1.8 / Part 1

3060 Kelimeler
En uzun Pusula bölümünü, YILDIZLAMAYI, 🌟🌟🌟🌟🌟 BOL BOL BOL Yorumlamayı, unutmayın! *Feridun Düzağaç'tan bir Alev Alev şarkısı koydum onlara... İthaflar diğer bölüme çünkü çok uzun zaman sürdü düzenleme yorumlara bakamadım henüz ;( Keyifli okumalar #Kuzrevciler. 3.GÖZ Kuzey, geniş bahçesinde bağlı olan köpeklerin havlamaları haricinde sadece yaprakların sesini duyarken bir yandan da zift rengindeki keyif kahvesini içiyor, haberlerde göz gezdiriyordu. Devran adı geçen bir haber yazısı görünce hemen tıkladı ve okumaya başladı. "İşte Acar Devran'ın aldığı o çok konuşulan yat!" "Geçtiğimiz günlerde aldığı yatla gündeme gelen Acar Devran'ın bu yatı doğum günü yaklaşan eşi Elvin Duru Devran'a mı yoksa kızı Reva Devran'a mı aldığı merak konusu. 3 milyon dolar değerindeki ya...." Haberin devamını okumadan araya koyulan fotoğraflara baktı. Reva, içine siyah, straplez bir büstiyer giymiş, üzerine de oldukça erkeksi görünen uzun ve kolları kıvrılmış siyah bir ceket geçirmişti. Tam bir iş kadını gibi duruyordu, fotoğraf eskiydi çünkü saçları siyah ve dümdüzdü, Acar onu kolunun altına almış yürürlerken kameraya yakalanmışlardı. Telefonu çaldığında gözlerini tabletteki haberde fotoğrafta olan kızdan ayırmadan yanıtladı aramayı. Bir yandan da haber sitesindeki arama yerine Reva'nın ismini yazıyordu. -Efendim, Reva Hanım'ın arkadaşı, Emre, şirkete gelmiş. Bayağı sorun çıkarıyor, sizinle görüşmek istiyormuş. Yüz yüze olmasında ısrar etti." Sanki Kuzey'i yumuşatacakmış bir detay verirmiş gibi ekledi. "Sarhoşmuş." -Yarın gelsin konuşuruz derdi neyse." Kestirip atarak telefonu kapatacaktı ama Ercan panikle konuştu, bu sırada Revayla ilgili haberlerin olduğu siteye yönelmişti Kuzey. Magazinden nefret ederdi oysa... -Kuzey Bey, şimdi olması konusunda çok ısrarcı ve siz gelmedikçe de hiçbir yere gitmeyeceğini söylüyor. Çalışanlar huzursuz oldu." Kuzey kaşlarını çatarak tabletini yanındaki ahşap masanın üzerine attı ve koltuğuna iyice yaslandı derin bir nefes eşliğinde. -Getir o zaman Ercan. Derdi neymiş anlayalım." -Evinize mi getireyim?" Aptalca bir soru olduğunu Kuzey'in sessizliğinden anlarken ekledi. "Tamam efendim, yolu görmemesini sağlayacağım." Telefonu kapatıp, kaşlarını çatarak doğruldu Kuzey, bu gereksiz herif de nereden çıkmıştı şimdi? Öğrenmek için sabırsızlanmıyordu da doğrusu. Gözü tabletine kayarken Reva'nın kulüpte elde ettiği başarıların konuşulduğunu gördü. Fotoğraflardan birinde yanında Emre de vardı, kızın beline elini sarmış kameraya gülümsemişti. Mavi gözleri ışıl ışıldı, gerçekten yakışıklı bir genç adamdı, sevecen, nazik ve iyi huylu, ailelerle tanıştırılan süt oğlanlarından biri gibi... Kuzey alaylı bir nefesle tableti kapatıp köşeye attı. Kendisi hakkındaki haberlere baksa neler görürdü Allah bilir! Herkes onun isminden bile korkuyordu, dedikodulara ismini dahil eden haberciler bile parmakları titreyerek yazıyordu aldıkları bilgileri. Azerbaycan'da herkes Türkiye'de de oldukça fazla sayıda bir kesim onun karanlık biri olduğunun bilincindeydi. Ama insanlar ne bilirdi ki? Hiçbir şey. Senin yansıttıkların ve yansıtılanlar dışında hiçbir şey. Kuzey, ruhunu, gerçek Kuzey'i görebilecek biri olduğuna inanmıyordu, annesi bile göremiyordu, kim görecekti ki? Bu yüzden insanların sandıkları işine geliyordu. Buzdan bir heykel gibi görünmek, en iyisiydi. Hayalleri katledilirken kimse görmemişti de şimdi kötüyken fark edilmişti... Ne garip. Ne garip ve ne acı. İnsanlar tarafından fark edilmek için mutlaka kınanılmak ya da dikkat çekmek gerektiği gerçeği... Diğer türlü iyi ve düzgün biri olmanın onlara kalırsa sadece ezilmen için güçlü bir neden olması... Bahçeye giren arabanın arka kapısından Emre'yi indirerek yanına doğru getirdi ve gözündeki bandajı açtı Ercan. Düşüncelere öyle dalmıştı ki Kuzey, zamanın nasıl geçtiğini fark bile edememişti. -Bıraaaak! Bırak beee!" Doğru düzgün yürüyemiyordu bile Emre. Adımları garipti ve attığı geniş-dar aralıklarla yürüyüşü çok tuhaf duruyordu. "Oooooo Kuzey Beeeey!" Ağzını yayışına bakmaksızın gelen alkol kokusu bile onun sarhoşluğunu ispatlıyordu. "Eviniz çok güzelmiş!" Bunu küfreder gibi söylemişti ve eve bile bakmıyordu o anda aslında... -Ne işin var burada? Kendini öldürtmek mi istiyorsun?" Kuzey'in büyük bir sakinlik ve tane tane söylediği cümleler üzerine siniri bozulduğu için kahkaha attı Emre. Daha demin haberde fotoğrafını gördüğü gençle bu Emre aynı kişi miydi sahiden... Oradaki adamın gözleri ışıl ışıldı bunun ise kızarık, uykusuz ve perişan... -Senin yüzünden...Senin yüzünden Reva terk etti beni!" İşaret parmağını göğsüne batırarak kendisini göstermişti. "Beni ya! Kossssskoca Emre Altındağ'ı!" Söylediği cümleyle dalga geçer gibi gülerken gözlerinin dolmasını engelleyemedi. "Hepsi senin yüzünden! Alçak!" Kuzey'e doğru bir yumruk savurmaya çalıştı ama adam sadece elleri ceplerinde kenara çekilmişti. Hedef alamayacak kadar sarhoştu, zar zor ayakta durabildi. Kuzey, istemsizce keyiflendi. Onun perişan haline değil -aşk adamı ne zavallı duruma düşürüyordu kendisi de bizzat tecrübe etmişti çünkü- Reva'nın onunla ilişkisini kesmesine... Eh, onun gibi bir kadına, bu sümsük heriften dahası lazımdı... Derinde bir yerde kendisi bu iş için uygun görünüyordu gözüne sanki... -Reva yetişkin bir insan, kararlarını birinin etkileyeceğini sanmıyorum Emre." Dedi büyük bir sakinlikle, öyle ki Ercan bile garipsedi, öfkeli değil aksine keyifliydi. Oysa buraya gelip çoktan geride bıraktığı "önemsemediği bir kadın" hakkında konuşan birine zamanını çaldığı için kızması gerekmez miydi? -Sen onun neler yaşadığını bile bilmiyorsun be! Sen gerçek Reva'yı ne kadar tanıyorsun ki? Onun hakkında ne biliyorsun lan?" Aniden yüzünü buruşturarak ağlamaya başladığında Kuzey'in kaşları çatıldı, birinin ağlaması onu huzursuz ediyordu. Duyacaklarından sonra daha huzursuz olacağını kestirememişti. "O..." Emre yerinde yalpalarken düşecek gibi oldu ama düşmedi. "O...Tecavüze uğradı!" Kuzey, annesinden ilk kez tokat yediği andaki gibi -7 yaşındaydı- aniden kalakaldı. Kulakları uğuldamaya başlamıştı, cümle gecenin ortasına öylece çığ gibi düşerken, çatılı kaşları dümdüz bir hal aldı. "O bunu yaşadı Kuzey Karayev! Biliyor muydun bunu? Bilmezsin tabiii! Senin gibi bir adam onun ne hissettiğini ne yaşadığını hiç umursamaz, ona hak ettiği sevgiyi asssssla veremez!" Kuzey, kalbinin sıkıştığını hissediyordu. Revayla ilk günden itibaren yaşadığı her şey gözlerinden öylece geçti. Acar'ın ofisine girdiği an, yeşilleri ona ilk kez çevrildiğinde,gözlerini gözlerine korkmadan diktiği anlar,bardaki dansı, kucağına oturup ona sürtündüğü zaman, kendisine hep kafa tutarken, kahkaha atarken, içkileri ağzına hızla boşaltırken, evinde duş alırken, kahve içtiklerinde, birlikte uyuduklarında, kahvaltı yaptıklarında, asansörde onunla orgazma ulaştığında, hastaneye gidişlerinde, yemek yediklerinde, Devran yalısında, vedalarında ve kavgalarında... Reva. Onunla kısa sürede normal insanların uzun zamanda biriktirdiği onca anı beyninden geçerken, göğsüne yumruk yemiş gibi nefesi kesildi ve gerileyerek gömleğindeki düğmeyi çekiştirerek açtı. O kız... Diğer detayların da aklına gelmesi uzun sürmedi. Orman korkusu. Ormandaki gergin hareketleri. Bağlıyken bağırması... Kuzey gözlerini gökyüzüne çevirdi. Reva. İsmi bile boğazını sıkıyordu. O kız, tecavüze uğramıştı. Ormana, ıssızlığa aşık bir adamın tanıdığı bu kız, ormanda, kimsenin göremediği bir yerde... -Allah'ım..." arkasını dönüp dolan gözlerini Ercanla Emre'den gizledi. Güçsüzlüğünü gösteremezdi, bu cümlenin onu yaraladığı gerçeğini kimse ama hiç kimse görmemeliydi. Kimseye güvenmiyordu, herkes aniden onu yarı yolda bırakabileceğinden kimseye güçsüzlüğünü göstermezdi. "Allah'ım..." iki eliyle saçlarını kavrarken başını öne doğru eğip derin bir nefes aldı. Bir nefes daha. Ama hiçbiri göğsündeki ağırlığı hafifletmiyordu. İnanamıyordu sanki. Kendisine diklenen o cesur kızın biri ona zorla dokunurken attığı çığlıkları hayal etmek bile... Sıkışan kalbini tutabilirmiş gibi elini oraya götürdü. Canı yanıyordu. Vatan haini ilan edildiğini öğrendiği o andaki kadar çok yakmıştı bu gerçek canını... Ercan, ne yapacağını bilemez bir hâlde Emreyle Kuzey arasında bakışlarını gezdirirken, gözlerinin dolmasına engel olamadı. O içten ve patronunu sinir eden sevimli deli kız... Tıpkı kız kardeşi gibi eğlenceli biri olan Reva... -Kuzey Bey..." arkasından duyduğu titrek ses en güvendiği adamlardan birine, Ercan'a aitti. O da üzgündü, sesinden bile belliydi. Elini havaya kaldırarak yanına gelmemesini söylemiş oldu bu hareketiyle. -Ercan..." sesi güçsüz, perişan ve pürüzlüydü. "Ercan sus." Kara gözleri yaşlar biriktirmeye başladığında hızla eve doğru ilerledi. Emre arkasından gelmeye çalışmıştı ama Ercan tuttu, bir şeyler bağırıyordu ve küfürler ediyordu ama Kuzey'in umrunda değildi. Eve girdiği an kavuştuğu sessizlik başını daha çok ağrıttı. Gözlerini sımsıkı kapatırken nefeslerini düzenlemeye çalıştı ama yapamadı. Göz kapaklarında çığlık çığlığa bağıran bir Reva canlanıyordu! Hızla koltuğa çökerken eli cam masanın üzerindeki viskiyi buldu, kristal kapağı çıkarıp gürültüyle yere atarken görkemli şişeyi dudaklarına yaslayıp tek seferde yarıladı. Boğazı, midesi alev alev yanmıştı ama öğrendiği şeyden sonra zaten kendisi başlı başına yangın yeriydi. Tam ondan uzak durmayı başarmıştı, alışmaya çalışıyordu ki bunu öğrenmişti, sanki ona yeterince hayran olmamış, kafası yeterince onunla dolmamış gibi... -Kuzey?" Annesinin sesini duyduğunda başını ona çevirmeden boş boş önüne bakmaya devam etti. Siyah gözleri öylece önüne odaklıydı. Reva... Gözlerini kapatır gibi olduğunda canlanan görüntüler, o fotoğraftaki genç kız, ihtiyarın söyledikleri... Hepsi öyle birleşip yakıyordu ki zihnindeki perdeyi, Kuzey nefes alamıyor gibiydi. Annesiyle uğraşacak hali yoktu. İlk kez. "Kuzey!" Daha sesli bir şekilde seslenen annesine tepki vermese de elindeki şişeyi cam masanın üzerine bıraktı. "Sesler geliyordu. Kimdi o adam?" Lale Hanım, siyah uzun saten geceliğinin içinde, her zamanki topuz halinin aksine dalga dalga göğüslerine inen saçlarıyla o kadar asildi ki... Reva gibi. Zarafeti ve inceliği bile Reva gibiydi. Ondan başta etkilenme nedeni buydu belki de, annesi gibi yıkılmaz olan duruşu, o duruşun altındaki zarif ruh... Genç adamın gözlerine dolan yaşları odayı dolduran ay ışığı sayesinde gördü Lale. Çatılı kaşları düz bir hale gelirken ifadesi yumuşadı ve yavaşça ona doğru yürüdü. Ercan Emre'yi götürmüş olmalıydı çünkü ortalık sessizleşmişti, Kuzey'in kafası zaten bu sessizliği duyamayacak kadar gürültülüydü. -Neler oluyor?" Annesi yanına oturduğunda başını elleri arasına almıştı Kuzey, onun kol kaslarının ne kadar kasıldığını, parmaklarının nasıl titrediğini görüyordu Lale. İstemsizce endişelendi, onun için değil kendi için... Babası böyle olduğunda iyi şeyler yaşanmazdı, genelde öfke dolu olurdu. "Neden böylesin?" Genç adam, derin bir nefes alarak saçlarını taradı uzun parmaklarıyla. -Çünkü biri hakkında bir şey öğrendim." Dedi güçsüz ve pürüzlü bir ses tonuyla. Bu bile kendinde olmadığını, babasından uzak olarak öfkeli değil sadece üzgün olduğunu gösteriyordu. "Kötü bir şey..." öğrendiği şeyi hazmedemiyordu, elbette bunu haberlerde bile okuyordu ama Reva... Kahretsin onu hiç böyle bir talihsizlikle birlikte düşünmemişti. Orman korkusunda aklına her şey gelmişti ama bu değil... -Biri derken... Özel biri mi?" Doğru noktaya parmak bastığını Kuzey'in içki şişesine yönelmesinden anlarken alaycı bir neşeyle güldü. "Bir kız falan mı yoksa?!" Delikanlı uyarır gibi tek kaşını kaldırarak kendisine bakınca aniden ciddileşti. "İnanamıyorum...Bir kız...O, o gerçekten özel mi?" Meraktan kaynaklanan oldukça güzel bir soruydu. Şuan viskiyi bitirmesine ve bu kadar dağılmasına bakılırsa cevabı da belliydi. Doğruyu söylememek için oyalanan erkek çocukları gibi mırıldandı. -Öyle görünüyor." Lale, istemsizce gülümser gibi olurken bir soru daha sormak istedi. Kuzey'in bu hali sevimli gelmişti. -Sen de onun için özel misin?" Islanan dudaklarında dilini gezdirirken birkaç yudum kalmış şişeyi masaya bırakıp sırtını koltuğa yasladı adam ve başını nihayet annesine çevirdi. -Bilmiyorum." Tıslar gibi bir nefes verdi. "Şuan tek istediğim onun yanına gitmek, ama o benim hakkımda ne düşünüyor, bilmiyorum." her şeyi düzeltip, olanı geriye alabilirmiş gibi... Reva'ya gitmek istiyordu. Onu görmek. Onu gülümserken görmeliydi. Özellikle şimdi. Sanki öyle görürse geçmişten intikam alacakmış gibi... Öyle öfkeliydi ki ona dokunan pisliği parçalamak istiyordu. Etini yakmak, didiklemek, her zerresini acıtmak, toprağa bile gömülmeyecek hale getirmek... İçindeki öfke belirmeye başlamıştı ama asıl önceliği Revaydı. -O zaman zorla onun yanında olamazsın!" Lale'nin ani çıkışı yüzünden kaşları çatılır gibi oldu."Seni sevmiyor ve istemiyorsa zorla yanında tutmak istemen resmen zorbalık!" Tiz sesi öyle öfkeli ve güçlüydü ki, Kuzey'in istemsizce kaşları havalandı. -Zorla yanımda tutacak değilim. Sadece uzaktan da olsa iyi olduğunu görmeye ihtiyacım var." Bunu sesli olarak da itiraf ettiği için aniden ayaklandı. "Hatta göreceğim." Cam bahçe kapısına ilerlerken, annesi de hızla ayağa kalkmıştı. -Ne? Şimdi mi? Ne diyeceksin ki ona? Hem de bu saatte?" Kuzey, omuzlarını kaldırıp indirdi. -Hiçbir şey Lale Hanım, zaten bir şey dememe gerek yok." Sonra aklına bir şey gelmiş gibi yeniden döndü kadına. "Kahvaltıya yetişmeye çalışırım." Annesinin huzursuzlandığını görüyordu ama yapacak bir şey yoktu. Düzeltme* yapmak istediği başka bir şey yoktu. Arabayla yola çıktığında da kararı kesindi. Hiçbir şey demeden Reva'nın karşısına çıkacaktı, zaten kız onunla zaman geçirmek istemiyorsa çok uzatmazdı yeşilleriyle bile belli ederdi, ama istiyorsa alaylı bir içki teklifi yapardı ve böylece onun yanında gece boyu kalabilirdi. İkincisi olmasını umarak annesine kahvaltı için öyle demişti. Kaçtığı topraklara geri dönüyordu. Hem de bu kadar çabuk... Her zamankinden daha hızlı bir şekilde kulübün önüne geldiğinde çok gergindi. En son askeri okul sınavına girdiğinde bu kadar heyecanlanmış, gerilmişti. -Hoşgeldiniz, Kuzey Bey." Güvenliğin sesiyle gerçekliğe dönerken bir an geri gider gibi oldu ayakları. Ama buraya kadar gelip geri dönemezdi. Reva'yı mutlu görmeden de asla dönmeyecekti. Derin bir nefes alarak içeri girdi, yumruklarını iki yanında sıkmıştı, geri gitmemek için kendine güç veriyordu sanki. Ne tuhaftı, koşarak buraya gelmesi... Sanki hızla gelirse Reva'yı geçmişin acısından kurtarabilirmiş gibi. Kulübün her zamanki gürültüsüne aldırmadan kendisine çarpan bedenlere dik bakışlar atarak kendiliğinden geri çekilmelerini sağladı ve açılan boşlukta ilerledi. Volkanla konuşurken gördü onu. Barda oturmuş renkli muhtemelen tadı şekerli ve rezil bir kokteyl içiyordu. Eh, doktorun sağlıklı beslenme kuralını en azından tekilayla bozmamıştı bir haftada, bu da Reva Devran adına bir şey sayılırdı değil mi? Onun içten bir kahkaha attığını gördüğünde neden bilmiyordu ama rahatladı, omuzlarındaki yük biraz azaldı. Çok geçmeden zihninde yine çığlıklar yankılandığıda ise o rahatlama kayboldu ve çığlıklardan kaçıp onun sesini duymak ister gibi ona doğru hızlı hızlı yürüdü. Aralarında bir metreden az bir zaman kaldığında Reva'nın yanındaki çocukla dudakları beklenmedik biçimde birleşmişti. Uzun, tutkusuz, basit ve sıradan bir öpücüktü. Neon ışıklar bir anlığına oraya çarptığında gencin kim olduğunu gördü Karayev. -Kuzey Bey, hoşgeldiniz!" Adamı görünce korkudan bembeyaz kesilen Volkan'ın sesiyle -çünkü adam her zamankinden daha mafyatik(?) duruyordu- Reva'nın kafası ışık hızıyla kendisini döndü. Kuzey, tuhaftır ki o anda ona kızamıyordu. Neden ona kızamıyordu? Çünkü kafasında hala o kız çocuğu vardı, tek istediği Reva'yı sarmaktı ama bu görüntüden sonra da orada olmaması gerektiği kesindi. Fazlalıktı çünkü, kız mutluydu ve onun görmek istediği de zaten buydu. İstediğini elde etmişti, mutlu eden kendisi olmasa bile... Arkasını döndüğünde Reva tabureden aşağı inip seslendi. -Kuzey!" Durdu ama ona bakmadı da Kuzey. Kızın topukluları tam yanında durduğunda, bileğine sarılan parmaklara döndü siyah gözleri. -Kuzey Karayev!" Efran'ın öfkeyle karışık alaylı sesi Reva'nın tuttuğu bileği şaşkınlıkla bırakmasına neden olurken, genç adam tam da Kuzey'in önüne dikildi oturduğu tabureden zıplayarak rahat bir tavırla kalkıp yanlarına geldiğinde "bir insanın her hareketi nasıl doğal ve havalı görünür?"ün cevabını veriyordu sanki. "Varlığınızı neye borçluyuz acaba?" İkisinin birbirine olan bakışları buz gibiydi, Efran daha arsız bir öfkeye sahipken Kuzey daha soğuk ve oldukça umursamaz görünüyordu. -Siz tanışıyor musunuz?" Dedi Reva kafası karışırken. Efran, gülerek başını salladı ve dilini üst ön dişleride hafifçe gezdirip kıza baktı. -Evet Rev, kendisi Asaf Karayev'in biricik oğlu aynı zamanda resmi olmasa da, kuzenim oluyor." Reva'nın ağzı açık kaldı. Efran'ın babasının soyadını almadığını biliyordu zaten genç adam ondan hep ismiyle bahsetmişti ama Karayev ailesinin üyesi olması... Bu çok beklenmedikti. "Canım kuzenim, hiç değişmemişsin. Aynı kibir, aynı üstten bakış... Asaf Karayev'in yokluğunu hiç aratmıyorsun." Reva'nın kaşları hızla çatıldı. O herif hakkında günlükte okudukları aklına gelirken, uyarıcı bir ses tonuyla konuştu. -Efraan..." Genç adam onun bu koruyucu haline şaşırsa da Kuzey aldırmadı. Buz gibi olan ifadesini koruyarak yanlarından tüm sessizliğiyle uzaklaştı. Reva'nın seslendiğini duyar gibi oldu ama aldırmadı, barın çıkışına yürümeye devam etti. Eğer Efranla ilişkileri varsa zaten genç adam Reva'ya, onun da herkes gibi tanıdığı "babasının biricik oğlu Kuzey Karayev" olarak anlatacaktı kendisini. Ve kız da ondan nefret edecek, peşine düşmeyecekti. Böylesi en iyisiydi. Kararlarının bu kadar çabuk değişmesi bile bu son kararının iyi olduğunu gösteriyordu. -Kuzey! Dursana!" Arabasıyla arasında iki adım varken önüne geçti Reva. Onu takip etmiş, arkasından gelmişti. Üzerinde onu her zamankinden bile çekici gösteren bordo kısa bir elbise vardı. "Neden gidiyorsun?" Yeşillerini kaçırmadan kendisine diktiğinde dudakları bir an açılıp kapandı Kuzey'in. Hala kızgın ya da huysuz değildi. Onunla gurur duyuyordu. Bunu fark etti sadece. Olduğu kadın için. Şuan gözlerini hiç kaçırmadan diken kişi sadece kendisi olduğu için. Her şeyi herkes gibi yanlış bilen aptal kuzeni Efranla öpüşmesi umrunda bile değildi o anda. -Gelmemin anlamsız olduğuna karar verdim. Gidiyorum." Cümleleri o kadar direkt ve duygusuzdu ki bir an kaşları kıvrılan Reva onun kapıya doğru hamle yapmasına izin vermeden yeniden önüne geçti. -Kuzey..." yeşillerinde bir şeyler geziniyordu, yakalanmış küçük bir kız gibiydi. Aslında bu şekilde görülmek istememişti Reva ama o anda kendine bir şeyi kanıtlıyordu ve buna Kuzey'in tanık olacağını hiç düşünememişti. Yoksa o öpücük çok anlamsız, basit bir temastı. Onların kuzen çıkacağı asla aklının ucundan geçmezdi bile... -Reva, saçma bir fikirdi. Bu kadar." Sonunda kızın kıskacından kurtulup arabaya binmek istediğinde kapı kolunu tutan eli aşağı indi, arkasını döndü ve kendini tutamayarak Reva'nın başının üzerine bir öpücük kondurdu. Reva'yı şaşırtmıştı işte, aynı Acar'ın öptüğü gibi şefkatli bir dokunuştu bu. Özenli, sıcak, sevgi dolu görünen bir dokunuş... Arabaya binip saniyeler içinde gözden kayboldu ama Reva içeri girmek konusunda kararsız bir şekilde öylece kapıda dikildi. -Karayev..." diye mırıldandı nefes verir gibi çabasız bir solukta. "Neler dönüyor senin kafanda?" Bunun cevabını bilmese de Karayev'i bilen biri vardı. Efran. Adımları bu yüzden içeri yöneldi. ••• 3 HAFTA SONRA Evet, 3 koca hafta sonra... Reva, kendisine yüzüncü kez aynı açıklamayı yapan kadını dinlerken gözlüğünü çıkardı ve sakladığı uykusuz, kızarık gözleri ortaya çıktı. İçini daraltan iki haftadan, Kuzeysiz geçen -o geceyi saymazsa- üç haftadan sonra buraya kadar gelmişti. Üstelik yalnız da değildi. Gelmesini sağlayan kararda etkili olan bir adet Eva Çiçekle birlikte. Onu merak ediyordu. Ve bu elinde değildi! -Şey, lütfen en azından nerede olduğunu bize söyleseniz? Ev adresi ya da yemek yediği yer falan..." dedi Çiçek tiz ve nezaket dolu bir sesle. Ama sekreteri olan kadın yine kafasını sağa sola sallarken artık bıkkınlıkla sesini bir nebze yükseltmek zorunda kaldı. -Bakın, tekrar söylüyorum küçük hanım! Kuzey Bey böyle şeyleri bizimle her zaman paylaşmaz. Kaldı ki patronumun nerede olduğunu bilsem bile bunu neden size söyleyeyim ki canım?!" Reva, Eva'nın geriye çekilip yerine sündüğünü görünce kaşlarını çatarak kadına döndü. -Kimseye küçük büyük deme hakkınız olduğunu sanmıyorum. Ayrıca Kuzey'in kendisi kadar bağıran çalışanlara izin vereceğini de." İstemsizce huzursuz bir yüz ifadesi yüzünü kapladı çalışanın. -Kusura bakmayın, efendim." Reva'nın göz ucuyla sarışına baktığını görünce ona dönerek ekledi. "Siz de." Eva, ablasının aksine büyük bir affedicilikle gülümsedi kadına. -Önemli değil, siz de benim kusura bakmayın lütfen. Israr etmek istememiştim. Biz Kuzey ağabeyi çok merak etmiştik de..." Reva, sinirlenmeye başladığını hissederken asansöre doğru yürüdüğünde Çiçek de ona yetişmek için peşinden gidip panikle kadına el salladı. "İyi günler hanımefendiii!" -Gördün mü? Görmek istemiyor kimseyi işte! Boşuna geldik. Sana söylemiştim." Eva'yı asansörü bekledikleri sırada bir güzel paylarken kız bakışlarını kaçırdı, ondan azar yemeyi sevmiyordu ama Kuzey'in kayıp olmasının ya da Efran denilen çocuğun -Rüzgar ona detay vermese de kurcalamaması için biraz bahsetmişti- geri dönmesinin Reva'ya iyi gelmediği de ortadaydı. Bir şeyler yapması gerekmişti. "Neyse, boşver şunu bunu, yemek yemek ister misin?" Sarışın kafasını sallayınca onun bu sevimliliğine dayanamayarak kızı kolunun altına çekti Reva. Çiçek, hayatındaki en saf varlık olabilirdi, öyle hoştu ki, insan onun bu dünyadan soyutlanmış masum haline sinir olacağı yerde hayran kalıyordu. En ufak şeylerden bile çok keyif alan bir kızdı, cümlelerinden akan nezaket ve zariflik insana kendini kirli bile hissettiriyordu bazen. Özellikle o insan Revaysa... Eva'nın Rüzgarla seks yapıp yapmadığını öylesine sorduğunda nasıl da kulaklarına kadar kızarmıştı... (Bu zamanlarda yapmamışlardı gençler. Linç gelmeden gireyim araya.) O yüzden onunla konuşurken mümkün olduğunca sansürleyerek konuşuyordu ama elinde olmayan kabalıkları da Reva'ya özgüydü bir kere... Kuzeyle geldikleri restorana girdiklerinde o zaman onlara servis yapan kız gülümsemiş manzaraya karşı hoş bir masa ayarlamıştı. -Kuzey Bey eşlik edecek mi efendim?" Diye sordu adama da servis açıp açmamak için. Eva, buraya onların birlikte geldiği gerçeğini kızdan duyunca istemsizce gülümsedi. Eh, Kuzey Karayev korkutucu duruyordu ama... Ablasıyla ikisini yakıştırmadan edememişti! -Hayır etmeyecek, bugün kız kardeşimleyim."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE