Yalancının mumu 11. Bölüm

1364 Kelimeler
Yalancının mumu  11. BÖLÜM " Nereye gitti bu kız, kaçırmayalım lan Davut abi kızı almadan gelmeyin dedi" " Ben burda bekleyeyim şimdi içeri girdi, saklanıyordur ömrünün sonuna kadar saklanamaz ya. sen personel girişinin oraya git kaçmasın?" Hasret adamlara çok yakındı. Öyle ki söylediklerini duyuyordu. " Kahretsin ya keşke önce oraya gitseydim, kaldık mı şimdi burda" Adam ona doğru bi hamle yapınca Hasret hemen koltuklardan birinin arkasına saklandı.  Çalışanlardan birisi ona bakıyordu. "Ne bakıyorsun be, tiyatromu oynuyor kardeşim. Hiç mi saklanan biri görmedin. İşine bak!" Görevli gidince adamları gözlemlemeye devam etti. Uzaklaşmata başlayınca oda hamlesini yapmaya karar verdi. Hasret adama farkettirmeden asansöre doğru koştu. Asansöre biner binmez  katın birine bastı. " Nereye gidicem ki?" Asansör durdu. Kapı aralanınca kafasını uzatıp baktı kimseyi göremeyince asansörden dışarı çıktı. "kimse yok bari neyse" koridorda dolaşıyordu. Sirayla kapı numaralarına bakarken personel odası gibi bir yer ararken tanıdık bir numara dikkatini çekti. "E bu bizim Zürafa'nın oda numarası değil mi?" Kapıya bakarken koridordan sesler işitti. Asansörden tefecinin diğer adamı inmiş söylene söylene yürüyordu. "Bu ne zaman yukarı çıktı be! Kahretsin!" Bir an bile düşünmeden kapıya yumruklamak başladı. Murat icerdebolsun diye dua ediyordu. Yakalanması an meselesi idi. Adam telefonda konuşuyordu. "Açsana be. Götümden ayrılmayan adam şimdiihtiyaç anımda ortada yok." Murat kapıyı açar açmaz  Hasret resmen içeri daldı. "N'oluyor ya?" " Kapat kapıyı kapat. Ne bakıyorsun gelecekler şimdi." Nefes nefese kalmıştı. Elini kalbine götürüp nefesini düzene sokmaya çalışıyordu. Murat söyleneni yaptı ve kapıyı kapattı.  "Yine kime naptın ayaklı bela." "Ben kimseye bişey yapmadım, onlar asıl bana yapacaklar tabi yakalarsalar..." koltuğa oturdu, hızlı hızlı nefes alıyordu. "Dur sakinleş önce" Bir bardak su getirdi. "Al iç kendine gel." Hasret suyu içti bardağı sehpaya bıraktı. Murat az çok tahmin yürütüyordu yine de merakını yenilip sordu. Bu kızla kaç gündür kuş gibi konuşmuyorlardı lakkn şeytan tüyü mu vardı her seferinde merak etmeden de duramıyordu onu.hele ki peşinde böyle rehlikleri adamlar varken... "Aynı adamlar mı? yine seni mi takip ediyorlar?" Hasret başını salladı önce. "Evet, dün buldular zaten bu akşama kadar parayı getirmemi söyledi yoksa kendimi tahtalı köyde bulurmuşum" " Nasıl ya! dağ başımı burası? yürü polise gideceğiz" "Ne polisi ya, anlattım sana başıma daha çok belamı açacaksın olmaz. Ben bi şekilde halledicem." Gerekirse şehri terk edecekti artık. Kendi kendine mırıldanırken Murat duydu. "Gerçi herifin niyetide bozuk ama!" "Nasıl? o ne demek? sana mı göz koydu yani şerefsiz" " Of! evet rahatladın mı? illa öğreneceksin. Bak derdim senin başını belaya sokmak değil mecbur kaldım buraya gelmeye. Adamlar gitsinler bende giderim, merak etme." Murat'ın canı bu duruma çok sıkılır. Yardım eğmek istiyordu ama Hastet gururundan taviz verip izin vermiyordu. Murat'ın aklına o anda  bir fikir geldi. Hem kendini hem onu kurtaracak şeyi biliyordu. Hasret'i ikna etmeye çalıştı. "Bak sende söylüyorsun. Bu adamlardan kurtulmanın tek yolu parayı