Ofis sessizdi. Dışarıda gece olmuştu ama içeride zaman durmuş gibiydi. Aras, camdan dışarı bakarken şehir ışıklarının titrek yansımaları gözlerine vuruyordu. Elif’in hastane koridorundaki yüzü gözünün önünden gitmiyordu. Mert’in onu sarılışını düşündükçe, içindeki kıskançlık boğazına bir yumruk gibi oturuyordu. Ama en kötüsü, hiçbir şey yapamamasıydı. Aralarında bir şey yoktu ki… Elif onun neyi oluyordu? Yüzünü buruşturdu. İçinde tanıdık bir his kıpırdanıyordu. Bastırdığı, yok saydığı, yıllardır açılmayan o kapı yeniden aralanıyordu. “Duygularına hâkim ol. Zayıf olma. Ağlama. Kimseye güvenme.” Kendi iç sesi miydi bu? Hayır… Babasının sesiydi. Kalbinin en karanlık köşesinden çıkan yankıydı bu. Başını geriye yasladı, gözlerini kapattı. Hafif bir titreme geçti vücudundan. Ve birden, geçmi

