sessiz doğuş

329 Kelimeler
Karanlık, dağın eteklerinden gökyüzüne tırmanırken, Lyra’nın gülüşü yankı gibi çarpıyordu etrafa. Zack ve Rose, karanlığın serbest kalmasıyla birlikte saldırıya geçmişlerdi. Ama Lyra, artık bambaşka bir şeydi. Gözleri gece kadar boş, sesi ise buz kadar keskin olmuştu. Zack, gölgelerin içinde kaybolan Lyra’ya saldırmak için ileri atıldığında, Rose onun peşinden gitmişti. Tam o anda, gölgelerden fırlayan bir pençe, Rose’un göğsünü baştan aşağı yırtarak derin bir yarık açtı. Nefesi kesildi. Zaman bir anlığına dondu. Zack, “Rose!” diye haykırdı ama çok geçti. Rose yere düştü, kanı kara taşların üstüne akarken gözleri boşluğa bakıyordu. Soğuk bir rüzgar bedenini sararken, Zack onun başını kucağına aldı. “Hayır... hayır, hayır, hayır...” diye fısıldıyordu Zack. Onu kaybetmek istemiyordu ama gözlerinden, ses tonundan anlaşılırdı ki... asıl üzüldüğü Rose değil, başarısızlık hissiydi. Karanlığı ele geçirecek kişi ölüyordu. Karanlığı durduracak olan değil, kullanabileceği bir güç kaynağı eksiliyordu. Ama işte o anda... Rose’un içinden bir sıcaklık yükseldi. Önce hafif bir kıvılcım gibi. Göğsündeki yaradan ışık sızdı. Kanın aktığı yerden değil... ışığın taştığı yerden can buluyordu. Gözleri aniden parladı; yüzü, sanki göğsüne doğan bir sabahla aydınlandı. Yarası kapanmıyordu — iyileşiyordu. Et ve deri kendi kendine bütünleşiyor, kan kuruyup altından yeni hayat doğuyordu. Zack geri çekildi. Şaşkınlıkla Rose’un üzerine eğildi ama gözlerinde korku belirmişti. Bu, tanıdığı hiçbir güce benzemiyordu. Ne kurtların şifasına, ne de Lyra’nın karanlığına... Rose, derin bir nefes aldı ve gözlerini açtı. Altın rengi bir parıltı göz bebeklerinde kısa süreliğine parladı. Ama o da ne olduğunu bilmiyordu. İçinden bir fısıltı geçti yalnızca: “Sen henüz bilmiyorsun… ama biz seni koruyacağız.” Yavaşça doğruldu. Yaralı olduğu yerden sanki hiç zarar görmemiş gibi kalktı ayağa. Etrafındaki gölgeler ona yaklaşmıyor, hatta geri çekiliyordu. Lyra, uzaktan bu sahneyi izliyor ama bir şey söylemiyordu. Dudakları bir şeyler fısıldıyordu ama sesi ulaşılamaz bir tondaydı. Zack, şaşkınlıkla Rose’a baktı. “Nasıl…?” demek istedi ama cümle yarım kaldı. Rose sadece başını salladı. “Bilmiyorum,” dedi. “Ama ölmedim.” İçinden geçen şeyin ne olduğunu henüz kimse bilmiyordu. Ama artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE