Yalancının mumu 9 . BÖLÜM

1131 Kelimeler
Yalancının mumu  9. BÖLÜM  "Vay vay vay, bakın kim var burda? işte dünya küçük naparsın. Nasılsın cadı?" Hasret, Murat'ın laf sokmalarına takılmamaya çalıştı. Aksi halde ikinci bir kaza gerçekleşecekti. Kaşınıyordu beyefendi. "Merhaba Hasret işe başlamışsın tebrikler" Levent'in dostane yaklaşımına gülümser. Galiba bu üçlünün içlerinde en aklı başında olanı Levent diye düşünür. En yapışkanı Onur, en şımarığı da onun payına düşen Murat'tı. Her gittiği yerde karşısına çıktığına göre. "Teşekkürler, sayende. Ceren söyledi. İşi sen ayarlamışsın. Tekrar sağol" "Benlik durum değil inan. Deneyimli garson aranıyordu ben sadece seni önerdim hepsi bu" "Ne o bakıyorumda hiç muhatap olmuyorsun. Küsmüyüz yoksa ha?" Murat ona hiç pas vermeyen kızı üstüne gitmeye karar verir. Çünkü Hasret'in çok çabuk gaza geldiğini kızdığında anında tepki verdiğini kesfetmisti. Elindd kolası bi yudum alıp arkaya doğru yaslanarak Hasret'in gözlerinin içine bakarak gülümser. Bu çapkın ve meydan okuma gülüşüdür. Çapkınlığın kuralı 1. madde: Hedef kişiyi etkile. Gözlerinin içine bak, baş dik pozisyonda, rahat tavırlar hedefe kitlen, yarım bir gülüş ve atış. Hasret onun ne yapmaya çalıştığını farkediyordu. Tamam etkileyici bir gülüşü olduğunu kabul ediyordu. Lakin bir o kadar da ukala ve çapkındı. Kısacası... Uzak durması gerekenler listesi madde 1: Sizi hedef kitle ilan eden kişi etkileyici kozu olan yarım gülüşü ve meydan okuma bakışıyla karşılıyorsa yapmanız gereken ilk şey. Onu şaşırtın. Mümkün olduğu kadarıyla onu yerin dibine sokun. Etkilenmediğinizi kanıtlayın. "Kendine fazla güvenme istersen her an buzlu cola dökebilirim başından aşağı. E havada pek sıcak, iyi gelir" "Bakıyorumda formundan hiç bişey kaybetmemişsin" "Etrafda yontulmamış odun çok malum, ister istemez formda oluyor insan" "Bence sözlerine dikkat güzelim, ben burda müşteriyim, burdanda kovulma sonra!" Murat'ın onu kovdurtmayacağını ikisi de biliyordu. "Aklımda tutmaya çalışırım. İzninizle beyler. Yapacak işlerim var, malum birileri keyip çatarken birileride çalışmak zorunda" Hasret giderken Murat arkasından seslendi. "Dikkat ette birinin daha tepesinden aşağı bişey dökme" Hasret sinirle arkasını dönüp giderken Murat ellerini başının arkasına koyup ona göz kırptı. Kafasına sert bir cisim yememek için öpücük atmaktan son anda vazgeçti. Bu kızı sinirlendirmeye bayılıyordu. "Oğlum ne uğraşıyorsun kızla?" Onur koladini içtikten sonra Murat'a döner. "Ama oda iyi benzetiyor seni yalnız" "Hoşuma gidiyor onu kızdırmak, aslında zeki ve güzel kız ama bunları kullanmayı bilmiyor. Güzelliğinin farkında değil yada umrunda değil." Onur ve Levent aynı anda şaşırdı. Murat ilk kez bir kızdan bahsederken cinsel bir obje gibi değil de farklı bir anlamda bahsediyordu. "Bak bak! hani çırpı bacaklı, cadının tekiydi. Hani kurtulduğuna seviniyordun. N'oldu? bakıyorumda sende etkilenmişsin." "Hala cadı olduğunu düşünüyorum, çırpı kısmı hariç." Güldü. "Bi de şu kürek kadar dili olmasa, babam bayılır böyle çalışkanlara" Konuşmaktan dili damağım kurulunca önündeki şu dolu şişeye uzandı bi dikişte içti. Su soğuk değildi yüzünü buruşturdu. Tekrar Hasret'i çağırıp bu sefer soğuk su istese yine çok kızar mıydı cadı. Bu ihtimali düşününce yüzünde bir gülümseme peyda oldu yine. "Tam Ethem amcanın istediği gibi bir gelin adayı desene." "Ne?" "Oğlum sen demedin mi babam bayılır böyle çalışkanlara diye. Karşına çıkmışta haberin yok. Hem parayada ihtiyacı var." Onur aklına geleni dolmuş bombayı patlatmıştı. İlk gördüğünde Hasret'in güzelliğinden her erkek gibi etkilenmiş daha sonra Murat'ın ona bakışlarını keşfedince boşvermişti. Zaten Hasret'in de ondan pek haz ettiği söylenemezdi. Bir kaç gündür Aylin ile de iyi anlaşıyorlardı. Normalde sadece takılma amaçlı görüştüğü kızlara karşı sadık olma gibi bir huyu olmamasına rağmen bu tatilde sadece Aylin ile güzel vakit geçireceğini düşünüyordu. Dahası çok hoş kızdı. Murat ve Levent, Onur'un ortay attığı fikre şok olarak ilk tepkilerini aynı anda gösterdi. "Ne? ne kızı ya, ne diyorsun oğlum?" "Saçmalıyor ya!" "Niye saçmalıyormuşum abi. Murat biz İstanbul'da seninle ne konuştuk abi? sende bana hak vermedin mi?" "Evette?.." Murat elbette o konuşmayı hatırlıyordu. Ve o dönem kafasına da çok yatmisti bu fikir. Antalya'ya geleli bir kaç gün olmuştu ama aklına dahi ne Meltem ile yapacağı zorunlu evlilik ne de Onur'un söyledikleri gelmişti. Sadece kafa dinlemek istiyordu. "Kız ailesinden uzakta ve görüşmüyor dedin. Kendi halinde, dediğine göre yaptığı fedakarlık ile parada pulda gözü yok, güzel ve en önemlisi de ciddi bir borcu var. Yani acilen paraya ihtiyacı var. Bu kadar kısa zamanda ondan iyisini bulamazsın. Hadi buldun ilerde başına bela olmayacağının garantisi yok" Onur konuştukça Murat'ın aklına yatıyordu. "Yani sen diyorsun ki bu kız Hasret olur öyle mi?" "Yani niye olmasın. Dedim ya daha iyisini arasan bulamazsın oğlum. Bi düşün bence bunu. Hasret'e teklif et belki kabul eder." "Eder mi ki? Borcunu ödesem... yok ya kafamı kırar lan benim" "Sormaktan ne zarar gelir be!" "Siz kafayı mı yediniz oğlum? ciddi ciddi bir de tartışıyorlar ya!" "Haklı ama Levent. Niye olmasın, ne kaybederim? hem Meltem'le evlenmemek için herşeyi yaparım. Ömrümü çürütemem onunla, üç günde mezara sokar adamı o kız" "Oda doğru ama, kızı doğru dürüst tanımıyorsun bile. Şunun şurasında kaç gün oldu oğlum?" " Biliyorum ama yinede sormaktan zarar gelmez kardeşim. Meltem'i yıllardır tanıyorum da ne oldu. Takıntılı delinin teki." Evet neden olmasın diye tekrar etti içinden Murat. En fazla kafasına ikinci bir kola dökerdi Hasret. **** Aradan beş gün geçmişti. Hasret Murat'la otelde sürekli karşılaşıyorlardu. Murat her seferinde sormaya niyetlenirken vazgeçiyordu. O gün Hasret'in Oteldeki işi erken bitmiş ve eve gitmek için otelden çıkmıştı. Yolda yürürken Tefeci Davut'un adamları yolunu kesti. " İşte bulduk seni, gel bakalım güzelim, şimdide kaçsana?" "Bırakın beni." Hasret kurtulmak için debelense de nafile çabaydı. Bi ümit etrafa bakindi belki Murat yine bir kahraman edasıyla onu kurtarırdı diye. Fakat otelden çok uzaklaşmıştı vevdn son gördüğünde Murat odasına gitmek üzere asansöre doğru gidiyordu. Giderken de karşı koltukta oturan kadınla flörtleşmeyi ihmal etmiyordu domuz. Hasret kimdi ki yardımına koşsun. "Senin ki yok bu sefer" Diğer adamın alaycı sözleriyle hırslandı ve kolunu kurtarmak için adamın elini ısırdı. "Ahh. Ulan ben seni..." Diğer eliyle kızı tutup acıyan eliyle çenesini kavradı. " Yürü lan, dağıttırma şimdi yüzünü gözünü bana "İmdaaat! adam kaçırıyorlar" Ağzını kapatıp zorla arabaya attı elini dişlediği adam. Şoför mahalline biri geçmiş diğeri de arka koltukta Hasret'in yanına oturmuştu. Bu deliye belli olmazdı hareket halindeki arabanın kapısını açıp yola kendini atabilirdi. Ona ne olduğu zerre umrunda değildi ama sağ salim Davut'un önüne atmak zorundaydı. Bi kız yüzünden yeterince rezil olmuşlardı. " Ne oldu hani nerde koruman? bugün yalnızsın. Şimdide kaç bakalım kaltak, senin yüzünden Davut abiden bi araba dayak yedik lan. İşitmedigimiz küfür kalmadı." Araba yakın bir mesafede durunca Hasret'in kalbini bir korku sarıyordu. Kaldıkları yere gelmişlerdi. Hareket bir depo beklerken buyuk bahçesi oldukça geniş bir villadan içeri girdiler. Davut abi kızı bulduk. Nihayet der gibi gururla söylemişti. Hasret'i itti yere düştü. Tam Davut'un ataklarının dibine. "Ah yavaş ulan hayvan,kırdın kolumu" " Nazik olun hayvanlar, burası dağ başımı ulan, buyur güzelim." Elini uzattı kalkması için. Hasret ona elini uzatmadan kendi kalktı yerden. "Beni böyle getirmeye ne hakkınız var sizin, ödüyecem dedik borcunuzu" Gururlu kızdı. Üstelik içinde bulunduğu duruma rağmen korkusuzdu da. "Kaç hafta geçti haberin varmı faiz her geçen gün katlanıyor. Ama tabi başka türlü öderim dersen bana uyar, fıstık gibi kızsın hani!" Oha diye içinden geçirdi Hasret. İma ettigi ile buz kesti. Asıl şimdi korkmalı idi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE