Birbirlerinden gözlerini ayırmadan bakan Ronya ve Yavuz öylece dururken , kucağındaki Ela'nın kıpırdanmalarıyla kendine gelen Ronya boğazını temizleyerek,"Ş, şey ... Ben Elif'i bekliyordum." Dedi.
Gözlerini karşısındaki güzel kızdan ayıramayan Yavuz, kızın naif sesiyle söylediklerini anlamaya çalıştı. Elif demişti, yeğeni Ela'da kucağındaydı. Kimdi bu yabancı kız? Üstelik kendi salonunda ... Kızla göz göze geldiğinde kalbinin çarpıntısı değişti. Boğazına doğru yükselen bir sıcaklık kapladı bedenini.. O gözler, bunca yıldır gördüğü en güzel yeşil gözlerdi. Zümrüt yeşili..
Utançla bakışlarını çeken kızın, bu tutumu karşısında ne yapacağını ne söyleyeceğini bilemeden ona bakmaya devam eden Yavuz, başını anladım dercesine salladı. Tam da o anda salona nefes nefese dalan Elif,"Abi? Sen ne zaman geldin?"diye sordu şaşkınlıkla.
"Ben de sana aynı soracaktım Elif. Ne zaman geldin benim evime canım kız kardeşim?" sorusundaki imayı anlayan Elif, mahcubiyet dolu bakışlarını önce Ronya'ya sonra da abisine yönelterek konuştu.
"Van'da olduğunu bilmiyordum abi. Annem bugün eve davet etti sonra da Ronya'yla görüşme kararı aldık ve onu buraya davet ettim. Sonra baktım aşağıda senin saadetin için toplanan bir ordu kadın var, ben de biricik arkadaşımla burada rahat rahat görüşebileceğimi düşündüm."
Elif'in konuşmasının içinde geçen saadet kelimesi Yavuz'u çıldırtmaya yetti.
"Ne saadeti Elif? Kim o gelenler?" diye sorunca, Elif korkarak mecbur gerçeği söyledi .
"Aa-, annem bir kadını getirmiş eve. Teyzemler de geldiler, hatta daha bir sürü kadın var aşağıda." Sertçe yutkunarak devam etti,
"Sana büyü yapıyorlar abi, Berfin'le evlen diye." Dediğinde, gözleri yerlerinden çıkacakmış gibi büyüyen Yavuz, sağ elini yumruk yapıp sinirle hemen dışarı çıktı.
Ronya az önce daha ilk bakışta onu etkisi altına alan adamın ardından öylece baktı.Elif, hala şaşkınlıkla olanları anlamaya çalışan Ronya'ya yaklaşıp, Ela'yı kucağından aldı. " Elif ! Sen beni abinin salonuna izinsiz mi soktun ? Üstüne üstlük bir de abin beni kendi salonunda gördü! Benim kimseye görünmemem lazımdı, hele ki abine! Ya babamlar duyarsa, o zaman ne olur biliyor musun? Benim yüzümden Daye Nurten'e de kızacak." diyen Ronya'nın haklı sitemine başını eğen Elif, içine oturan mahcubiyetle, "Emin ol abim kimseye seni gördüğünü söylemez. Sağ olsun annemler kafayı yemesi için canla başla çalışıyorlar! Şu an aklında sadece aşağıdaki herkesi kovma vardır." Der demez aşağıdan gelen sesle irkildi.
Ronya'nın da duyduğu seslerle gözleri fal taşı gibi açıldı."Elif, abinin sesi değil mi o? Diye sordu.
"Evet canım. Neyse bak en son hatırlayacağı kişi sensin . Onun derdi ona yeter boş verelim de söyle bakalım var mı bir enişte adayım?" deyip göz kırpınca, Ronya gözlerini devirerek "Elbette yok canım." dedi ukalaca, "Hem konuyu değiştirmeye çalıştığını da anlamadım sanma . Dua edelim de abin kimseye benden bahsetmesin! " diyen Ronya, az önce ona gözlerini diken o adamın hafıza kaybı yaşamadan bu olayı unutamayacağının da bilincindeydi.
"Off Ronya, sana kimseye bir şey demez diyorum anlamıyor musun? Hadi bu tatsız konuyu kapatalım da yüz yüze görüşmemizin tadını çıkaralım" diyen Elif'e hak veren Ronya,"Haklısın canım ." dedi ve sonrası iki dostun samimi sohbetiyle devam etti.
*
Parmakları arasında tuttuğu sigarayı dolgun dudaklarına götüren Yavuz, içine çektiği dumanı ciğerlerine gönderirken , başına vuran uyuşukluk hoşuna gitti. Ciğerlerinden arta kalan duman tekrar dudaklarının arasından firar edip, temiz havaya karıştı. Yavuz sigarasını aynı döngüyle bitince yerine yenisini ekledi. İzmaritle dolup taşan kül tablasına yan bir bakış atıp , garsona seslendi.
"Sade bir kahve." Başıyla onaylayan garson hızla uzaklaşınca, tekrar işaret ve orta parmağının arasına sıkışmış sigarasına döndü. Düşünceler yumağında, ayak izlerine sigara dumanını takmış, aheste aheste yürüyen Yavuz'un beynine şimşek gibi çakıp duran tek görüntü vardı, O kız...
Zümrüt yeşili o gözlerde kaybolmuştu minicik bir zaman diliminde...
Birden aklına tekrar tekrar o odadan çıkması geldi. Sinirle nefesini bıraktı . Annesi artık çizmeyi çok aşmıştı. Büyü yapma ne? Üstelik Berfin için! Onlar yüzünden odadan hızla ayrılmış o kızla da tanışamamıştı. Bunu düşününce kaşları çatıldı, şimdi kendisine büyü yapılmasına mı yoksa o kızla tanışma faslını kaçırmış olmasına kızıyordu çözemiyordu.
O kızı düşününce bile yine yüreği ateşli bir heyecana ev sahipliği ediyordu. Yaşadığı farklı duyguların içinde nefesi kesildi ."Ahh."dedi seslice. Sonra da telefonunu çıkarıp kardeşi Ali'yi aradı, biriyle konuşup bir yol çizmeye ihtiyacı vardı.
"Alo, abi nerdesin? Ben de seni arayacaktım. Eve geldim seni soruyorum kimse cevap vermiyor ne oldu?" diye sordu.
"Tabi cevap vermezler bıremın . Hadi gel sen Star Cafe'ye de konuşalım biraz."
"Tamam abi, hemen geliyorum." Deyip telefonu cebine sokan Ali, hızlı adımlarla evden ayrılıp arabasına atladı .
On dakika sonra abisinin yanında soluğu alan Ali, onun dağılmış haline bakarak ,"Abi.. iyi misin?" dediğinde, endişe kokan sorusuna karşılık Yavuz dudağının bir kenarını yukarı kıvırıp alayla ,"Bu da soru mu şimdi bıremın... muhteşemim !" dedi sertçe.
Elini ensesine koyup ovdu Ali.
"Anlat hadi abi, ne oldu sana böyle? Şirketten çıkınca gayet iyiydin?"
"Anlatacağım anlatacağım bıremın, zaten anlatmazsam kafayı yiyeceğim . " deyip , derin bir soluk verdi ve devam etti konuşmasına.
" Bu gün şirketten çıkınca arkadaşlarla görüştüm, yemek yedik sonra da ben eve geçeyim de biraz dinlenirim diye düşündüm . Neyse bahçeden içeri girdim tam kapıya yaklaşmıştım ki kapıda bir sürü ayakkabı gördüm , kahyaya sorunca annemin misafirlerinin olduğunu söyledi. Ben de kimseye görünmeden kendi daireme çıktım." Durup gözlerine ulaşan bir gülümsemeyle devamı anlattı.
"Tam dairemin kapısını açacaktım ki aslında açık olduğunu gördüm üstelik bir de kadın sesi geliyordu , sessizce kapıyı aralayıp içeri girdim. Arkası bana dönük , upuzun dalgalı kumral saçlarıyla bir kız oturuyordu, kucağında da bizim minik Ela vardı. Baktım öylece dikilmenin bir anlamı yok bende yalandan öksürdüm." Dediğinde , şaşkınlıkla kaşları havalanmış olan Ali araya girdi.
"Kız mı? Senin dairende bir kız? Üstelik Elif'in kızı da kucağında? Kim bu kız abi?" şimdi havalanan kaşları yerini çatık kaşlara bırakmıştı.
"Anlatıyorum ya işte dinle neyse kız bana döndü ve şaşırdı. Ali, kızın gözlerine bir baktım nasıl baktıysam hapsoldum hala daha çıkamadım. Birine desem deli der geçer o derece bir etkisi oldu. Kız da beni beklemiyor gibiydi, sonra Elif'i bekliyordum deyince ben heyecandan ne diyeceğimi bilemedim . Sanki dilim lal olmuş, kalbimin içinde dört nala koşturan var gibiydi anca başımı sallayabildim. Sonra işte Elif geldi, benim burada olduğumu bilmediğini falan söyledi. O kız da bizim cadı Elif'in arkadaşıymış. Nereden tanışıyorlar bilmiyorum ama kız buralı değil gibiydi. " dedi, sonra aklına olayların devamı gelince öfkesi şaha kalktı ve annesinin büyü meselesini anlattı.
Ali, abisini dinlerken daha ne kadar şaşırabilirim hesabı içerisindeydi . Annesi kafayı abisini Berfin'le evlendirmekle bozmuştu. Neyse ki Yavuz, annesini bir daha asla Van'a dönmeyeceği konusunda tehdit etmişti de kurtulmuştu.
"Ali, o kız kim bilmiyorum ama ilk görüşte yüreğimi zangır zangır titretti." Diyen Yavuz'un hayatında ilk kez kalbi ile gerçek arasındaki perde kalkmıştı. Hem aklı hem yüreği bir közün içindeydi. Şu an hem bilmediği bir ateşle kavruluyor hem hoşnutluk içinde sarhoştu... gözleri uzaklara dalmış iki kardeşin ellerindeki sigara dumanı yukarıya doğru ince bir çizgi halinde yol çizerken Ali hızla konuşmaya başladı.
"Abi sen o kıza aşık olmuşsun demem hemen ama en azından hoşlanmışsın. Farkında mısın ilk defa bir kızdan bahsediyorsun bana.." diyen Ali, abisinin ilk defa kalbinden geçenleri böylesine saf bir su berraklığında dilinden döktüğüne şahit oluyordu.
Yavuz, bakışlarını kardeşine çevirip, "O kız ... o kızın kim olduğunu öğrenmeliyim Ali içimdeki bu belirsizliği yıkmalıyım. "deyip tekrar yerine oturan iki kardeş, kahvelerini yudumlarken Yavuz telefonunu eline alıp Elif'i aradı.
"Alo abi?" endişeli bir sesle telefonunu açan kız kardeşine cevap verdi.
"Elif nasılsın xuşkamın(kız kardeş) ?"
"Ben iyiyim de abi asıl sen nasılsın? O sinirle gittin bir daha göremedim seni."
"Şimdi sana soracağım sorunun yanıtına göre iyi ya da kötü olacağım. " diyen Yavuz'un sözleriyle iyice endişelen Elif," Sor tabi abi." Dedi.
"Elif nedenini sormadan, bu soruyu kurcalamadan direkt cevabını istiyorum. Tek seferde söyleyeceksin." Merakı iyice perçinleşen Elif, "Tamam abi." Deyip, gelecek soruyu merakla bekledi.
"Bu gün bizim eve gelen o arkadaşın kimdi?" duyduğu soruyla beyninden durulmuşa dönen Elif'ten ses gelemeyince, Yavuz "Elif orda mısın?"diye sordu.
"Bu-bur-burdayım abi."deyip sertçe yutkundu.
"Cevap?" abisinin sorusuna karşılık cevap verdi.
"Ronya ALAN."
Duyduğu isimle şaşıran Yavuz'un dudakları yana doğru kıvrıldı, memnun çıkan sesiyle konuştu.
"Işık, aydınlık" dedi dalgınca, sonra da fark ettiği şeyle kaşları çatıldı.
"Yani bizim buralardan öyle mi Elif? Hem sana asıl soruyu sorayım . Sen nereden tanıyorsun bu kızı?"
"Abi, Ronya benim çocukluk arkadaşım. Kemal Alan varya ALAN aşiret ağası işte onun kızı."
Duyduklarını sindirmeye çalışan Yavuz, o kızın buralardan olmasına ihtimal dahi vermezken şimdi ... şaşkındı.
"Hiç bizim buradaki kızlar gibi değildi ama ... şaşırdım." Dediğinde ,
"Ronya zaten orta okuldan sonra İstanbul'a gitti orada okudu abi, hâla da orada yaşıyor şimdi bir haftalığına geldi buraya." Dedikten sonra Elif, içindekileri tutmadan devam etti konuşmasına.
"Abi , Ronya olmaz . Seni üzmek istemem hatta olsa mutlu da olurum çok ama olmaz. Babası benimle bile görüştürmüyor, gizliden görüşüyoruz." Dediğinde Yavuz, şaşkınlıkla "Neden ki? Kemal ağanın bize ne garezi ne ? diye sordu.
"Abi... bizim aşiret biraz olaylı ya ... bizden kendisini de ailesini de uzak tutuyor . hele ki Ronya'yı tüm Van'dan uzak tutuyor."dediğinde ellerini yumruk yapan Yavuz , sinirle konuştu.
"Ben adam mı öldürüyorum Elif! Şimdiye kadar ne kötülüğümü görmüş ki?"sonra derin bir nefes alıp,"Neyse iyi akşamlar xuşkamın ." deyip telefonu kapattı.
Ali, sinirle soluyan abisine bakıp,"Ne oldu abi? Kız kimmiş?"diye sordu.
"Kemal Ağa'nın kızıymış Ali. Babası Elif'le bile görüşmesine izin vermiyormuş. Belalı aşiretmişiz ondan! " ayağa kalkan Yavuz içine çöreklenen sıkıntıyla konuşmasına devam etti.
"Kemal ağanın hesaba katmadığı bir nokta var . Eğer ki kalbime olan o şey, kızının kalbine de olduysa kader bizden yana, güç bizden yana olur. Eğer ki Ronya da bana karşı o sıcaklığı hissederse uçarı kaçarı yok Kemal ağa istese de istemese de damadı olurum .. ama yok Ronya bana buz kesilirse, benim sevgi hamlelerime sırt çevirirse , o zaman da kader bana kısmet vermemiş derim zorla da bir şey yapamam."deyip, oradan uzaklaştı.