BÖLÜM 6

815 Kelimeler
HELEN AVCI Bir anda kapının zili çalınca heyecanla doğruldum. Gören sakıncalı bir şey yapıyorum sanır. Kapıyıya doğru koştum ve açtım. Gelenin ofiste telefonla konuştuğu kişi olduğunu düşündüm. Kapıyı açınca 40’lı yaşlarında kır saçlı hafif göbekli bir adam çıktı. ‘Merhaba ben Mehmet , Hakan Bey nerede?’ Diye sordu. ‘Merhaba ben Helen, Hakan bey içeride buyrun’ dedim. Doktor içeri girdi ve Hakan Bey’in karşısında durdu. Elinde siyah bir çantası vardı. İçerisinden bir kaç malzemesini çıkardı. Bu sırada bende kapıyı kapattım ve yanına yaklaştım. ‘ Bana yardım eder misin? Oturması lazım ve üzerinde ki gömleği biraz açmam gerekiyor’ dedi. Hakan Bey’in üzerinde ki gömleğin düğmelerinin bir kısımı açmaya çalıştım bu sırada ellerim biraz titredi. Sonra onu doktorla oturur pozisyona getirmek için kaldırdık. Bu şekilde tutmak için arkasına geçtim ve bana doğru yaslanmasını sağladım. Doktor Hakan Beyin göğsünü ve sırtını dinledi. Sonra ateşine baktı. Çantasından bir kaç ilaç çıkardı ve koltuğun önündeki siyah masaya bıraktı. ‘ Biraz stres kaynaklı sanırım. Normalde bu şekilde hasta olmaz. Uzun süredir doktoruyum ilk defa bu kadar hasta olduğunu gördüm. Bir serum bağlayacağım bitince çıkarabilir misin?’ Diye sordu. ‘ evet nasıl yapılmasını gerektiğini biliyorum’ dedim. Babannem iki kez böbreğinden ameliyat olduğunda ona ben bakmıştım. Her zaman yanındaydım doktorlar ona çok iyi baktığım için hızlı iyileştiğini söylerdi. Neyseki şu anda hastalığı yoktu. Doktor konuşmaya devam etti. ‘ ilaçların üzerinde ne kadar kullanman gerektiği yazıyor. Serumdan sonra ilaçları verebilirsin’ dedi. Bende ‘ Tamam’ dedim. Sonra bir serum bağladı Hakan Bey’in koluna. Bu sırada bende içeriden serumu tutacak bir şey aramaya karar verdim. Girişten sola dönünce mutfağa çıktım. Mutfakta bişey bulamayınca girişe geri döndüm orada bir ahşap askılık gördüm hemen onu kaptım ve doktorun yanına getirdim. Serumu oraya sabitledik. Doktorun işi bitince evden çıktı. Giderken Hakan Bey’e iyi bakmamı tembihledi. Ona bakacağıma söz verdim. Sonra da gitti. Kapıyı kapattım ve yapmam gerekenleri düşündüm. Açıkçası bu adama bakmak zorunda değilim ama şu anda bakınca kimsesi yok gibi. Bırakıp gidecek kadar yüreksiz değilim. Gül hanıma haber versem, belki annesini arar ve söyler. Bu fena fikir değil. Telefonumu bulmak için salona döndüm. Telefonumu çantamın içinde buldum. Gül hanımı aradım ama açmıyor.Ne yapacağım ben şimdi? Neyse adamı tek bırakamam bari bakayım ne yapayım. Elime yapışacak hali yok. Hakan Bey mışıl mışıl uyurken gözlerim gene üzerine doğru kaydı. Gömleği yarı açıktı şimdi. Kasları oradan gözüküyordu ve ben gözlerimi oradan alamıyorum. Adam uyansa ve benim onu dikizlediğimi görse, sonra beni mahkemeye verse onu dikizlediğim için tüm haberlerde fotoğrafım çıksa wanted yazar üzerinde de. Allahım ne hayaller kuruyorum gene. Uyan canım uyan. Hakan bey’in üzerini örtmek için bir şeyler aramaya başladım. Girşin sağ tarafındaki koridordan yürüyünce üst kata çıkan bir merdiven buldum. Üst kata çıktım ve ilk kapıdan içeri baktım. Burası bir yatak odasıydı. Işığı açtım. Gene simsiyah her yer siyah yatak başlığı nevresimler her yer sim siyah. Siyah seviyorsun anladım. Yataktaki nevresimi aldım ve aşağı indim. Üzerini ince nevresimle örttüm. Serumun bitmesine daha vardı. Aç karnına ilaç içmesin diye mutfakta ne var diye bakmaya gittim. Buzdolabını açtım. Bir kaç tane sebze, kavanozda ilik suyu buldum. Harika! Sebzelikte bulduğum sebzeleri küçük küçük doğradım ve ilik suyuyla güzelce pişirdim. Sonra kaseye çorbayı koydum ve içeri götürdüm. Serumun bitmiş olduğunu görünce yavaşça çıkardım ve koluna bant yapıştırdım. Sonra hafifçe uyandırmaya çalıştım. Uyanmadı. Kafasını kaldırdım ve altına biraz daha yastık koydum. Tekrar uyandırmaya çalıştım. Hıı diye ses çıkarınca ‘ hadi biraz çorba iş sonra ilaç vereceğim’ dedim. Hafîf ağzını açtı zar zor iki üç kaşık çorba içirdim sonra ilaçlarını verdim. Tekrar eski şekilde yatırdım. İşim bitince ne yapacağımı bilemedim saate baktım. Saat gece 1 Baya geç olmuştu. Taksi bulmam burda imkansız onu da yalnız bırakamam diye gitmedim. Kübraya eve gelemeyeceğimi Gül hanımlarda kalacağımı yazdım. Yalanımı öğrendiğinde beni kesin kesecek ama o zamana kadar vaktim var. Kübra gelip almayı teklif etti ama kabul etmedim büyük bir pasta yapmamız gerekiyor dedim. Sonra sonunda tamam dedi. L koltuğun diğer tarafına doğru oturdum. Hakan Bey’in sayıkladığını duydum ama ne dediği tam olarak anlaşılmıyordu. Biraz yaklaştım yanına duymak için ama sonra fark ettim ki üzerindeki gömlek terden sırılsıklam olmuş. Alnı boncuk boncuk olmuş. Koşarak üst kata çıktım. Yatağının karşısındaki boşluktan içeri girdim burası giyinme odasıydı bir t shirt bulmaya çalıştım ama her yerde gömlek vardı. En son askılarda gri bir t shirt buldum. Ordan çıktım. Banyoyu bulmaya çalıştım karşısındaki kapı için şansımı denedim ve bingo banyoyu buldum. Lavabonun altında dolap vardı orada havlu buldum soğuk suyla ıslattım ve aşağı indim. Mutfaktan bir kaba buzlu su koydum ve Hakan Bey’in yanına döndüm. Hala sayıklamaya devam ediyordu. Yüzünü ıslak havluyla sildim.Sonra gömleğinin düğmelerini çözdüm. Bakmamaya çalışarak ıslak havluyla sildim. Elimin altındaki kaşlarına dokunmamak için kendimle biraz savaştım ve adam hastayken ben ne düşünüyorum diye kendime kızdım. Bir kaç defa daha buzlu havluyla yüzünü ve vücudunu sildim. Gömleğini çıkarmak için zar zor kaldırdım ve kendime yasladım. Sonra t shirtü üzerine geçirdim. Tekrar ateşini kontrol ettim neyse ki düzelmişti. Bu sırada aşırı yoruldum. Kendimi koltuğa bıraktım kafamı Hakan Bey’in tarafındaki yastığa koydum. Anında uyuyakalmışım.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE