BÖLÜM (7)

634 Kelimeler
"Hüma öğlen oldu!" Yorganı kafama kadar çekip mırıldandım. "5 dakika daha.." "İyi sen bilirsin tatlım! Ben yüzmeye gidiyorum. Sende burada uyu!" Yüzmek kelimesinden sonra hemen fırladım yataktan. Etrafa bakınınca idrak edebilmiştim. Biz yazlıktaydık değil mi? Ah salak kafam! Bugün denize girecektim. "Bak artık uyumuyorum." Teyzem bana güldü ve "Sana da günaydın tatlım." dedi. "Günaydın" dedim ve kendimi banyoya attım. Elimi yüzümü yıkayıp odaya geri geldiğimde teyzem yoktu. Bavulumun başına geçip fermuarı açtım. Elim çenemde hangi bikinimi giysem diye düşünürken, beyaz bikiniyi gözüme kestirdim. Kaptığım gibi üzerime geçirdim. Sonuçta yalnızdık. Dün akşamı düşünmek dahi istemiyorum. Altıma beyaz şortumu giyip üzerime hiçbir şey giymeden, telefonumu, güneş gözlüğümü ve kremimi alıp çıktım. Seke seke merdivenlerden indiğimde az kalsın teyzeme çarpıyordum. "Hadi bakalım." Dışarı çıkıp çimlerde yürüdük. Birkaç saniye sonra ayağıma gelen kumla gülümsedim. Teyzem elindeki büyük havluyu yere serip oturdu. Ben anında elimdeki eşyaları yere bırakıp şortumu çıkardım. Denize doğru gülerek koşarken teyzemin ardımdan "Fazla ileriye gitme!" diye bağrışına göz devirdim. Bunu bilecek yaştaydım çok şükür. Su ilk başta soğuk gelse de sonradan alışmıştım. O kadar iyi hissediyordum ki, vücudum rahatlıyordu. Biraz daha ileri gidip yüzmeye başladım. Daha sonra durup suyun üzerine uzandım ve gökyüzünü izlemeye başladım. Düşünceden düşünceye dalarken gözlerimi kapattım. Sonra birden aklıma 'A' kişisi gelince gözlerimi hızla geri açtım. Dün akşam onu bizim bahçede görmüştüm ve şu an burada olabilirdi. Ya şu an beni izliyorsa? Kafamı temkinli bir şekilde etrafta gezdirdim. Ama görünürde kimse yoktu. Biraz ileride teyzem telefonla konuşuyordu. Rahat bir nefes verip kumsala doğru yüzmeye başladım. Kendimi havlunun üzerine attığımda teyzem de yanımda bitti. "Biraz daha durup eve geçelim. Ben markete gidip alınması gerekenleri alacağım. Anlaştık mı?" Başımı salladım ve güneş gözlüğümü taktım. Teyzem üzerindeki beyaz, içini gösteren ve tüle benzeyen uzun elbiseyi çıkarıp kenara koydu. Lacivert bikinisi ve çok hoş olan fiziği ile gözleri kamaştırırken denize doğru adımladı. Kadına bak manken gibi. Sapıkça onu süzdüğüme inanamıyorum. Biraz daha orada kalıp sonra eve döndük. Hemen bir duş alıp kendimi yatağa attım. Telefonumu elime almıştım ki teyzem odama daldı. "Ben çıkıyorum tatlım. Bir ihtiyacın var mı?" "Yok da, ben de gelebilirim istersen?" Yanıma gelip yanağımdan öptü. "Gerek yok tatlım. Sen uslu uslu dur burada. Ben gecikebilirim. Buraya en yakın markete bir saatlik yol var." Kafamı salladım. Teyzem bir kez daha yanağımdan öpüp "Seni seviyorum." dedi. Bu garip konuşması kaşlarımı çatmama neden olsa da bir şey demedim. Teyzem odadan çıkınca bende biraz instagramda dolaştım. Daha sonra can sıkıntım geçsin diye aşağı inip televizyonun karşısına geçtim. Kanal kanal gezsem de can sıkıntım gitmiyordu. Oflayarak arkama yaslandım ve gözlerimi kapattım. Acaba şu an ne yapıyordu? Kafamı hızla sağa sola salladım. Bana ne canım! Neyse, teyzem gelene kadar uyuyayım bari. Odama çıkıp kendimi gelişi güzel yatağa fırlattım. Bir süre sonra rahatsızca yerimde kıpırdanıp daha düzgün bir pozisyon aldım ve tavanı izlemeye başladım. Gözlerim kapalı ellerim karnımda ritim tutuyor ve içimden şarkı söylüyordum. Bir an içimi kaplayan ürperti ve daha sonra ağzımın üzerinde bir el. Ellerim durmuş, bedenim hareketsiz, gözlerim kocaman açık. Şok dalgası bedenimi sararken ben karşımda gözleri yoğun duygularla bana bakan kişiye odaklanmıştım. Bağırmayayım diye ağzımı kapatmıştı lâkin şuan bağıracak gücüm yoktu zaten. Elini yavaşça çekip ayağa kalktı. Korkudan ve şaşkınlıktan dilim tutulmuştu. Kendime gelip hızla ayağa fırladım ve ondan en uzak köşeye attım kendimi. Korktuğumu anlamış gibi bir iki adım geriledi. Titreyen sesimle konuşmaya çalıştım. "S-senin burada n-ne işin var?" Onun burada ne işi vardı? Burayı nasıl biliyordu ve neden gelmişti? Üzerindeki kapüşonlusu...dün gece ağacın arkasında gördüğüm gizli şahısın kapüşonlusuydu bu! Lanet olsun 'A' bu muydu? "Sakin ol." dedi. Gözlerim hâlâ şaşkınlıktan kocamanken bir yandan da kafamdaki yapbozları bir bir yerine yerleştiriyordum. Futbol topunu ona verdiğimde bana olan ilginç bakışları, bana çarpan çocuğun bileğini burkması, sınıf defterini almaya gittiğimde bana olan bakışları. Lanet olsun bu 'A' kişisiydi! "Cevap ver!" dedim. Hâlâ bana bakıyordu. Gözlerinin içine bakarak mırıldandım. "'A' kişisi sensin değil mi, Anıl?" *** S.D.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE