bc

YALANCININ MUMU

book_age16+
212
TAKİP ET
1K
OKU
comedy
game player
small town
first love
sassy
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

İki cambaz bi ipte oynamaz.

Onu tanımlamaya kelimeler yetmezdi. Bir insan ancak bu kadar itici olabilirdi.

Baba parasıyla Nenem de yaşardı. Adam iki kişilik yaşıyordu resmen . Keyfi ve kahyası. Kahyası da iticiydi. Kız onu sürekli itiyordu adam inatçı bumerang gibi peşine takılıyordu. Üstelik yalancıların şahıydı.

Güzel olmasına güzeldi şimdi lâkin bi insan bi kadar mı çirkef olurdu be kardeş?

Bununla değil ömür geçirmek aynı sokaktaki markete gidilmezdi. Hangi insan evladı her fırsatta kavga etmeyi kendine bi meziyet olarak görürdü ki? Adı Hasret olan şahsiyet bununla gurur duyuyordu. Hastaydı resmen psikolojik vaka. Ayrıca çok pis bir huyu vardı bu delinin. Mübarek yalan makinesi gibi. Tek ayak üstünde kırk yalan uyduruyor kitabının gizli yazarı olma ihtimali yüzde bindi kesin.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
Yalancının mumu 1. BÖLÜM
YALANCININ MUMU   1. BÖLÜM  İstanbul   Genç adam elinde votkası gittiği Barda arkadaşları ile eğleniyordu. Canı sıkkındı fakat kafasını dağıtmaya ihtiyacı vardı. Eve gidince babasıyla yine papaz olacağını bile bile kadehini havaya kaldırıp ondan farkı olmayan yanındaki arkadaşlarına döndü.   "Oğlum hayat boş. O bizi ciddiye almıyor biz niye alalım. Boşveeer,  içelim güzelleşelim abicim" Bıyık altından arkadaşı Murata gülen Levent sağında oturan adama döndü. "Babanda böyle mi düşünüyor yoksa ha! Ondan mı bu rahatlık birader" Omuz silkti Murat bir yudum daha içmeden önce. Sarhoş olmak gibi bir niyeti yoktu ama can sıkıntısına en iyi gelen ilacı şimdilik elinde tuttuğu sıvıydı.   "Onlara kalsa bizi yaşarken mezara koyacaklar, bizimkilerde öyle" iki arkadaşda hak verdi Onur'a. Doğru söylüyordu. Okul bitmiş eli ekmek tutacak yaşa gelmiş olmalarına rağmen Onur'da Murat'ta hayatın çeşitli lezzetlerini tatma derdindelerdi.  Levent içlerinde en aklı başında olanıdır. "Yeni hatunlar gelmiş beyler." Karşıyı işaret eden Onur'la iki çapkının da odak noktası anında değişti. Eh, ciddiyette buraya kadardı. Murat son yüzümü fondipleyipgömleğinin yakasını düzeltti.  "Farkındayım, izninizle beyler."  Dans pistine yakın koltuklarda sere serpe boncuk gibi dizilen kızlardan sarışın uzun boylu olanı gözüne kestirdi.  "Merhaba hanımlar. Buraya ilk gelişiniz sanırım yalnızsınız. Normalde böyle güzel kızları pek yalnız bırakmazlar"  kıkırdayan kızlarla doğru yolda ilerlediğini görerek sarışına hitaben "oturabilirim değil mi?" dedi. Kendisiyle ilgilenen bu yakışıklıdan oldukça hoşlanan kız "lütfen" diyerek yanına oturan adama doğru iyice döndü.   "Madem burda yenisiniz adettendir bir şey ikram edeyim size. Ne içersiniz?"  Baba parasıyla hava atan adam gecenin sonuna doğru yaklaşmadan evvel finali güzel bitirme derdindeydi. Onur ve Leventin de yanlarına gelmesiyle sohbet daha koyu bir hal almaya başlamıştı.   "Bu arada ben Murat."   ****  Ertesi gün öğleden sonra Murat baş ağrısıyla uyandı. Baş ucundaki ağrı kesiciyi ağzına atıp suyu içti. Annesi yine ona kıyamamıştı. Yataktan kalkmadan önce gözlerini ovaladı. Yine feneri başka yerde söndürmüştü neyseki evin yolunu her şekilde buluyordu. Prensibiydi asla geceyi beraber geçirdiği kadınların yanında sabahlamaz olur da sızıp kalırsa uyanır uyanmaz giderdi. Kimseye romantik bir ilişki sözü vermiyordu sonuçta. Alan razı satın razıydı. Çarşafı üstünden atıp banyoya yürüdü. Bi duş alıp aşağı indiğinde babasıyla annesinin onun hakkında konuştuklarına kulak misafiri oldu. Her zaman ki gibi popülaritesi hiç bozulmuyordu.   "Konu yine her zaman ki gibi benim, harika"   Merdivenlerden inip salona doğru yürüdü. Günlük dozda sabah ayarını yemeden güne başlamak olmazdı sonuçta.   "Nesrin bak bıktım artık. Yine gece yarısı geldi eve. Kimbilir kimin koynundaydı bu sefer, Mustafa'nın yüzüne bakamaz oldum yahu! sıkıştırıp duruyor, 'adı konulsun artık bu işin bizim de bi itibarımız var' diyor. Adam haklı"   "Canım ben istemezmiyim Ethem, koca adam lafımı dinliyormu ki? kızı sevmiyormuş ne yapayım. İkinizin arasında hep ben kalıyorum."   "Başlatma şimdi sevgisinden, sevmiyormuş! Bak hele şu zırtoya.  Hergece koynuna aldığı kızları seviyormuymuş tövbe tövbe. Mübarek gün günaha sokmayın insanı" Kapı dibinde oğlunu fark eden Ethem bey eşi Nesrine işaret etti.  "Al uyanmış da Kapı dinliyor seninki" Murat babasının sesiyle içeri doğru adımlarını hızlandırdı. Nasılsa her şekilde ayarını alacaktı. Moral bozmaya gerek yoktu.   "Günaydın sevgili ailem"   "Ne günaydını be, öğlen oldu, tabi beyefendinin akşamı gece yarısı olunca sabahıda öğlen oluyor, doğru haklısın. Nerdesin ulan sen? ben sana dün akşam Mustafa'lara yemeğe gideceğiz demedim mi! Meltem kaç saat seni bekledi, telefonun kapalı zaten. Bıktım senin bu sorumsuzluklarından, rezil oldum adama"   Murat sesini çıkarmadan dinliyordu. Babası kendince haklı olabilirdi lâkin hayat onun hayatıydı. Babası ona yeni azar kotasını dolduracak kadar zılgıt çekerken Murat içinden kendiyle dertleşiyordu.  Hadi şimdi ne yalan uyduracaksın bakalım Murat efendi. Oğlum çok kızmış bu sefer. Öfff n'apim ya o bastı bacaklı kokoş karıyla yan yana geleceğime, ömrümü huzur evinde geçiririm daha iyi. Hani farkı da yok. Yok olmaz abi bi şekilde kurtulmam lazım tabi önce dün geceye bi yalan uydurmak lazım bişey bulmam lazım bişey. Hah buldum.   " Şey baba haklısında ya bizim Onur hastalandı, görsen çocuk ateşler içinde yanıyordu ona baktım gece yarısına kadar hastanedeydik, istersen ara sor yani"   "Hayırdır evladım hemşirelere kıran mı girdi niye sen bakıyorsun?"  "Yok refakatçi ola...."  "Hadi ordan hergele. Çocuk mu kandırıyorsun. Hah! Arayacakmış birde. Bozacının şahidi şıracı, sen neysin ki de arkadaşın ne olsun? bi de utanmadan yalan söylüyor görüyorsun değil mi Nesrin."   "Ethem sinirlenme şekerin çıkacak bak kalbinde var, belki doğruyu söylüyordur" "Bırak anne ben ne desem babam nasılsa bildiğini okuyacak" son dakika yalanı da bu kadar olurdu. Bu Meltem onun psikolojisini bozuyordu. Yalan konusunda bir marka olan Murat Tunalı resmen köreliyordu.    "Hala konuşuyor utanmaz, yüzü de kızarmıyor. Görende aslan gibi oğlun var gözün arkada kalmaz diyor, heheyy nerdee! bizimki kedi yavrusu mübarek. böyle ana olursa böyle evlat olur n'olacak‽"   "Ayıp oluyor ama baba" Ben onu bunu bilmem, en yakın zamanda nişan olacak. Hemen peşine de düğün"   Babasının katı tavrıyla panikle ayağa kalktı genç adam.  "Ne? Sen ne diyorsun baba. Ben evlenmek istemiyorum, daha çok gencim. 10 yıl sonra anca" yalandan kim ölmüş.  "Ulan eşşek kadar oldun, ufalda cebime gir, bu nişan olacak o kadar! yok olmaz dersen keyfin bilir valla. Ama öyle beyler gibi yaşayamazsın ona göre, su gibi para harcamayı unut, kararını ver. Ya sev ya terket" Konuşmanın bir anda baba oğlun tartışmasına dönen duruma müdahale eden Nesrin hanım seçimini yine oğlundan taraf kullandı. Tek çocuğu idi kıyamıyordu.  "Ethem lütfen, zorla güzellik olur mu hiç‽"  "Gerekirse zorla, bu yaştan sonra kahır mı çekecem yahu. Elalem emekli olmuş sefasını sürüyor, ben iş peşinde koşturmaktan anam ağladı, beyimizde o bar senin bu bar benim karı kız peşinde, yeter!   Murat yukarı tükürsem meltem ile geçecek ömrümün üç beş ay kalan ömrü aşağı tükürsem çay simite talim diye düşüncelere dalarken politik olup en iyisi sessiz kalmak dedi. Nasılsa bi çaresini bulurdu her zaman bulurdu da nasıl işte onu bilmiyordu.  "Ulan şimdi ne bok yicez? "   ****  Antalya  Hasret elinde tepsiyle Restorandan içeri girdi. Çantasını çaktırmadan sakladı. Geç kalmıştı yine. Müdür Cezmi yine eli götünde hesap soruyordu. Hiç sevmiyordu şu adamı ya ekmek parasıydı işte. " Nerde bu kız Ali?"   " Eee şeyy siparişleri dağıtıyordu Cezmi bey"   İnanmayan adam tiksinerek baktı Ali'ye.  "Bu kaçıncı be! bi'de onun için yalan mı söylüyorsun bana utanmadan."   Hasret gelmezse şayet hem kendini hem de onu yakacaktı. Ah be Hasret nerde kaldın diye içinden söylenirken müdür karşısında soğuk terler döküyordu Ali. Arkadssinjn zor durumda kalmasına rağmen onu korumasına minnetle baktı Hasret. Elinde büyükçe bir tepsiyle geldi ve  Ali'ye anladın diye tepsiyi hafifçe yukarı kaldırdı.  "Ali şiparişleri verdim ben. Mutfağa geçiyorum. Günaydın Cezmi bey."  Hasret bir ağaç olsaydı muhtemelen kavak olurdu. Söylediği yalanlarla kavak ağacı gibi göğe uzanıyordu boyu.  "Nerdesin sen Hasret‽ saatten haberin var mı?" Sinsi herif yutmamıştı bu kez. Ama genç kızda oyun biter miydi hiç?   "Burdayım Cezmi bey, nerde olucam siz görmediniz heralde Cafe'deki arkadaşlara yardım ediyordum da, dimi Ali?"  "Ha ha evet evet öyle"   " inanmadım ya hadi öyle olsun bakalım. Amaaa bi açığını daha yakalarsam Hasret gözünün yaşına bakmam koyarım kapı önüne göre!"  "Nah kovarsın. Gece gündüz demeden çalıştır, bahşişleri bile topla üç kuruşun hesabını sor, yetmezmiş gibi herifçioğlu bi'de laf ediyor be. Borcum olmasa çekilecek dert değil ya."   "Sahi nerdeydin kızım, seni idare edicem diye göbeğim çatladı be."   Elindeki tepsiyi masaya koyup bi sandalye çekip oturdu. "Of sorma ya, bizim borçlular kapıda beni bekliyordu çıkamadım. Sonra pencereden atladım bilirsin benim ev biraz yüksek yerden. Allah'tan ağaç vardı da bi'tarafımı kırmadım" eli bacağına gitti. Kolunu bacağını atladığı pencere değil ama eğer yakalanırsa kaçtığı alacaklıları kıracaktı.  " iki haftadır köşe kapmaca oynuyorum adamlarla"   "Kızım sen harbi manyaksın ha, o kadar borcu ne diye üstlendin sanane. Herif borcu açtı kaçtı gitti tasası sana düştü. Anlamıyorum seni"   İki dakika derdini yandığı arkadaşı bile onu eleştiriyordu. Bir Allah'ın kulu da anlamaz mıydı onu. Çöktüğü sandalyeden kalktı.   "Boşver kardeşim sen kafanı yorma böyle şeylere. Hem kaç kez dedim Emine teyzemi yalnız bırakamam kadın yaşlı evimi gitseydi yani. Bu yaştan sonra sokaklarda kalacak değil ya. Aman neyse bu Dangalak Müdür gelir şimdi gideyimde önlüğümü alayım bari, farketmedi yada şimdilik salağa yatıyor" diye gülerek yana geçtiği anda müdür Cezmi ile yüz yüze geldi.   Çenen kopa Hasret. Duyduysa cenazeni bugün kaldırırlar.   İçinden kendine söverken müdürün sesiyle bi "hı" çıktı dilinden. Bi'şey mi demişti?   "Sağır mısın kızım? Müşteri ses ediyor siz burda lak lak ediyorsunuz. Hadi işinize. Müşteriye bakın"   Şükür dedi bugün de kazasız belasız geçti. Tek kelime etmeden dışarıdaki masada oturan gencin yanına gitti.   ****   İstanbul  Murat evdeki küçük çaplı kıyametin ardından öğleden sonra her zaman buluştukları kafeye gitti. Lenent'i de  yanına çağırmıştı.  "Erkencisin bro. Yoksa yine evden mi kovuldun oğlum" Genelde hır gür sonrası Murat'ın babası gündüz kovar gece ses etmezdi Murat'a.  "Levent hiç havamda değilim şu an"   "Hayırdır?"  "Ne hayrı bu olsa olsa şer odaklarının  bana kurduğu kumpas olur"  "Ne diyorsun oğlum. N'oldu be karadenizde gemilerin mi battı"   "Batmadı da batmak üzere az kaldı İçtiği zehir gibi kahve boğazını yakacağını bile bile kafasına dikti.  "Yavaş oğlum. Canına kastın mı var"  "Benim değil de babamın var gibi. Babam bu kez ciddi, evlenmezsem zırnık koklatmayacakmış bana" kaynar kahveyle dili yanınca yanındaki su dolu ufak şaşalı dikti bu sefer de kafasına. Levent sessiz kaldı. Ethem beyi yıllardır biliyordu bu zamana kadar oğluna müsamaha gösterdiyse hep eşi Nesrin'in hatrınaydı.  "Huyuna git oğlum sen de" Sertçe baktı Murat arkadaşına.   "Meltem'le evleneyim yani"  "Yok öyle değil lan. Yanlış anladın"   Onur'un da gelmesiyle üçlü sac ayağı kurulmuştu.  "Naber millet, nasılsınız bakalım" Onur'da diğer ikisi gibi akşamdan kalmaydı. Tek fark Onur'un ailesi iki haftadır yurt dışındaydı.   "Bok gibi"  "N'oluyo lan! nesi var bunun?"  "Evleniyorum kardeşim. Düğünde bi çeyrek takarsın artık kardeşine."   "Hadi canım." Dalga mı geçiyorsunuz der gibi güldü Onur başta.  "Harbi mi la!" Garsonu çağıran Murat bu sefer de bira siparişi verdi.   "Ovv kötüymüş be bro"  "Dur ya hemen enseyi karartma, vardır bir çaresi"   "Mesela Levent? Kaza süsü verip Meltem'i ortadan kaldırmak mı? Benim canım tatlı bi kız için feda edemem" Onur ortaya uçuk bir fikir attı.   "Başkasıyla evlen bro, o zaman sizinkiler seni Meltem'le evlendiremezler"  "Bak ben bunu hiç düşünemedim biliyormusun‽ ulan sen benimle dalgamı geçiyorsun, ben hiç evlenmek istemiyorum diyorum herif bana başkasıyla evlen diyor ya, dün geceki kız senin aklını başından aldı galiba"  "Öyle değil oğlum. Gercek değil birini bul numaradan evlen para karşılığı mesela anlaşmalı yani." Geriye yaslanıp göz kırptı anlasana der gibi.  "Yalandan evlilik. Bir kaç ay bilemedin bir sene sonra çok üzgün bitkin halde sizinkilere boşanıyoruz, kötüyüm falan diye bi tiyatro çek bak bi daha evlilik lafı ediyorlar mı?"   Elindeki bardağı masaya bırakan Murat bu fikri bi' düşündü. Aklında tarttı. Olur mu ki inanırlar mı ki diye mırıldandı. Ardından başının üstünde bir ampul patlamış gibi irkilerek arkadaşına döndü.   "Hakkat doğru söylüyorsun lan, gel seni bi öpeyim kardeşim" Dediğini yaptı ve sarılıp öptü. Sonra işin bir de diğer kısmı aklına geldi.  " iyi de ben bu kızı nerden bulacam pazarda satılmıyor ki gidip tezgahta seçesin iyisini kötüsünü. Güvenilir biri olması lazım, sonra başımıza iş açmayalım kardeşim?"   "Siz iyice kafayı sıyırdınız ha!" Levent ikisine de deli nazarıyla bakıyordu. Onur hadi neyse de Murat zeki çocuktu. Bu gazlara gelmezdi hiç. Bu kadar mı vahimdi durum.  "Aklın yolu bir oğlum" Onur Levent'e 'gördün mü 'der gibi bir bakış attı. .   "Doğru." diye tasdikledi Onur'da arkadaşını. Fikir babası oydu sonuçta.  Levent onları ikna etmeyi şimdilik rafa kaldırdı. İkisi de saçmalıyordu. Mantıklı düşünemiyorlardı. Onur'un aklına baska bi fikir daha gelmişti.  "İstanbul sıktı şöyle bi Akdeniz'e açılalım diyorum ha ne dersiniz beyler?"  "İyi de bizimkiler zaten bozuk iyice kızdırmayalım adamı?"  "Ya dert etme madem evleniyorum tek başıma tatil yapacam dersin, bişey olmaz"   "Aferin lan kafan çalışıyor, tamam yarın gidelim o zaman çok sıkıldım bende, havalarda iyice ısındı zaten, Levent geliyorsun değil mi kardeşim?"  "Kanbersiz düğün olur mu hiç, heralde yani"   " O zaman hep birlikte yarın bi Antalya yapıyoruz."   *****  Bölüm sonu  

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
527.0K
bc

HÜKÜM

read
225.1K
bc

ÇINAR AĞACI

read
5.8K
bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.4K
bc

AŞKLA BERDEL

read
79.9K
bc

PERİ MASALI

read
9.5K
bc

Siyah Ve Beyaz

read
2.9K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook