Fırtına öncesi sessizlik

445 Kelimeler
Son yarım saattir karakolun dinlenmek için ayrılmış kısmında tavandaki dönmekte olmayan vantilatörü dikizliyordu. Yarım saattir aynı yere odaklandığı için boynu ağrıdan kopacak gibiydi ama kafasını indirecek kadar bile enerjisi yokmuş gibi hissediyordu, göz altı torbaları yere akacakmış gibi gözüküyordu. 1 saat önce Adam Daniel ile aralarındaki anlaşmazlığı çözdükten sonra diyecek bir şeyi kalmayan şüpheliler ifade odasından tek tek çıkarıldılar. Her çıkan kişi Adam’a korkunç kindar bakışlar atıyordu, ama aralarından birisi vardı ki derine işliyordu, Ethan kan çanağı gözleri ile Adam’a dik dik bakıyordu. Hiçbir şey söylemeden göz bebeğine kadar kızarmış gözleri ile gözlerini kesiyordu, Adam’ın yanından geçerken hızlıca atılıp omzuna omzu ile vurdu. “Sen… Rose’un intikamını alacağım.” Daniel Ethan’a yumruk atacakken Adam onu durdurdu. “Kötü bir zamandan geçiyor, tolare edilebilir değil mi?” Tehdit edilen taraf olan Adam şikayetçi değilse Ethan’a vurmanın bir anlamı yoktu, sakince yumruğunu indirip gitmesi için kolundan ittirirken Ethan Adam’a ilerlemeye çalıştı. Daniel onu durdurunca Daniel’e yaslanarak yumruğunu sıktı. Ağzından akan köpük ve hırıltılar eşliğinde köpek gibi Adam’a bağırdı. “Adam Aden… Değer verdiğin herkesi elinden alacağım, kasabayı sana zindan edece-” Daniel Ethan’ın kafasına yumruğu geçirerek bayılttı. “Nefsi müdafa.” Flashback biter Adam vantilatörü izlerken yanına Maya oturdu, elinde kahve vardı. Tavana aptal gibi bakan Adam’ın soğuktan kızarmış yanağına bastırdı. “Neden öyle boş boş bakıyorsun? Kendini aklamadın mı?” Adam derin bir nefes verdi, yüzü yorgunluktan yere yapışacakmış gibi sarkmışken gözünü kaşıdı. “Bilmiyorum, daha kötü şeyler olacakmış gibi hissediyorum. Başım son yılımda boktan kurtulmayacak gibi.” Maya kaşını kaldırdı. “Son bir yıl mı?” Adam yeni içmeye çalıştığı kahvesini tükürüp yere baktı. “Öhm, konumuza dönersek. Uh… Boşver.” Adam herkesin bildiği bu bilgiyi nedense Maya’ya söylemeye çekiniyordu, kız kardeşine öleceğini söylemek gibi geliyordu. Başka birisinden duymasını umarak ayağa kalkıp karakoldan çıkmak için kapıya yöneldi, kapıya uzanırken arkasından kalın bir ses duydu. “İstediğin zaman çıkabiliyor musun artık karakoldan?” Giydiği gömleğin düğmesi göbeğinden dolayı sıkışan siyahi adam elinde dosya ile arkasından seslendi. Adam mahçup şekilde yere baktı, son bir yılı kaldığı için istediği her şeyi yapabilecekmiş gibi hissediyordu bazen, öyle bir zamana denk gelmişti bu seferde de. “Ah… Özür dilerim, dalgınım biraz da. Uzun zamandır oturup konuşmuyoruz bu arada dinlenmeye mi geldin? Kahve içmek ister misin?” Siyahi adam sıcak şekilde gülümsedi, büyük cüssesi ve gergin görünüşüne rağmen aslında çok arkadaş canlısı bir insandı. Ashou koşarak kahvesini adama getirdiğinde yüzündeki gülümseme komik bir hal aldı. Sanki bunu diyeceğini daha önce biliyormuş gibiydi. “Kahve için her zaman vaktim vardır.” Tüm gün hiç bir iş yapmadan karakolda oturduktan sonra paydos saati geldiğinde karakoldan ayrıldı. Yüzünde garip bir tebessüm vardı, içinde bulunduğu durumdan zevk alıyor gibiydi, Ethan’ın diğer hamlesini büyük açlıkla bekliyordu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE