Yalancının mumu 8. Bölüm

905 Kelimeler
Yalancının mumu  8. BÖLÜM  Hasret ve Murat taksiyle eve geldi. İnmeden önce etrafta göz gezdirdi Murat.  Etrafta kimseler yoktu. " Asayiş berkemal" "Sen şimdi evede bakarsın." Hasret onun bu haline gülümsedi. Komik çocuktu. Murat'ta güldü. "E bi kahve yaparsın artık. Kahvaltıda yapmadım ki, karnım aç" "Bakarız" Hasret önde Murat hemen arkasında demir kapının önünde durdular. Hasret zile bastı ve bekledi. Murat elleri ceplerinde yanında dikiliyordu. Kapı otomatiği açılınca binadan içeri girdiler. Assnsir yoktu merdivenden çıkıp üçüncü katın kapısına tıkladı. Kapıyı Ceren açtı. "Hasret nerdesin kızım sen, öldüm meraktan" "Harbimi ya, dün gece barda satarken öyle demiyordun ama! çekilde girelim" Eliyle hafifçe itti Ceren'i ve geçmek için alan açtı kendine. Yine Hasret inde Murat arkadaşına evd girdiler. "Bidakka bu bardaki çocuk değil mi? hani gece boyunca tartıştığın, hayırdır canım!" "Merhaba, ben Murat" Murat Ceren'in de aynı imayı yapması ile Hasret'in yüzüne baktı. Bıkkınlık belirtisi ile dolu bir yüzden başkası yoktu o güzel simada. " Hayır mayır yok canım, hemen ters anlama anlatıcam" İçeri geçip oturmadan bombayı patlattı . "işten kovuldum" "Ooo Hasret hanım nihayet teşrif etmişler, bide bize laf ediyordun bakıyorumda yani...." "Of bide sen başlama Aylin ya, bugün herkese özet geçmekten yoruldum valla" "Adam gibi anlat o zaman. Nerdeydin? işten niye kovuldun? hem siz niye birlikte geldiniz?" Derin bi nefes alıp verdi. Nerden başlayacaktı. Bir gecede kaç kere kovalamaxz saklanmaca kavgsvgurultu sabahına işten kovulma derken bu saati etmişti. Teorik olarak etmişlerdi. Yapışık ikizi Murat'ta ona eşlik ediyordu. Halâ! "Tefecinin adamları yakaladı sonra onlardan kurtulduk. Geceyi mecbur otelde geçirdim. Murat yardım etti, sizin düşündüğünüz gibi değil yani! işede geç gidince dangalak müdür sonunda kovdu" "ama dersinide aldı" yoğurt dolu kaseyi yiyince içi biraz olsun soğumuştu. "Anlattığı her set doğru. Kızlar ya ben çok açım yokmu yiyecek bişeyler, bari siz acıyın bana. Bu cadı acımıyor," "Başlama gene ya, ne sabırsızsın. Ölmezsin bekle iki dakka" "Kızım babandan istesene parayı. Adamın tonla parası var kızından esirgeyecek değil ya, sefillik çekiyorsun böyle" Yine aynı konu açılmıştı. Hasret bunları bilmiyordu sanki her seferinde aynı sözleri söyleyip duruyorlardı ona. "Sahi ailenle niye görüşmüyorsun? bende merak ettim. Bahsetmedin hiç" "Evlendirmek istemişler, bizimkiside kabul etmeyip kaçmış, ama şimdi caymışlardır Hasret. Bencede Aylin haklı" Murat duydukları karşısında şaşırmıştı. Demek Hasret'te onunla aynı kaderi paylaşıyoruz. Tek fark Murat hayatı yaşıyorken Hasret resmen sürünüyordu. Gurur karun doyurmuyor diye düşündü. Bu Meltem olayını da bi atlatırsa sorun yoktu. "Of size soran olmadı hem benim özel meselelerimi ulu orta yerde ne diye anlatıyorsunuz ya, hayret bişey" "Dün geceden beri anlaştığımızı sanıyordum ben, hani bana güveniyordun noldu?" "Ne zaman öyle bişey söyledim ben pardon, bi kahramanlık yaptın diye hayatımı önüne serecek değilim heralde" "Sana iyilik yaramaz kızım, bende değiştin falan sandım nerdeee. "Bak zaten sinirim tepemde, hıncımı senden almayayım" "Ya noluyor? ne bu sinir? sakin olun" Ceren gergin olan ortamı yatıştırmaya çalisiyirdu. Az önce ağzından kaçırdığı ile Hasret'i çok kızdırmıştı. "Ben gitsem daha iyi olacak, ayrıca bu cadıyla ömür geçmez, Allah size kolaylık versin kızlar" Murat'ın kalkmak için hamle yaptığını görünce Ceren Hasret'e kızdı. "Hala konuşuyor ya, ne gevezesin sen be, hem sen gitmiyor musun kardeşim." "Hasret çok ayıp ama, sen ona bakma, ben bişeyler hazırlayayım bari" Ceren kahvaltıyı hazırlığınabaslamusti zaten yarım kalan işine devam etmektedirmutfaga gitti. Kahvakti sofrası mutfağa kurulmuştu. Geniş denebilecek bir mutfakta uzun candan geldikleri sokak görünüyordu. Ev hiç fena değildi. "Eline sağlık aç aç dolaşıp durmuştuk bu saate kadar" " Afiyet olsun" " Sana peşimden gel diye ben söylemedim ki? Sen dolandın." "Ya başlamayın yine, Hasret şimdi napıcaksın? babandan da istemeyeceğine göre" Çatalını tabağın kenarına koyup çayından bir yudum aldı. "Bilmiyorum. Bulurum bi yol, önce bi iş bulayımda. Allah büyüktür" "Garsonluk maaşıyla kira bile ödeyemezsin, kaldıki 500 bin lira'yı ödeyesin" "Sana ne!" "Tabi canım bana ne, neyse kızlar ben kalkıyorum görüşürüz umarım yine. Size kolay gelsin bu cadıyla uğraşması zor" Murat kızlara veda edip evden ayrıldı. Daha otele gidip çocuklara dert anlatacaktı. Aradan iki gün geçmişti. "Hasret müjde sana iş buldum, şimdi gidersen hemen başlayabilirmişsin canım" "Ne işi? garsonluk mu yine nerde? söylesene kızım" "Ya bi nefes al, hani Levent vardı ya, işte kaldıkları otele dayısı ortakmış. Ona söyledim oda dayısına ve işte tamam hadi gitte konuş hemen başla" "Of şimdi o Zürafa'yıda görücem dimi, neyse ya nasılsa yakında gider, sağol fıstık" Hasret otele gidip konuşdu ve hemen işe başladı. Turist sezonuydu bu sayede düşünmeden ise alınmıştı. Murat ve arkadaşları otelin havuzuna girmiş güneşleniyorlardı. "Ceren'le nasıl gidiyor, sen iyi anlaştın bu kızla ha!" " İyi fena değil işte, güzel kız kafa dengi bakalım artık maksat iyi vakit geçirmek değil mi ya. Çok kalmayız burda." "Senin ki noldu asıl, esmer bomba yani. "Nerden benimki oluyormuş Onur? hem ne bombası be cadı o cadı" süpürgesi eksik cadıydı. "Oğlum taktın sende kıza ya, niye yardım ettin öyleyse" "Acıdım haline, ne bilim böyle cadı olduğunu. İnsaniyetlik yapalım dedik başımıza gelmeyen kalmadı, kız değil ayaklı bela mübarek" " Güzel kız ama, kabul et" "Al senin olsun o zaman Onur, of susadım ben ya, bakar mısınız?" Kafasına bir şey firlatsa yeriydi Murat. Ne doyumsuz adamdı. Arkadaşıyla vakit geçiriyor ama Hasret'e de yazılıyordu. Neyseki Hasret onun hakkından geliyordu. "Buyrun efendim" "Beyler sizede söylüyorum, üç soğuk cola lütfen çabuk olsun ama!" " Tabi" havuzun barına gitti. " Levent bey ve arkadaşlarına üç cola gidecek, soğuk olsun" "Tamam şimdi gönderiyorum" Bardakları önce buz doldurdu seni müdür çağırdı bi bak istersen Hasret'e döndü. " Hasret siparişleri sen götür, havuz başındaki sağda olan üç adam var, onlara" "Tamam" Tepsiyi alıp götürdü. "Bidakka ya, inanmıyorum. Hay ben böyle şansa Zürafa'da orda." Yanlarına gitti el mecbur. "Buyrun soğuk colalarınız"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE