Kargaşa seslerine uyandım. Aşağıdan sesler yükseliyordu. Bu sesler bizim aile için normal olsa da bugünkü çok farklıydı. Kapım bir kere tıklatıldı ve sonra aşçımızın kızı Melahat odaya girdi. Melahat'i severdim, amca kızım Seher'den sonra en yakın arkadaşım oydu.
"Aşağıda neler oluyor? Babamın sesi çok öfkeli geliyor." dedim. Melahat kapıda beklemekten vazgeçip yavaşça yatağıma oturdu.
"Akif abin." dedi sadece. "Ne oldu abime? İyi mi? Neyi var?" Akif abime bir şey oldu diye çok korkmuştum.
"Şu anlık kimsenin bir şeyi yok."
"Ne demek şu anlık kimsenin bir şeyi yok. Melahat ağzında geveleme de söyle neler oluyor?"
"Abin... Kız kaçırmış Zelal. Hem de Arslanoğlullarının kızını."
"Ne?" Ağzım şokla açılmıştı. Başka ne diyeceğimi bilemiyordum. Bu olay hem abimin hem de kızın ölümüne sebep olacaktı. Eski törelere sıkışıp kalmış ailem ise bunu kabul edecekti.
Berdel kararını ise kabul ettirip ettiremeyeceklerini bilmiyordum. Üvey annem bunun olması için elinden geleni yapardı. Sonuçta berdel olacaksa kendi kızlarından biri olan Esma'yı Arslanoğullarının büyük oğlu Adar'la evlendirebilirdi. Esma çarşıya çıktığında gördüğü Adar Arslanoğlu'na yıllardır aşıktı.
Adar Arslanoğlu Urfa'nın en büyük aşiretinin ağasıydı. Babası geçirdiği kalp krizinden sonra ağalığını oğluna bırakmıştı. Bu haberden tüm Urfa'nın haberi vardı, önemli bir haberdi. İstanbul'da şirketleri olduğunu duymuştum. Adar önceden İstanbul'da bu şirketlerin başındayken babası ağalığı onu devredince Urfa'ya geri dönmüştü.
Babası hâlâ büyük ağalardan biriydi, kararlar aşiretlerin yaşlılarından çıkardı. Kendi kızı hakkında nasıl bir karar verecekti bilmiyorum, tek kızına ölümü yakıştırır mıydı emin değilim. Üvey annem gibi o da berdel için zorlayacaktı ama onun amacı kızını ölümden kurtarmaktı. Ama bu karar için önce Adar'ı ikna etmesi lazımdı. Bu olay üvey annem için bulunmaz bir nimetti.
Hemen üstüme lacivert bir elbise giyindim. Saçımı tarayıp yarısından yazmayı taktım. Evde kullandığım babetleri de giyerek Melahat ile birlikte odadan çıktım. Kargaşa sesleri iyice yükselmişti. Babam ne yapacağını bilmiyordu.
"Ben bu kızı seviyorum, bav. Size söyledim gidip isteyelim diye. Denemeye bile tenezzül etmediniz!"
"Arslanoğullarından kız mı isteyecektik lan bir de! Sanki kızı vereceklerdi bize." Babam bu konuda haklıydı. Mervan ağa kızını asla abime isteyerek vermezdi. Biricik kızı bu hayatta onun değerli varlığıydı.
"Verirlerdi be belki. Denemedik bile! Gerekirse kapıdan kovsalardı ama en azından gitseydik!" Abimin bağırmaktan sesi kısılmaya başlamıştı.
Merdivenlerin sonuna geldiğimde üvey annem Zerşin'i ve Esma'yı sırıtırken gördüm. Odamda düşündüğüm gibi babamla berdel hakkında konuşacaklardı. Ağalara berdeli kabul ettirebilirmeye çalışacaklardı. Benim onlara baktığımı gördüklerini suratlarını düzelttiler. Salona göz gezdirince neredeyse herkesin burada olduğunu gördüm. Ortanca abim Settar ve küçük abim Azad ayaktaydılar. Akif abimin arkasında bekliyorlardı.
Amcam Ferman ve yengem Başak da koltukta oturmuşlardı. Amcamın yüzünde düşünceli bir ifade vardı. Yengemse böyle bir şeyi abimden beklemiyormuş gibi şoktaydı.
Nazin Arslanoğlu koltuğun köşesine sinmiş oturuyordu. Başı yere bakıyordu. Küçülebildiği kadar küçülmüştü. Kaçtığı için korktuğu belliydi. ölüm kararı çıkabileceğini biliyordu. Onun yanına geçip oturdum. Elini tuttuğumda başını kaldırarak bana baktı. "Ben Avşin." dedim. Gülümseyerek "Akif senden bahsetmişti." dedi. Gülümsemesi gözlerine ulaşmıyordu, yaşlarla dolmuştu.
Koltuğun arkasında duran Melahat'a döndüm.
"Melahat su ve peçete getirebilir misin?"
"Hemen getiriyorum." diyerek odadan çıktı.
Babam sessizliği bölerek "Ölmek mi istiyorsun lan sen!" diyerek bağırdı. "Hem kendini hem kızı ölüme mi götüreceksin?"
"Berdeli kabul ederiz."
"Ağalar berdeli kabul etmezse ne olacak! Adar Arslanoğlu berdeli kabul etmezse ne olacak lan o zaman! Ölecek misin?"
"Abisi ve babası Nazin'e kıyamaz, berdel kararını onlar da kabul edecekler." Abim bu konuda çok emindi. Amcam abime bakarak "Sen sevdiğinle evlen diye kız kardeşlerini berdele kurban mı edeceksin?" dedi. Bu soruyu babamın sorması gerekirken biz onun umurunda bile değildik, yeter ki erkek çocuklarına bir şey olmasındı. Abim bu soruya karşı sessiz kaldı. Töreleri biliyordu ama umursamamıştı. Ya da belki de berdelle evlenecek kişinin Esma olduğuna emindi. Zerşin Hanım'ın Esma'yı evlendireceğini, bunu kabul ettireceğini biliyordu.
Melahat geldiğine salon sessizdi. Sessizliği bozmamak adına konuşmadan peçeteyi ve suyu bana verdi. Nazin sudan bir yudum alarak bardağı sehpaya koydu. Peçeteyi ise dizlerinin üzerindeki eline sıkıştırmıştı.
Babam amcamın yanına oturdu. "Ağalara haber göndereceğiz. Karar vermek bize değil onlara düşer. Karar ne olursa olsun sizi böyle aynı çatı altında tutmam. Bir imam çağırarak nikah kıyılacak bugün." diyerek konunun kapandığını belirtti.
Bütün bu konuşmalar sırasında Nazin elimi sımsıkı tutuyordu. Babama dönerek "Bav, izin verirseniz Nazin'i odama çıkarayım." dedim. Babam kafasını sallayarak onay verdi. Zerşin ve Esma öfke dolu gözlerle bana bakıyordu. Esma'nın Narin'le yakın olmaya çalışacağını biliyordum, benim araya girmemi istemiyorlardı. Abimse Nazin'le bir sıkıntım olmadığını görünce hafifçe gülümsemişti. Aramızın iyi olması onun için önemliydi.
Nazin'i yavaşça koltuktan kaldırarak merdivenlere yönlendirdim. Merdivenlerin sonuna ulaştığımızda sağa dönerek odamın kapısını açtım. Yatağın karşısındaki sedire geçerek oturduk. Nazin sessizca ağlamaya başladı. Hiçbir şey söylemeden ağlamasının bitmesini bekledim.
"Abinle üç yıl önce çarşıda karşılaştık. Abim İstanbul'dan yeni gelmişti. Uzun süredir görüşmediğimiz için beni çarşıya oturmaya çıkarmıştı. Böyle her yeri gören bir yer var, türk kahvesi çok güzel oluyor dedi, oraya gitmiştik. Abini orada gördüm. Arkadaşlarıyla oturuyordu. Biraz dikkatimi çekmişti ama o kadar, zaten uzun süre bakamazdım bile. Aynı gün hediyelik eşya dükkanına girdik abimle. Şirket için ona bir şey almak istiyordum. Masasına koyabileceği, beni hatırlatacak bir şey. O yüzden dükkana benimle birlikte girmedi, ben sokmadım onu. Eşyalara bakarken yanımda birini hissettim, Akif'ti. Aşıklar Tepesi'nde yarın beni bekleyeceğini söyledi. Tanışmak istiyormuş. Güvenebileceğin bir arkadaşımı da getirebileceğimi söyledi. Yanlış anlamamam ve korkmamam için. İlgisini çektiğime şaşırmış ve sevinmiştim. Aynı duyguları paylaşmayı beklemiyordum. O tepeye hep başka şeyler için giden insanlar olduğunu biliyordum, Akif bana arkadaşımı getirebileceğimi söylediğinde sadece tanışmak istediğine inanmıştım. Dayımın kızı Nazlı ile birlikte gittik oraya. Ama gece uyuyamamıştım. Çok heyeceanlıydım. Abini görünce heyecanım daha da artmıştı. Neyse işte. O gün konuştuk baya. Sonraki gün tekrar. Sonra tekrar. Evden çıkabildiğim her an onun yanındaydım. Evdeki çalışanlardan Mardin'deki bir ailenin oğlunun beni beğendiğini duydum. Evleneceksin artık diye şaka yapıyorlardı. Babam beni verir diye korktum. Akif'e söyledim. Sonrası bu işte."
Nazin bunları tek nefeste anlatmıştı resmen. Abimi çok sevdiği belliydi. Bu kadar şey yaşandığına inanamıyordum. Tabii bana anlatmadığı bir sürü olay vardı. O sadece bu ilişkinin nasıl başladığını anlatmıştı.
"Birbirinizi çok sevdiğiniz belli. Ağalardan ölüm kararı çıkmayacağına inanıyorum."
"Ben de öyle düşünmek istiyorum Avşin ama babamla abimi hayal kırıklığına uğrattım. Belki onlara anlatsaydım hâl çare bulunurdu. Bu duruma düşmezdik. Belki ben anlatsaydım gelip beni istemenize izin verirlerdi. Hiç konuşmadım onlarla bu konuyu. Annem bile bilmiyordu."
"Olan olmuş artık Nazin. Şimdi sıra Zerşin ve Esma'yla nasıl başa çıkacağını öğrenmekte. Neyse ki ben buradayım. Ve Esma'yı d abinle evlendirirsek... Sadece Zerşin kalıyor." Gülümsedim.
"Berdel olmasını çok istiyorum ama abime de acıyorum. Üvey annen kesin Esma için berdel isteyecek." diyerek kahkaha attı. "Esma'nın ne gıcık olduğunu neredeyse herkes biliyor. Konakta kadınlar bir araya geldiğinde arkalarından çok konuşuyorlar. Hatta bazen onları çağırmıyorlar bile. Ama onlar hep geliyorlar. Sahi seni o toplanmalarda hiç görmedim. Niye gelmiyordun?"
"Birkaç kere yengem ve kızıyla geldim. Onlar gitmediği zaman ben de gitmezdim." Nazin'in annesi ayda iki kere hanım ağaları, onların kızlarını ve akrabalarını konağa davet ederdi. Beylerin bir araya gelmesi gibi kadınlar da toplanıp beraber yer içerlerdi. "Şu yaşanan olay var ya, sizin için çok kötü biliyorum ama Zerşin ve Esma için dünyanın en güzel haberi. Ölüm kararı çıkmayacağına bu yüzden eminim. Ne yapacak ne edecek berdeli kabul ettirecek. Esma'yı da abinle evlendirecek." Beraber kahkaha attık.
"Abimle onu yan yana hayal etmek bile çok komik. Aynı zaman da çok üzücü."
"Biliyorum Nazin biliyorum. Abine çok değer veriyorsun ve böyle bir evlilik oun için istemiyorsun. Hele ki o cadıyla."
"Evet, kesinlikle öyle." Sanki Nazin'in gözünden bir parıltı geçti, bir fikir parıltısı gibiydi ama anlamlandıramadım. Berdel kararı çıkacağına dair inancı diye düşündüm.
Kapım bir anda açıldı. Seher gelmişti. Nazin'le onu tanıştırdım. İyi anlaşacaklar gibi duruyordu. Abim için ben neysem Seher de oydu. İkinci kız kardeşiydi. Bu bütün abimler için böyleydi. İmamın yirmi dakika içinde geleceğini söyledi. Biz de hemen Nazin'i hazırlamaya başladık.