HELEN AVCI
Dün işe alındıktan sonra kızlarla ufak bir parti yaptık. Bugün çok heyecanlıyım, gece zor uyudum. Hangi pastaları yapacağım neye ne ekleyeceğim diye düşündüm durdum. Sabah erken hazırlandım ve otobüse binerek pastaneye gittim. Üzerime siyah pantolon ve kısa kollu t shirt giyinerek üzerine de gömlek giymiştim sabahları ve akşamları hala soğuk olmaya devam etse de bu şehir çok sıcak. Pastanenin içeriye misafir geldi zili çalınca dün tanıştığım kadın dışarı çıktı. Adı Gül 40’ şu yaşlarının sonlarına doğru olan bu kadın hala genç göstermeye devam ediyor. ‘ Günaydın Gül Hanım’ dedim ve tezgahı kaldırıp içeri girdim. ‘ Günaydın Canım’ dedi ve birbirimize gülümsedik. Bana içerisini tanıttıktan sonra mutfakta zaman geçirmem için biraz tek bıraktı beni. Bu sıra da bir kek ve kurabiye yaptım. İçeri girip tadına bakınca beğendi. Tezgaha satmak için koydu. Kısa sürede yaptıklarım satıldı ve çok sevindim. Akşama doğru tekrar içeri girdi bu sırada önceden sipariş edilen pastayı tamamladım. Gül hanım pastayı görünce ‘ ah canım çok güzel yapmışsın’ dedi ve ellerini çırptı. Pastayı sahibine teslim ettik. Daha sonra kendisi içeri girerek tatlı yaptı ve paketledikten sonra bana getirdi. ‘Canım senden bir şey rica edeceğim. Her gün bu saatte tatlı yapıp karşıdaki plazada çalışan yakın arkadaşımın oğluna veriyorum. Bunu benim için götürüp teslim eder misin?’ dedi. ‘Tabi’ diyerek önlüğümü çıkardım. Bana kime teslim edeceğime dair not yazdı ve elime verdi. ‘ ordan evine geçebilirsin yarın sabah görüşürüz’ dedi. Eşyalarımı alıp ‘Görüşürüz’ diyerek kapıyı açtım ve kapattım. Karşıya koşarak geçtim. Rüzgar çalmıştı ve birazda yağmur çiseliyordu. Danışmana gidip karşı pastaneden geldiğimi söyledim. Beni en üst kata çıkmam için asansöre gönderdi. Asansörden indikten sonra bir sekreterle görüştüm. Karşı pastaneden geldiğimi söyledim. Pastanenin adını söyleyince herkes yardımcı olmuştu neyseki. Sekreterin gösterdiği odanın kapısını açıp içeri girdim. İçerisi çok güzel kokuyordu. Her taraf aşırı maskülen şekilde dizayn edilmiş. Odanın sol tarafında kocaman siyah bir masa ve etrafında da kahverengi masalar vardı. Sağ tarafında ise duvarda siyah bir panter resim vardı önünde siyah bir masa ve kahverengi koltuğunda kafası masaya eğik bir adam oturuyordu. Beni farketmemişti.Masanın üzerinde diz üstü bilgisayar ve bir kaç dosya vardı. Masasının önüne yaklaştım. Adam kafasını kaldırıp bana bakınca göz göze geldik. Birden nefesim kesildi. Hayatımda gördüğüm en güzel gözlere gri gözlere sahip. Siyah saçlarını düzgün bir şekilde yana yatırmış, üzerinde beyaz gömlek ve siyah takımın yeleği var. Gayet kaslı olduğu gömleğinin sıkmasından belli oluyor. Bu adam gerçekten çok yakışıklı. Bana kaş çatarak bakınca ‘Merhaba karşıdaki pastaneden teslimatınız için geldim ‘ dedim ve masanın karşısından kutuyu önüne bıraktım. Bana kafasını eğdi ve ‘ Aç ‘ dedi. ‘Efendim?’ Diye sordum. Eliyle kutuyu işaret etti. İç çektim ve kutuyu açtım. Kalın sesiyle ‘Bunu sen mi yaptın’ diye sordu ve bir kaşını kaldırdı. ‘Hayır.Gül Hanım yaptı ’ diyerek cevap verdim. Sekreterini arayarak çatal istedi. Ben hala ayakta bekliyordum. Çıkmak işin haraketlenince ‘ Nereye gidiyorsun? Ben tadına bakana kadar bekle ‘ dedi. İç çektim ve masanın başına tekrar döndüm. Elinde çatalla kapıda gördüğüm sekreteri geldi. Sekreteri uzun boylu sarışın güzel bir kızdı. Çatalı adama verip dışarı çıktı. Adam tatlıya çatalı batırdı ve tatlıyı ağzına götürürken gözlerimin içine baktı. Bu adam iflah olmaz biri bu kesin. ‘Hmm’ diye ses çıkardı ve kafasını iki yana salladı. Sonra Önüne bakıp işine devam etti. Bana bakmadan ‘çıkabilirsin’ dedi. Bende sessizce çıktım. Bu adamı asla anlamadım. Kapıdan çıkınca sekreter kız bana bakıp süzdü. Bende ne var diye kafa mı salladım. Gözlerini devirip işine döndü. Buradan hemen çıkıyorum bu kadar saçmalık yeter. Buraya bir daha gelmek istemiyorum.