yazardan.... Bazen en büyük fırtınalar, en derin sessizliklerin içinden kopar. Bir yanda vatan toprağını namusu bellemiş, kalbi mühürlü, bakışı keskin bir aslan; diğer yanda ise bizzat kendi yuvasında yabancılaşmış, korkunun gölgesinde bir ömür tüketmiş yaralı bir ceylan... Yaman ve Zilan; biri yıkmak için eğitilmiş bir balyoz, diğeri ise yıkılan bir imparatorluğun enkazından sağ kurtulmaya çalışan son umuttu... Hakikat, bazen bir mezar taşının soğukluğunda, bazen de bir anne elinin sildiği kanlı izlerde saklıdır. Salih Çakır’ın ördüğü o karanlık duvarlar çatlamaya başladığında, sızan ışık sadece bir suç ağını değil, yıllardır bastırılmış bir vicdanın haykırışını da aydınlatıyordu. Zilan, kafasında daha küçük yaşlarda bile babasını öldürürken, bugün hala daha küçük Ömer'in yasını tutuyor

