM 1; "LAHANA TURŞUSU" YASEMİN BALCI: Evde kalmak mı, sınıfta kalmak mı, deseler. Kesinlikle sınıfta kalmak derdim. En azından sınıfta kaldıktan sonra seneye geçme şansın vardı. Fakat burdaki ninelere göre yirmi beşinden sonra evde kaldıysan geçme şansın yoktu. Hep aynı muhabbet: •Ne zaman evleneceksin? •Ben senin yaşındayken üç çocuk büyütüyorduk. •Turşunu mu kuracaklar? •Güzel de kızsın. Nasıl evde kaldın sen? •Var mı birileri? Gördüğünüz üzere bu ve bunun gibi muhabbetler her genç kızın başına gelmiştir. Hele ki annenizin günü varsa. İşte o zaman tam bir baş belası. Bir de işe gitmeyip dinlenmek için izin aldıysanız o zaman işiniz yaş. Münevver Teyze'ye çayını ikram ederken bana dik dik bakması umrumda değildi. Alışmıştım çünkü. Birazdan ağzındaki baklayı çıkarırdı. "Bana bak kız! Ne zaman evleneyon sen? Var mı birileri? Yakışıklı mı? Evi, arabası var mı? Aman bunlardan önemlisi iyi olması. Ee, nasıl gidiyor ilişkiniz?" Bakın, ben size demedim mi? Çıkardı ağzındaki baklayı bana laf soktu. Saniyeler içinde beni birileriyle sevgili bile yapmıştı. Yüzüme sahte bir gülümseme takındım ve ona döndüm. "Yok, Münevver Teyzeciğim. Bekarım ben. Eğer inanmazsan nüfus cüzdanımı getireyim ve medeni halime bak." "Kızım sen kaç yaşına geldin? Ben bu mahalleye taşındım taşınalı varsın sen. Daha evlenmeyecen mi?" Al, başka bir soru daha. Bu da Hüsniye Teyze'den. Şeytan diyor; 'Size ne? Ben istediğim zaman evlenirim. Elimi sallasam birisi gelir.' Ama işte şeytana uymak doğru olmaz. "Yirmi altı yaşındayım Hüsniye Teyzeciğim. Sen mahalleye ne zaman taşındın?" "Kırk yıl oldu herhalde," dedi çayından bir yudum alıp. "Kırk yıl mı? Sen bu mahalleye taşındığında ben yoktum Hüsniye Teyze. O yüzden doğru hesapla lütfen." Bana kınayan bir bakış atması umrumda bile değildi. Tam ayaklanıp odama gidecektim ki bu sefer başka bir teyzeden soru geldi. Ne meraklı insan bunlar? Size ne özel hayatımdan? Ayrıca daha abim de evlenemedi? Neden onun turşusunu kurmuyorlar da benimkini kuruyorlar? "Annen sana kısmet bulamadı mı kız?" diyip benle dalga geçen teyzeye döndüm. Yanılmıyorsam Naciye Teyze'ydi bu. Benden önce cevap veren annem olmuştu. "Ay, yok. Kısmeti kapalı bunun. Kimi bulsam kızımı almadı." "Anne," dedim ikaz ederek. Ama dinledi mi, hayır. Sadece omuz silkti. "Ben aşkımı bekliyorum," dedim bağırarak. Hepsi bana alayla bakarken sinirlerimin tepeme çıkmasına az kalmıştı. "Aşk da ne? Bizim zamanımızda babamız kimi münasip görürse o oluyordu," dedi Naciye Teyze. Alayla ona döndüm. "Devir değişti Naciye Teyze. Hem sen söylesene. Kızın nişanı atmış, doğru mu? Desene onun da lahana turşusunu kuracağız." İçtiği çay boğazında kalınca yalandan yanına gidip endişelenmiş numarası yaptım. "İyi misin Naciye Teyze? Laflarım boğazında kalmadı inşAllah." "Terbiyesiz. Git, su getir." Annemin sözüyle kadını orda bırakarak mutfağa koşarak gittim ve kahkahayı bastım. Şimdi sıra bendeydi. Hepsinin tek tek çamaşırlarını dökecektim. İster kirletsinler, ister katlasınlar. Umrumda değildi.Abim uykulu bir şekilde mutfağa girince ensesine bir tane vurdum. "Sabah sabah benden ne istiyorsun cimcime?" Omuz silktim. İçeriden annemin 'su nerde kaldı?' sözünü duymama rağmen biraz daha bekleyecektim. "Abi. Sen ne zaman evleneceksin?" Kaşları çatıp mavi gözlerime dikti gözlerini. "O nereden çıktı? Canım ne zaman isterse o zaman evlenirim." Al işte. Ben bunu desem evde kalmış lahana turşusu oluyordum. Abim diyince o erkektir, yapar, oluyordu. Adil miydi bu? Ama, hayır. Ben bu düşünceyi değiştiririm arkadaş. Elime suyu alıp Naciye Teyze'ye verdim. Bana kötü kötü bakması umrumda değildi. Sıra bende şimdi. Bakalım nasıl oluyormuş? "Senin oğlan boşanıyormuş Münevver Teyze. Niye ki?" Annem bana susmam için bakış atsa bile ben önümdeki çayı höpürtüp içtim. Münevver Teyze ne diyeceğini bilmez bir şekilde bana baktı ve boğazını temizledi. "Gelinle anlaşamıyorlarmış. Karısı çok dırdır ediyormuş. O da boşanacağız, dedi." "Aa, ben öyle duymadım. Sezen abi alkolikmiş. Karısını da aldatınca kadın boşanma davası açmış," dedim ağzıma leblebi atarken. "Kız. Sana ne alalemin derdinden? Sus," diyen anneme tebessüm ettim ve konuşmaya devam ettim. "Olur mu öyle şey anneciğim? Benim evlenmemem onlara baya dert olmuş gibi." "Yok, kızım. Senin evlenmemem bize dert olmadı. Seni kimse almamış. Sen ondan bize terbiyesizlik yapıyorsun şu an," dedi Dürdana Teyze. Bu kadın ne hakla konuşuyordu? Bu mahalle beş yıl bu kadının kızının dedikodusunu yapmıştı. "Beni mi kimse almamış? Dürdane Teyze senin kızını alan iki günde teslim etti ayol. Sen ne hakla konuşuyorsun?" "Yok, Esma. Senin bu kızının dili çok uzamış," dedi Hüsniye Teyze. "Yasemin. Hemen abinin yanına gitmezsen iyi şeyler olmayacak güzel kızım." "Ne güzel sohbet ediyorduk. Sarmadı mı yoksa?" dedim ve çayımdan bir yudum daha aldım keyifle. Öyle değil, böyle gıcık edilir işte. "Yasemin. Bi' gelsene abiciğim." Abimin kafasını kapıdan uzatmış, bana bakıyordu. Ayağa kalkıp onun yanına gitmek için harekete geçtim. Şimdi, arkamdan dedikodumu yapacaklardı ama bundan bana ne? Sonuçta günahları boyunlarına. Bu yaşa kadar baya günah biriktirmiş olmalıydılar. Bu onların yanında devede kulak kalır. "Efendim abi?" dedim ama demez olaydım. Abim odaya girer girmez kahkahayı basmıştı. Niye gülüyordu bu adam deli danalar gibi? Ellerimi göğsümde bağladım ve ayağımla ritim tutmaya başladım. Abim yerlere yatmıştı gülmekten. "Neye güldüğünü söyle de beraber gülelim abi." "İçerdeki savaşı kazandın mı bari?" dediğinde heyecanla yatağa oturdum ve konuşmaya başladım. "Abi. Yüzlerinin ifadesini görecektin. Var ya hepsi mosmor kesildi." "Gördüm. O nasıl bir savunmaydı öyle. Özellikle Dürdane Teyze'nin yarasına tuz bastın." "Gülmeni durdur da konuş. Sesin kaynanalar gibi çıkıyor." "Senin kaynanan mı var Yaso? Nerden biliyorsun?" "Bana bak keriz beyinli. Benimle dalga geçme," diyip elime geçen yastıkla ona vurdum. Ama bu abi. Sen ona yastıkla vurursun o sana masa atar. Kafama taşla vursa daha az acır cidden bak. "Lan. Elinin ayarı yok mu senin? Canımı acıttın." "Lan deme abine Yaso. Ağzına hiç yakışmıyor," dedi tebessümle. Eliyle vurmuştu. "Ben sana çok güzel şeyler yakıştırırım da dua et abimsin." "Allah'a şükür abinim," diyip dalga geçti. Yerimde tepinerek odadan çıktım. Bu abilerle iki muhabbet veya dedikodu bile yapılmıyordu. Keşke ablam olsaydı. En azından insan olurdu. Abimin odasından çıkıp salona girdim. Kimi nerde bıraktıysam ordaydı. Sahte ve zafer gülümsememle Naciye Teyzemin yanına ilerledim. Bana kötü kötü bakması ile ben daha çok gülümsedim. "Kız sen neden geldin?" diyen anneme döndürdüm bakışlarımı ve yüzümde eksik olmayan gıcık gülümsememle baktım. "Abim pek sarmadı. Ben de dedim Naciye Teyzem varken abim de kimmiş?" "Naciye Teyzeni yerden yere vurarken hiç öyle demiyordun. Şimdi utanmıyor musun gelmeye?" diyen Naciye teyzemin yanağından makas aldım. "Hayır, utanmıyorum. Evimin salonu, babamın parasıyla alınmış koltuk, annemin pişirdiği poğaça. Neden utanayım kız gelmeye?" "Yasemin!" Annemin bağırmasıyla yerimden sıçradım. Sadece ben değil, tüm salon sıçradı. Ay, salonu bırak apartman bile sıçradı ayol. O nasıl ses telleri? "Efendim anneciğim?" "Odana mı gidersin, mezara mı?" Tehtit büyük yerden gençler. Yerimden usulca kalktım ve yavaş yavaş yürümeye başladım. Ta ki annem silahını çıkartıp bana doğrultana kadar. Terlikle hedef alan annemi görünce tabanları yağladım. Kıymetlime gelmesini istemezdim. Salonun kapısında abimin belirmesini beklemiyordum ve şlak! Abimin alnının tam ortasına isabet. Ben gülerken abim ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. "Anne. Kurban olayım. Benim ne suçum günahım var?" "Ne yapayım? Kapının önünde durmasaydın sen de." "Ben dışarı çıkıyorum diyecektim." "Hayır, efendim. Çıkamazsın. Otur odana, sahip çık şu kıza. Sinirimi tepeme çıkarıyor. Dinden, imandan çıktım bunun yüzünden. Def olun. İkiniz de odanıza." Abim bana sinirle baktığında ben gülmemek için kendimi zor tutuyordum. Ben ne yaptım? Sadece birazcık içerdekilere haddini bildirdim. Abimin tepine tepine gitmesinin ardından ben peşine takıldım. Onu izlemek zorundaydım. Gıcık olmuştu çünkü. "Senin yüzünden kız arkadaşımla buluşamayacağım Yasemin." "Ee, ben ne yaptım? Kime niyet kime kısmet. Terlik geldi, alnına şlak diye yapıştı. Alnın kızarmış." "Öyle mi? Al senin de kızarsın,"diyip elinde tuttuğu terliği bana yöneltti. Korkuyla elimi önüme siper etmeme rağmen terlik kafama gelmişti. Al işte. Bu nasıl abi ya? "Nasılmış bakalım lahana turşusu?" "Sen var ya. Abi değilsin. Cidden değilsin. Canavarsın sen. Canisin. Sadistsin sen." "He canım he. Çıkarken kapıyı kapat," diyip yatağa uzandı ve telefonunu eline aldı. Sinirle kapıyı tuttum ve lafı yapıştırdım. "Hızlı kapatayım da rüzgarım egonu uçursun." Kendi minnoş odama girip kapıyı kapattım. Abimin odasının kapısını öyle kapatmıştım ki kırılmış olma şansı vardı. Aman neyse, diyip telefonumu elime aldım. Hiç arayanım soranım yoktu ya. Bir uygulamadan bildirim bile gelmiyordu. O kadar yalnızım yani. Öfleyip instagrama girdim. Girer girmez sinirlerim tepeme çıktı. "Ulan bizim götü açık Büşra'ya bak. Birine kakalamış kendini. Sen az değilsin ha," diyip beğenmeden geçtim. Beğenmediğim şeyi neden beğeneyim? "Yediğin şeyden bana ne? Anladık. Sen de evlendin Ezgi. Seneye çocukla gel kucağında. İyice delirtin annemi. Siz evlendikçe benim başım yanıyor." Beğenmeden geç. Aşağı indikçe sinirlerim bozuluyor. Bu sene herkes mi evlendi ya? Telefonu kapatıp sinirle arkasını çevirdim. Bu ne ya? Herkes evlenmiş. Bekâr yok mu, bekâr? "Kesin küçükken biri bana beddua etti. Bunun başka açıklaması yok. Ay, lahana turşusu olarak kuruldum. Ne yapsam ki? Aman neyse. Ben kariyer yapacağım zaten." Kendimi avutma şeklime gülsem mi ağlasam mı bilemedim. En iyisi fazla düşünmemek. Ayağa kalkıp ayna karşısına geçtim. Sarı saçlarımı saldım ve makyajsız yüzüme baktım. Gayet güzel kızdım. Sarı saçlarım boya olabilirdi ama yüzüme yakışıyordu. Biçimli, ince kaşlarım, masmavi gözlerim, beyaz tenim, fit vücudumla evde kalacak bir kız da değildim. Oflayarak tekrar odamdan çıktım. Salona gidemezdim. Abimin yanına gidemezdim. En iyisi tekrar odama gitmek. Amaçsız gezintimden sonra telefonu tekrar elime aldım. Yine mesaj veya arama yoktu. Bildirim de yoktu. Bu telefon ne işe yarıyorsa? En iyisi çöpe atmak. "Yasemin," diyip kafasını kapıdan uzatan abime baktım. Kesin bir şey isteyecekti. "He abi?" "İçerideki kadınlar gitti. Annemden sen izin alsan da ben dışarı çıksam." İşte şimdi elime düştünüz Yasin efendi. Arkama yaslandım. Yüzümde kendimde gurur duyduğum bir gülümseme takındım ve abim anında pişman oldu söylediklerine. Ama bana ne? Söz ağızdan bir kere çıkar. "Ne kadar istiyorsun Allah'ın cezası?" diyip eli cüzdana gidince onu durdurdum. Genelde para istiyordum ama şimdi durum farklıydı. "Eğer ben de seninle gelirsem izin alırım." "Ne? Hayatta olmaz. Kuyruğum musun sen? Neden beni takip ediyorsun?" Endişeli hali daha çok hoşuma gitti. Avucuma düştün sen abi. "O zaman sevgilinle buluşmayı unut." "Yasemin. Tepemin tasını çıkarma benim. Valla kız mız dinlemem. Dalarım sana." "Anne! Abim bana şiddet uyguluyor. Onun dışarı çıkmasına izin verm..." Abim endişeyle elini ağzıma koyunca gülmeden edemedim. "Sussana mal. Şimdi duyacak. Cidden izin vermeyecek." Elini ıssırdığımda acıyla elini sallamaya başladı. "O nasıl diş ya? Köpek misin kızım sen? Kuduz olur muyum, doğru söyle?" "Ben bilmem. Anneme sor. Malzemeyi o ve babam katmış. Onlar daha iyi bilir." En beklemediğim an kapımın hızla açılıp annemin elinde merdaneyle içeri girmesi oldu. Abim elindeki acıyı unutmuş olmalı ki korkuyla arkama geçti. Hadi ama ya. Sen erkeksin. Niye korkuyorsun ki? "Niye beni rezil ediyorsun bacaksız?" diyip bana doğru yürümeye başladığında geri geri gitmek istedim ama abim omuzlarımdan tutup beni sabitlemişti. Vay hayin, vay. "Anne. Açıklayabilirim." "Neyi açıklayacaksın Yasemin? İçeride yaptıkların hiç hoş değildi. Değil mi anneciğim?" diyip közü alevledi abim. Annem abime hak verircesine başını salladı. "Ama anne. Beni bir dinlesen hak verirsin." "Güzel kardeşim. Sen içerdekilere terbiyesizlik yaptın. Bunun neresinde haklısın?" "Sen sus be!" diyip anneme döndü. Kısasa kısas yapacaktım şimdi. "İkiniz de susun! Bana bak Yasemin. Sen bunca şeyi nerden biliyorsun kızım?" "Haber Bülteni Zeliha Teyze yok mu? O gelip anlatıyordu iş yerime. Ordan biliyorum." "Öldürürüm kız seni. Niye çeneni tutamıyorsun?" Annem merdaneyle koşmaya başladığında abimle aynı anda yatağa çıktık. Ben kapıya doğru koşarken sanırım abim yere yapışmıştı. İtmiş olabilirim azıcık. "Anne, dur. Gözünü seveyim. Ben ne yaptım? Kızını gömdüler. Sen hiç bir şey demedin." "Haklıya ne diyeceğim Yasemin? Gel kız buraya." Koşmaya devam ederken annemde merdaneyle peşimden geliyordu. Bu kadın neden bu kadar hızlı koşuyordu? Salona girdiğimde annemle karşı karşıyaydım. Sağa adım atsam