Yağız, sanki içimdeki Osman’ın sözlerini duymuş gibi bir anda yerinden kalktı. "Öyleyse ben seni bırakayım," dedi sessiz ama kararlı bir tonla. Sonra arkasını dönüp odasına doğru yürüdü. Üzerini değiştirmek için kaybolduğunda, ben hâlâ yerimde donup kalmış, sadece onu izliyordum. Birkaç dakika sonra odasından çıktı. Altında siyah bir eşofman vardı; rahat ama ona yakışan bir sadelikteydi. Üzerine giydiği beyaz tişört, tenini olduğundan daha da parlak gösteriyor, sade tarzını tamamlıyordu. Evin kapısından çıkarken bir mont aldı ve hızlıca koluna geçirdi. Gözlerim üzerindeydi, o an sadece onu izliyordum, başka hiçbir şey umurumda değildi. Emine Teyzeyle vedalaştıktan sonra birlikte dışarı çıktık. Arabasına yöneldi ve nazikçe kapıyı açarak bana yer gösterdi. Ön koltuğa oturduğumda içimdeki

