Hüma: Kız kardeşin beni merak edip aramış. Pek bir şey konuşamadık, sayende.
Hüma: Seninle ilgili bir şey söylemedi merak etme.
A: Ondan değil, sadece ne konuştuğunuzu merak ettim.
Hüma: Eminim öyledir.
Hüma: Üstelik ben sana hesap vermek zorunda değilim, tamam mı?
A: Tamam.
Hüma: Terslesene beni.
A: Ne?
Hüma: Benim dediğimin tersine niye gitmiyorsun?
A: Neden tersine gideyim?
A: Emrinize amadeyim Sultan'ım:)
Hüma: Görüşürüz
Hüma: Pardon, yazışırız.
A: Yazışırız:)
Sanırım yanaklarım yanıyor. Ben alışık değilim ki böyle şeylere..
"Hüma"
Teyzem odaya girince telefonu kapatıp cebime attım. Teyzem gülümseyerek elindeki içi süt dolu bardağı çalışma masamın üstüne koydu. Başımı kaldırıp ona baktım.
"Boşuna bakma öyle. O süt bitecek!"
Oflayarak bardağı kafama diktim. Ağzım hâlâ süt doluyken bardağı teyzeme uzattım. Teyzemin suratındaki ifadeyi görünce ağzımdaki sütü halıya püskürttüm.
Halıya.
Halıya!
Teyzemin daha dün yıkattığı halıya!
***
"Devam devam devam! İyice bastır."
Sol kolumla anlımdaki teri silip halıyı silmeye devam ettim. Kapının önünde, yani yolun kenarında halı yıkıyordum!
Teyzem elinde orta türk kahvesi ile, bahçe kapısının kenarındaki tabureye oturmuş, bana emirler yağdırıyordu.
Kollarım yorgunlukla iki yanıma düştüğünde teyzemin sesini işittim.
"Devam!"
Tekrar hızlı hızlı halıyı çitilemeye başladım. Kenardaki su dolu kovadan biraz su döküp köpüklerin birazını dışarı savurdum. Kafamı kaldırıp baktığımda güneş tam tepemdeydi. Dün akşam halıya süt püskürtmemin bedelini, şuan ödüyordum. Bugünün cumartesi olmasına lanetler savurdum. Okulu bahane edebilirdim. Oflayarak kafamdaki yazmayı düzelttim. Yakışmıştı he.
Kafamı kaldırıp karşı evdeki kıza baktım. Üzülerek bana bakıyordu. Buraya yeni taşınmışlardı ama bu kızı ilk defa burada görüyordum. Bir bana bir teyzeme bakıyordu. Yardım etmek ister gibiydi ama teyzemden korkuyor olmalıydı. Ben bile korkuyorken onun korkması gayet doğaldı. Otoriter bir teyzeyi Allah düşmanımın başına vermesin, amin.
İşime geri dönecekken sokağın ucundan buraya doğru gelen Baran'ı gördüm.
Baran!
Buraya!
Geliyor!
Gözüm Baran'ın üzerindeyken teyzeme seslendim.
"Teyze!"
"Efendim Hüma?"
Bakışlarım hâlâ Baran'daydı.
"Çişim geldi."
"Git yap gel."
Ayağa fırlayıp eve koştum. Bahçe çimlerine basarak eve girdim. Ama eve girince adımlarımı yavaşlattım. Çünkü ayaklarım hep köpüktü.
Sağ sağlim lavaboya vardığımda aynadan kendime baktım. Yazmayı çıkarıp baştan taktım ve dışarı çıktım. Bahçe kapısından çıkarken etrafta gezdirdim gözlerimi. Görünürde Baran yoktu. Derin bir nefes alarak halıya geri döndüm. Baran'ın beni bu halde görmemesi iyi olmuştu.
"Hadisene Hüma!"
"Tamam, teyze!"
***
A: Yazma yakışmıştı.
Hüma: Sen
Hüma: Sen nereden biliyorsun?
A: Seni izledim.
Hüma: Beni o hâldeyken gördün mü gerçekten?
A: Ne varmış ki hâlinde?
A: Gayet de tatlıydın.
Hüma: Sağ ol.
A: Gözlerinin maviliğinde boğulduğum kız,
A: Bir gün beraber halı yıkamamız dileği ile..
***
"Hüma! Kalk artık!"
Çarşafımı üzerimden çekmeye çalışan teyzeme inat, çarşafa daha çok asıldım. Uykulu hâlimdeyken üzerimdeki çarşafın çekilmesinden nefret ederdim!
"Ya teyze senin benimle derdin ne? Bugün pazar, pazar! Okul mokul yok."
Gözlerimi açıp teyzeme sinirle baktım.
"Öğlen oldu, küçük hanım!"
Pes edip oflayarak ayağa kalktım. Lavaboda elimi yüzümü yıkayıp aşağıya indim. Teyzem televizyon izliyordu. Bir bacağını diğer bacağının üzerine atmış, sol elini yanağına koymuş, sağ elinde kumanda, kanal kanal geziyordu. Sehpadaki türk kahvesi gözümden kaçmadı.
"Acıktım!" diye isyan ettim.
Teyzem bana dönüp gözleriyle mutfağı gösterdi.
"Kahvaltın orada." Başımı sallayıp mutfağa girdim. Masada tek kişilik bir kahvaltı vardı. Duvar saatine baktım. 13:50. Bu saate kadar uyudum mu ben ya?
Masaya oturup yemeğe başladım. Birden aklıma gizli şahıs geldi. Mesajına cevap vermemiştim. Hep imalı mesajlar atması beni utandırıyor ve korkutuyordu. Ya peşimi bırakmazsa? Ya filmlerde, dizilerde ve kitaplardaki gibi bir psikopat falansa? Ayy! Ya beni kaçırırsa?!
Korkudan gözlerimi büyütüp elimdeki çatalı tabağa bıraktım. Olabilir miydi?
Kafamı iki yana salladım. Saçma sapan şeyler düşünüyordum. Hangi devirde yaşıyoruz? Kaçırmakta neymiş?
***
Bahçenin çokta büyük sayılmayan demir kapısını ittirerek sokağa çıktım. Markete gidecektim. Teyzemin elime tutuşturduğu listede tekrar gözlerimi gezdirip adımlarımı hızlandırdım.
Markete girince reyonların arasında dolaşmaya başladım. Kolumdaki sepetin yarısından çoğu dolmuştu. Sadece pudra şekeri kalmıştı alınmayan. Şimdi de onu arıyordum. Geze geze sonunda bulmuştum. Rafa uzandım ama yetişemedim. Lanet!
Birden başka bir kol uzanıp aldı pudra şekerini. Arkama döndüğümde uzun boylu bir kızla karşılaştım. Dün halı yıkarken karşı evden bana bakan kızdı bu. Gülümseyerek "Teşekkür ederim." dedim. O da kocaman gülümsedi. O kafam kadar olan şey gamzesi mi?
"Rica ederim." dedi. Sonra elini uzatıp devam etti. "Tanışamadık. Ben Gülşen. Dün karşı evde görmüştüm seni." Elini tutup salladım.
"Evet, seni görmüştüm." dedim. "Ben de Hüma, tanıştığıma memnun oldum."
"Bende." Elini çekip diğer elindeki pudra şekerini uzattı.
Kısa olmaktan nefret ettiğimi söylemiş miydim?
Elindeki pudra şekerini sepete attım. "Görüşürüz o zaman." dedim. Gülümsedi.
"Görüşürüz."
Kasadan aldıklarımı geçirip eve adımladım. Yarın okul vardı. Oflayarak bahçeye girip kapı zilini çaldım. Çok geçmeden teyzem açtı kapıyı.
Akşam yemeğimizi yemiştik çoktan. Ben odama çekilmiştim. Şaşırtıcı bir durum vardı ki, 'A' sabahtan beri hiç mesaj atmamıştı. Garip.
Yarıda kaldığım kitaptan biraz okuyup yerine geri koydum. Telefonumu elime alıp instagramda dolaşmaya başladım. Baran yeni bir fotoğraf paylaşmıştı.
Aslında Baran yakışıklı biriydi. Kızlarla işi olmazdı. Kendi hâlinde biriydi. Bence iyi bir insandı. Pek konuşmuyorduk ama nazik bir insandı. Neyse diyerekten resmini beğenip telefonu kapatacakken bir mesaj geldi.
A: Maviş, ne yapıyorsun?
Kilit ekranından mesajı okuyup telefonu komodine koydum. Cevap vermeyecektim. Belki de en başından ona cevap vermemeliydim. Ne olduğu belirsiz bir insandı.
Evet. Kesinlikle cevap vermemeliydim!
***
S.D.