Nazlı'nın nefesi kesilmiş, gözleri dolmuştu. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, Kenan'ın halasının konağının önündeki toprak yol, sanki bir ölüm alayının yürüyüşüne tanıklık ediyordu. Sanki dünyanın tüm acıları, hüzünleri, öfkesi bu avluda toplanmıştı. Kadınlar ağıt yakıyor, erkekler öfkesini gizlemekte zorlanıyor, çocuklar ise olan biteni anlamaya çalışıyordu. Jandarmaların çaresiz çabalarına rağmen, insanlar kendilerini tutamıyor, gözyaşlarına ve haykırışlara engel olamıyordu. Bir anda kendisini bu kaosun içerisinde bulan Nazlı’nın kalbi göğsünde deli gibi çarpıyordu. "Neden böyle oldu? Neden bu korkunç şiddet? Neden bu acı?" diye düşündü. Gözleri dalgın, endişeli, bir o yana bir bu yana kayıyordu. Oturduğu yerde titreyen ellerini kucağına bıraktı, kalabalığın uğultusunu bir bulanıklıkt

