YALANCININ MUMU 2. BÖLÜM

1644 Kelimeler
Yalancının mumu  2. Bölüm Antalya Akşam Cafe'de Hasret arkadaşlarıyla buluşup günün yorgunluğunu atıyordu. Eğlenecek havada olmasa da kafa dağıtmaya ihtiyacı vardı. "Of bugün canımı çıkardı Müdür gıcığı ya." " Ya seni anlamıyorum Hasret, karun kadar zengin baban var sense burda garsonluk yapıyorsun" diye Hasret'in içinde olduğu durumu özetledi Ceren. Garip bi kızdı Hasret. İnsan onca rahatlıktan sonra nasıl üç kuruşa milletin ağız kokusunu çekmek isterdi ki? "Üstelik işletme mezunusun ve notlarında çok yüksekti bi şirkete falan girsene. Ne uğraşıyorsun ne geçen belli ne gündüzün" Aylin'in söylediklerinde doğruluk payı vardı lakin Hasret zaten bunları biliyordu. Sürekli duymaktan da ayrıca sıkılmıştı. Neden herkes akıl vermeye bayılırdı ki?.. "Rica ediyorum bana babamdan bahsetme lütfen. Hem n'apim her yerde deneyim istiyorlar. Millet sanki anasının karnında öğreniyor. Benim de en iyi bildiğim iş bu! Restoran, Kafe benden sorulur. Aslında pastacı olmak isterdim. Belki bi gün kendi yerimi açarım ha!" Hep hayalini kurduğu şeydi bu. İşletme kendi seçimi değildi gastronomi okuyup yüzlerce değişik pasta yapmak istiyordu ama babası yüzünden istediği bölüme gidememişti. Çok pişmandı. "Hayal etmekte parasıyla değil ya" Aylin'in alay eder gibi söylenmesi bile Hasret'in keyfini bozamazdı. Hayallerinden bahsetmeyi seviyordu bir de karşısındaki şahsiyetler anlasaydı tabi. Gözünün önüne sahilde ufak bi bahçesi olan etrafı çiftlerle çevrili rengarenk çiçeklerle bezeli bir kafe geldi. Ahşap eskitme sandalye ve masalar. Çizgili, kenarı dantel işlemeli masa örtüleri, pencere kenarlarında çiçekler, mutfak kısmı oturma bölümünden görünecek şekilde mükemmel bir pastacı dükkanı hayal etti. "Kızım var ya sende bu güzellik varken boş kalmazsın. Kaparlar seni şöyle zengin bi koca bul hayatını kurtar" Kurduğu hayali Aylin'in olağanüstü fikriyle bölününce ona yüzünü buruşturarak baktı. "Cidden mi Aylin ya! Benim u fikir neden hiç aklıma gelmedi ki sanki? Fırsatı teptim gördün mü? Tüh." Aylin somurturken, Ceren gülüyordu. Aklına gelenle Aylin'e döndü. "E sen yap o zaman canım, bu kaçıncı aşk acısı acaba? Hıh." "Onlar sayılmaz Ceren'cim, malum hedefe gidilen yolda yere basılacak taşlar lazım değil mi?" Hepsi bu tam yerinde cuk oturan tespite kadehlerini kaldırarak kutladı. "Yoldaki taşlara" Ceren bi durgunlaşınca Hasret'in dikkatini çekti. "N'oldu?" "Doğru diyorsun, bu dünyada adam gibi bi adam kalmadı." Hatırladığı ile eli bardağa gitti. Tam uzanacakken Hasret bardağı uzaklaştırdı. "Bülent'e noldu hani abayı yakmıştın? Konuşamadık hiç ne zamandır." "Hıı oda öyle söylüyordu zaten!" "N'oldu ki? Ceren?" "Aman canım boşverin onu ya, salağın tekiydi zaten o kim beni taşımak kim" Bu kez bardaga uzanıp bi yudum aldı. " Beyefendi ayran gönüllü çıktı canım." "Ondan bi cacık olmayacağı belliydi zaten de neyse. Hayırlısı olmuş. Desenize sizde benim gibi oldunuz şimdi." Kızlar nasıl der gibi bi bakış atınca geniş bir gülümseme yayıldı yüzüne. Aslında  tam da aynı sayılmayız ya. Sonuçta benim azıcık aşım kaygısız başım var, sizin gibi boş adamlara göz yaşı dökmem ben" "Bi gün seni de görürüm canım, aşık olda gör" Dedi Ceren bilmiş bilmiş. "Benim derdim başımdan aşkın, aşkla meşkle uğraşamam şimdi" **** Ertesi gün Murat ve arkadaşları uçakla öğleden sonra Antalya'ya inmişlerdi. Levent'in dayısının da ortağı olduğu otele yerleştiler. "Güzelmiş. Dayın akıllı adam vesselam." "Öyledir. neyse ben sıcakladım ya odaya çıkıp bavulları yerleştirmeden önce havuza girip biraz serinleyeceğim. Gelen var mı?" "Dur oğlum benide bekle" "Sakin ol şampiyon. Hemen değil bi odaya çıkalım önce." "Şimdi orası cıvıl cıvıldır ha." "Sapık lan bu. Getirmeseymiydik acaba bunu" Levent'in Onur'a laf atması Onur'un umrunda bile değildi. Çoktan havuz başı sohbetlerine hazırlamıştı kendini. Antalya, Rus kızları, uzun boy sarışın, kızıl beyaz ten. Muhteşem bir tatil olacaktı. "Murat sen gelmiyor musun?" " Yok ya, siz gidin belki sonra uğrarım. Odaya çıkıp bi duş alsam iyi olacak ama" Hiç havuz havasında değildi Murat. Evden çıkarken babası yine lafları sıralamıştı. Hepsi bi yana bu izdivaç meselesi canını sıkıyordu. Onur ve Levent odaya girip duş alıp üstünü değiştirdikten sonra havuz başına geçtiler. Murat odasında önce duşunu aldı. Eşyalarını yerlestirdi. Televizyonu acip biraz karıştırdı sonra sıkılıp kapattı. Çocukların yanına mı insem acaba diye düşünürken ondan da vazgeçip dışarıyı gezmeye karar verdi. Hiç bilmediği yerler değildi. Bir çok kez tatil için Antalya'ya gelmişti. Sıcak iyice yemesini pişirmeye başlayınca yürümeyi bıraktı. Canına kastın varmış gibi ne demeye bu sıcakta dolanıyordu bilmiyordu. Düşünmek istemese de bu evlilik işi onu çok geriyordu. "Abi bu sıcak ne ya. Dilim damağım kurudu. Şuraya gideyim bari." İlk gördüğü, denize yakın oldukça lüks bir restorana girdi. Restoranın yemek bölümü dışında bir de kafe gibi daha çok soğuk sıcak içecek içilecek sakin bir bölümü daha vardı. Karnı henüz aç olmadığı için soğuk bir şeyler içmeye karar verdi ve mümkün olduğunca kalabalık olmayan bir yere geçip oturdu. "Garson bakar mısın?" Arkası dönük, uzun boylu, ince zarif hatları olan siyah örgülü saçlı kıza seslendi. Başka bir garsonla konuşuyordu. "Hoş geldiniz efendim. Ne alırdınız?" Gayet kibar bu garson kızı istemsizce baştan ayağa süzdü. Hoş kızdı. Üzerinde çok basit duran kahverengi diz boyundaki midi eteği ve krem rengi tsörtü ile bile dikkat çekiyordu. Az bulunur özellik diye düşündü. Kızın sorusuna cevap vermemişti. Adamın cevap vermemesi üzerine Hasret başını kaldırıp doğrudan Adamın yüzüne baktı. İlk geldiğinde dikkatini çekmemişti. Yakışıklı biriydi. Ama o ne yakışıklılar görmüştü restorana gelen. Bunun değişik bi havası vardı sanki ama diye aklından geçirdigi anda Adamın sorusu ile afalladı. "Burada mı çalışıyorsunuz? sizin gibi hoş bir bayanla karşılaşmak ne güzel bir tesadüf değil mi? İyi ki gelmişim diyordum bende şimdi. " Bu yakışıklı ona mı asılıyordu şimdi? Alışık olmadığı bir durum değildi lâkin siniri bozulmuştu. Bütün erkekler mi aynı olurdu be! Biriniz de adam olun lan? "Beyefendi, adam gibi ne istediğinizi söyler misiniz?" Aklından geçen bi anda diline gelmişti. Dilini ısırdı. "Kızınca ayrıca çok hoş olduğunuzu söylemem gerek" Hızlı hızlı nefes alıp vererek sakinleşmek çalıştı. Niye bu kadar sinirlendigini de bilmiyordu. İlk defa böyle bir durum bafjna gelmiyordu sonuçta. Bir çok kez çapkınlara, serserilere denk gelmiş ağızlarının payını da veriyordu. Bazen de hiç tınlamıyordu bile. Çalıştığı iş yerinde olay çıkartmak pek yararına olmazdı. "Buraya ilk kez geliyorum. Bu kadar hoş bir yer olduğunu bilseydim daha sık gelirdim" Ağzından çıkan her kelimeyi kızı süzerek vurgu yapması Hasret'in ciddi manada sınırlarını zorlamıştı. Gözlerini devirdi. "Bana baksana sen, ya adam gibi siparişini verirsin yada defolup gidersin" Bir anda böyle büyük bir tepki göreceğini düşünmeyen Murat çok şaşırdı. İlk kez iltifat ettiği bir kızdan böyle bir tepki görüyordu. Fena bozulmuştu. Etrafına bakındı biri duydu mu diye. İşi dalgaya vurmaya karar verdi. "Ne kızıyorsun hemen canım. Siz kadınları anlamıyorum zaten. sen ne anlarsın iltifattan, güzel sözden." Özür dileyip utanacağı yerde pişkin pişkin üste çıkmaya çalışan adama iyice ayar olmuştu kız. Bu nasıl bir egoydu böyle. Hey bebeğim. Bu ego bünyeye zarar. Fazla şişme bu sıcakta havan çabuk söner. Aklından geçen cümleleri bu kez kendine sakladı Hasret. Fakat bu egoist adama da iki çift laf etmeden de duramazdı. Etrafına baktı Cezmi bey görünürde yoktu. "Çattık ya. Hey Allah'ım Yarabbim! sizi sayıylamı veriyorlar bana. Bi düşün şu kadınların yakasından ya" "Ben burda müşteriyim doğru konuş benimle, sen zararlı çıkarsın güzelim." Tehdit mi ediliyordu şimdi. "Hadi ya! sahimi söylüyorsun" kızın onu beğenmemesi iltifatları karşılık vermemesi bir yana üstüne ciddiye almaması Murat'ı öfkelendirdi bir anda. "Iki afilli laf etti diye her müşterinin kucağına oturacak halim yok heralde." Kız haklıydı şimdi. Allah için güzel olduğu kadar karakterliydi de. Fakat bu Murat'ın egosunun yanında gururunun da ciddi yara aldığı gerçeğini değiştirmiyordu. Bir şekilde bu saçma konuşmayı sürdürdü. Kızla böyle atışmak birden hoşuna gitmişti. "Mümkünse almayayım zaten, senin gibi cadıyı kim ne yapsın? Hani süpürgen nerde?" Kızın şaşkın ifadesi hoşuna gidince siniri bir anda geçti ve sandalyesine yaslandı. "Cadı mı?" Bir çok kez farklı şekillerde tepki almıştı hatta patronlarına şikayet edip kovdurmaya çalışan bile olmuştu İlk kez biri ona böyle hakaret ediyordu. Hakaret mi değil mi orası da tam bir muammaydı. Eğlendiği belli bu sdamin sinir bozucu gülümsemesini bi sndz yüzünden kazımak istediyse de gülümsemenin ona yakıştığını da itiraf etmeliydi. Aklından geçenlerle kendine kızdı. Ne saçmalıyordu sahiden. "Noldu? Az önce ne güzel saydırıyordun bana." "Ben seni var ya..." Bi anda sinirden kıpkırmızı oldu kızla keyiflendi adam. Normalde bu konuşmayı sonlandırıp kalkıp gitmesi gerekirken birden buraya niye geldiği aklına geldi." "Cadı diyince kızıyorsun birde. Şu haline bak." Bu hslinin sorumlusu o değilmiş gibi umursamadan ciddi bir hal aldı. " Git bana soğuk bi'şeyler getir? "Nasıl ya!" Soğuk nevale. Egoist. Hasret Sinirden köpürsede o anlık sesini çıkarmadı. "Tabi beyefendi nasıl arzu ederseniz şimdi getiriyorum siparişinizi" "Hah! işte böyle ol. müşteri her zaman haklıdır, hadi bekletme beni" Hasret, Murat'ın yanından ayrılırken söylene söylene bar bölümüne geçti. İçerden içi buz dolu kocaman bir bardak kolayı aldı. Tepsiye koyup getirdi. "Nerde kaldın? nasıl bir yer burası böyle, iki saatte getiriyorsun" kızın çok geç kalmamasına rağmen sırf uğraşmak için söylendi Murat. Kusura bakmayın gecikme için özür dilerim efendim. Buyrun" Murat kızın yüzüne gülümseyerek bakarken Hasret tepsideki bardağı alıp ona tatlı tatlı gülen bu yakışıklı ama sınıf bozucu adamın başından aşağı döktü. Murat neye uğradığını şaşırdı. Buz gibi soğuk kolanın başından aşağı dökülmesine mi yoksa etrafındaki herkese rezil olduğuna mı sinirlenme bilmiyordu. Anında oturduğu sandalyeden ayağa fırladı. "Nasıl yeterince soğuk muydu bari beyefendi. Dilerseniz biraz buz daha getireyim" "Ne yaptığını sanıyorsun sen?" Çok sinirlenmişti. "Özel servis. Sizin gibi seçkin müşterilere böyle hizmet veriyoruz. Beğenmediniz mi yoksa?" Kızın ona bakarak eğlenmesini iyice tepesini attırdı. "Seni var ya!" Bir Asım atıp üstüne yürüdüğü kız da bir adım geri çekilince durdu derin bi nefes alıp verdi. "Dua et kadınsın yoksa!.." " Naparsın döver misin? O sıkar biraz canım" Senin canını ben... Murat içindeki deli sesi susturup masada duran telefonunu aldı cebine koydu. Daha fazla burada durup millete tiyatro sunacak değildi. "Seninle uğraşılmaz çekil yolumdan" hızla giden adamın arkasından seslendi. " Güle güle efendim. Mümkünse bir daha hiç gelmeyin beklemeyiz" Murat kafeden çıkıp yolda sinirli sinirli yürürken düştüğü duruma bakıp yumrukları sıktı farkında olmadan. O garson kızı kucağına yatırıp bir güzel pataklamak istiyordu. Cadı bir tek bundan anlardı da yetişme tarzına uymuyordu işte. Arkasından bakıp güldüğü adamla keyfi yerine gelmişti Hasret'in. Üstüne başına bakılırsa Zengin, yakışıklı serserinin tekiydi. Bugün iyi dersini almıştı bir daha kime nasıl davranılır dersini bedava vermişti Hasret o zürafaya. Boyu da uzundu gıcık şeyin. Üzerine yürüyünce gerçekten dövecek sanıp bi anlık korkmuştu. "Hadi ordan nerde onda o yürek?" **** Bölüm sonu 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE