5. Bölüm / TESADÜF

935 Kelimeler
O kahvecide gece yarısına kadar oturdular, gülüştüler, sohbet ettiler. Birbirlerini tanıdılar. Eksik yanlarına değinmeden onların etrafında dolanarak anlattılar birbirlerine. İkisi de çok güçlü karakterlerdi ve eksiğini göstermek kusurdu onlara göre. Yüzeysel hayat şartlarından, standartlarından ve daha çok karakterlerinden konuştular. Biri laz biri kürttü ve buna hiç takılmadılar. İyi insanlara benziyorlardı izlenimlerine göre. Önemli olan da bu değil miydi? Daha o gün o kafede hissettiler birbirlerinin hayatlarındaki sahip olacakları yeri. Anlamlandıramadılar ama o gün orada bir şeyler yandı ve mahşere dek sönmeyecek şekilde yandı. Boran konuşmanın bir yerinde daha fazla dayanamadı ve; “Çok güzel gülüyorsun lan” dedi. Duraksadı. Dışından mı söylemişti? Duyulmuş muydu? Ne diyeceğini bilemedi bir süre sessizlik oldu ve sonra ekledi zeki adam; “Ne oldu duraksadın? Güzel bir kız olduğunu söyleyenler çok oldu da güzel güldüğünü söylememişler miydi?” “Güzel güldüğüm de çok kez söylendi ama hiç kimse ‘lan’ dememişti bana bunu söylerken ona takıldım.” “Biliyor musun amcam hep ‘güzel kızlar tehlikelidir. Güzel olduğunu bilen kızlar daha da tehlikelidir, adama tarla sattırır yeminle’ derdi. Sen de güzelsin ve güzel olduğunun farkındasın korkmaya başladım.” dedi Esma’nın son cümlesinin kalbine bir çizik daha atmasına izin verirken. “Sende tarla satacak göz yok korkma.” Güldüler. O gece sanki hiç gülmedikleri kadar içten ve samimi güldüler. “Kalkalım mı? İlk günden yurda geç kalmak istemem” dedi Esma saati göstererek. ‘Bende kal’ demek isterdi Boran. O an bunu demeyi canından çok isterdi ama hem Esma’yı kötü biri olduğuna inandırmamak hem de ilk buluşmalarında bunun doğru olmaması sebebiyle; “Olur ben seni bırakayım neredeki yurtta kalıyorsun?” diyebildi. “Yok zahmet etme kendim giderim kampüsün oradaki KYK’da kalıyorum yakın zaten. Bekle hesabı ödeyip geleyim çıkalım” “Ohooooo… Hem hesabı sen ödeyeceksin, hem bu saatte tek başına yurda dönmene izin vereceğim yok yok olmaz yakışmaz Boran ağaya” dedi tatlı tatlı gülümseyip ceketini giyinirken. “Sana alay ediyor gibi baktım diye bu kahve içme işi benim borcum oldu, yurda gidebilecek kadar büyük yaşta olmam da benim sorunum Boran ağam üzülme.” “Kimse…….. Hiç kimse böyle güzel Boran ağam dedi mi sanmıyorum.” “Senin ağalığını paşalığını bilmem de nerde ağaysan orada kahveyi kendin ısmarla .” “Onu da yapacağım.” Hesabı ödemek için hızlı hızlı gitti ama Esma da geldi arkasından. İnatçıydı bu kız. Uğraştıracaktı. Kasiyer kız tatlı atışmalarını izlerken Boran hızlıca parayı bırakıp arkasını döndü ve yürüdü. Geçerken masadan Esma’nın çantasını da aldı ki peşinden gelsin huysuz kız. “Yaptığın hiç hoş değildi. Benim sana borcumdu madem onun için geldik ne anlamı kaldı şimdi paşa bey.” “Paşa değil ağam diyeceksin. Senin borcun baki. Ben ölene kadar ödemeni isteyeceğim senden merak etme. Hadi bin arabaya da bırakayım ilk günden kaçak geline ay kaçak kıza çıkmasın adın.” Onu dinlemeden çantasını da alıp binmişti zaten. Esma kızarmıştı, hesabı ödemediği için bir tık mutluydu da ama hoşuna gitmiyordu bu emrivaki tavırlar. Yalnızca daha fazla nazlanmış olmamak adına bindi araca. Bir daha nah görüşürüm seninle dağ ayısı diye geçirdi içinden. 