
Karşımdaki bana nefretle bakan adama bakarken gözyaşlarım sel olmuş akıyordu.
“Ben katil değilim…”
Üzerime üzerime gelmeye başladı; o geldikçe ben geri geri adım attım. Sırtım sert duvara çarpınca durmak zorunda kaldım. Gelip tam dibimde durdu…
Bakışlarında sadece nefret vardı. Daha birkaç gün önce hayatımı kurtaran adam, şimdi bana nefretle bakıyordu.
“Neden inanmıyorsun bana? Ben yapmadım…”
“Daha fazla konuşma!” dedi buz gibi bir sesle. “Konuşsan da fayda etmeyecek…”
İnkar edercesine başımı iki yana salladım. “Ben yapmadım…”
“Aldığın iki cana karşılık bana bir can vereceksin!”
Gözlerim dehşetle açıldı. Devam etti:
“Bebeğimi doğuracak, sonra da siktir olup gideceksin!”
“Hayır… İnan bana, ben suçsuzum. O kendisi düştü…”
“Sen benim karımı öldürdün! Ama ben seni öldürmeyeceğim,” dedi ölüm saçan bakışlarıyla.
Nefesi yüzüme vururken şu an istediğim tek şey, yaşanan bunca şeyin bir kabustan ibaret olmasıydı…
“Senin cezan benimle evlenmek olacak… Canını aldığın bebeğim ve karımın yerine bana bir bebek vereceksin!”
-**-
Ben Elif Zerda… Tek bir gecede tüm hayatı yerle bir olan Elif Zerda…
Bir gece ansızın şahit olduğum bir cinayet, beni Şiyar Karahanlı ile karşılaştırmıştı. O gece bana umut olup hayatımı kurtaran adam, şimdi bana cellat oluyordu…
Ama ben katil değildim ki…
Hiçbir suçum yoktu. Daha ne olup bittiğini bile anlamadığım, hayatım boyunca hiç tanımadığım bir adamın karısı oluyordum.
Hem de katil damgasıyla…
-**-
Şiyar Karahanlı… Diğer adıyla Karahanlı Aşireti’nin başı, Mardin’in en zalim ağası…
Bir gece ansızın hiç tanımadığı bir kızın hayatını kurtarmak isterken, o kızın kendi karısının ölümüne sebep olacağını bilmiyordu.
Şimdi ise intikam almak için o kadını nikahına alacak ve ona bu dünyada cehennemi tattıracaktı.
Oysa bilmediği çok şey vardı… Çünkü onların yollarını kesiştiren, kaderin ta kendisiydi.

