7.Bölüm: Tırnak İzi

1399 Kelimeler
**** "Nereye gidiyoruz?" Usanmadan yılmadan kaçıncı soruşumdu bu bilmiyorum. Ben sordukça o susmayı devam ediyordu. Zaten pek konuşmayıda sevmezdi genelde bakışlarıyla konuşurdu.  O sustukça ben onu hem sorularımla hem de onunla uğraşmamla delirtiyordum.  "Artık bana Zeyrek'in anlamını söyleyecek misin?" diye mırıldandım bir yandan da vitesin üstündeki eliyle uğraşıyordum. Araba kullanırken onunla uğraşmamdan nefret ediyordu. Bende nefret ettiğini bildiğim halde bu eylemi yapmaktan kaçınmıyordum. Neden kaçınayım ki, o beni delirttikçe ben de onu delirtiyordum her şey karşılıklıydı işte. Tabii o uğraşma biraz elinin üstüne tırnak izlerimi bırakmakta olabilirdi...  Ne olursa olsun hak ediyordu her şeyi.  "Rahat dur Eflin." diye sertçe söylendi sonunda. "Rahat duracağım bir şey yapmıyorum Taylan. Bana hala Zeyrek'in anlamını anlatmıyor, üstüne bana nereye gideceğimizi de söylemiyorsun. Hoş söylemesen de olur, nereye gittiğimizi tahmin edebiliyorum az buçuk zaten. Bak söylemezsen gider araştırır anlamını öğrenirim" dedim.  "Tahmin ediyorsun madem neden elimi bu hale sokuyorsun Eflin? Derdin ne, zaten fazlasıyla sinirliyim şu amına koyduğum orospu çocukları yüzünden. Sen de daha fazla sinirlerimi germe." diye bağırdı. Bana bağırmasıyla iyice gerginleşen bedenim sonunda patlak verdi. "Bağırma bana, orada tacize uğrayan bendim Taylan, unutma! Ve ben yapmam gerekeni yaptım, daha ne diye beni peşinden sürüklüyorsun." diye üstüne ben de bağırınca onun daha da sinirlendiğini şakağında atan damardan anladım. 'Sinirlensin, çokta umrumdaydı' diye kendi içimde sinirle homurdandım. Bazen düşünüyorum da şuan yanımda olan adamla o gün tanıştığım adam arasında dağlar kadar faek vardı. İsimler aynı dış görünüş aynı ama tepkiler aynı değil. O gün tanıştığım adam ile bu adam aynı değildi, ikimizde büyümüştük. O zaman yanlızca merhametini hissederken şimdi her şeyini, en ince ayrıntısına kadar hissediyordum. Bizi zaman mı bu hale getirmişti, yoksa yaşanmışlık mı bilemiyorum. Ama ne olursa olsun en büyük şansım bu adamdı. "Eflin!" Uyarı amaçlı adımı imalı bir şekilde vurgulayınca ne zaman öne doğru kaydığını bilmediğim bedenimi sertçe koltuğa yasladım. Sinirden bacaklarımı sallamaya başladım sonrasında hiç bir şey söylemeden başımı cama çevirip akıp giden yolu seyretmeye karar verdim. Önümde uzayıp giden bir yol vardı, o yolun üstünde akıp giden araba, onun içinde ise ben. Ne kadar ilerledik bilmiyorum ama bedenini bacağımın üzerinden uzatıp torpidonun kapağını açtı. Biraz karıştırdıktan sonra istediğini bulmuş gibi elini geri çekip torpidoyu kapattı. Parmak uçlarını bilerek bacaklarımın üzerinden oynatarak geri çekti. Ona dönüp bir şey söylememi beklediğini biliyordum ama bu sefer istediğini yapmayacaktım, onun istediği olmayacaktı. İnatçılık konusunda keçileri dahi sollamıştım. İnadımı bildiği içinde üstelemiyordu daha fazla. Belki de yaşadıklarımdan dolayı da olabilirdi. Bazı anlarda bu adamın ne düşündüğünü, ne hissettiğini anlam veremiyordum. O anlam veremediğim zaman ise şuandı.  Taylan Caner'in kulağına bir şeyler söyledikten sonra beni araba bindirmiş ve yola koyulmuştuk. Hemen ardımızdan da Taylan'ın adamları takip ediyordu bizi zaten. Yolu izlerken bedenimdeki uyuşukluğu ve acıyı hâlâ hissediyordum. Yaramın ne derinlikte olduğunu bilmiyordum ama fazlasıyla canımı acıtıyordu.  Gerçi ben ne yaralar almıştım hiç biri öldürmemişti, bu da öldürmezdi beni biliyordum ama candı bu işte. Tatlıydı insanoğlunun canı, parmağına iğnenin ucu batsa bile acırdı. Eee kaldı ki bıçaklanmıştım bir orospu çocuğu tarafından. Şu siktiğimin hayatı zaten yolunda değilken birde böyle orospu çocuklarıyla uğraşıyordum. Hayat bana her türlü götüyle gülüyordu.  "Eflin," sakince konuşmuştu. Sakin tarafına çok nadir denk geliyordum aslında. Tam anlamıyla sinirli de diyemezdim ama sürekli gergin olurdu. Bunu ben yaptığı işe, aldığı sorumluluklara bağlıyordum aslında. Bugün olanlara oranla şuan çok sakindi ki adım kadar emindim kendini depoda yapacağı işkencelere saklıyordu.  Bana seslenmesini duymazlıktan geldim.  "Eflin!" Bu sefer sinirle seslendi. Bu adam ne kadar sinirli olsa da umrumda değildi.  "İkiletme beni Eflin." diye üstüne bastıra bastıra konuştu. Genzinden gelen o boğuk sesi ve sinirlenince çenesini sıkarak konuşmasıyla farklı bir ses tonu çıkıyordu ortaya. Kimsenin duymak istemediği bir tondu. Konuşmasıyla bedenim, sanki soğuk duş almışım gibi tüylerim diken diken olmuştu. İstemsizce kollarımı birbirine dolayıp ellerimle aşağı yukarı ovalamaya başladım onun o etkisinden kurtulabilmek için.  "Ne var Taylan?" sesim o kadar yorgun ve bitkin çıkmıştı ki ben bile şaşırmıştım bu kadar yorgun çıkmasına. Yorgun çıkmamasına şaşırmam gerekirdi aslında. İşin aslı  beni yoran bu kavga değildi beni yoran bu yaşadıklarımdı. Artık kaldıramıyordum bu kadar ağır şeyleri. Ben olanları düşünürken, Taylan'ın sesini tekrardan duydum. Bu sefer dikkatim onun üzerindeydi.  "Bir kaç defa sana seslendim ama beni duymadın ya da duymamazlıktan geldin. Umarım birinci seçenektir Eflin." Son cümlesini öyle bir karanlık bir sesle  söylemişti ki bedenimi küçük çaplı bir titreme aldı. Bu ses tonunu hiç sevmiyordum Taylan'ın. Adamın bakışı ayrı, duruşu ayrı, ses tonu ayrı, tavırları ayrı baştan aşağı titrememe neden oluyordu. "Dalmışım, üzgünüm seni duymadım. Ya da dur üzgün değilim Taylan." Hâlâ ona kızgındım. İster sinirlensin ister sinirlenmesin umrumda değildi. "Bakıyorum hâlâ kızgınsın bana" diye mırıldandı keyifle. Az önce sinirlenen sanki o değilmiş gibi şimdi keyifle benimle sohbet etmeye çalışıyordu. Evet çalışıyordu.  Geçtiğimiz tünelden sonra yoldaki binalar seyrekleşmeye ve yol git gide açık düzlüğe çıkmaya başlayınca depo dediğim yere varmamıza az kaldığını anladım. Bir insan neden deposunu bu kadar uzak bir yerde seçerdi ki. Bu adamın hiç bir şeyi normal değildi. Resmen şehrin dışındaydı. "Eflin" adımı söylerken öyle bir tonda söylemişti ki gözlerimin dolmasına engel olamadım.  Sürekli adımı söylüyor, onunla konuşmam için beni teşfik ediyordu. Bugün bu adama ne olmuştu? Çok farklı davranıyordu sanki tekrardan içime kapanıp o anlara geri dönecekmişim gibi davranıyordu. Ama ben öyle ya da böyle atlatmıştım. Şimdi daha çok güçlüydüm artık bir şryleri daha az acılı şekilde atlatıyordum. Canım acımıyormuydu? Sonuna kadar acıyordu ama ben artık kendimden başka kimse olmadığı anladığımdan beri daha kolay atlatıyordum o dönemleri. Yeter yahu içim şişti. Sürekli değişik konuşmalar, tavırlar sinirlerimi bozmaya başlamıştı. Dişlerimi sıkıp sertçe nefesimin burun deliklerimden çıkarıp havaya dağılmasına izin verdim. Bugün ben tanıdığım Taylan'la değil başka bir adamla konuşuyordum sanki.  "Sana kızgınım," dedi. Bana kızgın olduğunu biliyordum ama itiraf etmediği bir karın ağrısı daha vardı. Söylemese bile sesinden ve bakışlarından bunu anlamıştım. Ona bakmıyordum ama sağ tarafımda ki camdan nasıl baktığını görebiliyordum.  Ben bugün tacize uğramıştım. Biraz daha devam etseydi, sesimi çıkarmaya gücüm olmasaydı, çevrede kimse olmasaydı -ki oldukları halde haraket etmeyen, kılını kıpırdatmayan , insanlıktan nasibini almayan bir millet- tecavüze uğrayacaktım. Bunu Taylan'a yansıtmasam bile kendimden iğreniyordum, onların o pis zihinlerinde dolaşan sahneye konuk olduğum için. Ne ben ne de başka bir kadın bunu hak etmiyordu. Onların olmayan beyinlerinin kasıklarında çalışması ne üzücüydü, pis zihinlerinde döndürdükleri o iğrenç sahnelerden zevk alıyorlardı. Başkalarına laf atmaktan çekinmeyen erkek yoksunları söz konusu anneleri, eşleri, kız kardeşleri olunca birden aslan kesiliyorlardı. Her şeyden önce insan kendi zihniyetini değiştirmeliydi. Kişi ne yaşattıysa yaşamadan bu dünyadan gitmezmiş. Bu erkek yoksunları yaptıklarının bin kat daha ağırıyla karşılaşacaktı. Hoş onlar yaşattıklarını yaşamadan önce Taylan yaşatacaktı onlara, yaptıklarının bedelini ödeyeceklerdi . Kafamda dönen düşünceler ağrıdan başka bir şey vermiyordu bana. Yaşadıklarım başlı başına ağırken aklımda fink atan düşünceler de cabasıydı. Derin bir nefes alıp kafamı camdan gözüken dışarıya ,yani gökyüzüne çevirdim.  Gökyüzü bakmasını bilene güzeldi. Ne de çok şey anlatır değil mi?  Kimine aşk, kimine güneşli güzel günler, kimine güzel gelen bu mavi, kimine en derin acılarını hatırlatır, kimine ise özlemi, hasreti. Bazı insanlar gökyüzüne umutlarını emanet eder, bazı insanlar sevdiklerini, bazıları ise acılarını. Ne güzel yerdi gökyüzü; umutlanmak isteyen ona bakardı, ona anlatırdı derdini, hayallerini yanında birisi varken ya da yokken fark etmezdi o mavilik yeterdi insana. Bazen de acılarını anlatırdı insan ona; aşk acısı, aile acısı ya da her ne olursa olsun o dinlerdi sessiz sedasız, kimseye de bir şey söylemezdi ses etmezdi. En iyi sırdaştı o. Gece de dinlerdi seni, gündüz de ne zaman istersen o an bakardın gökyüzüne anlatırdın işte derdini, akar giderdi içindeki sıkıntılar, yok olurdu.  Herkesin kendine ait bir dünyası vardı gökyüzünde. Kimsenin bilmediği yalnızca kendilerine ait bir dünya vardı. Mavilerle süslenmiş siyah kokan bir dünyaydı gökyüzü.  Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum zaman kavramım kaybolmuştu sanki, o kadar derin düşüncelere dalmıştım ki Taylan'ın beni dürtmesiyle daha doğrusu kolumu delmesiyle daldığım düşüncelerden gerçek hayata dönüş yaptım. "Biraz daha zorlasaydın kemiklerimi sollayıp direkt iç organlarıma giriş yapardın belki Taylan." dedim dik dik yüzüne bakarak. Kolumu dürtmesiyle unuttuğum yaram tekrardan sızlamaya başladı, sızlamayı bırakmışmıydı onu bile bilmiyordum. Galiba düşüncelere çok daldığım için acıyı göz ardı ediyordum Taylan beni dürtünce beynim tekrardan o acıya odaklanmıştı.   "Sana kaç defa seslendim üstüne  dürtmeme rağmen hiç bir tepki vermedin. Her nereye daldıysan bir türlü bu dünyaya geçiş yaptırtamadım sana, onun için kolunu delmem gerekti belki bana geri dönersin diye." diye konuştu anlam veremediğim bir ses tonuyla. Allah aşkına şu bir ay için de bu adama ne olmuştu? Yıllardır tanıdığım o sertliği ve kabalığı yüzünden kınadığım adamı şu an mumla arar olmuştum.  Her ne olduysa çok tuhaf şeyler olmuştu şu bir ay içinde. Bir an önce bizim kızlarla buluşup şu 1 ay içinde neler döndüğünü öğrenmem gerekiyordu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE