En çok da Osman’la sohbet etmeyi özlemiştim. Onun o ukala ama bir o kadar da zeki sesi olmadan sessizlik fazla ürkütücüydü. Ama yurtta da kalamazdım artık. O sesle konuştuğumu duyan biri beni deli zannedebilirdi. Gerçi ben de bazen kendimi öyle hissediyordum. Emine Teyze'nin evi... Evet. Orası mantıklıydı. Sessizdi, izoleydi, kalabalık yoktu. Osman’la daha rahat konuşabilirdim. Hem... Yağız Hoca'nın beni gördüğünde verdiği tepkileri daha net gözlemleyebilirdim. Kararımı verdim. Telefonumu alıp hemen bilet arattım. Ekrana çıkan ilk otobüs: Yarın akşam 21.30. İçimden bir ses "kaçıyorsun" dedi. Belki de kaçmıyordum, sadece hazırlanıyordum. Kendime göre, bize göre bir dünya yaratmaya... --- Osman uyuyordu. Sırt üstü yatakta uzanmış, ellerini başının altına koymuş, sanki bütün dünya on

