Bir insanın yüzünü güldürmek kadar güzel bir şey yoktu bence bu hayatta. Hatırladığım kadar kısmında yani. Ki ikinci kez doğmuş gibiydim. Aras'ın yüzünü güldürmek benim çok hoşuma gidiyordu. Belli ki çok üzülmüştü, gülmeyi mutlu olmayı hak ediyordu.
"Uçurum" dediğinde ona baktım gülerek. Kapı çaldı tam bir şey diyecekken.
"Ben bakarım" dedim yerimden kalkıp kapıya doğru ilerlerken. Kapıyı açtığımda, karşımda Şebnem'i gördüm.
"Aras nerede" dedi bana bakarak.
"İçerde" dedim sakince. Bana paltosunu verip içeriye doğru geçti. Paltosunu asıp, içeriye geçtiğimde Aras'ın suratının düştüğünü gördüm. Bana baktı.
"Bana çay getirsene" diye bana baktı Şebnem.
"Şebnem" dedi Aras sinirle "Uçurum bu evde hizmetçi değil. Benim evimde kimse hizmetçi değil" dedi dişlerinin arasında. "Ne içeceksen kalk kendin al. Niye geldin hem" dedi sinirle.
"Ya seni görmeye gelmiştim ama" dedi üzülerek. Aras ya sabır anlamında başını yukarıya kaldırdı.
"Gördün şimdi" dedi
"Tamam ben kendim alırım sinirlenme" diye mutfağa doğru ilerledi.
"Git demeden de anlamıyor" diye söyledi arkasından. Böyle yapmasına güldüm. Bana baktı sinirle. Sonra o da gülmeye başladı. Yanıma doğru geldi. "bu burada kalır"
"Gitmesini için ne yapabiliriz" dedim bende onun gibi sessizce konuştum.
"Böceklerden korkar" dedi kulağıma doğru yanaşarak. Ona doğru döndüm. "Sende mi korkarsın"
"Korksam bile hatırlamıyorum ki" dedim gülmeye başladı. "Böceği nereden bulacağız" dedim ona bakarak.
"Yukarıda, odamda, çekmece de oyuncak böcekler var. Sen onları al gel bende bunu oyalıyayım" başımı salladım gülerek. Göz kırptı bana sonra Şebnem'in yanına doğru gitmeye başladı. Bende yukarıya onun odasına doğru çıkmaya başladım. Odasına girdiğimde yatağı ile karşılaştım. Yatağın yanına doğru eğildi. Çekmeyi açmak için yeltendiğimde başıma bir ağrı girdi. Elimi başıma koydum. Gözümün önüne yine anılar hücum etmeye başladı.
"Hayır gelmeyin" dedim korkuyla. O kız olmaktan korkuyordum.
Ama dememle bir şey olmadı. Yine bu odadaydım. Üzerimde siyah bir kıyafet vardı. Aras uyuyordu bende onu izliyordum. Yanağına dokunmak için eğildiğimde, birden çektim elimi. Sonra çıktım odadan. Kendime geldiğimde başıma bir iki kez vurdum. Oyuncak böcekleri alıp, aşağıya indim. Şebnem çay yapmaya çalışıyordu. Bende Aras'ın yanına geldim. Yandan eline dokundum. Güldü, bana bakmadan gülüyordu. Ellimi tek eliyle kavradı. Oyuncakları alıyordu ama hiç acele etmiyor gibiydi. Yandan ona baktığımda bana doğru döndü gülerek. Bende gülümsedim o böyle yapıca. Şebnem arkasını dönecekken, bir anda aldı ellimden.
"Çay nerede" dedi bana bakarak
"Şurada" diye çayı aldım. O sırada Aras böcekleri yere atmaya başladı. Bana baktı sonra. "Yerdeki ne" dedim şaşkınca yere bakarken. Şebnem yere baktığı gibi bağırmaya başladı.
"Aras burada böcekler var" diye sandalyenin üzerine çıktı. Be arkadan gülüyordum.
"Yapma ya yine mi basmışlar" dedi üzülerek.
"Ben gidiyorum" dedi sandalyeden inip kapıya koşmaya başladı. Arkasından baktım. "Evi ilaçlat Aras bir daha gelemem valla" dedi Aras'a sarılıp kapıdan çıktı.
"Keşke gelmesen" dedi kapıyı kapatıp. Bana doğru döndü sonra. "Görev başarıyla tamamlanmıştır" dediğinde gülümsedim.
"Niye sevmiyorsun"
"Peri'nin yakın arkadaşlarından biri bu" dedi sinirle. "Oylum gibi değil ama Peri öldüğünde sürekli bana gelip gitmeye başladı. İlk başta anlamadım da sonra da Oylum fark etti. Neyse gel hadi" diye elini uzattı. "Yemeğimize devam edelim" elini tuttum. Bana baktı elime baktı.
Tekrar masaya oturduğumuzda Aras ile hala Şebnem'i nasıl kaçırdığımızı konuşup gülüşüyorduk. Yemeğimiz bittiğinde ben sofrayı toplamaya kalktım. Aras da bana yardım ediyordu. Tabakları, silip makineye koyuyordum, o da sofradaki geri kalan tabakları getiriyordu bana. Böyle sanki şey gibi olmuştuk. Ona yanyandan baktım tabakları getirirken. "Ya Uçurum" diye o da bana baktı. Benim ona baktığımı görünce boğazını temizledi gülerek.
"Ne oldu" dedim bende bozuntuya vermemek için.
"Şey, kalan yemekleri dolaba koyalım diyecektim"
"Tamam ben koyarım" dedim önüme dönerek. Ona bakarken yakalanmıştım. Yanıma gelip tabakları bıraktı. Ben gitsin diye ona bakmıyordum. Ama gitmedi. Başımı kaldırıp ona baktım. "Bir şey mi oldu" dedim yanıma yaklaştı. Bana doğru eğildi. Geriye doğru gittim. Ona şaşkınca bakmaya başladım. Kalbim sızlıyordu. Anlaşılan aklım unutmuş olsa da kalbimde izini bırakmıştı. Belimden tutup beni kendine yakınlaştırdı. Tek nefeslik mesafe vardı aramızda. Beni öpecek miydi?
Kapı bir anda açılınca ayrıldık. "Aras bensiz mi yemek yedin" diye Batı'nın sesi geldi. Mutfaktan çıktı Aras.
"Zamanlamana diyecek yok" dedi sinirle. Tabakları silerek makineye koymaya devam ettim. İstemsizce sırıtıyordum. Şebnem'in bıraktığı çayı demledim. Asiye abladan gördüğüm kadarıyla. Mutfağı toplayıp, çayları hazırladım. Bardakları tepsiye dizip yanına şekeri koydum. Çayları bardaklara doldurup, Batı ve Aras'a vermek üzere ilerledim. Tepsiyle geldiğimi görünce Aras gülümsedi. Ben ne zaman ortaya çıksam, nerede görse beni mutlu oluyor gibiydi sanki. Böyle değişik bir his içindeydim bende. İlk başta ona tuttum. Ama yüzüne bakamıyordum.
"Teşekkürler" dedi ona bakmam için. Bakmadım başımı salladım sadece. Sonra da Batı 'ya tuttum. O da gülerek aldı. Mutfağı tepsiyi koymaya gittiğim, kenara tepsiyi koyup, durdum.
Tezgaha dayanıp, düşünmeye başladım. İnşallah kırpıcı ben değilimdir. Yoksa olacağı yoktu bu işin. Gördüğüm rüyalar hatırladığım anılar hiç de hayra alamet değildi.