GS -2- Salatalık Turşusu mu Lahana Turşusu mu?

1642 Kelimeler
BÖLÜM 2; "SALATALIK TURŞUSU MU LAHANA TURŞUSU MU?" YASEMİN BALCI: Zar zor düzleştirdiğim saçlarımı son kez taradım ve sıcaktan bunaldığım için üfleye üfleye camın önüne geldim. Dışarının kendini soğutmaya mecali yoktu. Ben ne bekliyorsam? Temmuz ayında Mersin cayır cayır yanıyordu mübarek. İnşAllah buharlaşmam ya. "Hazır mısın kuyruk?" Abime gözlerimi devirip çantamı aldım. Abim beni süzerken yüzü şekilden şekle girmişti. "Bu ne lan? Sen daha giyinmemişsin bile. Beş dakikan bile yok." "Giyindim ya," dedim üzerimi gösterip. Kot bir şort ve salaş sarı bir tişört giymiştim. Tişörtü önden bağlamıştım. "Öyle mi? Bacaklar neden görünüyor o zaman? Bu pantolonun devamı nerede?" "İçime sakladım abi. Bu da kısa pantolon işte. Hadi, kızı çok bekletmeyelim." "Kısa pantolon mu? Yav kızım. Tepemin tasını attırma benim. Git, üzerine daha insancıl şeyler giy." "Bir saniye ya," diyip onu süzdüm. Dizinde biten beyaz bir kapri ve beyaz bir tişört vardı. "Hani bunun geri kalanı?" "Bunun modeli bu. Hem sen neden bana karışıyorsun? Seninki daha açık." "Umrumda bile değil Yasin efendi. O şort değişilecek ve uzun bir şeyler giyilecek. İşte o kadar." "Tamam ya. Neden kızıyorsun? Giyerim şimdi bir şeyler," diyip odadan çıkmakta olan abime gülerek baktım. Her defasında aynısı oluyordu. Sesimi kalınlaştırıp ayağımla yerde ritim tutarken abim söylediklerimi yapıyordu. Anlamış olacak ki geri döndü ve bana kızgınca baktı. "Yine aynısını yaptın Yasemin. Sana şunu yapma diyorum. Ayarlarımla oynama benim güzelim, yoksa bir gün çok pis ben senin ayarlarınla oynayacağım. Dengen şaşacak." "Sen önce söylediklerimi anla. Sonra dengelerimi şaşırtırsın. Hadi gidelim. Kız çok beklemesin." "Üstünü..." "Abi. Gidelim," diyip onu susturdum. El mahkûm peşime takıldığında gülümsedim. Yine istediğimi almıştım. Yasemin Balcı isterse olur. Eh, zeki olunca tabii. Abimi de nasıl yöneteceğimi biliyorum. Bunlar bana hep artı puan sağlıyor. Abim arabaya binince ben de son kez aynadan kendimi kontrol ettim. Dün annem bunu öğrenince abime inanmamış, yarın, yani bugün, buluşmaya benim de gelmemi sağlamıştı. Yoksa abim evden çıkamayacaktı. Aklıma gelen fikirle abime döndüm. "Abi. Şimdi bu kız senin sevgilin, değil mi?" dedim emin olmak için. Şimdi kendisi sevgili olabilir ama kızın haberi yoksa işler değişirdi tabii. Abim geveleyerek konuştu. "Yaniii...Sayılır." "Sayılır ne abi? Bunun ortası mı var ayol? Ya sevgilisindir ya değilsindir." "Kız bilmiyor," dediğinde gülmemek için kendimi zorladım. "Nasıl? Ne? Anneme acıdım şu an. Gelini olacak sanmıştı." "Ama kız da beni seviyor. Bundan eminim. Açılacağım en kısa zamanda." "Abi," dedim ona dönerek. Şimdi eğer abimin sevgilisi olacaksa ben görümce oluyordum. Bu durumda o kızı test etmeliyim. Değil mi? Yine çok zekiyim. "Beni sakın kız kardeşin olarak tanıtma." "Ne?" dedi şaşırarak. "Ne diye