bc

Altay Timi

book_age18+
796
TAKİP ET
3.8K
OKU
dark
HE
opposites attract
kickass heroine
kicking
war
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Kıdemli Yüzbaşı Kürşat Türkeli ; Ailesinde yaşanan aşk ve ayrılık olaylarına ergenlik döneminde şahit olunca kalbinin kapılarını her türlü gönül işlerine kapatan disiplinli otoriter asker. Üsteğmen Hicran Akıncı ; Erken yaşta ailesinden mecburi bir şekilde uzak kalmak zorunda olan güçlü görünen ama sevilmeye ihtiyaç duyan güzel sesli kadın asker. Bir görev iki askeri yan yana getirecek.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1.Bölüm "İlk Karşılaşma"
1.Bölüm: “İlk Karşılaşma” Ankara MİT Daire Başkanlığı Kıdemli Yüzbaşı Kürşat Türkeli… İnce koridorda ilerliyorum. Üzerimde kamuflaj, başımda bordo berem. Acil Kod Alfa [Bilgilendirme] ile MİT Merkez Ana Binaya çağrıldım. Bana önemli bir bilgi verilecek, bakalım nedir bu bilgi? Bu bilginin ardından gelecek olanı tahmin ediyorum. Yıllar önce MİT için kurulan Hilal Birliği tarafından yeni bir görev verilecek Altay Timi'ne eminim. Bu Hilal Birliği ilk kurulduğunda başkanlığını annem, Demet Türkeli yapıyordu; mahlası "İlbilge Hatun"du. Bu mahlası kendisi seçmiş, çünkü Hilal Birliği doğrudan kadınlar ve çocuklar için kurulmuştu. Başta Türkiye olmak üzere, dünyanın neresinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir Türk kadını ya da çocuğunun başı beladaysa, Hilal Birliği teyakkuza geçer ve o belayı defeder. Yıllar önce organ kaçakçılığı yapan büyük bir mafyayı çökertmişliği var Hilal Birliği'nin. Tüm dünya çapında 12 yaş altı çocukları kaçırıp organlarını zengin ailelere satan, uluslararası çapta tehdit unsuru olan o mafyayı çökertmişlerdi. Aylarca tüm haber kanalları Türkiye Cumhuriyeti ve MİT'in başarısını konuştu. Anneme kızdığım çok durumlar oldu o dönem ama bir tarafım hep gurur duydu. Böyle bir anne tarafından yetiştirilmek isterdim; nasip olmadı. En az annem kadar vatansever bir abla yetiştirdi beni. Ağır ceza avukatı Aybige ablam. Annem Hilal Birliği başkanlığını yapmaya karar verince, bizi terk etti, mesleğini seçti. Yıllar sonra, bu organ mafyası çökertilince, yeniden babamla bir araya geldiler. Babam, Erdem Türkeli, emekli polis... Annemin MİT ajanı olduğunu bilmeden onu tutuklamış ve o gece kalbi anneme tutuklanmış; bitmek tükenmeyen bir sevgiyle bağlanmış anneme. Annem görevini tercih edip bizi terk ettiğinde bile, babam hayatına başka bir kadın dahil etmedi. Babamın hayatında asla ikinci bir kadın olmadı; annemden başkasını sevmedi, kalbini ondan başkasına açmadı. Babamı bu konuda çok takdir ettim. Sonrasında, annem bizi terk edince, bize ablalık değil de annelik yapan Aybige ablam... O da tıpkı babam gibi, ömrü boyunca sadece bir kişiyi sevdi: Karşı komşumuz ve o dönem üsteğmen olan Timur Alpdemir'i. O kadar sevmiş ki komşu oğluna duyduğu hayranlıktan dolayı gizli gizli Kalem-i Tomris mahlası ile askeri temalı kurgular yazmış. Tabii Timur Alpdemir'i sevip hayatına dahil etmesi, ablama bir dönem çok büyük acılar yaşattı. Bu büyük acının bir kısmı, eniştem Timur'un payına da düştü; çok sancılı süreçler atlattılar. İkiz kızları sayesinde yeniden bir araya gelmeyi başarıp, bu minik aileyi yıllardır mutlu ve huzurlu bir şekilde devam ettirdiler. O dönemlerde, tüm bu yaşanan her şeye birebir, yakından şahit oldum. Yeni yetişip gelen bir genç olduğum için ve babamın beni baskılaması nedeniyle yorum yapmadım, ağzımı açıp tek kelime dahi söylemedim. Arka planda kalıp sadece seyrettim. Babamın ve ablamın yaşadığı bu sancılı aşk süreci, o dönemde sanırım hem zihnime işledi hem de ruhumda derin yaralar açtı. 34 yaşındayım, kıdemli yüzbaşı oldum. Hayatıma herhangi bir kadını dahil etmedim, istemiyorum. Asla aşık olup babam gibi, ablam gibi acı çekmek istemiyorum. Tabii bunu açıkça söylemedim ailemden kimseye ve yakın çevreme. Bahanem sadece, ben evlilik adamı değilim oldu. Klasik, her askere yakışan bir bahane. Ablam evlendikten sonra yeniden okuyup ağır ceza avukatı oldu. İş çevresinden tanıdığı genç hanımları, bir bahane bulup benimle tanıştırdı. İzne çıkıp yeğenlerimi görmek için ablama gidiyorsam, bir bakıyorum orada ilk defa gördüğüm genç bir hanım oluyor. Hiç pes etmedi, çöpçatanlık yapmaktan asla vazgeçmedi. Ama ben de pes etmedim, evlenmeyi düşünmüyorum. Ben evlilik adamı değilim deyip geçiştirmeye devam ediyorum. Mesleğim buna uygun değil desem herkes bana kızacak. Çünkü eniştem aynı meslekte (özel kuvvetlerde), babam emekli polis, annem MİT ajanı... Mesleğimi bahane edemiyorum. Bu yüzden ben de karakterimi öne sürüyorum. Evlilik insanı değilim. Hayatıma kimi alırsam alayım çok üzülür. Kimsenin üzülmesini istemiyorsanız, evlenmem için baskı yapmayın bana diyorum. Ben böyle deyince bir müddet duruyorlar. Düşüncelerimden sıyrılıp önünde durduğum kapıya odaklandım. Bakalım bu kapının ardında beni nasıl bir sürpriz bekliyor? Kapıya tıklattım. "Gel" komutu ile içeri girdim, karşımda 3 kişiyi buldum: Emekli MİT ajanı, değerli annem İlbilge Hatun mahlaslı Demet Hanım, diğeri annemin yetiştirip Hilal Birliği'nin başına geçirdiği Özge Başkan, bir de tanımadığım ve tıpkı benim gibi kamuflajlı, omzundaki rütbesinden anladığım kadarıyla üsteğmen olan başka bir kadın asker. Özge Başkan makamında oturuyordu. Masanın önündeki sandalyelerde karşılıklı annem ve diğer kadın asker oturuyor. Hazır ol vaziyetinde tam karşılarında durdum. Özge Başkan, "Rahat Kürşat, rahat. Hoş geldin." "Hoş bulduk, başkanım." Annem devreye girdi; “Nasılsın, Kürşat?" "Teşekkürler İlbilge Hatun," dedim. Özge Başkan; "Rütbede değiliz, her anlamda rahat olabilirsin. Ben çıkıyorum, sizi yalnız bırakayım. Alınan kararı bana bildirirsiniz," deyip çıktı. Kaşlarım çatıldı, anneme baktım. Annemin yaşıtları torun büyütüp örgü örer. Ama benimki, özellikle benim işime taş koymak için kalkmış, Erzurum'dan Ankara'ya gelmiş. Bana adım adım yaklaşan bir bela var hissediyorum. Annemin kurtlu gibi yerinde kıvranmasından belli. Ayağa kalktı, camın önüne geçti. Bembeyaz saçlarını sıkıca topuz yapmış. Biraz kilo aldı, yaş ilerledikçe o fit vücudu birazcık bozuldu. Yine siyah pantolon-ceket takımı üzerinde. Emekli oldu, Hilal Birliği başkanlığını bıraktı ama "İlbilge Hatun" mahlasından asla vazgeçmedi. Sahada aktif değildi lakin emeklilik sürecini hep aktif emeklilik olarak değerlendirdi. Operasyonlara plan aşamasında dahil oldu, ekip kurdu, operasyonun planını yaptı, daha sonra ablamın yanına gelip ikiz torunlarına baktı. Görevlendirdiği ekip operasyonu tamamlayıp sonucu bildirdi sadece. Derin bir nefes alıp verdi. İlbilge Hatun, gözlerimin içine bakıp; "Seni Üsteğmen Hicran Akıncı ile tanıştırayım. MİT ve TSK ortaklığı ile yeni bir operasyon var. Altay Timi’ni uygun gördüm bu operasyon için. Ama timde eksik olan bir şey vardı; o eksiği Hicran tamamlayacak. Bazı sebeplerden dolayı Hicran'ı kendi timinden çektim. Senin timine dahil olacak. Sorgulama o sebepleri.” "Nasıl yani? Ne demek Altay Timi'ne Hicran'ı dahil edeceksin? Asla olmaz! Ben timime kimsenin torpiliyle asker almadım, almam!" "Torpil değil, Kürşat. Emir! Hicran'ı timine dahil edeceksin. Bir süre birlikte çalışacaksınız. Daha sonra benden ikinci bir emir bekleyeceksin. Operasyon başladı emrini verdiğimde, Hicran sana tüm detayları aktaracak. Gerekli tüm bilgiler Hicran'da var. 12 yaşında bir kız çocuğunu, FBI'ın fonladığı başka bir örgütün elinden sessizce alıp geleceksiniz." "Bunun için Altay Timi yeterli, dışarıdan asker dahil etmenize gerek yok. Gerekli bilgileri bana verin, ben Altay Timi ile operasyonu çekip o 12 yaşındaki kız çocuğunu alır, ülkeye getiririm." "Kürşat, rica etmiyorum. Sandığın gibi torpil de yok. Emir veriyorum! Hicran Akıncı'yı Altay Timi'ne dahil edeceksin. Konu kapandı." "Kendi eğitmediğim hiçbir askeri, sen de olsan, timime torpil, emir ya da rica ile almam. O askerlerin hepsi benim eğitimimden geçti, kazanıp hak ettiler, o şekilde Altay Timi’ni kurdum ben. Senin tek cümlenle asla tanımadığım başka bir askeri timime almam!!!” Keyifle yarım ağız tebessüm etti annem ve; “Operasyon başlayana kadar, Hicran'ı da eğitebilirsin. Eti senin, kemiği de senin. Askerlerine verdiğin tüm eğitimleri Hicran'a da tekrar verebilirsin. Sorun, problem istemiyorum. Kadın asker diye adaletsizlik hiç istemiyorum. Ayağını denk al Kürşat, Hicran'ı timine dahil edeceksin diye emir veriyorsam bu emrimi çiğneme yetkin yok. Kıdemine, rütbene aldırış etmeden ihtar çekerim, uyarı cezası alırsın." Tam ağzımı açıp cevap verecektim ki, benden önce Üsteğmen Hicran olduğunu öğrendiğim diğer asker konuştu; "İlbilge Hatun, emrinizi ben de çiğnemek istemem. Fakat istenmediğim bir timde asla çalışamam, verimli olamam. Başka bir çözüm bulalım. Her türlü o kız çocuğunu kurtarırım ben Altay Timi'ne ihtiyacım yok. Aslında herhangi bir time de ihtiyacım yok. Tek başıma hallederim. Başka bir yöntemle Hilal'in tutulduğu eve sızmayı başarırım, bir şekilde onu oradan kurtarırım. Kıdemli Yüzbaşı Kürşat Türkeli de çıksın, dağlarda operasyon çekmeye devam etsin. Belki de Amerika operasyonu Altay Timi'ne göre değildir!" dedi, son cümlesi imâlı ve biraz da tehditvari tonda çıktı. Sesi de güzelmiş ama konu şu an bu değil! Tek kaşımı havaya kaldırıp Hicran'a baktım. Daha sonra anneme döndüm; "Kabul ediyorum. Bu sabırsız askeri timime dahil edeceğim, eğitim de vereceğim. Ve ilk vereceğim eğitim sabır eğitimi olacak. Başka bir emriniz var mı?" diye sordum. Annem genişçe tebessüm etti; "Çok fazla didişip göze batmayın. Karargahın huzurlu ortamını bozmayın. Başka da bir şey istemiyorum. Hicran, sen de benden haber bekleyeceksin. Ne pahasına olursa olsun Hilal'i çekip alacağız, FBI'a haddini bildireceğiz. Hiçbir Türk evladı başka ellerde kalmayacak. İçin rahat olsun Kürşat'a güven. Seni birazcık zorlar ama görev ve meslek aşığı, tıpkı senin gibi giydiği üniformanın hakkını veren bir askerdir. Yolunuz daima başarılarla açık olsun, gençler. Buyurun," deyip kapıyı işaret etti. Hazır ola geçip selam verdik. Hızla kapıyı açıp çıktım. Ben önde, Üsteğmen Hicran arkamda o ince koridoru adımlamaya başladık. Arkamdan tekrar seslendi; "Komutanım! Gerçekten başka bir yol için İlbilge Hatunu ikna ederim. İstenmediğim bir timde çalışmak benim için de zor olacaktır," dedi. Sesi çok güzel ama konumuz asla bu değil!!! Durdum. Hızla arkamı döndüm. Dönmemle birlikte Üsteğmen Hicran bana çarptı. Hemen iki adım geriye atıp hazır ola geçti. Ellerimi arkamda bağladım, tek kaşımı havaya kaldırdım. "Daha yürümeyi bile öğrenememişsin, nasıl üsteğmen oldun, torpille mi?" "Asla!" dedi. Devamını dinlemeden arkamı döndüm. Kara kaş, kara göz, ok gibi uzun kirpikler... Sanki hipnoz ediyor insanı. “Yürü, Üsteğmen. Başarabilirsen düzgün ve hızlı yürü. Senin bu sabırsız hareketlerine çeki düzen vermemiz lazım. Eğitimlerimden geçemezsen zaten Altay Timi'ni unut! İşte o zaman İlbilge Hatun ile başka bir çözüm bulursunuz." dedim. Birlikte ana binadan çıktık. Bakalım bize verilen bu yeni görevin detayları ne olacak? Ayrıca bu Üsteğmen Hicran'ın sabrı ne kadarmış, hepsini yaşayarak öğreneceğim. Sana da sabretmeyi öğreteceğim, Üsteğmen Hicran Hanım!

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
541.1K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
82.2K
bc

AŞKLA BERDEL

read
89.3K
bc

HÜKÜM

read
228.6K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
53.9K
bc

Bal dudaklım (Ağır bedeller)+18

read
34.1K
bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.4K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook