Sanırım Yağız’ın dayısının oğlu Hüseyin, gerçekten tam bir “komedi fıkrası” çıktı! Sevgilisini kaçırıp Emine Teyze’nin kapısına kadar getirmiş. Emine Teyze tabii hemen bağırdı: — Ula usagum! Bu kiza ne ettunda, tuttun elinden getürdün ha? Hüseyin ise ona taş çıkartacak bir Karadeniz şivesiyle: — Ula teyze, sen benu mu sorgulaysun? Ha bu kız Artuk benimdur! Anama gittum, nerden aliysan oraya cotur! deyi baa. Bu karpuz midur kötü çıktı, alın deyum dedi. Konuşmaları duydukça, biz de kahkahalara boğulduk. Sanki efsane fıkraları canlı canlı izliyorduk. Tam o sırada Yağız’a biraz daha yaklaştım. Kulağıma eğildi, fısıltı halinde: — Sanırım evleniyoruz. O anda dikildim ve yanaklarım turuncuya döndü. Osman ise yanımda, telaşla: — Sakin, Doğa, sakin! diyerek beni sakinleştirmeye çalışıyordu.