tanıtayım? Muhtarın kızı diye mi?" "Filmlerde görmüştüm. Kız oğlanı sevmiyor ve yanındaki kız kurtarıcısı oluyordu. Bu durumda ezik konumuna düşmemiş olursun." "Sen bence fazla hayal kuruyorsun," dedi abim umursamazlıkla. Omuz silktim. Ben onun için söylemiştim. Yoksa bana ne? Bu abilere yaranılmıyor zaten. Ben yine de ipleri elime alsam iyi olur. Kızı sevmezsem yapışırım saçına, korum tokatı. Oh, mis. Geldiğimiz sahile göz atıp abime döndüm. Bu sıcakta klimalı yerden çıkmak istemiyorum. Derin bir nefes aldım. Abim bana bakıp anlamaz bakışlar attı. "İnmek için ne bekliyorsun? Düğün davetiyesi falan mı?" "Düğün davetiyeleriyle pek aram yok." "Haklısın. Sana gelse gelse başkalarının düğün davetiyesi gelir. Evde kalmış lahana turşusu seni." "Geç dalganı, sen geç. Ben de içeride seninle dalga geçeceğim," diyip kapımı açtım. Açmaz olaydım. Buharlaşmıştım resmen. Sıcak hava hücrelerimi buharlaştırdı resmen. "Ayh, fazla sıcak." "İçeride klima var. Yürü." Abim elini belime koyunca havaya girdim. Bu yakışıklıyı sevgilim sansalar ne güzel olurdu. Şimdi kız abime varacaksa bence çok şanslıydı. Ne kadar gıcık bir insan olsada mükemmel bir insandı. Klasik kahve tonlarının hakim olduğu kafede abim bana yön veriyordu. Bir kızın yanında durunca ona döndüm ve incelemeye başladım. Ne kadar gıcık bir kıza benziyordu. Kısa ve buğday rengi saçları vardı. Hafif kiloluydu fakat yüzüne yakışmıştı. "Çiğdem?" dedi abim. Sesi mi titredi onun? Heyecanlandı mı? Elime düşdünüz Yasin efendi. Çiğdem baygın bakışlar atarak ayağa kalktı ve istemsizce elini uzattı. Ayh, popom. Sanki elini tutmak isteyen var. "Hoş geldin Yasin. Bu kim?" Direkt beni gösterdiğinde sinirle elini elimin tersiyle ittim ve kenarda olan beyaz koltuğa oturdum. "Ben Yasin'in sevgilisiyim canım. Asıl sen kimsin?" "Öyle mi? Yasin sevgilin olmasına çok sevindim." Abim şaşkınca bana bakarken ben sinsi sinsi sırıtıyordum ve şu an kalıbımı basardım bu kızın sevgilisi vardı. Kız bana dönüp yapmacık bir şekilde gülümsedi. "Ben Yasin'in arkadaşıyım. Beni buraya önemli bir konu konuşmak için çağırmıştı," diyip yerine oturdu. Ama benim mal abim hâlâ bana şaşkınca bakıyordu. Ben dedim lazım olur diye. İyi ki sözü ona bırakmadım. Yoksa bu kız abimi küçümserdi. "Ab...Ah, yani canım. Oturmaz mısın? Anan seni ayakta doğurmadı inşAllah," dedim şirince tebessüm ederek. Kendine gelen abim yüzünde 'bunları sana soracağım' gülümsemesi ile oturdu. "Beni doğuran anam belki sende bir yanlışlık yapmıştır. Ne dersin sevgilim?" "Üvey kardeş falan mısınız?" dedi Çiğdem. Abime laf sokmayı sonraya erteleyip kıza döndüm. "Hayır. Biz böyle anlaşıyoruz. Bazen abi-kardeş, karı-koca olabiliyoruz." "Çok güzel. Biz Yusufla öyle değiliz ya. Bazı konularda o baskın, bazılarında ben. Hiç ortak noktamız yok." "Yusuf kim?" dedi abim sinirlenmemeye gayret ederek. Ovv, birileri fena aşık olmuş gençler, ama platonik. "Sevgilim." "Bundan neden benim haberim yok?" dediğinde abim Çiğdem'in kaşları çatıldı. "Peşimde dolaşacağına bunu sorsaydın öğrenirdin zaten Yasin." "Peşinde dolanmak mı?" dedim sahte sinirlilikle. Kız başını salladı ve abimi bana şikayet etmek için kendini hazırladı. "Adını bilmiyorum, fakat sevgilinin gözleri fıldır fıldır. Bence dikkat et. Gözüne kestirdiği kızın peşinden Allah ne verdiyse koşuyor." "Yasin öyle birisi değildir," dedim inanmayarak. Abim çapkın birisi değildir tanıdığıma göre. Sevmez öyle şeyleri hatta. "Beni görür görmez öyle yaptı ama." "Sen yanlış anlamışsın. Benim sevgilim öyle şeylerle meşgul değildir. Başka bir amacı vardır belki," dedim itiraz ederek. Abimi ilk defa bu kadar çaresiz görmüştüm. Yumruk yaptığı sağ eline elimi koydum. Bana dönüp sadece baktı ve geri Çiğdem'e dönüp yüzüne bir maske taktı. "Her neyse. Nasılsın Çiğdem?" dedi abim konu kıtlığı çeker gibi. Çiğdem abimle ilgilenmeyip telefona bakarken öylesine bir cevap uydurdu. "İyi." Abim çok kötü olmuştu ve benim sinirlerim kat kat artıyordu. Umarım kendime hakim olabilirim. Abim tekrar konuştu. "Garsonluk nasıl gidiyor?" Çiğdem yine umursamadı ve ilgilenmediğimi net bir şekilde ortaya koydu. "İyi." Abime yardımcı olmalıyım diye düşünürken kız telefonu bıraktı ve bıkkınca nefes alıp dirseklerini masaya dayadı. "Sen beni bu sıcakta neden çağırdın? Önemli demiştin?" Abim bocalamıştı. Sanırım artık devreye girmem gerekiyordu. Yoksa bu kızın saçını başını yolacaktım. "Önemi kalmadı canım. Hadi, sevgilim. Gidelim." Ayağa kalkarak abime elimi uzattım. Yüzümde samimi bir gülümseme vardı. Abim de yüzüne aynı tebessümü takınıp elimi tuttu. "Kusura bakma Çiğdem. Önemli sanmıştım, ama sadece sanmışım. Yanılmışım. Üzerine alınma." Abim vurdu, gol! Yüzyılın golü hemde. Kimin abisi be?! Yürü, seni kim tutar koçum. Tezahürat yapmamak için kendimi zor tutuyordum. Abim elimi tutup çıkışa sürüklerken ben gayet havalı havalı ilerliyordum. Elimi bırakır bırakmaz alkışlamaya başladım. "Bravo, brova sana Yasin Balcı. O mükemmel golden sonra bir daha zirveye kimse çıkamaz." Abim havaya girerken onu mutlu etmenin mutluluğunu yaşıyordum şu an. Ne kadar kavga etsekte o benim abimdi ve benden başka kimse onu üzemezdi. "Çok havalıydım, değil mi?" dedi ve saçlarını düzeltti. "Hemen kendine şey sanma. Hadi, gidelim. Yoksa bu harkulade zeki kardeşin buharlaşacak." Abim beni kolumdan tutup göğsüne bastırırken feleğimin şaşırdığına yemin edebilirdim. Anam. Abim bana mı sarılıyordu? Cimciklesem mi kendimi? "Teşekkür ederim lahana turşusu," dediğinde abim inanmayarak kendimi cimcikledim. Ah, canım yandı. Demek ki rüya değilmiş. "Oha, oha, oha!" "Ne oldu?" dedi abim beni bırakarak. "Ne mi oldu? Abi sen bana sarıldın. İnanabiliyor musun? Sen bana sarıldın." "Olabilir öyle şeyler Yasemin. Biz kardeşiz." "Hayır, efendim. Sen Yasin Balcı'sın. Böyle şeyler senin o öküz bünyene uymaz." "Yasemin. İstersen şansını fazla zorlama abiciğim," dedi âdeta tıslayarak. Şirince gülümsedim. "Tamam, tamam. Abi bir kez daha sarılabilir miyim?" "Gel buraya güzelim." Kollarım abimin belinde birleşirken gayet rahattım. Gözlerimi kapattım ve huzuru hissettim. Kavga etsem bile küsemediğim, kızamadığım tek kişi abimdi sanırım. O bambaşkaydı. Çok farklıydı. İyi ki vardı. Vakit varken onlara daha fazla sarılmalıydım. Seni seviyorum demek için ya çok geç olursa? O zaman ne yapardım? Gözlerim dolduğunda bunu düşünmenin faydasız olacağını düşünerek hemen yüzüme bir gülücük kondurdum. "Yaso. Güneş bizi buharlaştırmadan gitsek mi?" "Birkaç dakika daha. Böyle çok rahatım." "Ben de rahatım abiciğim ama güneş bizi kızgın yağ gibi yakacak. O yüzden gitmeliyiz," dedi ve benden ayrıldı. Kendimi boşluğa düşmüş gibi hissediyorum şu an. Abime döndüm. "Abi bugün seninle yatsam? Sarılarak?" "Yasemin. Şımarma. Hadi, abiciğim. Gidelim." Oflayarak tam arabaya binecekken gördüğüm görüntü gülmemi sağladı. "Abi. Çiğdem'e bak." Abim de oraya döndü. Çiğdem sanırım uzun boylu adamla kavga ediyordu. En son elini kaldırıp ona tokat atacakken bir kadın o tokatı durdurdu. "Abi. Çekirdek yok mu?" Biraz daha öne çıkıp olanları izlemeye devam ettim. Tüh ya. Çekirdek yoktu. Anladığım kadarıyla o uzun boylu adam Yusuftu. Tokatı durduran kadın ise Yusuf'un sevgilisi. Yani bu durumda Yusuf Çiğdem'i aldatıyordu. "Oha, oha, oha. Abi. Yusuf, Çiğdem'i aldatıyor mu?" Abim buruk bir tebessümle bana döndü. "Bu kadın tam bir şeytan Yaso. Yusufta dayanamamış belli ki." "Sen niye sevdin onu?" "Seviyorum sandım ama yanılmışım." Başımı sallayıp tekrar oraya döndüm. Birkaç kişi etraflarına toplanmıştı. Çiğdem'in en son bağırtısını duydum. "Allah belanı versin Yusuf." Sonra Yusuf denilen o hıyar bağırdı. "Allah beni büyük bir beladan kurtardı be. Ben seninle hiç sevgili olmadım. Sen hep öyle sandın." Çiğdem küfür mırıldanıp ilerlerken benimle göz göze geldi. Sonra abime döndü ve göz kırptı. Bir dakika ne? Bu kız cidden iğrenç biriydi. Abimin koluna girip ona sinirle baktım. Geri zekalı kız! "Gördün mü? O gerçekten iğrenç biri!" "Bunu şimdi mi fark ediyorsun abi? Kim bilir ne zamandır o adamla kendini sevgili sanıyor. Şizofren falan mı?" "Hayır. Şizofren değil. Sadece yılışık bir kız. Ben onu sadece gülüşü için sevdim sanırım. Yani etkilendim." "Aman her neyse. Hadi gidelim. Buharlaşacağım yoksa," dedim ve arabaya döndüm. Abim yüzündeki buruklukla arkasına dönerken ben aklıma gelen fikre gülümsedim. Araba kapısına yaslandım ve abime döndüm. Artık abimin hayatında kimse yoktu. "Abi şimdi sen nesin?" "Ne? Neyim ben?" dedi anlamayarak. Daha çok gülümsedim. "Salatalık turşusu mu, lahana turşusu mu?" Ne dediğimi anlamış olacak ki sırıttı. "Pancar turşusu kardeşim. Hani o sap olandan." Kahkahalarla gülmeye başladım. Sanırım gülmek için çok sebebim vardı... *** 2.BÖLÜM SONU
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE