Bir İlk

1597 Kelimeler
Dünden bugüne burası her ikisinin hep gelmek isteyeceği mekanları olmuştu. Bu sefer araba ile gelmişlerdi ki bunu isteyen Yiğit olmuştu. İslim dışarı çıkınca o da elinde içki ve kadehle beraber çıktı. Araba üşürse ısınmak için yanlarındaydı. "Yaraların hızla düzeliyor." bu iyiydi. "İki bardak." fazlası onun yaralarına yarar sağlamazdı. Aksine içki uyuşturur ve yaraları kabuk bağlarken açılabilirdi. Arabanın kaputuna yaslanınca yanına bıraktığı ve içki şişesinden doldurduğu içki bardağını da ona uzattı. Üzerinde ince elbisesi ile olan İslimi kendine çekmişti ki amacı ısıtmak ve içki de az sonra nasılsa her ikisini ısıtırdı. O vakte kadar bu işi içkinin yerine kendi yapmak istemişti. "Bunun içinde yalnız içki değil, azdırıcı ürün var." İslim'e bu şarabı almayalım dese de ısrar etmiş ve onu istemişti. Uyarıyordu ki Yiğit iki bardak bile olmuş olsa kanlarına girince onlara ne olacağını her ikisi de, biliyordu. Neden bu kadar ısrar etti ise Yiğit onu kıramamıştı. Başka yerde birlikte içelim fikri de İslim değil ondan çıkmıştı. Zaman doğru olsa da mekan yanlıştı. İçtikleri yanlış olsa da kişi doğruydu. Yiğit doğru yanlış tespiti yapıyordu ki bu işin sonu umalım güzel bir yere varsındı. Yiğit kendine de bir bardak doldurdu. Adının hakkını fazlaca veren içecek tadı güzeldi fakat keskin limon genzini yakınca İslimi çok daha kendine yasladı ve sıcağına çekti. Yiğit söylemeliydi bu ürünü ilk kez kullanıyordu. Mekanlarda bile olsun bu tür ürünleri çok tercih etmezdi. Sonuçta etken madde kafa bulandırmak ve rahatlatmak değildi. İçindeki ateşi çoğaltmaktı. "Bilerek aldırdın, bana bu içeceği." sitemliydi. Sanki kanlarında az istek var gibi bir de içki ile bunu destekliyorlardı. Yiğit aklının ayarına tükürmek istiyordu. Almamalıydı. İslim'i bir şekilde ikna etmeliydi. Ama ilk o bunu istemiş ve Yiğit de bir şekilde kabul etmek durumunda kalmıştı. İslim'in onun ayarları ile oynamak gibi olağanüstü yetileri varken hemen hayır da diyememişti. Kalçalarını onun kasıklarına yaslayan kızla yüzünü onun boynuna soktu. "Uslanmaz kadın acaba ben burda kime diyorum." o kalçaları uslu dursun, istiyordu. Aleti daha şimdiden harekete geçmişken sıkı kalçası ona sürünüp durmasındı. İçki etti diyecekti de etki etmesi yarım saati bulurdu. Bu uslanmaz kadının onunla da oynuydu. Yiğit bu oyna ayak uydurdu. İçkiden bir yudum aldı ve tek dikişte kalan kadehini bitirdi. Bu kadının yanında limonun ekşisini bile hissetmiyordu. Dilinde öyle uyuşukluk hissi vardı belki de etken madde yarım saat değil hemen etkisini gösteriyordu. "Sen uslu uslu durduğuna göre içinde öyle azdıracak pek bir şeyde, yok Yiğit." o vardı ya, yetmez miydi? Onun omzunu ısırdı. Bu kadının omuz silkmelerini seviyordu. Yine de bunu onu uyarmak için yaptığı ve uyarı doluydu. "İslim bana senin ilkin olmadığını söyle." İslimi çok tanımıyordu. Yakınlaşacaklarsa bile ona göre durması gereken yeri bilirdi ve yaklaşımı ona göre sağlardı. Bu yüzden, daha çok sormuştu. Ama kasılan vücudun ne için kasıldığını anlamadı. Sonradan aklına bir soru dank etti. "İlk." lanet olsun, bu kız ciddi miydi? Yiğit onun gözlerine baktı. O gözlerde yalan aradı ama yoktu. Lanet olsun ki yoktu. Tamam bir kadının ilki olmak değerliydi ama o birkaç kadınla birlikte olmuşken bu İslim'e bildiğin haksızlık olurdu. İslim ilk gördüğü andan itibaren Yiğit ona değer veriyordu. Aklı daha şimdiden bulanmışken yanlış bir şeyler yapmak onunla istemiyordu. "Gidiyoruz." Yiğit ona bu haksızlığı yapmak istemiyordu. Kanlarına kaynayan bir azdırıcı içecek varken Yiğit, ona tonlarca azdırıcı içirseler, yine de zarar vermezdi. Bu karar akli selim alınması gereken bir karardı. Daha kendindelerken en azından bu kararı verseler çok daha iyi olacaktı. Onu kolundan tutup arabaya bindireceği sırada durduran da, İslim oldu. "Sorun değil, Yiğit. Bu vakte kadar kimse ile birlikte olmamış olabilirim fakat bu hiç kimse ile de o türden yakınlaşmadığım anlamı da taşımaz. Bırakalım buna zaman karar versin. O kişi sen olacaksan benim ve senin kararın olsun." İslim böyle ikna edici konuştukça Yiğit ona hayır demekte zorlanıyordu. Bir yanı onun ilki olmaya kendini layık görmese de diğer yanı kimseyi de buna layık görmüyordu. İçindeki fırtınadan İslim'in haberi yoktu. Burda verdiği karar yalnız basit bir ilişki ve yakınlaşma kararı değildi. İslim ve onun ne kadar ileri gidebileceklerinin ve bu kadının sınırsızlığı daha çok onu korkutuyordu. "Buraya gel." iyice üşüyen kızı ona dayanamadı ve bacakları arasına aldı. Burnunu boynuna yasladı ki onu ciğerleri oksijen istemiş ve soluksuz kalmışcasına derin derin, Yiğit soludu. Bazı şeyleri ağırdan alacaklardı. Alsalar da sorun değildi ki bunu Yiğit öyle ya da böyle gerçekten istediğini biliyordu. İslimin ilki olmak! İslim ona fazla ama başkası da ona az gelirdi. Bu kız onda derin dehlizdi. İçkilerinden yudumladılar. İslim onun söylediği gibi iki bardağı aşmazken o da yalnız iki bardak içkiden içmişti. Sorun şuydu, içki kanlarında geziyordu. Yiğit şimdiden sıcaklık onu sınırlara getirmiş ve çok iyi olduğu söylenmezdi. Yiğit üstündekini çıkardı. Etrafta onlardan başka kimse yoktu. Zaten burayı çok bilen ondan başka kimse olduğunu da sanmıyordu. Üç yıldır geliyordu ve onun dışında kimseyi burda görmemişti. Buna dayanarak söylüyordu. Nerdeyse bir saattir ayakta oldukları için İslim üşüyünce arabaya geçtiler. Işığı özellikle söndürmüştü ki şehrin ışığı burda onlara yetiyordu. Yiğit klimayı çalıştırdı. Dışarısı soğuk olsa da alkol yüzünden onların dışı değil fakat için için içleri yanıyordu. İslim'de aynı onun gibi olmalı ki onun kucağına oturan kızla, Yiğit içine derin bir soluk çekti. İşte başlıyorlardı. Boynuna sokulup aynı onun gibi kokusunu soluyan kızla nefesini tuttu. Erkek ve kadın aynı değil ve bir de olmazdı. Burnunu sürtüp dilini dokunduran kız ile onun ondan geri çekilmesine de izin vermedi. Onun sıyrılan eteği ile bacaklarını avuçlamış ve Yiğit sabrının sonuna onun tenine dokunuşu ile bu sayede gelmişti. Basit bir dokunuştu ama yakıcıydı. Onu kendine çekip eteğinin kalçasına kadar toplanmasına müsaade etti. Kalçasına sıyrılan etek ile onu kendine, şişkin erkekliğine yaklaştırıp, bastırdı. İslim omzundan başlayıp göğsüne dili ile yol çizerken elbisenin fermuarını Yiğit aşağıya indirdi. Omzundan düşüp ona öylesine güzel bir manzara sunmuştu ki Yiğit bu manzara karşısında duramamıştı ve onunla yerlerini değiştirdi. Arabanın koltuğunu aşağı indirip onu yavaş ama tutkulu öpmeye başladığında sürekli aklından tam burda durmalarını söylüyordu. Ama bu öylesine güçtü ki bacak arasına İslim kendini yasladığında tek istediği daha fazlasının da olmasıydı. "Seni rahatlatacağım." Yoksa, aksine Yiğit dursa da İslim durmayacaktı. Yiğit bundan emindi. Emin olduğu diğer bir şey ise onu kırmak ve yanlış kararlar şu an almasını istemiyordu. Bu kadını kendinden korumaya çalıştığına inanamıyordu. Belki de barda kalmalılardı. Kalmalılar ve orda vedalaşmalılardı. Bu yakınlaşmaya başka erkeklerle de sağladığını düşünerek onun incinmeyeceğini düşünmüş ve bacak arasına rahatça girdi. Titreyen ve utanan bir İslim vardı ki bacak içlerini öperek ona bu işin sonunda güven verdi. İleri gitmeyeceklerdi. Yalnızca Yiğit onun ondan istediğini verecek ve bundan utanıp sıkılacak kadar da bir şey de olmayacaktı. Sonrası onun iç çamaşırını iki parmağı arasına sıkıştırıp onun gözlerine baktı. Bu safirlere ölürdü ki onun baş sallaması ile tenindeki içliği çıkartarak onlar için bir ilke imza attı. Yiğit