GS -3- Turşular Aşkına

1403 Kelimeler
BÖLÜM 3; "TURŞULAR AŞKINA" YASEMİN BALCI; Mesainin bitmesine daha iki saat vardı ve şimdiden canım sıkılmaya başlamıştı. Kendime eğlenmek için bir şeyler bulmam gerekiyordu ama nasıl? Öfledim ve benim gibi yalnız olan telefonumu elimde çevirdim. "Canım sıkıldı," diye mırıldandım. Hem saptım hem yalnız. Sabahtan beri müşteri bile yoktu. "Tembellik etme." Benim aksime sabahtan beri arı gibi çalışan iş arkadaşıma göndürdüm başımı. Elindeki kutuları kenara koyuyordu. "Tembellik doğamda var," diye söylendim. Gülümsedi ve karşıma geçti. "İnan bana senden daha tembel bir insan görmedim. Oturduğun yerden para kazanıyorsun." "Çalışmak bana göre değil. Ne yapabilirim? Bak, müşteri geldi. Sen bir bak," diyip tuvalete gider gibi yaptım. Bu benim işten kaçma tekniğimdi. Gülümsedim. Yine başarmıştım. Kadın kendine ait bedeni iş arkadaşıma sorarken ben telefonu elime aldım ve fotoğraf çektim. Ne zamandır instagrama fotoğraf atmamıştım. Takipçilerimin gözleri bayram etsin bari. Sanki çok fazlaydılar da. Sarı saçlarımı yana attım ve sağ elimi başımın arkasına koydum. Birkaç denemeden sonra beğendiğim fotoğrafı atmaya karar verdim. İlk seferde güzel çıkmıyordum. Ne yapayım?  yaseminball_: 'Şimdi soruyorum size: Size kanacak bir kız gibi mi duruyorum?' Attıktan sonra birkaç fotoğraf beğenip çıktım. Yine sıkıntım gitmemişti. Patronun bana bağırmasıyla seri bir hareketle telefonu arka cebime koydum ve yan tarafımdaki askılıkları düzeltiyormuş gibi yapmaya başladım. Hadi, ama sen bugün gelmeyecektin. Niye geldin moruk? "Yasemin. Ah, evet. Burdaymışsın. Songül'ün elleri dolu. Bir el atıver de yeni malları içeri taşıyalım." Anlatsana biraz. Neden ben? Keşke o müşteriyi alsaydım. Daha çabuk biterdi işim. Bu işten nasıl sıyrılabileceğimi kafamda tasarlamama rağmen uygulamaya geçiremedim. Nedeni bu moruğun beni iyi tanımasıydı. "Boşuna kaçma planları yapma. İki dakika sonra kapıda ol." "Peki," dedim, istemeye istemeye. El mahkûm gidecektim. Telefonum titrediğinde çıkardım ve fotoğrafıma gelen yoruma tıkladım. Yoruma bak lan! Ayh, popom. Çokta umrumdaydın sanki. denizzzzz: Birilerine kanmadığın için yalnızsın canım. Öptüm, ailene selamlar. Peki, sorarım size. Ben bu yorumdan aşağı kalır mıyım? Tabii ki hayır. Elim klavyede gezerken laf sokmanın verdiği coşku ve gazla dışarı ilerledim. yaseminball_: Hayır, canım. Kaliteli insan olduğum için senin gibi iki günde kapının önüne konmuyorum. Ailene selamlar. Patron dışarıda beni beklerken ben gelen kırmızı kamyonun arkasındaki mallara bakıyordum. Ne çok kıyafet vardı böyle! İstesem bitiremezdim. Tırnağımı dişlerimin arasına koydum ve tam arkama dönüp gidecekken bana seslenmesiyle durdum. "Nereye gidiyorsun Yasemin? Hadi, gel. Yarım saate bitiririz." Oha! Çüş! Deve! Yarım saat ve ben. Olmaz. Yapamazdım. Bünyem alışık değildi. Bu kovulduğum on birinci yer olmaması için arkamı döndüm ve kamyona doğru ilerledim. "Şu ayırdıklarım depoya gidecek. Hepsinin yerini ezberle. Kıyafetlerden beden kalmazsq çıkartacağız." Sağ tarafa ayırdığı kıyafetlere bakarken bunları nasıl ezberleyeceğimi düşünüyordum. Aslında ezberim iyiydi. Bu yüzden bu konuda zorlamazdım. Çünkü Yasemin Balcı olmak bunu gerektirir gençler. "O zaman başlıyorum?" *** "Hepsi senin yüzünden. Ölüyorum. Bu genç yaşımda sap olarak ölüyorum. Allah'ım sen kurtar beni." Ben söylenirken etraftakiler şaşkın şaşkın bana bakıyordu. Patronumuz Halil Bey ellerini