10 dakika gibi bir süre sonra yurdun önüne geldiler. Hiç konuşmadılar. Daha doğrusu Boran bir şeyler söylemiş ama Esma aldırış etmemişti. Bu kız bana çok ‘La Havle’ çektirir diye düşündü Boran içinden ve gülümsedi. Boran aracını yurdun önüne park edince Esma çantasını almak için arkaya doğru döndü. Tam o sırada Boran da arkaya döndü ve nefesleri çarptı birbirlerine. Dünyanın değilse bile onların dünyasının en güzel tesadüfüydü bu. Esma hızla apar topar indi hemen araçtan ve Boran da çantayı indirdi arkasından. Esma çantayı aldı onun elinden ve “İyi akşamlar” dedi. Hızla yurda gitmeyi odasına çıkıp sıcak bir duşun altına girmeyi istiyordu. “Esma, ben 7 yıldır buradayım ve ilk defa bugün, bu gece Erzurum çok güzeldi benim için.” “7 yıldır bir dersi veremedin mi? Böyle karı-kız peşinde koşmaya devam et 17 sene sonra da burada başka bir kıza söylersin bunları.” “Laaaaa havleeee.” Uzaklaştı Esma. Yurdun kapısına geldiğinde geri dönüp bakmak geldi içinden. Döndü arkasına. Hiç kımıldamamış orada onun içeri girmesini bekliyordu. ‘İyi bari az eğitimli dağ ayıcığı’ dedi kendi kendine ve odasına gitti. Arkadaşları etrafına toplandı hemen. “Ooooo Esma hanım tamam çok güzelsin de ilk günden de beklemiyorduk ya. Anlat anlat.” dediler heyecanla. “Saçmalamayın. Zannettiğiniz gibi bir şey asla yok. Anlatırım bir duş alayım sıcak bir çay demleyelim.” dedi gülümserken. “Çay içirmedi mi sana senin Yunan Heykeli bu saate kadar” deyip gülüştü kızlar. “Yunan heykeli ne alaka ya. Ah hayaller hayatlar. Adam ağaymış kim bilir hangi dağın ayısı. Ay pardon ağası.” dedi hızla kendini duşa atarken kızlar da arkasında gülüşüyorlardı. Sıcak, çok sıcak bir su ayarladı kendine. Saatlerce durabilirdi burada böyle. Üzerindeki kirler akıyor gibi hissediyordu. Ona hep sıcak duş çok iyi gelmişti. Bedenine değen tek sıcak şey olduğu için olabilirdi. Anne şefkati gibiydi sıcak su onun için. Sarıp sarmalayan sıcacık tutan bir de çayı vardı zaten. Bardağı hep iki eliyle kavrayacak şekilde tutar içinin huzurla ısınmasına izin verirdi. Yurtta çay yapabilecekleri malzemeleri yoktu ama sıcak su kaynatıp sallama çay yapabilecek gereçleri vardı Allah’tan. Bir demleme çay olamazdı elbette ama doktor olup kendi evini tutana kadar bununla idare edecekti. O zamanlar öyle zannediyordu en azından. Duştan çıkıp merakla bekleyen kızlara özet geçtikten sonra çaylarını aldılar ellerine. Esma yine o bardaktan çok şey umuyor gibi sarılmıştı çay bardağına. Arkadaşlarından birisi; “Bu çocuk sana ilk görüşte aşık olmadıysa benim de adım Zeynep değil” dedi sinsi, şımarık karışık bir ses tonuyla ve gülerek. “Allah aşkına kapatalım Boran ayısını ay pardon ağasını. Uyuyalım yarın iki ders var” dedi Esma. Konudan kaçtı. Arkadaşlarından kaçtı ama içindeki duygulardan nasıl kaçacağını bilemiyordu henüz.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE