BÖLÜM ŞARKISI : SEZEN AKSU - BEGONVİL
☄☄☄
BÖLÜM 15
Hangi hakla hizmet bir anda gaza gelip bunu söyledim bilmiyorum. Bazen gerçekten asla durmam gereken yeri bilmiyorum.. Mesela daha mesajlaşırken bile elim ayağıma dolaşırken ne demek oluyordu da ona arıyorum aç diye bir mesaj atmıştım ? Cahil cesareti bu olsa gerekti.
O mesajın üzerinden tam tamına on iki dakika yirmi yedi saniye geçmişti. Yirmi sekiz. Yirmi dokuz.. Hâlâ geçmekteydi zaman. Ama maalesef az önceki cesaretim tuzla buz olmuş, öylece tavanı izliyordum ben. Mehmet Han ise garibim büyük ihtimal beni bekliyordu şu an. Hâlâ sesi çıkmamıştı onun da. Kafamın tepesinde büyük bir topuz yaptığım saçlarımı yolarcasına açtım. Saçımdan çıkarttığım tokayı yatağın üzerine fırlattıktan sonra elimle saç diplerime masaj yaptım. Dünden beri böyleydi neredeyse.
Elime aldığım pembe kılıflı telefonumdan w******p ' a girdiğimde Mehmet Han ' ın mesaj kutucuğuna tıkladım. Hâlâ çevrim içiydi. Ya biriyle mesajlaşıyordu ya da benden bir açıklama bekliyordu. En sonunda dayanamayıp uygulamadan çıktım ve rehbere girdim.
Mehmet Han, diye kaydettiğim isim ilk başta sabitli olduğu için fazla aramadan üzerine tıkladım ve daha fazla düşünmeden ara tuşuna bastım. Kulağıma yaslar yaslamaz çalması bir oldu. Bir çaldı iki çaldı üçüncü de garip bir " Alo ? " sesiyle açıldı.
Kalbim yerinden çıkacakmış gibi atmaya başladı saniyesinde. Duyduğum ses tüm vücudumu bir an da titretmeye yetmişti. Ellerim zangır zangır olmaya başladı. Nefesim hızlandı adeta. Evet.. Bu onun sesiydi. Bu , her gün saatlerce belgesellerini dinlediğim adamın sesiydi. Hoş seslim telefonu açmıştı. Benim telefonumu açmıştı. Bana alo demişti.
" Alo. " dedim bende. Ama sesim öyle titremişti ki duyduğundan emin bile değildim.
" Zeynep ? " evet evet evet.
" Benim , " dedim derin bir nefes alırken. Allah ' ım şimdi kalp krizi geçirmeme az kalmıştı. " Nasılsın ? "
Önce biraz cızırtılı sesler geldi kulağıma ardından hoş seslim konuştu yeniden. Hiç susmasa mıydı ?
" İyiyim, sen nasılsın ? "
" Bende iyiyim. "
Bir kaç saniye ne diyeceğimi bilemeden öylece kaldığımda o yeniden konuştu. Beni bir azaptan kurtarmıştı adeta.
" Sonunda sesini bahşettin bana , " dedi bu kez. Sesi gülümsüyordu sanki .
" Bugüne nasipmiş , " dedim düşünmeden dan diye .
Mehmet Han güzel bir kahkaha attı. O konuşmadan bu kez ben devraldım. " İşin filan yoktu değil mi ? Seni rahatsız etmeyeyim böyle. "
Bunu söyledim ama işim vardı filan dese elbette ben işinden daha önemliyim sakın kapatmıyorsun o telefonu derdim. Sonuçta aylar sonra ilk kez cesaretim benimleydi ve ilk arayan ilk mesaj atan gibi bendim yine. Bir zahmet işini de iptal edi versindi yani.
" Hayır işim yoktu , " dedi zaten o da çok geç olmadan. " Zaten olsa da pek umurumda olacağını zannetmiyorum . " ya insanlarla aynı fikir de olunca çok iyi hissediyordum ben kendimi. Hele bu Mehmet Han ise.. Bugün beni gerçekten kimse tutamayacaktı.
Yüzümde istemsizce bir gülümse oluştuğunda karşı taraftan derin bir iç çekiş geldi. Bir kaç saniye yalnızca sustuk. Kendimi dinlediğim de ise az önceki heyecanımdan eser kalmadığını gördüm. Gerçekten demin neredeyse heyecanla ölecekken onun sesiyle tüm hücrelerim yatışmıştı sanki. Hep böyle mi olacaktı bu, yoksa ilk sefere mahsus muydu ?
" Eee, " dedi uzun bir sessizlikten sonra bu sessizliği ilk kez kendisi bozarak. " Evde misin ? "
Başımı görmeyeceğini bile bile sallarken " Evet, " dedim odamdan çıkıp mutfağa doğru ilerlerken. Ay ilk kez sevgili adayımla telefonla konuşuyordum. Bu gerçek olur olmaz zamanlarda ve sık sık aklıma gelecekti sanırım. Eğer öyleyse gerçekten hiç iyi şeyler olmayacaktı. İşim işti şimdiden. Hülyalara daldığım an çevremde ki herkes çakardı ki benden bir şeyler. Çünkü ben o kadar çok belli ederdim ki !
" Evde yalnızım. " dediğimde pat diye bunu neden söylediğimi bilmeyerek dişlerimi dudağıma geçirdim sertçe. " Yani Mehtap okula gitti. Sude de kanala gitti. Öyle olunca tabi yalnız kaldım ben. "
Bu nasıl cümlelerdi böyle ya ! Bir de ev boş gel deseydim bari..
Dese miydim ?
Saçmalama..
" Bende evde yalnızım, " dedi o da benim patavatsızlığıma ithafen. Yaa, bugün kanala gitmeyecek miydi o zaman ?
" Neden kanalda değilsin , hasta filan mısın yoksa ? "
İçime aniden bir kurt düşmüştü. Tabi sesime de endişe..
" Yok değilim, " dedi ve içimdeki kurtları öldürdü . " Annemle kardeşim gelecek bugün. O yüzden evde kalıp bir şeyler yapmak istedim. "
Ya bir erkek ailesine ne kadar düşkün olmalı sorusuna cevap mısın sen Mehmet Han, ne demek anneme kardeşime bir şeyler yapacağım ?
" Ne gibi ? "
" Yemek gibi , " dediğinde mutfağa asla yakışmadığını düşündüğüm ve çevremden de bu doğrultuda ithamlar aldığım ojeli ve bakımlı ellerimi havaya kaldırıp baktım. Cidden bu ilişki de en zarar görecek kişi bendim sanırım. Adam yemek yapmayı biliyordu..
" Annemler yaklaşık bir senedir evime gelecekler, " dedi tane tane. " Normal de ben sık giderim İngiltere ' ye ama bu sene pek vaktim olmadı. Malum kanal filan alınca.. " bakkaldan süt alıyordu sanki. Üzerine kanal aldı adam, mütevaziliğe bakın.
" Doğru annenler İngiliz ' di değil mi ? " sadece annesigil mi Zeyno ! Bu duruma babamın nasıl bakacağı cidden merak konusu şimdiden bende.
Ben tabi bunu Sude ' den yeni öğrendiğim için mesaj atarken bir gevura atabileceğim hiç aklıma gelmemişti. Acaba Mehmet Han Ankara ' da Atakule ' den at beni oyun havasını oynamak ister miydi ? Ya da mesela sokak başında bulunan gazinolara karşı ne düşünürdü ?
" Evet, " dedi Mehmet Han ben içimdeki savaşı devam ettirirken. " Bizde herkes İngiliz , bir tek babam Türk. O yüzden buradayım zaten .."
Ay annesiyle babasının da ne tanışma hikayesi vardır şimdi he. Sorsa mıydım ?
" Annenle baban nasıl tanışmış peki ? Sonuçta aramızda kıtalar okyanuslar var.."
Mehmet Han hafifçe güldü. Telefonu yemek istiyordum şu an.
" Annem okumak için Türkiye ' ye geldiğinde babamla şans eseri tanışıyorlar. "
Yemin ederim bu hikayeyi bir başkasına anlatsan kesinlikle inanmaz. Çünkü kimse birinin İngiltere ' den kalkıp da Türkiye ye okumaya geleceğine inanmaz çünkü. Bende inanmam. Ama şimdi hoş seslim anlatıyor ya o ne dese inanırım gibi.
" Babam dedemden kalan holding de çalışıyor o zamanlar. Aynı zamanda okuyor ama okumakla pek alakası yok babamın. Çok haylaz bir adammış. " dediğinde kahkaha attı. Onun gülümsemesi bulaşıcıymış gibi bende güldüm. " Dedem olmadığı için her şeye o koşturuyormuş aslında haylazlığı buradan geliyor. "
Babasızlık zor olmalıydı tabi.
" Annem bir gün holdinge burs başvurusu yapmak için gelmiş. Orada görmüş babamı annem ve o gün bugündür peşini hiç bırakmadı. "
Vay vay vay.. Cidden etkilendim.
" Annen tuttuğunu koparan bir kadın olmalı. Babanı kendisine nasıl aşık etmiş peki ? "
" Orası en kolayı olmuş aslında. Çünkü annem babamın karşısına bir kez çıkmış ve babam da görür görmez anneme aşık olmuş. "
Kolay olmuş bu.
" Güzel kadın o zaman. Babanın dibi düştüğüne göre. " bazen patavatsızlığımın benim sonum olacağını filan düşünüyorum ben , ya siz ?
Mehmet Han telefonda haşır huşur bir şeyler yaptı. Kulağıma bazı sesler dolduğunda " Evet çok güzel bir kadındır. Zaten kimin annesi çirkindir ki şu dünya da. "
Bak edebiyattan da anlıyor bu adam.
" Kimsenin. " dediğimde çeşmeden bir bardak su doldurdum ve içtim. Ağzımın için kurumuştu konuşacağım diye resmen. Ya da heyecandan.. Pek emin değildim..
" Onların aşkına hep gıbtayla baktım, " dedi bu kez Mehmet Han. Benden cevap bekliyor muydu emin değildim. " O yüzden aşkın varlığına da gücüne de sonuna kadar inanırım. Bu düşünceyi temellendirmem de ise birinin katkısı epey büyük aslında. "
Söyledikleriyle derince yutkundum. Ellerim yeniden titremeye, kalp ritmim durduğu yerde hızlanmaya başladı. Telefon kulağımdan bir an kayar gibi olsa da son anda tutup kulağımda dengeledim.
" Bu telefon görüşmesini ne kadardır hayal ediyorum tahmin bile edemezsin. " asıl konuya geliyorduk sanki. " Hayatıma bir anda girişin bende gerçekten farklı anlamda depremler yarattı. Sana söylemiştim hatırlıyor musun bilmem. Şu telefonu elime aldığımda bırak meaajlaşmayı kimseyle sesli bile konuşmak gelmezdi içimden. Yani sevmezdim pek. Lakin seninle birlikte harflerin yerini hatırladım. " dediğinde ikimizde aynı anda gülümsemiştik. Bana çok güzel şeyler söylüyordu ve benim kalbim birazdan kuş olup uçacaktı. " Demem o ki ben seni gerçek anlamda tanımak istiyorum Zeynep. Böyle sana dair bilgileri telefondan , bilgisayardan öğrenmek değil de senden öğrenmek istiyorum. Bana seninle ilgili her şeyi kendin anlat istiyorum. Seni çok yakından tanımak istiyorum. " dedi çok kelimesinin üzerine vurgu yaparak.
Benim de kalbime vurgun yapmıştı aynı zamanda. Cidden kastın mı var be adam. Dilim lâl olmuştu adeta. Benim ona başından beri söylemek istediğim şeyleri o takır takır söylemişti bana. Üstelik bundan eminim ki eğer yüz yüze gelsek yine aynı şeyleri gocunmadan söylerdi bu adam. Çünkü cesareti beni büyülüyordu. Karşıma çıksa bir an bile tereddüt etmeyecekti, bu hissiyatı bana kendisi vermişti. Böyle bir adamı ömrünüzün sonuna kadar hayatınızda nasıl olur da istemezdiniz ki ?
" Ben ne söyleyeceğimi bilemiyorum şu an, " dedim kısık bir sesle. Beni anlamalıydı. " Yani şu an bu söylediklerini ben aylardır kafamda tartıp biçiyorum Mehmet Han. Her şeyi düşünmüştüm ama bir gün gelip de benim sana söylemek istediklerimi senim bana düşünmeden söyleyebileceğin aklımın ucundan geçmezdi. Daha önce de söylediğim gibi hayâl gibiydin benim için. Başta cevap vereceğini bile düşünmemiştim ben. Sonuçta günde onlarca mesaj geliyordur sana değil mi ?"
" Evet ama, " diyerek kesti lafımı. " Normal kişisel telefonuma mesaj atan ilk kişi filansın. Çünkü dediğim gibi mail dışında benim telefonuma mesaj gelmez Zeynep. Kimse kullanmıyorum diye orayı kullanmaz. Birinin derdi varsa arar yüzüme söyler. Sen bir ilki başardın söyledim ya. "
Bir gün bu konuda gururlanacağım da aklıma gelmezdi doğrusu.
Derin bir nefes aldı ve konuşmaya devam etti yeniden. Biz şu an bir şeylerin temellerini atıyorduk sanki. Öyle hissediyordum ben. Bence bunun o da farkındaydı.
Telefonun yerini değiştirdiğine dair ses duydum. Bir kulağından diğerine geçirdi. " Hayatımda her şey iznim dahilinde olur. Her şeyim planlıdır. Sabah kaçta kalkacağım, öğle yemeğim, iş gezilerim bile aylar önce ayarlanmıştır. Ama son zamanlarda hiç planlamadığım bir şeyler oluyor ve ben hayatımda ilk kez bundan ölesiye mutluyum. "
Yüzümde ciddi anlamda güller açıyordu. İlk defa böyle hissediyordum ben. İlk defa bu kadar duygularım yoğundu.
" İyi ki geldin Zeynep, " dedi daha sonra bir anda. Nefes almayı unutmuş gibiydim. " İyi ki plansız, habersiz, aniden girdin hayatıma. "
Hayatta bazı anlar vardır. İnsanların dilini lâl eder, düşünme yetilerini yitirir, hayattan soyutlar. Bende öyle bir anın içindeyim, debeleniyorum. Ben ilk başta böyle olacağını tahmin bile edemezken, şimdi geldiğimiz şu nokta, duyduklarım.. Beni tarumar ediyor adeta. Herkese her şeye ince espirilerle yaklaşan, her şeyi şakaya vuran benim şu duruma şu ana uyduracak hiçbir kılıfım yoktu. İyi ki kelimesi ne güzel yakışmıştı bir insanın diline, sesine.
" İyi ki sen de benim hayatıma girdin Mehmet Han, ebedi kal. "
**
bebekleriiiim ❤