Nefes nefese kalsam da koşmaya devam ettim. Anıl'ın sesi artık çok yakından geliyordu. Beni bulma korkusuyla hızlana bildiğim kadar hızlanmaya çalıştım. Nefesim daralıyor, kalbim göğsümü delercesine çarpıyordu. Şehre nasıl inebilirim bilmiyordum. Ama arabaların geçebileceği bir yola çıkıp yardım bekleyebilirdim. Ayağıma takılan bir şeyle yere düşmedim adeta yapıştım! Tiz bir çığlık atıp yerde kıvrandım. Çok geçmeden acı kendini belli etmişti. Sanırım bileğimi burkmuştum. Bu da benim şanssızlığım. "Hüma!" Bitmişti işte. Lanet olsun ki yakalanmıştım. Anıl yanıma diz çöküp ayağımı eline alınca inledim. Çok sinirli duruyordu. Sanırım sınırı aşmıştım. "Tamam," dedi. "Geçecek." Ter içinde kalmış suratımla baktım ona. Kıpkırmızı olmuştu. "Neden?" dedi gözlerime bakarak. "Neden bize bunu y

