Zümrüt hayati tehlikeyi atlatmıştı ama yarası hâlâ çok taze ve ağrılıydı. Malikaneye döndüklerinde Demir, onu üst kattaki odasına taşımak yerine, kendi yatak odasına yatırdı. Zümrüt itiraz etmek istedi ama Demir’in kararlı bakışları karşısında sustu.
"Burada olacaksın," dedi Demir, sesinde artık o eski sertlikten ziyade korumacı bir ton vardı. "Gözümün önünde olman gerekiyor."
Gece boyunca Zümrüt her acıyla inlediğinde, Demir bir an bile uyumadan onun başında bekledi. Zümrüt uyandığında, Demir’i elinde ıslak bir bezle alnındaki terleri silerken buldu. Koskoca Demir Karahan, elinde bir kase çorbayla yatağın kenarına oturdu.
"Ben kendim içerim," dedi Zümrüt çekinerek.
Demir kaşığı yavaşça ona uzattı. "Zorluk çıkarma Zümrüt. Hayatımı kurtardın... Bunun ağırlığı altında ezilirken bir de senin inatçılığınla uğraşamam. Aç ağzını."
Zümrüt, Demir’in gözlerinde ilk kez şefkati gördü. O an aralarındaki tüm o nefret dolu geçmiş, bir anlığına silinip gitti. Demir, kendi elleriyle karısını beslerken, aralarındaki sessizlik artık bir savaş değil, bir barış antlaşması gibiydi.
Ertesi gün malikanenin kapısında büyük bir gürültü koptu. Zümrüt’ün babası Halit Bey, kızının vurulduğunu öğrenince polis eşliğinde kapıya dayanmıştı. Demir, sinirden köpürerek aşağı indi. Zümrüt ise merdivenlerin başında, halsizce onları izliyordu.
"Kızımı senin elinden alacağım Demir Karahan!" diye bağırdı Halit Bey. "Onu bir kurban gibi kullandın, şimdi de ölmesine sebep oluyordun!"
Demir, Halit Bey’in üzerine yürüdü. "Sen konuşma hakkını Leyla’yı o yolda bıraktığın gün kaybettin Halit! Kızın benim yanımda güvende. Onu asıl tehlikeye atan senin geçmişteki kirli oyunların!"
Zümrüt merdivenlerden aşağı doğru zorlukla bir adım attı. "Durun!" diye bağırdı. Sesi zayıf ama keskindi. "Baba... Demir haklı mı? O gece gerçekten kaçtın mı?"
Halit Bey başını öne eğdiğinde, Zümrüt için dünya bir kez daha yıkıldı. Demir, Zümrüt’ün sarsıldığını görünce hemen yanına koşup onu belinden yakaladı. Zümrüt, babasına bakarken gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
"Git baba," dedi Zümrüt. "Demir’den nefret ediyordum ama senin yalanların onunkinden daha ağır. Beni burada, kocamla yalnız bırak."
Demir, "kocam" kelimesini duyduğunda kalbinin durduğunu sandı. Zümrüt ilk kez onu sahiplenmişti.