KAPIYA DAYANMADAN 35 DAKİKA ÖNCE Telefon kapanır kapanmaz Yağız’la aynı anda ayağa fırladık. Bakıştık. Sessizlik… Sonra ikimiz aynı anda bağırdık: “TOPARLANMAMIZ LAZIM!” Osman: > “Siz karı-koca değilsiniz. Siz şu an düpedüz ‘kaçak tadilat yapan’ bir ekipsiniz!” Ben battaniyeyi fırlattım. Koltuğun altına soktum. Yağız sehpadaki domates bıçağını tutup sanki el bombası gibi çöpe attı. “Salça lekesi hâlâ koltukta Yağız!” “Bir yastık kapat şunu, çabuk!” Mutfağa koştum, gözlerim yuvalarından fırladı. Makarnanın tenceresi hâlâ ocakta! Yoğurt lekesi… tavada kurumuş salça… “YAĞIZZ! Bu mutfağa Emine Teyze girerse... beni buraya gömer!” O sırada kapıdan Yağız seslendi: “Ben salonu hallediyorum! O mavi terliğin teki nerede?!” “Koltuk arkasında! Ya da belki evrende kayboldu!” Osman