onun için bilindik ve istediği yere geldi. Aslında bu belki İslim için değildi onun için ilkti. Yine de yaklaştı. "Rahatla güzelim." İslim güzel bir kızdı. Diğer güzel olan şeyler bu kızın yanında hiç kalırdı ve asıl güzel olan güzellik kelimesinin onda ve sonuna konulan aitlik takısı onun olduğu ve onda güzel olduğu hitabıydı. Güzelim demek güzel olduğu anlamı ile birlikte güzel görmeyi isterdi. Oysa Yiğit ona aitlik katmıştı. Ona ait olan güzeli kendine katmak istemesine rağmen durduran da tam olarak buydu. Ona aitse kırmaması gerekirdi. "Yiğit..." ona baktı. Öperek ısıttığı bacaklarını öne doğru çekerek burnunu sıcak ve nabız gibi atan kadınlığının yumuşak dokusuna sürttü. Onu ikna etmek için ondan bir hamle bekleyen kızla konuştu. "Seveceksin." ona az sonra yapacaklarını İslim emindi sevecekti. Sonrasını sonrasında görürlerdi. Dilini boylu boyunca sürttüğü kadınlığı ile onun tadını alınca İslim inlemişti ve o kendisini iniltisi karşısında Yiğit'te kaybetti. Bu tat harikaydı. Kaldı ki iniltisi kulağına işleyen kadının istekli hali daha bir başkaydı. Omuzlarını tırnakları ile çizmiş ve Yiğit, hareketleri durdurulamazdı. Yiğit hayatında başkaları ile birlikte olsa da onun hayatında da ilk olan şeyler vardı. Bir kadına mastürbasyon hiç yapmamıştı. İslim bu konuda ilkti. Genelde karşılıklı cinsel güdülerle birlikte olurdu ki İslim onun için böyle değil ve basit kalan her şeyden de uzaktı. Dilini klitorisinden içeri ittiğinde geri çekilen kızın yukarı çıkması ile uzaklaşmaması için kalçasını tuttu. Yüzü bacakları arasındaydı ki İslim inleyip sarsıldıkça Yiğit de ağzı ile onu tatlı bir sona ve vedaya yaklaştırıyordu. Anlamadığı İslim ufak dokunma ile bile fazla toy davrandığıydı? "Gel ağzıma, güzelim." tadını almak istiyordu. Zirveye gelip kasıklarında biriken o sancısını onun ağzının içine dağıtsın istiyordu. Aklı bu denli bulanık ve sona yaklaştırdığı kadınını burda bırakmak istemiyordu. Aklına yatmayan onca şey varken düşünmek istese de kimse bu noktada bırakılmaz ve bunu ona yapmak istemiyordu. "Yiğit." ilk başlarda kendini sıkıp rahatlamak istemeyen kız, Yiğit sonunda onu o tatlı sona yaklaştırmıştı ve şimdi kabul etmesi gerekirse daha rahattı. Saçlarını avuçlamış ve ondan onu izlemesini söylerken gözleri İslim'in onda ve isteği üzerine hala onunla kalmaya devam ediyordu. Onu izlemek ve zirveden düşüşü ise görmek istediği tek şeydi. Dilini içinde kıvırıp içten dışa doğru içini yaladığında, o sarsıntı gerçekleşmişti. Bacakları titreyerek ona istediği şeyi veren İslim ile Yiğit son damlasına kadar yayılan sıvı ve onun tadını yudumladı. Bu tadı sevmişti. Bacakları arasına girip gelgitler yapmak yerine onu rahatlamayı çok daha sevmişti. Kimseye yapmayacağı bir şeyi İslim için yapmaktan zevk almıştı. İnanılması güçtü fakat kendi rahatlamamasına rağmen ona dokunmayı zevkli bulmuştu. Onu rahatlatmak ise sevdiği şeyler arasında ilk yerini alırdı. Onu koltukla birlikte doğrulttuğunda kızaran ve ağlamaklı olan kızı kucağına aldı. "Utanıyorum." göğsüne başını gömmüş ve saklanmak isteyen kızın Yiğit, saçlarının üzerini öptü. "Bu sen ve benim ikimizin mahremi. Benden utanma. O mahrem için söylemeliyim ki bugün yaşadığımız hiçbir şey yaşayacaklarımızın fragmanı bile olamaz." olamazdı ki daha İslim'e ilkini yaşatıp onunla gece gündüz sevişmek istiyordu. Evet Yiğit onun ilki olmak istiyordu. ----------------------------------- Bu bölümü okuyup geçebiliriz. Kendim okuyunca utandım.'-'==99 Yine de sormak istiyorum. Bölüm nasıldı? Daha doğrusu Yiğit ve İslim'in yakınlaşmadan önceki konuşmaları soruyorum. Aslında tüm hikaye burda başlıyor. Okuyunca ne demek istediğimi benim anlarsınız.;)) Gizem bu bölüm de gizlenmişti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE