Ayşe'nin sesi kesildiğinde zaman bir an durdu sanki. Ne müzik vardı artık ne de gürültü. Sadece göz bebeklerinin titrek kararlılığı kalmıştı havada. Yağız nefesini tutmuş gibiydi, ben ise içimde yükselen o uğursuz sessizliğe kulak kesilmiştim. Osman hafifçe fısıldadı: “Dikkat. Cümlelerin başı sır, sonu kriz. Kızın bakışı geçmişte değil, şimdi bir yerlere saplanmış. Bir tetikleyici geliyor.” Ayşe gözlerini kaçırdı, dudaklarını ısırdı. Ardından sesi daha da kısılarak fısıldadı: “Ben senin annenle konuştum Yağız.” Bu sefer içimden yükselen şey, kıskançlık değil, başka bir şeydi. Şaşkınlıkla karışık bir huzursuzluk... Yağız’ın omuzları gerildi, bakışları dondu. “Ne?” dedi, sadece tek kelimeyle. Ben bile ne demek istediğini tam çözememiştim. Ayşe devam etti: “Yıllar önce… senle ilişkimiz