ödemek. Bj adamlar mafya kızım. Her şey beklenir bunlardan. Ne malum sonrasında da seni rahatsız etmeyecegi. Yalnız bulmuşlar üstüne geliyorlar belli ki?" "İyi güzel söylüyorsunda ne yapmamı önerirsin? Tek çare şehri terk etmek bu durumda. Başka çarem kalmadı." Buna hiç gerek olmayabilir. Eğer beni dinlersen gerçekten mantıklı bir şekilde dinlersen ama ikimizde bi beladan kurtulmuş olacağız ha! nedersin?" "Nasıl olacak o?" Nihayet istediği kıvama geliyordu. Kızı ürkütmeden devam etmeliydi. Nazlı bir ceylandan bir anda dişi kaplana dönüşebiliyordu. " Anlattım ya! ben senin borcunu kuruşu kuruşuna ödicem sende bunun karşılığında benimle anlaşmalı bir evlilik yapacaksın hepsi bu! Aak yok sevgj bağlılık vs hiç biri yok. Sadece ikimiz arasındaki anlaşma olacak.her ikimizde anlaşma dışına asla çıkmayacağız. Bana güvenmediğim biliyorum ama sana söz veriyorum. İstemediğin hiç bir şey olmayacak Hasret. Her şartın kabulüm" Fazla mı taviz vermişti. Yine de ikna etmek için başka seçeneği yoktu. Hasret gururlu ve zor bir kızdı. " Nasıl anlaşmalı? evlilik sözleşmesi falan mı imzalayacağız yani?" " Olabilir tabi ama asıl anlaşma bizim aramızda olacak, kısa süreli bir evlilik. 6 ay bilemedin bir yıl, maksat babamın ikna olması, ne dersin?" " Bilemiyorum, birilerini kandırmak bana göre değil, özelliklede söz konusu bir anne babaysa. Bu yanlış?" Yine tutmuştu damarı. "Bak benimde hoşuma gitmiyor ama sevmediğim biriylede evlenip hayatımı karartmak istemiyorum ama babam bunu anlamıyor. Evlenmezsem sürünürsün dedi. Ha gerekirse çeker giderim ama neden sevmediğim biri için hayatımı mahvedeyim ki? Saçmalık" Haklılık payı vardı.oda aynı sebepten evi terk etmiş babası ile araları bozulmuş ve neticesinde şimdi sürünüyordu. Hasret düşündü ve bu fikir Davut'tan kurtulmak için cazip gelmeye başladı. Yazılı bir anlaşma yapabilirlerdi. Sonunda kararını verdi.zaten başka seçeneği yoktu. Kaçsa bile bu adamlar ne yapar eder yine onu bulurdu.yurt dışına çıkmak için parası da yoktu. Tek çare olarak babasından yardım isteyeceğine bir yabancıya evet demeyi yeğlerdi. Çünkü babası karısının lafıyla onu resmen silmişti. Annesi zaten 12 yaşından beri hiç ortada yoktu. O yani ailesi ile mutluydu. Herkes kendi hayatıyla ilgili kararlarda ona sormamıştı. Onu ilgilendiren konularda bile. O halde Hasret'te kimseye danışmak zorunda değildi. "Peki, kabul ama benimde şartlarım olacak ona göre!" "Kabul mü? Vallaha mı?" Anında sevinçten ayağa kalkıp Hasret'i de kaldırdı ve birden ona sarıldı. "İnanamıyorum kabul ettin yani?" "Hey bırak beni, böyle yaparsan heran cayabilirim" Murat Hasret'i bırakıp geri çekildi. Kocaman sırıtıyordu. Elleri havada bir iki adım geri çekildi. Bıraktım tamam. Pardon, afadersin lütfen vazgeçme. Ben sevinçten öyle... Sen öyle birden diyince." Tamam ama bidaha olmasın" "Söz." Hasret geri yerine oturdu aklına dışarıdaki onu arayan adamlar geldi. Artık mühlet de bitmişti. Saatte geçti. "İyide adamlar dışarda beni bekliyor bu saatte o kadar parayı nasıl bulacağız?" "Sen kabul ettin ya orasını dert etme, ben bulucam." Telefonu alıp Levent'i aradı. Yüksek sesli bir yerden geliyordu sesi. Muhtemelen barlardan birindeydi. "Levent kardeşim bana acilen 500 bin lira lazım" "550 bin oldu malesef." "Tamam, bulabilirmisin çok acil?" " Oğlum kafayımı sıyırdın gecenin bi vakti banka bile kapalı nerden bulayım o kadar parayı hem napıcaksın?" "Ya soru sorma acil diyorum işte, dayından istesen. Bende bankamatikten ancak 20-25 bin çekebilirim İstanbul'a gittiğimde hallederiz. Hisse payımdan alır öderim" "Saçmalama sorun o değil tamam dayımdan isterim beni kıramaz da. Sorun yok değil mi kardeşim?" "Sağol kardeşim, sorun yok. Gelince konuşuruz. Hadi  bekliyorum odadayım."  Telefonu kapattı. "Tamamdır, bi kaç saat içinde Levent getirecek" Hasret uzun zamandır rahat bir nefes aldığını hissetti. Birine borçlu olmak ne kaşar zorken üstüne mafyaya borçlu kalmak ölüm fermanını imzalamak demekti. Onun yerine nikah defterine imza atacaktı şimdi. Bir saat sonra Levent parayı getirdi ve birlikte adamların yanına geldiler. Biraz tırsmıyor değildi. Daha sonrada Tefeci Davut'un yanına gidip parayı verdiler. Adam biraz şaşırda da parayı aldı. Kızı kaçırdığına yanıyordu. Güzel kızdı. Otele gelirler tekrar, otelin girişinde konuşuyorlardır "Ne yani bitti mi şimdi? kurtuldum mu onlardan?" Gülümsedi Murat. Hasret'i ilk kez böyle mutlu görüyordu. Iyi bir iş başardığı için oda mutluydu. Hem Hasret o adamlardan kurtulmuştu hem de kendusi Meltemden kurtulacaktı. Yarın ilk iş en yakın zamana nikah tarihi alması lazımdı. Belki de Yıldırım nikahı yaparlardı. Hasret vazgeçmeden nikahı basmalıydı. "Evet bitti, kurtuldun bak işte bu kadar kolay" "Öyle valla, çok teşekkürler" tüm samimiyeti ile teşekkür ediyordu Hasret. Yıllarca çalışsa o parayı ödeyemezdi onlarda o kadar beklemezdim zaten. Ya katil olurdu ya maktul. Yasa babasına muhtaç olup geri dönerdi ve istemediği bir evliliğe mecbur kalırdı. Hepsi geride kalmıştı işte. Bu yüzden çok mutluydu. Murat yanağını uzattı. "bikere öpersen teşekkürünü kabul ederim" muzurluk yapmadan duramıyordu adam. "Cıvıtma yine!" "Şaka yaptım kızma hemen" Adam biraz kibarlık görse hemen cıvıtıyordu. Hasret elbet onu adam ederdi de uğraşası yoktu. Ayrıca onaneydi. İlerde kahrını çekeceği eşi düşünsündü. Şimdiden onun haline açıyordu. " Of çok yoruldum evime gidip dinlenmek istiyorum" "Tabi ama şu bizim meseleyi bi konuşsaydık" odata çıkalım diye ısrar etmesi anlaşılmıştı. Oda mutluluktan ne odası diyememişti nedense. " Of kaçmıyoruz ya! yarın konuşuruz, yoruldum diyorum. Türkçen kıt mı senin?" Nankördü bu kız. İki kez onu kurtarmış sonunda hep azar yiyen yine kendisi olmuştu. Bu işte bir terslik yok muydu. " Ohoo seninle işimiz var. Annemle babamın yanındada böyle konuşursan yandık, annem çok kibar biridir. Babamda acayip uyanıkdır, kendini nasıl sevdireceksin bakalım yoksa anında çakar bizim planlarda suya düşer güzelim" "Senden mi öğrenicem konuşmayıda be. o zaman farklı olur heralde" "Ben söyleyeyimde sonra babamla ben muhatap olucam, sen değil" "İyi anladık, şimdi izin verirseniz çok saygıdeğer ve müstakbel zevcem gidip uyumak istiyorum, zira bugün ziyadesiyle yorulmuşum" Murat ona güldü. " ne tuhaf bi kızsın sen ya, tabi nedemek müsade sizin güzeller güzeli, başımın püsküllü belası, sevgili cadım" "İyi geceler kazonova!" Murat aşağı inip onu yolcu edip taksiye bindirdi. "Sanada iyi geceler cadı"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE