Aren karanlığın altındaki kanı, ölümü ve zaferi iliklerine kadar hissetmeye başladı.. Çıplak ayakları, nemli ve çürümüş yapraklarla kaplı orman zeminine her bastığında, toprak ona itaat edercesine sessizleşiyordu. Kucağında taşıdığı yük, fiziksel olarak ona bir tüy kadar hafif geliyordu. Bir Alfa için, narin bir insan bedenini taşımak güç gerektiren bir eylem değildi. Ama ruhsal ağırlığı… İşte o, dağları yerinden oynatacak kadar ağırdı. Dolunay’ın başı, Aren’in çıplak göğsüne yaslanmıştı. Baygındı. Soluk alışverişleri düzensiz ve hırıltılıydı yaşadığı şokun, korkunun ve vücudundan ani bir patlamayla boşalan o muazzam enerjinin bedelini ödüyordu. Yüzünün yarısı hala orman çamuruyla kaplıydı. Saçlarına kuru yapraklar ve dal parçaları dolanmıştı. Aren, yürürken başını hafifçe eğip ona bakt

