8.BÖLÜM; "BENİMLE PROBLEMİN VARSA BU SENİ İLGİLENDİRİR, BENİ DEĞİL."
YASEMİN BALCI;
Gökyüzü ne kadar da güzeldi bugün. Denizle mavilerini paylaşmışlardı sanki. Aralarındaki renk uyumu insana huzuru tattırmaya and içmiş gibiydi. Yeşil palmiye ağaçları, bu güzel tablonun süsü gibiydi. Havadaki o yağmurdan sonra içimize işleyen muhteşem kokuya diyecek sözüm bile yoktu. Tekrar derin bir nefes aldım ve ayağa kalktım. Bir süre şehirden uzaklaşmak iyi gelmişti. Yağmurda yürümüş, kulağıma fısıldayan şarkılara eşlik etmiştim. Bazen böyle kaçamaklar iyi geliyordu bana.
Telefonu cebimden çıkardım ve saate baktım. Mesaim başlayacaktı birazdan. Seri adımlarla ilerlemeye başladım. Birkaç saat erken çıkmıştım evden yalnız kalmak için. Şimdi gidip izin alacaktım. Annemle pazartesi pazarına gitmem gerekiyordu. Söz vermiştim. Yalnız tek bir sorunum vardı. O da patronun karşısına nasıl çıkacağımdı. Öfledim ve otobüs durağında beklemeye başladım.
Kulağımdaki kulaklık bangır bangır şarkı sözlerini söylerken ben de içimden ona eşlik ediyordum, gözlerim kapalıydı. Egoist bir insandım ama kendime egoisttim sadece. İnsanları kırmamaya özen gösterirdim mesela. Egom şimdiye kadar sadece bana zarar vermişti ve ben bundan şikayetçi değildim.
Yağmur taneleri saçımı ıslatırken gülümsedim. Yağmuru çok severdim. Keşke yağmurla kirli duyguları yıkayabilseydik. O zaman dünya ne kadar güzel olurdu, değil mi?
Israrla önümde korna çalan siyah camlı arabaya öfkeyle baktım. Ne istiyordu sabah sabah içindeki kişi? Belasını arıyorsa tam insanına denk gelmişti. Öfkeyle açılan cama doğru ilerledim.
"Ne diye şu düt düt şeyini çalıp insanların beynini yokluyorsun kardeşim? Kimi bekliyorsan ara onu, gelsin. Çalıp durma. Bu da kafa yani."
İçindeki kişi bir anda bana dönünce tanıdık yüzle yüzümü ekşittim. Neden her taşın altından bu çocuk çıkıyordu?
"Seni aramak isterdim ama numaran yok. Verirsen olur."
"Zeki çocuk seni," dediğimde tebessüm etti. Kapıyı açıp yanıma geldiğinde herkes bize bakıyordu. Neticede Giray ünlü biriydi ve benim yanımda olunca insanlar yanlış anlıyordu. "Ne yapmaya çalışıyorsun sen?"
"Seni işe bırakacağım," dediğinde birkaç adım geriledim. Bu çocuk beni cümle aleme rezil etmeye çok merak sarmıştı sanırım. "Ben giderim. Şimdi, hemen git. Senin yüzünden herkes bize bakıyor ve yanlış anlıyorlar."
Bize bakan herkese dönüp sırıttı Giray. Daha sonra sesini yükseltip konuşmaya başladı. "Hepinize merhaba. Yanlış anlamayın. Bu kızla bir problemim var da. Yoksa hâlâ bekarım."
Sinirle yumruklarımı sıktım. Birazdan saç başa kavgaya girecektim bu çocukla. Ben de aynı şekilde sesimi yükselttim. "Benimle problemin varsa bu seni ilgilendirir. Beni değil!"
"Problemi çözmek için de sen gereklisin, değil mi?"
Sabır çekerek yanından ayrılacaktım ki kolumdan tuttu beni. Kaşlarımı çatarak öfkeyle bal rengi gözlerine baktım. Bu adamı mı beğenmiştim zamanında ben?
Hay, zevkime edem. Bu nasıl tip?
"Özür dilerim," dediğinde kolumu ondan kurtarıp göğsümde birleştirdim. O kadar kısık söylemişti ki çevredeki kimse duymamıştı. Alayla sırıttım. Bu sırıtışıma anlamaz bir ifadeyle baktı. Tabii anlamazsın şaşkın. Sen Yasemin Balcı'yı tanımıyorsun çünkü. "Efendim? Bana deli gibi aşık mısın?"
"Ne?" dedi korkuyla. Hadi ama, bana aşık olmak bu kadar korkunç olmasa gerek. "Ne saçmalıyorsun sen?" dedi çevreye tedirgin bir bakış atıp. "Utanma canım. Hayatta herkes herkese aşık olabilir. Ne yapalım? Seninki de tek taraflıymış. Çekinme, söyle."
"Çalı süpürgesi," dedi dişlerinin arasından. Biri şu çocuğa saçlarım sarı olduğu için çalı süpürgesine benzemediğimi anlatması gerek. "Ben sana aşık değilim! Daha fazla konuşma. Yoksa adımız çıkacak."
"Merak etme Giray. Bir gün karşına seni sevecek birisi çıkar zaten. Benden vazgeç. Olmaz bizden."
"Sen kaşındın," diye mırıldandıktan sonra o da tehlikeyle sırıttı. Neden bir anda ipin onun tarafına geçtiğini hissetmiştim? "Böyle söyleme lütfen. Biliyorsun. Dün beraber yemek yediğimizde beni sevdiğini söylemiştin. Ne değişti şimdi? Karakterin mi?"
Ağzım açık bir şekilde ona bakarken duraktaki herkes bize şaşkınca bakıyordu. Bana yaptığı ima camımı sıkarken ben de oyunu devam ettirmek için ağzımı araladım. Ben başlatmıştım ve ben bitirecektim. "Hayır. Sen beni aldattın Giray. Şimdi de karşıma geçmiş karakterimin değiştiğini söylüyorsun. Karaktersiz olan sensin."
Aldatmak mı? Cidden ağzımdan çıka çıka bu mu çıkmıştı? İş çığrından çıkıyordu artık. İkimizden birisinin susması gerekiyordu ama o kişi kesinlikle ben değildim. "Seni aldatmadım. Ben seni seviyorum, sen de beni. İnat etme işte."
"Ne? Beni mi seviyorsun?" dediğimde o da benimle beraber şaşırdı. "Ne? Hayır, seni sevmiyorum tabii ki."
Kahkaha atmaya başladığımda kırdığı potu anlayıp dudaklarını birbirine bastırdı. Etraftakiler hâlâ şaşkındı ve bu söz üzerine daha fazla şaşırdılar.
"Madem kızı sevmiyorsun, ne diye oyaladın onu?" Konuşan amcaya hak verircesine başımı salladım. Giray girdiği olayı hâlâ idrak edememiş gibiydi. "Bu kız şeytan amca. Siz böyle göründüğüne bakmayın..."
"Ayıp ayıp. Kız kötü birisi diye onu aldatman gerekmez. Bir de ünlü olacaksın. Terbiyesiz." Teyze onu kınayan bakışlar atarken bir anda herkes Giray'a iğrenircesine bakmaya başladı. Vicdanıma oturan öküz ile öfledim. Buna ben sebep olmuştum. Düzeltmem gerekiyordu.
"Annem hep bana senin gibi damat istediğini söylerdi. Bunu yaptığını öğrense, ki öğrenecek videoya aldım, o zaman senden nefret eder. Ki edecekler."
Yirmili yaşlardaki genç kız elindeki telefonu salladı. Tabii ya, bir tek bu kız videoya almıştı. Eğer ondan alırsam telefonu kanıtlar yok olurdu. "Bravo," dedi Giray beni sahteden alkışlarken. "Amacına ulaştın mı bari? Beni rezil ettin. Tebrik ediyorum seni. Ne yaptım ben sana? Neden nefret ettiğini bile bilmiyorum ama hata bende. Sana o gün yaptıklarım için üzüldüm ve yanına geldim. Keşke gelmeseydim. Ben sana ne yaptım?"
"Giray..." Üzgün ses tonumla konuştuğumda buna aldırmadı bile. Umursamaz bir şekilde güldü. "Bir daha ne sen benim karşıma çık ne de ben. Ayakkabının hesabını aldım zaten. Bu sana yeter."
"Beni dinler misin?"
"Ne dinleyeceğim be! İnsanlara rezil ettin beni. Nedensiz bir şekilde yanına gelesim geliyordu ve her boşlukta iki haftadır yanına geliyorum. Durmadan beni tersliyorsun, kavga ediyorsun. Söylesene neden?"
"Ben böyle bir insanım..."
"Sen iğrenç bir insansın."
Gözlerim dolduğunda o çoktan arkasını dönüp gitmişti bile. Etrafımız daha da kalabalıklaşmıştı ve herkesin elinde telefon bizi çekiyordu. Sinirle kendime söylendim. Bu kavgacı yanım hep başıma dert oluyordu. Bu yüzden ne sevgilim ne de en yakın arkadaşım olmuştu şimdiye kadar,Derya hariç.
"Ne bakıyorsunuz be? Ayı mı oynuyor? Ver kız sende şu telefonu."
Kızın üzerine saldırıp telefonu aldım. İlk başta afallasa bile telefonu kamerada olduğu için galeriye girdim. Kız üzerime saldırdığında telefonu almaması için arkamı döndüm ve aldatma videosunu sildim.
"Derhal çektiklerinizi silin. Hepsi bir şakaydı. Girayla role hazırlanıyorduk," diyip aklıma gelen ilk yalanı söyledim. Herkes şaşkınca bana bakarken ben yalanı sürdürdüm. "Ben tiyatroculuk okuyorum. Giray da bana yardım ediyor. Bu benim sınavımdı. Şimdi, okuluma rapor vermeye gitti. İnsanların içinde cesaretli davranabiliyor muyum, onu test ettik. Silin çektiklerinizi. Yoksa sizi polise veririm."
Çeken kişiler telefonlarını eline alıp videolarını silerken ben de onları kontrol ediyordum. Uydurduğum yalan gayet yaratıcıydı bence. Etraftaki kalabalık dağılmaya başladığında benim de otobüsüm gelmişti.
Akbili basıp en arkadaki boş yere yürüdüm. Ellerimi göğsümde birleştirdim ve geçtiğimiz yolları izlemeye koyuldum.
Hırçındım, asiydim. Kimseyi kolay kolay sevmezdim. O kişiye kanım ısınmadıysa bana iyi bile gelse o kişiyle aram iyi olmazdı. Giray da tam o zamana denk gelmişti. Sanırım bu yüzdendi ona hıncım, öfkem. Kamyonun altına yattığım zaman beni tüm mahalleye rezil etmişti, üstelik adımız çıkmıştı. Bunların hıncını ondan çıkarıyordum belli ki.
Öfledim. Bu çocuk nerden çıkmıştı karşıma? Neden çıkmıştı? Ünlü olması ise işin cabasıydı. Eğer magazine düşersem annem beni terlik yerine merdane ile kovalardı bu sefer. Ama en önemlisi Giray'ı rezil etmiştim.
Sanırım Giraydan özür dilemem gerekiyordu.
***
8.BÖLÜM SONU