Zoe, annesinin sözlerine başını salladı ama içinde bir şey, o güvenin çatladığını hissediyordu. İçindeki o ince çatlak, gün ışığında daha da belirginleşmiş gibiydi. Gordan’ın yüzüne baktığında, babasının gözlerinde artık alışık olduğu kararlı ifadenin yerini bulanık bir sisin aldığını gördü. Gözbebekleri, dışarıdaki loş ışığın içinde yorgun bir gizi andırıyordu; sanki bakıyor ama hiçbir şeyi tam görmüyordu. Düşünceleri darmadağın, duyguları yorgundu. Yüzündeki çizgiler, yalnızca yaşın değil, yaşanmışlığın izlerini taşıyordu. Telsizden gelen cızırtı hâlâ sürüyordu. İnce ve düzenli aralıklarla devam eden o boğuk ses, bir zamanlar haberin, hareketin, yaşamın işaretiydi. Şimdi ise yalnızca bir boşluk sesi… Hiçbir mesaj taşımayan, ama sessizliğin ne kadar derin olduğunu hatırlatan bir uğultu. O