göğsünde birleştirmiş, ne yaptığımı sorgular gibi bakıyordu. "Ölüyorum be adam! İnsafınız yok mu sizin? Gebereceğim şimdi. Ah, ah. Keşke o kıyafetleri ben yerleştirmeseydim. Canımdan kıymetli miydi sanki?" Patron karşımda üflerken ben sahte ağlamalarıma devam ettim. Etraftakiler bana bakıp gülüşüyorlardı. "Ya, siz nasıl insansınız? Ölüyorum ben. Siz gülüyorsunuz. Pü, insanlık namına bir şey kalmamış sizlerde." Daha fazla gülmeye başladılar. Şimdi, düşündüm de neden kimse beni kameraya almıyordu? Ne güzel ünlü olurdum! İnsanlar yılandan, örümcekten ünlü olabiliyor, ben de bundan ünlü olurdum işte. "Çekin beni!" diye bağırdığımda insanlar şaşkınca bana baktı. Arka cebimden çıkardığım telefonu kızın birine uzattım. "Güzel çek ama." Başını salladı ve ben sahte ağlamalarıma devam ettim. "Ah, insanlarda merhamet kalmamış. Gözlerini para hırsı büyülemiş. Sosyal medyada nasıl ünlü olurum, diye birbirleriyle yarışıyorlar resmen. Bense ölüyorum. Hayallerim vardı daha..." "Ne oluyor burada?" Bir tok ses her şeyi bölmüştü. Kafamı sesin sahibine döndürdüm. Şaşkınca bana ve kameraya bakıyordu. "Ölüyorum," diye cevap verdiğimde dudağı alayla kıvrıldı. "Ölüyorsun. Hem de kamera eşliğinde öyle mi? Ben nedense senin ünlü olmaya çalıştığını düşünüyorum." Sinirle ona bakarken bu sefer başka bir adam geldi ve bana bakarak konuşmaya başladı. "Hanımefendi, kamyonetin altından kalkar mısınız? Yoksa gerçekten ezilip öleceksiniz. Gitmemiz gerek." İnsanların gülmesi artarken ben sinirle yerimden kalktım ama kafamı vurmayı ihmal etmemiştim. Acıdan gözlerim dolarken içimdeki hırsla bal gözlü adama doğru yürüdüm. Bu adam neden bu kadar tanıdık geliyordu bana? "Bana bak. Ben ünlü falan olmak istemiyorum. Anladın mı? Eğer öyle olmak istesem taş gibi kızım mübarek gider bir firmada işe girerim." "Hadi ya," dedi alayla. Sanırım benim sinir katsayımı test ediyordu. "O işler o kadar kolay değil yalnız." "Sen çok mu biliyorsun ya? Giymişsin takım elbiseyi geçmiş karşıma bana maral okuyorsun." "Evet, çok biliyorum. Şimdi, izin verirsen çekim başlayacak. Kenara çekil." "Ne?" dediğimde karşımdaki karavana baka kaldım. Tabii ya, bu adam oyuncuydu. Hem de çok ünlü bir oyuncu. Birkaç sene önce aşık olup tanışmak istediğim ama sonra hayallerimde yaşattığım adamdı. Ben nasıl tanımamıştım onu? Ama bu beni eziklediği gerçeğini değiştirmezdi. "Sana bunun hesabını soracağım." Koşa koşa içeri girerken arkamdan bağırdığını duydum. "Bekliyor olacağım çalı süpürgesi!" Çalı süpürgesi mi? Yan tarafımda duran ayakkabı reyonundan elime geçen en ağır ayakkabıyı aldım ve dışarı ilerledim. Elindeki kağıtlara bakıyor ve mırıldanıyordu. Sanırım senaryo okuyordu. Tüm gücümle ayakkabıyı ona fırlattım. Kafasına gelmesiyle elimi yumruk yaptım ve yukarıdan aşağı doğru indirdim. "İşte bu! Yasemin Balcı. Aferin kızıma." "Lan, kaşım patladı sanırım." O, ortalığı ayağa kaldırırken ben içeri girdim ve lavaboya ilerledim. İçimde tarifsiz bir mutluluk vardı. Onu yenmiştim. Gerçi ben hiç yenilmemiştim. Dışarıdaki bağrışmalara tebessüm etmeden duramıyordum. Üstümü başımı düzelttim ve makyajımı kontrol ettim. İyi bari, çok bozulmamıştı. Lavabonun kapısı hızlıca açılınca irkildim. Sanırım altına yapacaktı gelmiş olan kişi. Selda korkuyla bana bakıyordu. "Yasemin," dediğinde beni de bir endişe sarmadı değil. Aynadan onun yansımasına bakarken duyacaklarım beni sinirlendirecekti sanırım. "Patron seni çağırıyor. Galiba..." Devamını getiremediği cümleyi bıkkın bir ifadeyle ben tamamladım. "Kovuldum. İyi bari, evde yatarım biraz." Lavabodan çıkıp patronun odasına ilerlerken köşede ünlü oyuncuya pansuman yapıyorlardı. Gülmeden edemedim. "Kırmızı yakışmış. Mor daha çok yakışır ama," dediğimde tüm yüzler beni buldu. Adam, ki ünlü olmasına rağmen adını unuttum, bana öfkeyle bakıp ayağa kalktı ve karşıma geçti. "Sen attın o ayakkabıyı, değil mi?" Gözlerimi devirdim. Salak mıydı bu adam, yoksa rol mü yapıyordu? Gerçi oyuncuydu. Rol bile yapıyor olabilirdi. "Turşular aşkına! Ne münasebet . Ben insanların kafasına bir şey fırlatmam. Onlar beni görünce zaten düşüyorlar." "Fazla iddialısın," diyip beni süzdüğünde duruşumu dikleştirdim. "Ponponlu terliklerin çok hoşmuş." Tebessüm ettim ve kimse duymasın diye ona doğru yaklaştım. "Benden duymuş olma ama kafandaki şişlik baya yakışmış." İkimizin yüzündeki alaycıl bakış birkaç dakika silinmedi. Birbirimizin gözlerine öyle iddialı bakıyorduk ki sanırsın düşmandık. Gerçi bu saatten sonra kesin düşmandık. Bu anı bozan bir bağırma, pardon, kükreme sesiydi. "Yasemin odama!" Ünlü oyuncuya dil çıkartıp arkamı döndüm ve usul usul yürümeye başladım. Çirkefliğimi bir kenara bıraktım. Şu an çitkefliğim beni kurtarmazdı. Siyah kapıyı çaldım ve içeri girdim. "Beni mi çağırdınız?" Sesim olduğundan daha ince ve kibar çıkıyordu. Benden beklenmeyecek kadar iyi huyluydum şu an. "Bu kaçıncı vakan senin? Daha kaç defa uyarmam lazım seni?" "Ama beni bir dinleseniz..." "Sus! Hep aynı cümleyi tekrar ediyorsun. Dinlersem seni anlayacakmışım da sen haklıymışsında. Kes şu bahaneleri." "Aa, hep ben haklıyım ama siz dinlemiyorsunuz ki..." "Kapa çeneni. Seni babanın hatrına burada tutuyorum ben. Haddini aşma ve müşterilere düzgün davran. Yoksa hem senin hem de babanın işine son veririm! Duydun mu beni? Bu kadar cıvıklık fazla artık. Egon yaşından büyük, tembellik desen diz boyu ama sorsan çalışan, iyimser bir kızsın. Benim sınırlarımı zorlama." Dayan, Yasemin. Dayan. Sakın laf sokma. Babanın hatrına sus Yasemin. Ama yok. Olmaz. Bu adamın söyledikleri çok fazlaydı. Her şeyi anlardım ama babamı işinden etmesi. İşte bu biraz sıkardı. Şimdi, kozları oynama zamanıydı. Ellerimi kahverengi masaya vurup keltoş müdürüme yaklaştım. Gözlerimde onu küçümseyen ve aşağılayan bir bakış vardı. "Şimdi, sen beni dinle. Bana istediğin her şeyi yapabilirsin. Kovabilirsin, sövebilirsin ya da ne yaparsan yap! Ben altından kurtulurum nasılsa. Ama babama dokunacak olursan, benim yüzümden ona zarar verirsen işte o zaman sana burayı dar ederim keltoş!" "Sen beni ne hakla tehdit edersin? Şimdi, hem seni hem babanı kovuyorum. Fabrikayı arayacağım ve..." "İyi," dedim umursamaz ses tonumla. Ellerimi göğsümde birleştirdim ve ona üstten bir bakış attım. "Huriye teyzem iyidir inşAllah. Yanına uğrayacağım da karının. Öğrenmesin bence." "Neyi?" dedi korku dolu bir sesle. Tehlikeli bir şekilde gülümsedim. "Karını aldatıyorsun ve ben ona bunu söylesem senin donuna kadar alır. Çünkü senin giydiğin don bile onun. Şimdi, seçim senin. Ya bana karışmazsın ya da karına her şeyi söylerim." "Yalan söyleme. Hadsiz," deyip elini kaldırdığında elini tuttum ve sert bir ses tonuyla konuştum. "Andım olsun ki yaparım. Elimde kanıtım var. Boşuna çeneni yorma." "Seni süründürürüm." "Denemeye bile kalkma. Tek bir ses kaydıyla hayatını mahvederim senin." Ve yine zafer benim. *** 3.Bölüm Sonu
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE