Kendi odama gidince önce duş aldım sonra da geç kaldığım kahvaltıya aceleyle hazırlandım. Kapı bir kez tıklatılınca, “Geldim Rojda, sakın kızma çünkü…” diye söylenirken döndüm arkamı ve Azap’ı gördüm. Kapının önünde dikiliyordu. “Azap?” Kapıyı kapatıp tereddütlü adımlarla geldi. “Ne oldu?” Ben de ona doğru yakınlaştım. Önüne geldiğimde elimi tutup kaldırdı ve avucunda parmakları arasında sakladığı bileziği çıkardı ortaya. Bileğime geçirmeye çalışırken çektim hemen elimi. “Ne bu! Hayır Azap! İstemiyorum” “Eslem!” “Hayır, hayır. Lütfen!” Birkaç adım geri çekildim ama Azap o mesafeyi hemen kapattı. “Azap olmaz” Bileğimi tutup tekrar kaldırdı. Direnerek çektim yine elimi. “Azap olmaz. Diğer bilezikler şimdi bu…” “Bu başka!” “Değil! İkisi de altın işte. Olmaz Azap istem