oraya adım atıyordu, sola atsam oraya. Sağa atıp soldan kaçınca beni yakalayamadı. "Anne. Dursana ya." "Seni terbiye etmeden durmayacağım." Evin kapısı açılıp içeri girince merdaneden nasibini babam almıştı. Annem o benim sanıp poposuna vurunca babam şok olmuş bir şekilde anneme döndü. "Ne yapıyorsun hanım?" Annem bana kötü kötü bakarken ben yerde kahkahalar atıyordum. "Kusura bakma Ediz ama ben bu kızını geberteceğim." "Onu anladım da neden benim popoma vuruyorsun?" Gülme. Yeter, Yasemin. Gülme. Ay, yok duramıyorum. "Seni o sandım da ondan." "Ya sabır, ya sabır. Bir gün de şu eve huzurla geleyim ya. Yasin nerede?" "Burdayım baba." Abimin tökezleyerek salona girmesi çorbaya tuz atmak gibiydi. Kafasına buz tutuyordu ve şişmişti. Ayağının üzerine de basamıyordum. Acaba nasıl düşmüştü? O anki heyecandan görmemiştim. Nasıl kaçırırım o sahneyi ya? Bu sefer abimi görünce gülmeye başladım. Bana kötü kötü bakmaları hiç umrumda bile değildi. Babam bana anlam veremiyordu. "Bu kız neden deli danalar gibi gülüyor? Yasin sana ne oldu oğlum?" "Yataktan düştüm baba," dediğinde gülmekten karnıma ağrılar girmişti artık. "Sen yataktan düşmemişsin oğlum. Gökdelenden düşmüşsün. Ağzın, gözün zaten yamuktu iyice yamulmuş." "Yasemin. Gülmesene canım kardeşim. Zaten senin yüzünden düştüm." "Ben ne yaptım ya? Terlik senin kafana geldi. Merdane babama geldi. Ben yine çok şanslıyım." "Ah, ah. O şans bir de evlilikte yüzüne gülse." "Evlilik mi? O ne? İçiliyor mu?" dediğimde babam sabır çekerek dış kapıyı kapattı ve odasına doğru ilerledi. Ben yerde bağdaş kurmuş oturuyorken annem merdaneyle kafama hafif sandığı bir şekilde vurmuştu. "Ah, acıdı ama." Elimle kafamı tuttuğumda tıslar gibi konuşmuştu. "Bana bak Yasemin. Bir daha seni o muhabbetlerin içinde görmeyeceğim kızım. Biri senin yaşınla dalga geçerse 'sana ne? Evlenmiyorum,' de geç. Üsteleme. Ben onlara ayarı verdim ve gönderdim." "Sen onları mı kovdun? Ya sen bir tanesin," diyip yanağını sıktım. Gülümsese bile belli belirsizdi. Annem böyleydi işte. Severdi ama göstermezdi. Huyu bu, biz de onu böyle seviyoruz. Babam annemin ağzından seni seviyorum lafını duyana kadar kapısında yatmak zorunda kalmış. Birkaç gün değil, beş hafta. Siz tahmin edin artık. "Şımarma. Hadi, kalkta yemek koyalım babana. Acıkmıştır." Abime dil çıkarıp yerimden kalktım. Kafama vurduğu anda bağırmaya başladım. "Anne abimin sevgilisi var. Kendi kulaklarımla duydum." Annemin mutfaktan elinde bıçakla çıkması yüreğime indirecekti az daha. Ya acaba söylemese miydim? Abim hani tökezliyordu. Adam uçtu resmen. "Ne dedin sen kız?" "Ne demişim anne?" "Abimin sevgilisi var, dedin." "Ya hanım. Sen inanıyor musun böyle bir şeye?" dedi babam. Haklı. Ben olsam ben de abime bakmazdım. Annem doğru dercesine başını salladı ve ordan abimin sesi duyuldu. "Neden birisi de beni sevemez mi?" İşte kıyamet yeni başlıyordu.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

HÜKÜM

read
225.0K
bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.4K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
526.1K
bc

ÇINAR AĞACI

read
5.7K
bc

AŞKLA BERDEL

read
79.5K
bc

PERİ MASALI

read
9.5K
bc

Siyah Ve Beyaz

read
2.9K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook