12. Bölüm

3129 Kelimeler
Hakan Demir'i ve yapacaklarını en net ifade eden tanım çaresizseniz çare yine sizsinizdir'di. Bazen adalet ve güvenliği sağlamakla yükümlü kişiler kaideleri hiçe sayardı. Ellerindeki imkânlarla yaptıklarını kılıfına uydurur adaleti kendilerine göre şekillendirirdi. Hakan'ın hücrelerine çaresizlik kuvvetli bir zehir gibi yayıldı. Adaletin aksi yönde işleyişi genç adamı çaresiz kılmış sokakta kaldığı zamanlara sürüklemişti. O vakitle toydu gücü kimseye yetmezdi. Şimdi ise bedenen ve fikren sarsılmaz kudretliydi. Kendisine yapılanlara karşı durma fırsatı sunmayan hayat karşısına Nilay'ı çıkartmıştı. Tarihin tekerrür etmesine izin vermeyecek geçmeyen geçmişten, Nilay'a yapılan zulümlerin hesabını sorarak intikamını alacaktı. Adalet dağıtan mercide kol gezen adaletsizlik intikam ateşi net tavrıyla yerini bulacaktı. Olumsuz ihtimallerin zihnine üşüşmesine fırsat vermedi. Edindiği çevreden destek alıp koşulları zorlayacak bu işi farklı yöntemlerle çözecekti. Yapılanları misliyle ödetmek için kolları sıvadı. Eski patronu Mehmet Bey'in illegal işler yaptığını elinin her yere uzandığını biliyordu. Aracına binerken arayıp görüşme talep etti. Mehmet Bey çizimleriyle şirketinin değerini katlayan eski çalışanı ateş parçasını geri çevirmedi. Hakan süratle ilerlediği yolda karanlık sokakları gürül gürül yanan intikam ateşiyle aydınlattı. Nilay iki cibilliyetsizin elindeyken geçen her dakikaya düşmanıydı. Mehmet epey vakit sonra karşında bulduğu ateş parçasının irislerinde ilk kez somut ateşi gördü. Hoşbeşi es geçip lafını kesmeden Hakan’ı dinledi. Lâkin işittikleriyle sessiz görüntüsünün ardında faaliyete geçen yanardağ vardı. Geçmişte Hakan’ı karanlık dünyasına çekmek istemiş genç adam bu teklifini hiddetle reddetmişti. Şimdiyse lekesiz ismini katran karasına bulamaya razıydı. Lâkin sokakta kalmış takibi yıllarda kimsesiz oluşuna karşın başından geçenlere rağmen temiz kalan gencin üzerine toz değmesine izin vermeyecekti. Bahsettiği kız kurtarmasına yardım edecek istediklerini yaparken Hakan’ı da koruyup kollayacaktı. Ateş parçasına şirketini eriştirdiği konumdan ötürü minnettardı. Mehmet kirli işlere bulaşmasına rağmen vefakâr adamdı. Zaten üzerinde Hakan'ın annesini bulamayışının mahcubiyeti vardı. Çalışanlarına Nilay'ın adresini bulup takipte kalma talimatını verdi. Ateş parçasının yapacaklarını rahat uygulayacağı izbe mekân ayarlamalarını istedi. Hakan’ın durum sonuçlanana kadar beklemek zorunda olması can sıkıntısını artırdı. Karanlık gökyüzü aydınlanırken evinin yolunu tuttu. Nilay'ı bulana kadar karanlıkta kalacak gün ışığı limanına uğramayacaktı. Duş sonrası kahvesiyle balkona çıktı. Gözlerinde Nilay'ın kanlar içindeki görüntüsü aklında ne hâlde olduğu vardı. Boş boş beklemek adamı topyekûn gerdi masada ritim tutan parmakları çalan telefona uzandı. Ekrana bakma gereği duymadan yanıtladığında ahizenin ilettiği sesle dişlerine uyguladığı kuvveti artırdı. Gün akışı toplantı hatırlatması yapan asistanını kestirip atar gibi verdiği cevabıyla susturdu. "Bensiz idare edin bir süre yokum, yakın tarihli tüm görüşmeleri iptal et.” Telefonu cam masaya bırakıp başını geriye yatırdı. Mehmet Bey’in bir an önce aramasını temenni ederek gözlerini yumdu. Çaresiz bekleyişiyle dakikalar zor bela devirirken mekanik sesle bir hışım gözlerini açıp gövdesini doğrulttu. Beklediği aramayı cevaplamış kısa sayılmayan görüşmeyle, konumun gelmesini beklemeden otoparka indi. Taşa kesen bedeniyle Jeepe gelen konuma sürdü. Hakan’ın tek derdi Nilay’ı korumaktı. Son sürat ilerlediği yolda Mehmet Bey’in kendisini korumak için önlem aldığından bir haberdi. Cibilliyetsiz ikili nöbetçi mahkemede görülen davadan pişmanlık palavrasıyla kefaretle serbest kaldı. Sabaha karşı adliyeden çıkınca itip kaktıkları Nilay'la eve geçti. Verdiği maddi kayıp Ahmet'i iyice zıvanadan çıkarıp canı sıkmıştı. İşlevsiz uçkurunun boşalttığı cebinin diyetini Nilay'a misliyle ödetecekti. Nilay yaşamının kasırgasında savrulurken hatır uğruna attığı adımın sonucuna şaşırmadı. Bir umut çırpınmış elde ettiği hüsranla boynu bükülmüştü. Adaletin kendisiyle aynı durumda olanları görmezden gelinişine öfkeliydi. Seyir halindeki araçtaki sessizlik huzursuz ediciydi. Bu sükûnet hayra alamet değildi, bedenine inecek darbeler yara bere içindeki ruhunun izlerini gün yüzüne çıkartacaktı. Maruz kaldığı onca işkenceyle senelerce sadece ölümü dilemiş bir teşebbüste bulunmamıştı. Tevekkülle yaratanın biçtiği sayılı nefesinin tükenmesini beklemişti. Son günlerdeyse tevekkülü zedelenir olmuştu. Eve ulaştıklarında Hakan’ın sözlerinden aldığı cesaretle gözlerini yardım istemek için etrafta gezdirdi. Bir kez olsun şansını zorlamak istemiş minicik umutsuz bir umutla bakınmış şafağın yeni söktüğü saatte fark edilmeyi dilemişti. Etrafta bir Allah'ın kulu yoktu hoş iki aya yakındır buradaydı. Şiddet gördüğü gün ve gecelerde feryatlarını duymayanlar, şimdi sabahın köründe sükût feryatlarını mı duyacaktı? Düşüncelerin girdabına kapılan genç kız bileğine piton yılanı misali saran baskıyla çekiştirilerek eski binaya sürüklendi. Korkunun ecele faydası yoktu işte aşağılanıp şiddet görmeden, huzursuz huzurla geçen günlerin bedelini ödeyecekti. Düşe kalkan çıktığı merdivenlerin sonuna geldi aralanan kapıdan içeriye iteklendi. Ahmet içeriye girmeye hazırlanan kayınbiraderine engel oldu. Kendisinden farkı olmayan şeref yoksununa son sözlerini söyleyip kapıyı yüzüne çarptı. “Bu ne bok dağıttığı belli olmayan orospu kardeşini son görüşündü. Şimdi siktir olup pezevenk babanın yanına git. Zaten başıma yeterince iş açıp beni paramdan ettiniz. Sizi etrafımda görmeye tahammülüm yok" Asım memleketine dönmek için binadan çıktı aynı kanı taşıdığı kardeşi zerre umurunda değildi. Ahmet'in uçkur sevdasına harcadığı paralara sıkkın olan canı, Nilay'ın bekaretinin bozulmuş olma ihtimaliyle yaşlı bedenine sığmıyordu. Belinden çıkarttığı kemerin metal ucunu saatlerce dur durak bilmeden küçük karısına vurdu. Öfkesinin hırsının kör ettiği gözleri kan revan içindeki bedenin çok önceden bayıldığını görmedi. Genç kızın bedenine inen aralıksız darbelerle her zerresine dayanılmaz acılar sirayet etti. Git gide soluklarının cılızlaşmasıyla kanla kaplı simasına tebessüm yayıldı. Bedeni sonunda toprak olacak kabul görmediği sığdırılmadığı evrenden kurtulacaktı. Bilinci kapanmaya meylederken araladığı gözlerini birkaç saniye açık tutabildi. Kendisini çeken kuytu karanlığa çekilirken memnuniyetle fısıldadı. “Bu kez son.” Öleceğinden emin olan genç kız Azrail’i bekledi. koyuldu. Hakan geç kalmaktan endişe duyarken kaplumbağa hızında ilerleyen trafikte kapana kısılmış yaralı aslan gibiydi. Kilitli kaldığı trafiğe sevk eden Mehmet gerçek açığa çıkınca sübyancı pezevenk kadar olmasa da gazabından nasiplenecekti. Akıp giden zamanla tükenmek bilmeyen yollar, Avrupa yakasının köylük ilçesinde noktalanınca kontağı kapattı. Konumdaki asıl hedefi dört katlı betonarme virane yapının etrafında dikkat çekmeden dolaştı. Ona kalsa direkt belirtilen adresin kapısına dayanırdı. Kolluk kuvvetleriyle karşı karşıya gelmesi sorun değildi. Nilay'ın açacağı davaların seyrini olumsuz etkileyecek bir şey yapamazdı. Müdahale etmek için yardım dileyen ufacık bir sesin gelmesini bekledi. Alamadığı tepki hislerine acaba çığlıkları attırırken saatler birbirini kovaladı. Çaresiz bekleyiş boğazına yağlı urgan misali dolanırken etraftakilerin dikkatini çekmişti. Jeepini boşa beklediğini bilmediği evden uzaklaştırıp işlek caddeye park etmişti. Kısa aralıklarla evi kolaçan ederken artan tedirginliği hareketlerine yansıdı. Kişileri varlığıyla tedirgin ettiğini fark edince kıraathaneye geçti. Çayını yudumlarken karşısına oturan yaşlı göbekli biri oturdu. Hakan olayın bilinciyle mekânda bulunanların merak ve tedirginliğini giderdi. Müteahhit olduğunu yeni projeleri için keşif yaptığını söyledi. Semt sakinleri rahatlamış Hakan'a mahalle hakkında bilgi verdi. Hakan’ın sıcakkanlı insanlara verdiği bilgi sonrası hareket alanı gevşedi. Kıraathaneden çıkınca hedefi olan konum ve çevresinde rahatça dolaştı. Sokakta perişan üst başlarıyla neşeyle koşturan çocuklarla, doğru dürüst yaşamadığı çocukluğunu anımsattı. Belirsizlikte çaresizce debelenirken arayan kişiyle kaşları merakla çatıldı. Mehmet Bey adresi bulmuş sonrası için uygun mekân ayarlamıştı. Merakını geriye itip çağrıyı yanıtladı. Sakinlikle yapılan açıklamayla kan beynine sıçrarken çileden çıkıp kükredi. “Siktirme lan can güvenliğimi o kızın canı güvende değil! Ulan işgüzar herif Nilay’a sağ salim ulaşamazsam yaşına başına bakmam yedi düvel ecdadını sikerim." Genç adam çocuk gibi kandırılmış gün boyu yanlış yerde beklerken boşa vakit kaybetmişti. Öfkesini kontrol altına alıp sakinleşmek için derin bir nefes aldı. Jeepi iletilen yeni gerçek adrese sürdü. Gece vakti boş yollarda kırmızı ışıkta durmadan tozu dumana katarak ilerledi. Balat'ın ara sokağındaki eve ulaşınca frene asılıp kendisini dışarı attı. Siyah panelvan minibüse göz ucuyla baktı. Bina kapısına yönelirken minibüsten inen iri yarı adamları ardında bıraktı. Koşuşturan adamların kim olduğunu bildiğinden muhatap alma gereği duymadı. Aralı kapıyı itekleyip binaya girdi merdivene yönelince omuzuna dokunan eli kavradı. Hışımla ardına dönüp yumruğunu elin sahibinin yüzüne geçirdi. Yeterince oyalanmış kaybedecek bir saniyeye tahammülü yoktu. Adamların bir suçsuzdu Mehmet Bey’in emrini yerine getirmişlerdi ve asıl öncelikleri Hakan'ı korumaktı. Kendisini riske etmesine göz yummaları mümkün olmadığından, burnundan soluyan adamı zapt etmeye çalışırken biraz hırpalanmışlardı. Tüm hıncını adamlara aksettiren genç adam, işaret parmağını tehditkârca salladı. “Sizin işgüzarlığınız yüzünden kaybettiğim zaman yeter! Şayet o kızın saçının teline zarar geldiyse yapana ulaşana kadar sizin ebenizi bellerim!” Adamlardan birisi Hakan’ın dikkatini çekmek için boğazını temizledi. "Ahmet denilen adamı depoya kapattık. Asım'a ulaşmak için biraz zamana ihtiyacımız var.” Genç adamın işittiğiyle hissettiği bir nebze rahatlama ürkütücü simasına aksetti. Göz bebekleri intikam ışığıyla parladı. Geç kalmamış olmamayı dileyerek merdivenleri tırmandı. Korku bedeninde cirit atarken endişeyle çarpan kalbinin sesi kulaklarında çınladı. Daireye ulaşınca kenara kayıp adamlara çelik kapıyı açmalarını işaret etti. En öndeki kumral adam ucuna susturucu taktığı silahı kilide doğrultup tetiği çekti. Hakan içeriye girdiği gibi duyumsadığı kan kokusuyla ürperdi. Nilay'ı sağ bulmak için dua ederken sırtından vuran fener ışığıyla etrafa baktı. Kısa sürede sol çaprazındaki duvarın dibindeki ardı dönük sureti gördü. Güçlükle yutkunup yalvarırcasına fısıldadı. “Lütfen ölmemiş ol Nilay!” Mesafeyi çabucak kapatıp dizleri üstüne çöktü. Titreyen elleriyle Nilay'ı sarsmadan kendisine çevirdi. Yüzünü perdeleyen saçlarını geriye itelerken gözlerini korkuyla yumdu. Cesaretini toplamaya çalışırken duyduğu küfürle kirpiklerini araladı. "Hassiktir döl israfı bok çukurları kızı ne hâle getirmiş.” Hakan’ın odağına düşen dehşet verici manzara soluğunu kesti. Koruyup kollayacağına ant içtiği minik bedeni sahiden ne hâle getirmişlerdi? Çelimsiz vücudundan akan kanlar zeminde küçük birikintiler oluşturmuştu. Nilay’ın çocuksu yüzü tanınmaz hâldeydi görüntüsü içler acısıydı. Ona baktıkça sanki içinden bir parça koptu. Sanki tüm vücudu kızgın demirlerle dağlandı. Hızla silkelenip üzerindeki afallamayı attı hiddetli sesiyle yeri göğü inletti. “Durmayın lan çabuk ambulans çağırın.” Bu denli geç kalmasına sebep olanları bir kaşık suda boğsa yeriydi. Kanın metalik kokusu karışan öfkeli soluklarıyla burun kanatları genişledi. Nilay'ın başını dizlerine yatırdı cılızca soluk almayı sürdüren kızla kirpiklerini kenetledi. İçten içe yalvardı. “Biraz daha dayan Nilay sakın pes edip nefes almaktan vazgeçme.” Geçen her dakika saate tekabül ederken gözlerini açtı. Ardında kalanlara omzu üzerinden kinle bakıp dişleri arasından endişeyle soludu. “Ambulansı tekrar arayın lan kız ölmek üzere.” Yumruğundan nasiplenen adam telefonu kulağına götürürken siren sesiyle hepsi dışarıya koştu. Hakan yalnız kaldığı baygın kızın saçlarını cereyan çarpmış gibi titreyen parmaklarıyla okşadı. “Özür dilerim Nilay seni yine koruyamadım.” Buğulanan gözlerinden yuvarlanan berrak sular, Nilay'ın kanla bezeli şakağına düşerken inançla ekledi. “Yemin ederim bu defa sondu küçüğüm biraz daha dayan çok az kaldı.” Adım sesleriyle göz yaşlarını elinin tersiyle sildi. Alelacele içeri giren sağlık ekibi adamın dizlerinde yatan kızla yutkundu. Nabzı kontrol edilip gerekli acil durum önlemleri alındı. Çelimsiz ölü gibi beden portatif sedyeye yatırıldı vakit kaybetmeden seri hareketlerle evden çıkıldı. Dolaylı yoldan kendisini sorumlu tutan Hakan yapılan müdahaleyi suçlulukla izledi. Nilay'ın sedyeyle çıkarılmasıyla kan ve vahşete paravan olmuş evi terk etti. Dışarıya çıktığında cama tünemiş olanları televizyon izler gibi seyreden ahaliye iğrenerek baktı. Feryat figan ağlamaları canhıraş çığlıkları duyup müdahale etmeyen, aman karı koca arasına girilmez bir iki tokattan hiçbir şey olmaz diye geçiştirenler, kocasıdır severde döverde ne olacak canım diyenler, bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığıyla polise haber vermeyenler, kimsenin işine karışılmaz neme lazım şahit yazılırdı. Allah muhafaza başlarına bela gelip iş açılırdı. Bu düşünce yapısına sahip olaylara at gözlüğüyle bakan kesimden zaten bir şey yapması beklenmezdi. Kahveleri Nilay'a değince düşüncelerinden uzaklaşınca aceleci sesi duydu. “Çok hırpalanmış nabzı gittikçe zayıflıyor çabuk olun." Kenetlediği kirpiklerini omuzundaki baskıyla araladı. Hastaneye ambulansla geçip geçmeyeceğini soran görevliye olumlu manada başını salladı. Son kez duvarlarına kan sıçramış şiddetin izini taşıyan eve baktı. Öfke ateşiyle yanan kahveleri pencereden sarkmış fısır fısır konuşanları hızlıca tararken dudakları kımıldadı. Suskunluğunuz da boğulun... Kaybettiği kaybettirdiği zamanın bilincine ambulansın kapısı kapanmak üzereyken vardı. Koşar adım girdiği ambulans hareket etti. Fırtına öncesi sessizliğe bürünen genç adam kendisine gösterilen yere oturdu. Kirpiğini kırpmadan oksijen maskesi takılan Nilay'ın yüzündeki kanların temizlenmesini izledi. Kurumuş yer yer akmaya devam eden kanlar silindikçe kızın açığa çıkan simasında halkalar belirmişti. Acil tıp teknikeri adamın haklı sitemiyle yumruklarını sıktı. “Bu nasıl insanlık bunu yapan hiç mi merhametten nasiplenmemiş? Niye kadına saygı duyup baş tacı yapmak varken canına kast etmiş?” Ambulansın tüyleri diken diken eden siren sesi her zaman, içinde bulunanların sessiz can çekişen çığlıklarını insanlığa haykırırdı. Hastanenin aciline giriş yapıldığında çıkarılan sedye senkronize seri hareketlerle müşahede odasına sürüldü. Koşuşturan sağlık ekibi bilgi alışverişi yaparken Hakan'da onlara uyum sağladı. Nilay'ın içeriye alınmasıyla kapanan otomatik kapı, genç adamın karşısına çıkan yeni aşılmaz duvardı Hakan iki adım yana kayıp avuçları ve alnını soğuk hastane duvarına yasladı. Tutamadığı sözlerini enkazında kalmış yumak olan hisleriyle âdeta can çekişiyordu. Bu kez verdiği sözü canı pahasına da olsa tutacaktı. Ne kanunlar ne kansız mahluklar Nilay’ın saçının teline zarar veremeyecekti. Herkes er yada geç yaptıklarının bedelini ödeyecekti. Ne olursa olsun Nilay'ı gözünün önünden ayırmayacaktı! Bu saatten sonra tek bir Allah’ın kulu Nilay da dahil kendisine engel olamazdı. Genç adam müşahededen gelecek haberi ileri geri adımlayarak bekledi. Bir hayli vakit olmuş içeriden kimse çıkmamış pervane misali dönen akrep ve yelkovan sanki can düşmanıydı. Korkulu bekleyişin stresiyle serseri mayın gibi dolanırken sürekli ensesi ovuşturdu. Bitmek bilmeyen lanet günü iyi bir haberle noktalamak için dua etti. Otomatik kapı sesiyle mesafeyi kapatamadan baygınlık hâli süren Nilay sedyeyle çıkarıldı. Şiddetin kalıntıları ayyuka çıkmıştı. Yüzündeki yaralar bandajlanmış ufak tefek olanlar bantla kapanmıştı. Göz çukurları çenesinin kenarı morarmaya yüz tutmuş, önceki günden kalan tokat izleri hâlâ belirgindi. Elemli koyu kahvelerini kızdan içi acıyarak çekti. Hakan'ın ellerini yumruk yaptı kızı bu vaziyete getiren soysuzun şuan bir depoda tutuluyor olması büyük nimetti. Koridorda ilerletilen sedyenin peşine takılıp hızlarına ayak uydururken merakla sordu. “Onu nereye götürüyorsunuz?” Hasta bakıcı gözlerini kısacık yüzüne değdirip yanıt verdi. “Radyolojide gerekli görüntülemeler yapılacak, detayları doktor hanıma sorun bizi oyalamayın.” Hakan'ın adımları duraksadı sedyenin gözden kayboluşunu kirpiğini kırpmadan izledi. Ardına dönünce müşahede odasından çıkan kadın doktoru fark etti. Bilgi almak için çabucak mesafeyi kapattı doktorun Nemli kirpikleri altından kin ve nefretle bakmasına anlam veremedi. "Merhaba az evvel radyolojiye götürülen Nilay'ın durumu nasıl?" Öldüresiye darp edilen gencecik bir kadına müdahale eden doktor, nefes almakta güçlük çektiği alandan dolan gözleriyle çıktı. Karşısına dikilen keten beyaz gömleğinin etek uçları kanla bezeli adamla dişlerini sıktı. Adamın nefes almadan konuşmasıyla alayla gülüp duruşunu dikleştirdi "Vicdana gelip öldüresiye dövdüğün kızı merak mı ettin?” ince kavisli kaşlarını kaldırdı. “Yoksa işinin yarım kalıp kalmadığını mı merak ediyorsun?” Hakan alaycı tavırla itham edildiğiyle hırsla soludu. "Sözlerinize dikkat edin! Onu bu hale ben getirmedim!" Doktor biraz mahcup hissetse de tavrından ödün vermedi. “Demek siz yapmadınız bu neyi değiştirir beyefendi? O kızın bedenindeki tahribat bir kadına ait değil!" işaret parmağı aralarındaki boşluğa uzanıp adama iğrenir gibi baktı. "Seninle aynı cinsiyete sahip bir mahluka ait!” Doktor kendince haklıydı onun gözünde tüm erkekler aynıydı. Empati kurma yeteneği devreye giren Hakan sessizliğe büründü. Koyu kahvelerini zeminde oyalanırken yüzünü sıvazladı. Uzaklaşan adım sesleriyle yere mıhlanan ayaklarını harekete geçirdi. Dikkatini çekmek için boğazını temizledi. “Bakın söylerinizde kendinize göre haklısınız ve sizin nezdinizde sözlerimin hiçbir anlamı yok.” Doktorun duraksayıp ardına dönmesiyle mesafesini korudu. “Siz kadınlara zarar veren aynı cinsiyeti taşıdığıma sırf bu yüzden utandığım yaratıklar adına özür dilerim.” Soluğunu usulca bırakıp gövdesini dikleştirdi. “Ben sadece Nilay'a yardımcı olmaya çalışıyorum " Ön yargısının kurbanı olan doktor kısık sesiyle mırıldandı. "Vücudunda darp edilmemiş neredeyse tek bir nokta yok. İç organları ve beyninde hasar olup olmadığını görmeden net bir şey söylemem güç.” Dudakları mahcup gülüşle kıvrıldı. “Tetkikler yarım saate tamamlanır raporu iki saate elime geçer. O zaman detayları konuşuruz, izninizle" Verilen bilgiyle yine beklemek dışında yapacak bir şeyi olmayan genç adam boğulacak gibi oldu. Güç bela aldığı nefesler sanki cam kesiğiydi ciğerlerine batıyordu. Adımlarını acil çıkışına yöneldi geniş kapıyı aşınca ılık esen sabah yeli tenini yaladı. Birkaç metre ötesindeki banka hislerin ağırlığıyla betonlaşmış gövdesini bıraktı. Başını geriye yatırdığında derin solukla ciğerlerinin sızısı dindi Aklına Nilay’ın oksijen maskesiyle nefes aldığı gelince rahatça nefes aldığından utandı. Kız sanki karşısına dikilmiş gibi ayvan oturuşunu dikleştirdi. Aklını başka şeye yönlendirme girişiminde bulunması da hüsranla sonuçlandı. Bugüne dek hiçbir kadına el kaldırmamış cinsiyeti sebebiyle doktor tarafından itham edilmişti. Birde bunun ağırlığı çöktü üzerine oysa aile olmayı planladığı Gizem’e bile elini kaldırmamıştı. Evlenince oturacakları evin yatak odasında seviştiği en yakın arkadaşından yumruklarını esirgememişti. Bu sefer başka yöne kayan düşüncesine hayıflandı. Şirketini kurduğu günden beri kendince yardımlar yapıyordu. Geniş alana çok yönlü yaşam alanı inşa edip ihtiyaç sahibi mağdur insanları tek bir çatı altında toplayabilirdi. Aynı durumdaki tüm herkese yetişmesi zordu. Suçluların hak ettiği cezayı almalarını sağlaması zaten imkânsızdı. Denizde kum tanesi kadar kişilerin hayatına dokunup yaşam şartlarını iyileştirebilirdi. Duyduğu hayıf mırıltısına aksetti. “Bunu daha önce neden akıl etmedim ki? Nilay kendisini toparlayınca ilk iş aklından geçenleri uygulamak için kolları sıvayacaktı. Günün ağardığını kuş cıvıltılarıyla fark etti. Katran karası zift gibi gece verdiği ağır hasarlara inat aydınlanmıştı. Hastane girişindeki danışmadan bilgi aldı Nilay'ın odaya alınmış sonuçların çıkmasına daha yarım saat vardı. Kızın aldığı odaya sessizce girdiğinde derince ah çekti. Gözüne ilişen sandalyeyi Nilay'ı net göreceği açıya yerleştirip oturdu. Gözlerine cam gibi batan görüntü içine sızıp oluk oluk kanını akıttı. Hokka gibi burnunun deliklerine ince hortum yerleştirilmişti. İncecik tutam saçlarına taktıkları boneden irili ufaklı bandaj ve bantların olduğu simasına inmişti. Yüzünün açıkta kalan kısımlarıysa morluklarla kaplıydı. Sandalyenin kenarlarını var gücüyle sıktı. Bir şeyler söylemek için dudaklarını aralayıp kapattı. Kelimeler sanki boğazını yakan asitti. Yaralı örselenmiş bedene ruha sözcükler derman olmazdı. Genç adam olduğu konumdan arlandı hakkı varmış gibi yüzsüzce koruyamadığı kızın karşında oturuyordu. Düşüncelerinden açılan kapıyla sıyrılıp omuzu üstünden ardına baktı. İçeriye giren doktorun çatılı kaşlarıyla soluğunu bıkkınca verip ayağa kalktı. Doktorun kızgın sesine döndü “Neden burada bekliyorsunuz?” Hakan doktorun sorusunu es geçip aynı biçimde karşılık verdi. “Görüntüleme sonuçları çıktı mı?” Doktorun omuzları çökerken başını sallayıp sıkıntıyla yanıtladı. “Sağ kolu kırık alçıya alınacak darbelere bağlı ödemler yumuşak doku zedelenmeleri mevcut. Nilay Hanımı sancılı uzun bir süreç bekliyor. Bu sebeple ilk birkaç gün uyutarak tedavi edilmesini ön gördüm.” Hakan sessizce dinlerken içinde kopan şiddetli fırtına dağı taşı yerinden oynatacak güçteydi. Nilay serumuna kattıkları keskin ağrı kesicilerle derin uykudayken sağ kolu alçıya alındı. Tekrar yalnız kaldıkların da Hakan sandalyeyi eski konumuna getirdi. Yüzünü sıvazlayıp kemikli parmakları kısa kesim dalgalı saçlarına karıştı. Depoda tutulan cibilliyetsize yaptığının diğerini ödetmek için sabırsızlanıyordu. Nilay'ı uyuyor dahi olsa bir başına bırakmaya içi el vermedi. Ancak insanlık yoksunu rahat nefes aldığı için hastaneye de sığamıyordu. Ne yapacağını düşünürken dikenler batan gözlerini dinlendirdi. Telefonun cebinde titremesiyle gür uzun kirpiklerini araladı. Banyoya geçip aramayı yanıtladı doktor Cem'e kaba taslak olanları anlattı. Yaptığı öneri mantığına yatınca gerekli işlemler için odadan sessizce çıktı. Nilay’ın, Cem’in olduğu hastaneye nakledilmesi işine gelmişti. Özellikle oksijen israfı dallamanın soluğunu erkenden keserken gözü arkada kalmayacaktı. Güvenliği beş para etmese de hasta bakıcı Hatice Hanıma itimat ediyordu. Gerekli işlemlerin çoğunu halletti bir tek doktorun onayı kalmıştı. Nöbet değişimi işini baltalayınca çıkan pürüzler nedeniyle başhekimliğe çıktı. Durumu çok detay vermeden anlatıp tüm sorumluluğu üzerine aldığına dair belge imzaladı. Nilay nakledildiği hastanenin malum olay sebebiyle farklı katına yatırıldı. Cem'in hastane yönetimine rica etmesiyle Hatice hanım Nilay'a refakatçi tayin edildi. Son olarak tedbir amaçlı kapıya koruma yerleştirildi. Hakan korumaya gerekli talimatları verince Nilay'ı kontrol edip hastaneden ayrıldı. Otoparka yaklaşırken Mehmet Bey’i arayıp deponun gerçek konumunu istedi. Her zaman yaptığı karanlık işlere rağmen saygılı davrandığı adam güvenini zedelemişti. Bundan ötürü kısıtlı konuşmada kelimeleri ve ses tonu emrivakiydi. Bu yaşına kadar insanlara karşı tavır ve duruşu hep netti. Kaypaklık doğasına aykırıydı hele haklı olduğu konuda hiç taviz vermedi. Gönderilen konuma ulaşmak üzere yola kontağı çevirdi. Ahmet denen döl israfına yapacaklarını kurgularken gerekenleri temin etmesi için Mehmet'i tekrar aradı. Şehrin çıkışana yakın sapa yollara girdi on dakika sonra kuş uçmaz kervan geçmez köhne mekana ulaştı. Siyah panelvan minibüsün yakınına jeepe park etti, kendisini fark edip yanına gelen adamlara baş selamı verdi. Pasla kaplı büyük demir kapıyı açan adamlara çıkmalarını işaret etti. Vakit Nilay'a yapılanların intikamını yavaş yavaş alma vaktiydi. Ağır ağır yalvartana kadar Ahmet denen kansıza işkence edecekti. Nilay'ın çektiği acının bin mislini çektirecek kolay ölmemesi için elinden geleni ardına koymayacaktı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE