3. BÖLÜM: Anlaşma!

1208 Kelimeler
Nazlı, konaktan kaçtıktan sonra Urfa'nın bilmediği sokaklarında deli gibi koşmaya başladı. Gece vakti olması ve kimseyi tanımaması, içinde büyük bir korku yaratıyordu. Sokak lambalarının loş ışığı altında, kalbinin hızla atışını hissederek hızla ilerliyordu. Koşarken nefes nefese kalmış, terlemişti. Evlerin perdeleri ardına kadar kapalıydı, sessiz sokakta sadece koşuşu yankılanıyordu. Nefesini kontrol etmeye çalışarak bir an durdu. Etrafına gözlerini dikkatle dikti. Derin bir soluk aldı ve kendini sakinleştirmeye çalıştı. Yavaşça çevresini gözlemledi ve etrafta kimseyi görmeyince, bir miktar cesaret buldu. Ancak hâlâ içinde korku dolu bir his vardı. Bilmediği bu sokaklarda tek başına dolaşmak, geleceğiyle ilgili belirsizliklerin bir yansımasıydı. Her adımında bir tehlike seziyor, bir gölgenin ardında bir tehdit olabileceğini düşünüyordu. Koşusunu yavaşlatarak dikkatlice ilerlemeye başladı. Sokak kedileri sessizce gözlerini kısarak ona bakıyor, gölgedeki ağaçlar hafif bir melankoliyle sallanıyordu. Yabancı sokaklarda, duygusal bir karmaşa içindeydi. Geçmişiyle yüzleşiyor, geleceğini şekillendirmek için cesaret topluyordu. Nefes nefese oturduğu kaldırımda hüzünle evleri izlemeye devam etti. Yorgunluğu bedeninde hissederken çevresindeki sesleri dinlemeye başladı. Gözlerini yarı kapatarak sessizliği derinlemesine hissetti. Kulağına ilişen çocuk sesleriyle gözlerini aralayıp oturduğu yerden ayağa kalktı. Belki biri ona yardım edebilirdi. Kalbinin ritmi hızlandı, adımları hızla sokaklara doğru ilerlemeye başladı. Çocukların neşesi, ona güç veriyordu. Koşarken etrafa dikkatlice göz attı. Hâlâ gece vaktiydi ve sokaklar sessizdi, ancak o çocuğun sesi Nazlı'yı yönlendirmeye devam etti. İçindeki yorgunluğun farkında olmasına rağmen, umut ve merak onu hareket ettiriyordu. Seslerin kaynağına yaklaştıkça, daha da hızlandı. Sokak lambalarının altında çocukların oynadığı bir araziyi gördü. Birinden yardım alabilirdi. Eğer Jandarma’ya ulaşabilirse buradan kurtulabilirdi. Çocuklara doğru adım atacakken arkasından gelen araba seslerini duyduğunda aniden arkasını döndü. Gözleri büyük bir korkuyla açıldı ve kalbi hızla çarpmaya başladı. Arkasında Kenan'ın olduğunu fark etti ve kaçmak için tekrar koşmak için adım attı ancak Kenan arabadan hızla inerek Nazlı'yı durdurmak için adımlarını hızlandırdı. "Dur!" diye bağırdı, sesi Nazlı'nın kulaklarında yankılandı. Hızla yaklaştı ve onun önünü keserek nefes nefese durdu. Gözlerinde öfke ve endişe karışımı bir ifade vardı. Nazlı, Kenan'ın duruşundan korkuyla titredi. Nefes almakta zorlanırken etrafındaki sessizlik daha da yoğunlaştı. Kenan'ın arkasındaki adamları fark edince, içinde bulunduğu durumun tehlikeli olduğunun bir kez daha farkına varmasını sağladı. Kenan, soluk soluğa Nazlı'ya doğru yaklaştı ve endişeli bir sesle konuştu. "Nereye gidiyorsun? Neden kaçıyorsun? Sana zarar vermeyeceğimi söyledim, sana yardım etmek istiyorum dedim. Neden dinlemiyorsun beni? Bu saatte bilmediğin yerde ne yapacaksın, nereye gideceksin?” Nazlı, hâlâ nefes nefese kalmış bir halde, gözlerindeki korku ve şüpheyle Kenan'ı izledi. Ona güvenmek istese de Kenan'ın sözlerinde samimiyet olsa da ailesi onu istemiyordu. Bu yüzden de orada kalmak istemiyordu. "Neden beni takip ediyorsun? Ne istiyorsun?" diye sordu korku ve şüphe dolu bir sesle. “Ailen beni istemiyor, beni o evde tutamazsın. Senin kötü biri olmadığını düşünsem de orada kalamam bunu anlaman lazım.” Kenan, derin bir nefes alarak Nazlı'ya kararlı bir şekilde baktı. "Sana anlatmam gereken birçok şey var, Nazlı. Ancak şu anda tek başına burada güvende olmadığını biliyorum. Sana zarar gelmemesi için seni korumak istiyorum. Bana inan, seni güvende tutacağım. Ailem ne derse desin onları duyma." “O eve gelmek istemiyorum. Bana iş vereceğini söylemiştin, restoranın bir yerinde kalsam olmaz mı?” “Olmaz Nazlı.” “O zaman gelmem ben.” Karşısındaki inatçı kızı sabırla bekledi Kenan. Kollarını göğsünün üstünde toplayan Nazlı, kıpırdamıyordu bile. “Bavulum da siz de kaldı, adamlarına söyle getirsinler. Burada bekliyorum.” Alt dudağını ısırıp; kızıl saçları, mavi gözleri, küçük burnu ve dolgun dudakları olan kızı tekrar tekrar aklına kazımak için izledi. “Sabaha kadar burada durabilirim.” “Gözlerinden uyku akıyor, nasıl duracaksın?” “Dururum.” Parmaklarını alnına bastırıp ofladı. “Tamam Nazlı, seni şimdi otele yerleştireceğim. Yarın sabahta restorana gideceğiz.” “Bavulumu da getirecekler mi?” “Getirecekler, oldu mu?” “Oldu.” Elini arabaya uzatıp, “Gidelim o zaman,” dedi. Çekinerek arabaya ilerleyen genç kadının gözleri ürkütücü gözüken adamların üzerindeydi. Bunun farkında olan Kenan bakışlarıyla adamların dağılmasına işaret verip kendi arabasının kapısını açtı. Son kez bakışlarını etrafta gezdirip istemese de arabaya bindi. Kapıyı kapatan genç adam yakın korumasına, “Uzaktan takip edin,” diyerek yerine geçti. Arabayı hareket ettirip parmaklarıyla alnını ovuşturdu. “Seninle anlaşma yapalım Nazlı, bundan sonra ne olursa olsun kaçmak yok. Tanımadığın bir yerde tek başına ayaklarının üzerinde durman zor olur. Beni tanımıyorsun, korkmak da haklısın ama-” “Gidecek yerimin olmadığını biliyorsun, insanlardan korktuğumu biliyorsun, seni sadece bir iki kere gördüğümü de biliyorsun buna rağmen yanında kalmamı istiyorsun. Ben ciddi ciddi kim olduğunu bilmiyorum. Ailen beni istemiyor, sen beni direkt oraya götürüyorsun. Peşinde gezen adamlara bakılırsa mafyasın sen.” Gülmeyi sevmese de dayanamadı kahkaha attı Kenan. Kaşlarını çattı genç kadın. “Niye gülüyorsun ki? Doğruları söylüyorum. Kocaman bir konakta oturuyorsun, peşinde korkunç adamlar var. Ailen desen hepsinin kaşları çatılı bakıyorlar. Tehlikeli adamlarsınız siz.” Başını iki yana salladı genç adam. Diken üzerinde oturan Nazlı’ya, “Rahat otur,” dedi. Kendi hakkında konuşmayı sevmese de Nazlı istedi mi sürekli kendini anlatırdı. "Urfalı bir aşirete bağlıyım, aşiretin başında şu an ağabeyim olsa da yakında ben geçeceğim. Dışarıdan bakıldığında sert veya soğuk görünebilirim. Gerçek şu ki, geçmişimde yaşadığım zorluklar ve sorumluluklarım beni bu şekilde şekillendirdi. Benden korkma, sana asla zarar vermem. Seni yanımda tutmamın nedenini sana şimdi açıklayamıyorum. Bak en azından bir ay zaman ver bana. Gözlemle etrafını, eğer hâlâ istemezsen burada kalmayı seni tekrar İstanbul’a götüreceğim. Orada istediğin hayatı yaşayacaksın. Ama burada bir kere de olsa dene." Nazlı, Kenan'ın samimi açıklamasını dikkatle dinledi. Onun sert görüntüsünün ardında daha derin bir insan olduğunu sezebiliyordu. Aynı zamanda, onun özünde iyi bir adam olduğuna dair bir işaret de vardı. “Peşimde gezen adamların biri yanına yaklaşamaz. Malımı ve sevdiklerimin canını koruyorlar. Aileme gelecek olursak onlar bana da öyle bakıyor bu yüzden bakışlarını ve davranışlarını önemseme. Orası benim babamın evi yani benim evim. Orada istediğin kadar kalabilirsin kimse bir şey diyemez sana.” Nazlı'nın bakışlarını takip ederek devam etti. "Urfa'da ve Türkiye'nin bazı şehirlerinde restoranlarımız var. İşlerimizi yürütmek için yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Bu dünyada hayatta kalmak için bazen sert görünmek zorundayım, ama aslında insanlara yardım etmek, onların mutlu olmalarını sağlamak benim için önemli. Beni tanıdıkça kişiliğimi çözeceksin." “Size güvenmek istiyorum. Bu yüzden bu bir ayda tek başıma hareket etmek istiyorum.” “İstediğin gibi hareket et. Konakta kalmak istemediğin için otelde kalacaksın, ya da senin için ev ayarlayabilirim. Nerede rahat edeceksen orada kal. Restoranda ise istediğin işi yapabilirsin.” “Daha önce iş deneyimim çok olmadı.” “Burada olur.” Parmaklarıyla oynayıp bakışlarını kaçırdı Nazlı. “Kaç yaşındasınız?” Çenesinin üzerinde parmaklarını dolaştıran Kenan, “Yirmi sekiz,” dediğinde, “Büyükmüşsünüz,” dedi Nazlı. “Size abi diyebilir miyim?” dediğinde ise, “Hayır!” diyerek bağırdı Kenan. Ses tonuna hâkim olamadığı için sinirlense de Nazlı’nın ona abi demesini asla istemiyordu. “Özür dilerim, büyük olduğunuz için öyle dedim.” “Nerem büyük? Herkes küçük gösterdiğimi söylüyor, sana neden yaşlı geldim ben?” Başını anında iki yana salladı Nazlı. “Hayır hayır, beni yanlış anlamayın lütfen. Sadece benden büyük olduğunuz için öyle dedim. Yoksa genç gösteriyorsunuz.” Derin nefes alıp, “Çok şükür,” diyerek ağzının içinden geveledi lafı. “O zaman Kenan Bey diyeyim. Kenan diyemem.” “Abi deme de ne dersen de.” Kıvrılan dudağını saklamak adına başını cama çevirdi Nazlı. Bu adam çok tuhaftı. Sert görüntüsüne rağmen iyi bir insana benziyordu. Buna rağmen yine de ondan çekiniyordu. Neler yaşayacağını bilmeden otele doğru ilerlerken her ihtimale karşı kafasında yine kaçma planları yapıyordu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE