Bella neye karar vereceğine şaşırmış bir vaziyette duruyordu. Victor’un umutlu bakışları hakimdi. Alex ise sıkılmış bir şekilde duruyordu.
“Gidiyorum, aksi kız. Tüm gün seni bekleyemem.” dedi sabırsız bir ses tonuyla.
Alex’e göz devirerek Victor’a döndüm. Ona bir teşekkür borcum vardı.
“Olur, çok isterim.” dedim samimi bir tonla.
Alex gülerek gaza basarak yanımızdan ilerledi. Reddedilmeye alışık olmadığı belliydi. Victor’un yönlendirmesiyle arabasına doğru ilerledim.
--
“Gerçekten çok komik videolar. Ben de çok seviyorum.” dedim gülerek.
Victor, esprili, zengin, yakışıklı ve mükemmel biriydi. Doğruluğu bariz biriydi. Mükemmel bir seçim olması beni biraz geriyordu doğrusu. Yatakta da bu kadar iyi miydi acaba. Merak ediyordum.
“Beni dinliyor musun?” dedi sorgular bir tonla.
“Evet, evet.” dedim yatıştırır bir sesle.
Yemeklerimizi bitirdikten sonra tekrardan araba doğru ilerledik. Beni evime bırakacaktı.
“Sana bir kahve ısmarlamak isterim?” dedim. Yatakta nasıl olduğunu görme fırsatı elime geçmişti.
“Tabi, çok isterim.” dedi güler bir şekilde.
--
“Evin çok güzel.” dedi içeri girerken.
Lara bugün geç gelecekti. Şansım yaver giderse yakalanmadan günü tamamlayabilirdim. Ellerimi Victor’un omzuna koyarak onu duvara doğru ilerlettim. Bir yandan kaslarını okşuyor öbür yanda boynuna öpücükler konduruyordum. Victor’un ellerini belimde hissetmemle bir anda sırtım duvara yapıştı.
“Ah.” dedim sırtımın acısı ve yaşattığı zevkle.
Victor’un dudakları boynumda dolanıyor beni çıldırtıyordu. Dudaklarını dudaklarımda hissettiğimde yer altımdan kaydı. Heyecanlanıyordum. Bu adam işini çok iyi biliyordu. Elleri yavaşça aşağı tarafıma doğru ilerledi. Dili ağzımda dolanırken elleri beni keşfediyordu.
“Victor.” diye inledim bu sefer.
Bu gerçekten beklediğimden çok daha iyiydi. Yavaşça yatağa doğru ilerledik. Sırtım bu sefer yumuşak çarşafla buluştu. Nefes nefeseydim. Victor, tek tek üzerimdeki kıyafetleri sıyırdı. Ağzıyla her bir noktamı keşfediyordu. Biraz önce ellerinin bulunduğu noktayı ağzı keşfetti bu sefer. Diliyle beni yiyip bitiriyor tam zirveye çıkacağım noktada çekilip beni kıvrandırıyordu.
“Victor, şimdi. Hemen istiyorum.” dedim sabırsız bir tonla. Bir elim pantolonuna gitmişti.
Victor geri çekildi.
“Bella, sana her şeyi yapmak istiyorum ama çok hızlı gitmek istemiyorum.” dedi nefes nefese.
“Ne?” dedim. Delirecektim. Bu noktada kalmamam gerekiyordu.
Victor parmaklarını soktu içime. Bir, iki, üç... derken şiddetli bir inlemeyle kaslarım gevşedi. Victor dudağıma bir öpücük kondurarak kendini geri çekti. Sonra toparlanarak evimi terk etti.
--
“Gerçekten ben de anlamadım, Lara?” dedim baştan sona anlatırken.
“Ağırdan almak istemiş belli ki. Seninle ciddi bi ilişki istiyor bence.” dedi analizleri sonrası. “O değil de akşam Alex’in mekanına gideceğiz.” diye devam etti.
“Nedenmiş o?” dedim.
“Alex’in yanında olan çocukla konuşuyoruz ve akşam arkadaş grubuyla tanışacağım.” dedi gülerek.
Hayır.
“Lara, saçmalama.” dedim isyankar bir tonla.
Gülerek beni dolabın önüne doğru ittirdi.
--
“Merhaba, ben Bella.” dedim bir diğer kişiye kendimi tanıtırken.
Alex de buradaydı. Yanında sarışın bir kız oturuyordu.
“Aksi kız, hoşgeldin.” dedi kinayeli bir sesle.
“Alex.” diye selamladım.
Bir kişinin daha gelmesini bekliyorduk. Alex’in arkadaş grubundakiler ona nazaran çok tatlı insanlardı. Eğlendiğimi inkar edemezdim. Vaktin nasıl geçtiğini anlamıyordum.
Derken bekledikleri arkadaşları geldi.
“Steve?” dedim kırılgan şaşırmış bir tonla.
Şaşırmıştı.
“Bell?”dedi her zamanki ses tonuyla.
Herkes bize dikkat kesilmişti.
“Senin burada ne işin var?” dedim.
Alex, ayağı kalkarak Steve ile tokalaştı.
“Hoşgeldin, dostum.” dedi kendinden emin bir sesle. “Aksi kızı nereden tanıyorsun?” diyerek bana döndü. Steve de bana dönerek:
“Bella, benim eski nişanlım.” dedi.
Alex bana döndü.
Gözlerimi kapattım.
Bugün bitmeyecekti.
--
Kaçıncı bardaktı bilmiyordum. Bugün içiyordum ve beni kimse durduramazdı. Eski nişanlımla aynı masada oturmak beni çok yormuştu. Sürekli göz göze geliyorduk. Ağlamamak için çok zor duruyordum. Onu unutmak çok zor olmuştu.
“Bell.” dedi Steve herkes masadan kalktığında.
“Ne var?” dedim ona bakmayarak.
Yanıma doğru yaklaştı.
“Uzun zaman oldu. Nasılsın?” dedi temkinli bir tonla.
Özlemiştim sanırım.
“İyiyim, sen?” dedim çaktırmayarak.
“İyi görünmüyorsun.” dedi.
Ona doğru döndüm. Çok güzel bir çifttik biz. O benden ayrılmıştı. ‘Yapamıyoruz.’ dedi ve bitirdi.
“Gayet iyiyim, Steve.” dedim kendimden emin bir tonla. Gitmek istiyordum buradan.
Alex belirdi masanın başında.
“Aksi kız.” dedi elini uzatarak.
Bu adam her sıkıştığım anda beni nasıl kurtarabiliyordu? Nasıl anlayabiliyordu?
Hiç tereddüt etmeden elini tutarak masadan kalktım.
Beni dans pistine doğru çekti.
“Tahmin edeyim. O mu senden ayrıldı?” dedi gergin bir tonla.
Boğazımı temizledim.
“Evet, öyle oldu.” dedim.
“Senin hayatına giren erkeklere acımaya başlıyorum, aksi kız.” dedi gülerek.
Ona doğru kafamı kaldırdım.
“Neden?” dedim anlamayarak.
“Hepsi seni benimle sevgili zannediyor da ondan.” dedi kendinden emin bir sesle ve devam etti. “ve benimle sevgili olan birinin yanına kimse yaklaşamaz.” dedi.
“Steve öyle sanmıyor ki.” dedim.
Alex güldü ve beni olduğum yerde çevirdi. Artık sırtım sırtına değiyor kalçaları kalçalarıma dokunuyordu. Boynumun kıvrımına doğru kafasını uzattı. Nefesi kulağımı ürpertiyordu.
“Sana yaklaşamaz artık.” dedi gülerek.
“Neden?” dedim tekrardan anlamayarak.
“Çünkü…” dedi burnunu saçlarıma sürterek. “Ben kimseyi dansa kaldırmam aksi kız.” ve devam etti. “Eğer kendi mekanımda bir kızla gözükürsem o kıza bir daha kimse dokunamaz.” dedi.
“Alex, kısmetlerimi kapatmak için önce bana danışman gerekmez mi?” dedim gülerek. Tabiki istediğim kişiyle olabilirdim. Alex bunu engelleyemezdi.
Güldü.
“Senin yerinde olmak isteyen kaç kız var biliyo musun aksi kız?” dedi. Ses tonu gittikçe kalınlaşıyordu.
Kalçalarını iyice bana yaslamıştı. Konuşmaya kapılarak ben de ona doğru yaslanıyordum.
“Şikayetçi misin yoksa?” dedi kalçalarını bir kez daha yaslayarak.
Aman Tanrım.
Değildim sanırım.
“Tabiki öyleyim. Seni sevmiyorum biliyosun.” dedim inlememi zor tutarak.
Aramızdaki bağı anlayabiliyordum.
İkimiz de birbirimizden hoşlanmıyorduk ama inanılmaz bir cinsel çekimimiz vardı. Bunu inkar edemezdim. Elektrik doluydu aramız. Biri girse çarpılırdı muhtemelen.
Güldü.
“Ben de seni sevmiyorum aksi kız. Peki ben sevmediğim insanlara ne yaparım biliyor musun?” dedi boynuma bir öpücük kondururuken.
Kafamı geriye omzuna doğru yasladım.
“Ne yaparsın?” dedim. İnanılmaz tahrik olmuştum.
“Onları cezalandırırım.” dedi fısıldar bir şekilde. “Seni de cezalandırmamı ister misin, aksi kız?” dedi. “Hoşuna gidiyor mu?” diye ekledi. Kalçalarını hissediyordum.
Nefesim daralıyor beynimde şimşekler çakıyordu. Alt tarafım karıncalanmış bir vaziyette bu adamın bana neler yapabileceğini hayal etmekten başka bir şey yapamıyordum. Evet diye inleyerek bağırmamak için kendimi tuttuğum kadar iradeli olmamıştım hiç. Beni mahvediyordu. Tam ona doğru dönerek cevap verecektim ki birinin bize çarpmasıyla aramızdaki yakınlık açıldı.
“Alex, dostum. Bir gelir misin?” dedi Steve.
Hadi ama!
Alex’e döndüğümde sinirli bir ifadeyle karşılaşmayı bekliyordum. Fakat suratı ifadesizdi.
“Steve.” dedi soğuk bir tonla ve devam etti. “Bir şey mi oldu?” dedi.
Steve ne diyeceğini yeni buluyormuş gibi cevap verdi.
“Evet, sanırım biri bayılmış arka tarafta. Madde kullanmış diyorlar. Polis falan gelmesin diye sana haber veriyim dedim.” dedi.
Doğruysa üzücü bir durumdu fakat Alex’de benim kadar doğru olmadığını biliyormuş gibi duruyordu.
Steve bana baktı.
Alex hemen önüme geçerek vücudunun arkasına sakladı beni.
“Git çalışanlara veya korumalara söyle Steve. Polis giremez buraya.” diyerek onu başından savdı.
Bana döndü. Sinirlenmişti Alex. Steve bizi bölmek istemişti. Alex çenesini sıktı o da anlamıştı.
Alex ellerini iki yanağıma koyarak bana doğru eğilip dudağımdan öpmeye başladı bir anda. Dili ağzımı keşfediyordu. Nefes alamıyordum. Başka bir dünyaya geçmiştim sanki. İnanılmaz tahrik olmuştum. Geri çekilerek gözümün içine baktı.
“Artık benimsin, aksi kız. Yanına yaklaşanı mahvederim.” dedi.