İlk Kıskançlık

1555 Kelimeler
Hayatımı sorguladığım zamanlardan birindeydik. Eski ilişkilerimin karşıma çıktığı bir dönemdeydim belli ki. Kalbim bu güne kadar art arda kırılmış umutlarım en uç noktada bırakılmış ve bir adım ilerleyip on adım geriye gittiğim zamanlardan geçmiştim. Beni mutlu eden çok kişi olmuştu evet ama bir sonuca varamamıştım hiç. Jacob’la başlayan serüvenim bir sürü kişiyle devam etmişti. Bu kadar fazla yanlış tecrübeye sahip olmak beni kendimi sorgulamaya itmekten geri kalmıyordu. Ben miydim problem sahi? Neyi yapamıyordum? Bilmiyordum. İlişkilerimde hep bağlı ve karşı tarafı mutlu etmeye çalışan biri olmuştum. Canım çok sıkılıyordu bu ara. Eski ilişkilerim karşıma geldikçe ne kadar doğru bir karar verdiğimin farkına varıyordum. Sanki bir testti bu yaşadıklarım. Bir yandan da Alex vardı. Kafamı karıştırıyordu. Onunla ilgili ne düşüneceğimi bilmiyordum. Beni bazen mutlu ediyor ve çoğu zaman sinirlendiriyordu. Eğleniyordum, tamam. İnkar etmeyecektim. Beni bu iki ayda çoğu kötü durumdan kurtarmış destek olmuştu. En son Girdap’ta yaşananlardan sonra ise eve gidip bir şişe şarap içmiştim. Lara ve Linda’ya anlatmamla beraber kendimi burada buldum. Peki şu an nerde miydim? Falcı, tabi ki! Ben bir fal bağımlısıyım. İtiraf ediyorum. Her kafam karıştığında, birinden hoşlandığımda veya bahane bulma ihtiyacı hissettiğimde kendimi burada bulurdum. Etrafı inceledim tekrardan. Kafenin mistik bir yapısı vardı. Etrafta enteresan semboller, antik motifler ve binbir tane benzer dekorasyonların hakim olduğu bir ortamdı burası. Nurcan Abla ise her zaman ki gibi beni gördüğüne hem çok sevinmiş hem de sıkılmıştı. Benden çok evlenmemi o istiyordu, anlayabiliyordum. Linda ve Lara darılabilirlerdi ama benim nikah şahidim sanırım Nurcan Abla olacaktı. N’apabilirdim? Kadın tüm ilişkilerimin ahını çekmiş bir de üstüne yenilerinkileri çekiyordu. “Geldin yine ceylan gözlü kızım, ha?” dedi güler bir mahcup tonla. Geldim, abla. “Evet, yine buradayım.” dedim ben de mahcup bir ifadeyle. O, benden bıkmış; ben de, ondan bıkmıştım. Bunu ikimiz de biliyorduk. Fakat gelin görün ki yine kendimi burada bulmuştum. “Bu sefer kimin için geldin acaba? Gel bir bakalım.” dedi. Nurcan Abla, buralarda fal bakan bir Türk’tü. Türk’lere özel bir kahve ile beraber tarot bakardı bana. “Sade yaptım.” dedi ve ben kahveyi içerken kartları açtı önüme. İlk kartım geldi: Kupa Prensi. Falcı, kadim bilgeliğin bir yansıması gibi, kadife perdelerle kaplı loş bir odada, gözlerini hafifçe kısarak Bella’nın avuç içine bakıyordu. Parmak uçları Bella’nın eline dokunarak çizgileri okşarken gözleri derin bir boşluğa daldı; sanki Bella’nın kaderine iniyor, sırların ardındaki gerçekleri hissediyordu. “Gör bak,” dedi kadının derin, yankılı sesi, “senin yoluna biri çıkmış, gözlerinde yıldızların ışıltısını getiren, kaderine dokunacak kadar güçlü bir ruh… Bu genç adam sana ait olmayan bir aydınlık taşıyor. O kadar yakışıklı ki, yüzüne bakınca zihnin gölgelerle dolsa bile o ışığı görmekten alıkoyamıyorsun kendini. Senin aklını karıştırıyor, kalbini hızlandırıyor. Ama dikkat et; bu adam bulutlarla çevrili, karanlık bir bulut gibi üzerine çökecek olayların habercisi...” Bir an duraksadı, gözlerini Bella’nın avucundaki ince çizgilerden ayırmadan derin bir nefes aldı. “Öyle bir zaman gelecek ki, hiçbir şey gözüne görünmeyecek, kalbinin sesi her şeyden baskın çıkacak. Bu buluşma, seni en derin, en bilinmeyen arzularınla yüzleşmeye zorlayacak. O gün geldiğinde, gerçekleri sorgulamak yerine kalbinin sürüklediği yoldan gitmen gerekecek. Kader seni köşelere savuracak ama her seferinde geri dönmen için sana ipuçları bırakacak. Öğrenmen gereken dersler var, Bella. Bu dersler acı olacak, ama sana her biri gerçeği öğretmek için verilecek.” Falcı elini Bella’nın elinden çekip parmaklarıyla küçük bir sembol çizerken ekledi, “Sana düşen tek şey sabretmek. Zorlukların seni daha derin bir mutluluğa hazırladığını bil. Evrenin senin için büyük planları var; sadece o an geldiğinde buna hazır olacak gücü bulabilmen için seni sınıyor. Her şey doğru zamanda birleşecek, tüm doğru parçalar seni bekleyen büyük gerçeği ortaya çıkaracak. Güzel kızım, evren sabredenleri ödüllendirir.” Odada yankılanan sözler, bir kehanetin derinliğiyle Bella’nın içine işledi; falcının kadim sesi, onun ruhuna yayılan bir kelebek gibi odanın mistik havasında süzüldü. “Bu ne anlama geliyor?” dedim Bana baktı tekrardan. Güldü. “Sabırlı ol. Kendini ve geçmişini keşfedeceksin bu dönem. Geleceğin için bu gerekli.” dedi. Daha fazla bakmayacaktı anlaşılan. Daha büyük bir kafa karışıklığı ile evime doğru ilerledim. -- “Evet, Lara. Böyle dedi.” dedim bininci defa falcının dediklerini anlatırken. Lara gözlerini üzerime dikmiş ellerini birbirine kenetlemiş bana bakıyordu. “Şimdi senin geçmişten alman gereken bir ders mi var?” dedi. Gözlerimi devirdim. “Sanırım. Belli değil mi? Karşıma sürekli geçmişten biri çıkıyor.” dedim. Televizyonu açtım. İşte ‘Magazin Magazin?’ programında bu hafta karşınızda çok özel bir isim var: Alexander Walker! Peki, Alexander Walker kim mi? Walker Holding’in başarılı CEO’su ve iş dünyasının gözde yakışıklısı Alexander, aynı zamanda genç kızların kalbini fetheden bir milyoner. Ünlü holding patronu, sadece iş hayatındaki başarılarıyla değil, yakışıklılığı ve karizmasıyla da tüm dikkatleri üzerine çekiyor. Programımızın ilerleyen dakikalarında Alexander Walker’ın iş dünyasındaki yükselişini, göz kamaştıran özel hayatını ve hakkında merak edilenleri konuşacağız. Onun başarısının ardındaki sırları keşfederken, hayatındaki aşk dedikodularına da göz atacağız. Kaçırılmayacak bu özel bölümü sakın kaçırmayın! Kısacık bir reklam arasından sonra ‘Magazin Magazin?’ kaldığı yerden devam edecek; Alexander Walker’ın sırlarla dolu dünyasını hep birlikte keşfedeceğiz! Evet, artık anlamıştım. Evren benimle oynuyordu. Derin bir nefes alarak kanalı değiştirecektim ki Lara buna engel oldu. “Ah hadi ama Lara! Bunu mu izleyeceğiz?” dedim bıkkın bi ifadeyle koltuğa uzanırken. Lara bana cevap vermektense sesini açmayı tercih etmişti. Evet, tekrardan sizlerle birlikteyiz sayın seyirciler. “Alex, hoş geldin. Sana Alex diyebilirim, değil mi?” dedi sarışın sunucu kadın gülerken. Alex’in içine düşecek gibi bakıyordu. Kolumu kaşıma ihtiyacı hissettim. "Tabii ki, Lucy... Kadınların yönlendirmesine her zaman açığım." dedi, göz kırparak çapkınca gülümsedi. Bu sefer boynumu kaşımaya başladım. “Duyduğum kadarıyla Walker Holding sen geldiğinden beri bir hayli yükselişte. Gerçekten bu kadar genç olup bu kadar başarılı olman takdire şayan. Bize biraz işinden bahseder misin? Yeni hedef pazarlarınız nereler veya yeni planlanan projeleriniz var mı?” “En sevdiğim sorudan başladık belli ki. Öncelikle belirtmeliyim ki Walker Holding yıllardan beridir varlığını başarıyla sürdüren ve…” diye cevaplamaya başladı Alex. Alex, Lucy denen kadının sorusuna bir hayli uzun bir cevap verirken Bella onun mimiklerini izlemeye başladı. Her bir söylediği sözü destekler bir ifadeyle ellerini oynatıyor işinden ve başarılarından bahsettikçe gözünde saklamaya çalıştığı bir heyecan ortaya çıkıyordu. Çocuksu bir heyecandı bu. Tanıdıktı. Takdir edilmeye aç bir çocuğun hevesiydi bu. Aile ilişkilerini merak etti Bella. Derken sunucu konuşmayı devraldı. “Pekala bu kadar iş konuştuğumuz! Sıra aşkta. Yakışıklı, başarılı milyonerimizin kalbini çarptıran biri var mı hayatında hep beraber merak ediyoruz doğrusu. Sahi, senin için özel olan şanslı bir kız var mı varsa kim? Bizimle paylaşır mısın?” dedi koltukta ona biraz daha yaklaşarak. Bilerek bacaklarını açar bir pozisyonda oturmuştu. Eteğindeki yırtmaçtan ekrandakiler belki göremiyordu ama Alex’in bazı şeyleri gördüğünden emin olmuştu Bella. İçinde bir his alevlendi. 8 yıl önce Isabella, Kevin’a doğru yaklaşarak elini koluna koymuştu. Kulağına bir şey fısıldıyor gülüşüyorlardı. Kevin kim miydi? Benim flörtümdü. Daha lisedeydik ve Jacob’dan sonra ki ilk ilişki deneyimimdi. Jacob’la güzel gitmediği için kendimi farklı bir ilişkide görmek istemiştim. Fakat bu sefer elimde olanı kaybetme korkusu ile iyice farklı birine dönüştüğüm anlayamamıştım. Isabella’yı dövmek istiyordum mesela. Isa, Kevin’ın yanından ayrıldıktan sonra sınıfa doğru yöneldi. Hemen Kevin’ın yanına ilerledim. ‘Kevin, sana o kızdan uzak dur demiştim’ dedim belki kaçıncı defa söylediğimi unutmuşken. Kevin bana dönerek: “Bella, abartıyorsun. Alt tarafı konuşuyorduk.” dedi umursamaz bir ifadeyle. Bella öyle hissetmemişti ama. İçi içini yemişti İçinde bir his alevlenmişti. Sınıfa giden Isa’nın arkasından ilerledim.İçimdeki öfke patlamasıyla sırtından ittirerek kafasını duvara çarpmasını sağladım.İçimdeki kötü yanı ortaya çıkartan dozunu ayarlayamadığımda beni kötü bir insana dönüştüren bu duygunun adını o gün öğrenmiştim. Bu duygu ‘kıskançlık’ tan başka bir şey değildi. -- Alex gözünü kadının eteğine doğru kaydırdığı an Bella gözlerini yumdu. Alex bunu yapabilirdi. Aralarında hiçbir şey yoktu. Anlaşmalı bir sevgililik gibi bir şey oluşmuştu ama ikisinin de çıkarı için kullanıyorlardı sadece. “Tehlikeli konulara ilerliyoruz Lucy.” dedi Alex bir kez daha o güzel dişlerini ortaya sererken. Lucy gülerek “Normalde gece hayatının vazgeçilmez isimlerinden biri olan Alexander Walker ilk defa kaçamak bir cevap mı veriyor yoksa?” dedi biraz daha eteği ile oynayarak. Aman Tanrım. Biri şu kadının eteğini örtebilir miydi? “Hayatımda artık biri var, evet.” dedi Alex gülerek. Lucy bozulmuştu. Beter olsundu. Bir dakika, ne? Hayatımda biri var mı demişti o? Bu sefer Bella ayağı kalarak kumandayı Lara’dan alıp televizyonun sesini açtı bilinçsizce. Lara’nın kıkırtısını kulak ardı etmişti. “İnanamıyorum. Kulaklarım bunları da mı duyacaktı? Kara Prens birine kalbini kaptırmış, öyle mi? Kim bu şanslı kız, nerede tanıştınız? Bütün detayları merak ediyorum.” dedi sesi kulağımı tırmalayan Lucy. Ekranda aşağıda büyük harflerle “Kara Prens, prensesini buldu!” yazısı dönüp duruyordu. Bella tırnağını yemeye başladı. “Lucy, onu bu hayata çekmek istemiyorum. O çok farklı biri. Nerede tanıştığımıza gelirsek eğer biz ortak bir arkadaşımızın düğününde tanıştık. Gömleğimi yırttı resmen, inanabiliyor musun? Vahşi bir kadın ama ah, beni mahvediyor. Biliyorsun benim bir hayran kitlem var ve onları üzmek yapmak isteyeceğim en son şeyler arasına bile girmiyor ama onlara kötü bir haberim var. Bu açıklayacağım haber beni çok mutlu eden bir şey ve benimle beraber sevinecek bu serüvende desteklerini eksik etmeyeceklerini düşünüyorum. Bu kadınla yakında evleneceğiz. Hayatıma girip onu yerle bir eden ve beni kendisine aşık eden kadının adı ise Bella Caldwell.” dedi kameraya bakarak. Romantik gözüküyordu insanlara ama ben onu görüyordum. Gerçek onu. Gözüme bakıyordu sanki. Muzur bir ifade hakimdi. Hay bin kunduz! Bahsettiği kişi bendim! Evlilik mi? Bu da nereden çıkmıştı şimdi? Ellerine kaydı gözlerim. 3-1 yapmıştı. Gözlerimi yumdum. İntikam için bu kadar ileri gidebilir miydi? “Hassiktir.” dedik Lara ile aynı anda.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE