"Bırak ya! Gelmek istemiyorum." Elimi Anıl'dan kurtarıp bir iki adım geriledim. Çenesi kasılmış bir şekilde bana döndü. "Geleceksin!" dedi dişlerini sıkarak. "Gel-me-ye-ce-ğim!" Tane tane söyledim ama bu öküz anlar mı? Anlamaz. Yanıma gelip beni bir anda sırtına almasıyla çığlığı bastım. "Bak nasıl da geliyorsun." dedi gülerek. Sinirlenmiştim. Sırtını yumruklamaya başladım. "Bıraksana ya!" "Boşuna o güzel ellerini acıtma güzelim." Vurmayı bırakıp ısırmaya çalıştım bu sefer. İşe yaramayacağını anladığımda pes etmiş bir şekilde kafamı ve kollarımı serbest bıraktım. "Pislik!" diye söylendim. Sadece güldü. Ne kadar gittik bilmiyorum ama eve varmıştık sonunda. Anıl beni sırtından indirip kapıyı açtı. Kollarımı göğsümde birleştirip somurtarak içeri girdim. Salondaki koltuğun üzerine otu

