Yalancının mumu
7. BÖLÜM
"Dur, bir bakalım sen geride dur"
" Murat açma ya?.."
" Bişey olmaz korkma, kimsiniz?"
"Açsana oğlum bi saattir çalıyorum"
İkisi de rahat bir nefes aldı.
"Açsana oğlum agac oldum kapıda"
Levent davet beklemeden açık kapıdan içeri girdi.
"Sabahın köründe rüyanda mı gördün beni?"
"Ne sabahı be öğlen oldu, saatten haberin varmı senin, saat 12.00"
"Ne? eyvah işe geç kaldım"
Hasret saati duyunca telaşla kaldığı odaya girip üstünü değiştirmeye gitti.
"Hadi canım! yalnız değil miydin lan? söylesene oğlum."
"Öyle değil be, biz aslında....."
Murat yeni uyanmış olmanın mahmurluğu halâ üstünde iken birde dert anlatıyordu. Zaten karışık olan saçlarını karıştırdı
"Siz aslında ne oğlum. Belli işte. Dün gece güya birbirinize girmiştiniz bakıyorumda götürmüşsün kızı" eliyle omzuna vurdu. "Çakal seni"
Durum iyice sarpa sarıyordu.
"Sus lan. Duyacak şimdi valla duyarsa ikimizide kabak gibi oyar, hem sandığın gibi değil. Dinlemiyorsun ki."
Hasret odadan çıktığında Murat ve Levent'i salonda konuşurlarken buldu. "Benim hemen çıkmam lazım, geç kaldım"
Dun gece yorgunluktan sehpa üzerinde unuttuğu çantasını alıp koluna taktı.
"Merhaba Hasret. Kusura bakma ya rahatsız ettim. Zamansız geldim tabi, şimdi gidiyorum. Siz keyfinize bakın"
"Ne diyorsun sen be! Ne keyfi, ne yapmışız da rahatsız olacağız? Ne ima ediyorsun sen?"
Hasret'in Levent'in imasıyla tepesi attı. İşi falan unuttu Levent'in üstüne doğru bir adım atınca Murat kolundan tutup geri çekti.
"Sakin ol kızım. Kimsenin bir şey ima ettiği yok. Levent durum bildiğin gibi değil"
Hasret burda daha fazla durmanın manasız olduğunu düşünüp kapıya doğru yöneldi.
"Siz sohbetinizi bensiz devam edin. Ben işe geç kaldım"
"Hasret dur adamlar hala aşağıda olabilir bende seninle geleyim bekle, üstümü giyinip geliyorum."
Murat yatak odası tarafına geçip üstünü değiştirirken Hasret ve Levent konuşmadan bir süre oturdular. Levent az önceki sözlerinden dolayı biraz mahcup olmuştu. Bir kaç dakika sonra kapı çaldı. Hasret endişeyle kapıya bakarken hiç bir şeyden haberi olmayan Levent kapıyı açtı.
" Hangi ara kalktında buraya geldin lan?"
Onur'unda gelmesiyle kadro tamamlanmıştı.
Murat odadan çıkınca salonunun ortasında Onur'u gördü. "Bi sen eksiktin tamam oldu"
Onur, Hasret'i yeni fark etmişti. Levent'e dönerek Murat'ı işaretle "Oha lan. Oğlum herif bizden akıllı çıktı biz paşa paşa odada sızdık herif kızı götürmüş iyi mi." dedi. Murat omzuna bi darbeyi de Onur'dan yemişti. "Seni çakal!"
Hasret toplu katliam yapacaktı bu gidişle.
"Hay Allah'ım şu başıma gelenlere bak ya. Bana bak yapışkan, sabah sabah sinirim tepemde zaten, kırdırtma o saksı kafanı"
Murat sinirden gülüyordu. Hasret en başta ona oyacaktı biliyordu.
"Ya sandığınız gibi değil. valla sonra anlatırım ben, şimdi çıkmamız lazım. Hadi Hasret"
"Kusurumuza bakma Hasret, bazen böyle saçmalıyoruz işte. Saçma bir erkek muhabbetiydi sadece. Seninle ilgisi yok"
Hasret'in durup onları dinleyecek vakti olmadığı için Murat'a döndü.
"Sabah merasimi bittiyse gidebilir miyiz. yoksa daha bando mızıka ekibini mi bekliyoruz?"
"Tamam gidelim, hadi görüşürüz çocuklar"
Sonunda otelden ayrılmayı başarmış ve taksiyle Hasret'in iş yerine gelmişlerdi.
"Ooo Hasret hanım şeref verdiniz, buyrun sabah çayı geçti e bi kahve istersiniz heralde değil mi? malum bu saatte kalktığınıza göre anca ayılırsınız artık!"
" Cezmi bey biliyorum geç kaldım ama eğer beni dinlerseniz bakın..."
"Neyini dinleyeyim be, bu kaçıncı. Burayı dingonun ahırımı sandın sen. Kafana göre gelip gidiyorsun. Yook, kusura bakma ama artık idare falan edemem. Seninle uğraşamam ben kızım. Hem ne dinleyecem durum ortada işte. Takmışsın elin adamını koluna, gece kimbilir nerde ne haltlar yedinizde bu saatte geldin."
Hasret duyduğu son cümle ile şartelleri attı. Hasret ona o ettiği lafı yedirirdi. Müdür Cezmi'nin üstüne yürüdü.
"Öst, ağır ol. Lafını bilde konuş Müdür bozuntusu. Kimse benim namusuma dil uzatamaz, senin vereceğin işe mi kaldım be al restoran'ını başına çal"
"Beyefendi yanlış anlıyorsunuz, Hasret sende bi dur sakin olun"
" Hemen pılını pırtını topla defol restoran'ımdan. Rezil seni, beni dövecek birde."
"Sana da, Restoran'ına da..." dilinin ucuna kadar gelen küfürleri yuttu.
"Dur"
Etrafına bakındı. Gozj dönmüştü sanki. Gözüne ilişen ile guldu. "Hah! Buldum işte. Hep bunu yapmayı istemiştim. Kısmet bügüneymiş."
Garsonlardan birinin elindeki tepsinin içinde duran bir yoğurt kasesini alır ve müdürün kafasından aşağı döker.
"Yakıştı valla"
Murat kendini daha tutamadım ve kahkahalarla güldü. Bu kız resmen deliydi. Hatta zır deli.
" Defolun, atın şunları ne bakıyorsunuz be gerizekalılar"
"Biz geldiğimiz gibi gideriz"
Hasret önde Murat hemen peşinde restorandan çıktı. Hasret sinirliydi ve hızlı hızlı yürüyordu.
"Delisin sen, belli bu sende alışkanlık yapmış heralde. İşten de kovuldun"
"Boşver. Zaten iyice sinirime dokunuyordu, haketti dangalak. Bir senedir iyi bile dayandım ona. İllaki bi yerde patlayacaktı"
"Ne biçim bi kızsın sen. Bu kadar sinir bünyeye zarar. Böyle yapmaya devam edersen bekar olarak yalnız başına ihtiyarlarsın."
Hasret aniden durup Murat'ın önünde dikildi.
"Sanane be! İster bekar kalırım ister evli. Onu da sana soracak değilim ya. Hem sen ne diye beni takip ediyorsun, işin gücün yok mu? git tatilini yap, kızlara takıl. Tepemde sinek gibi vızıldayıp durma yeter ki."
"Ben senin iyiliğin için söyledim, hemende kızıyorsun"
Sahildeki banklardan birine oturdu. "iyilik falan istemez kardeşim"
"Dün gece öyle demiyordun ama, bana ihtiyacın vardı.
"Dün yardım ettin sağol, ama böyle başıma kakıp duracaksan başka bişey istemez abi"
"Ne sinirli şeysin ya, şakada yapılmıyor sana hiç. Ayrıca abi deme lazım olur" son cümleyi gülerek söylemişti.
"Yapma kardeşim yapma, sinirliyim tabi. İşten kovuldum, evime gidemiyorum, sokakta kaldım. Bi de bunlar yetmezmiş gibi mafya peşimde. Daha sayayım mı?"
"Biraz pozitif düşün. Böyle dertlenip duracak mısın? boşver güzelim, dünyaya kaç kere geleceksin hem. Yaşamana bak."
Nasılda bol keseden atıyordu öyle beyefendi. Bir de hayatın yükünü yüklenen birine sormak lazımdı boşvermek o kadar basit miydi?
" Senin tuzun kuru belli, böyle boşverdiğine göre. Kusura bakma ama ben hayatımı çalışarak geçindirmek zorundayım, senin gibi baba parası yemiyoruz burda. Zengin züppe sende"
Yine sinirlendirmişti kızı. Nerde dün geceki kahraman nerde şu an ki vurdumduymaz züppe. Ikizi vardı da o mu fark etmiyordu acaba? Belki de çift kişilikliydi. Akşam başka sabah başkaydı.
"Bak yine ayarın bozuldu senin, ne güzel muhabbet ediyorduk be güzelim"
"Ben şimdi bozucam senin ayarını. Tepemde dikilip durmasana!.."
"Sana da iyilik yaramıyor be kızım. Güneşi kesiyorum fenamı işte"
Gülerek banka yanına oturdu. Kollarını birbirine bağlamış kızı taklit ederek
"Sabır Yarabbim sabır. Bana sabır bu yanımda oturan kuluna da birazcık akıl ihsan eyle."
"Amin."
Murat ona sırıtırken Hasret ters ters baktı adama. Onu kaçırmanın tek yolu başından aşağı kola dökmekti anlaşılan.
"Ee napıyoruz şimdi?"
"Sen bişey yapmıyorsun. Ben gidip yeni iş bakıcam tabi önce kızların yanına uğramam lazım. Geceden beri üstümde bunlar var. Zamk gibi yapıştı elbise üstüme. Duş almam lazim karnım aç. Offf."
Pes pese sırakarjen bir şeyi fark etti Hasret. "Ya bidakka! ben ne diye durmuş sana anlatıyorum ki bunları? hem sen gitsene artık, yapıştın kaldın."
"Bana güveniyorsunda ondan anlatıyorsun. Hem kabul et iyi ikili olduk seninle" bu adam kesin sinirlerini aldırmıştı. Bu kadar sakin olması normal bir durum değildi. Yavuz hırsız girdiği evin ev sahibini bastırır gibi oda Hasret'i bastırıyordu.
"Seninle uğraşamam ben gidiyorum"
"İyi hadi gidelim"
" Sen nereye hayırdır?"
"Ya adamlar bulduysa evi? insaniyetlik yapıyoruz şurda ya. Hadi inat etme yanında olayım. Bana ne zaman ihtiyacın olacağını bilemezsin. Bak bunu bi düşün şu yaptığımı kimse yapmaz kabul et"
"Hay Allah'ım ya. Gel başımın belası, kovsamda gitmeyeceksin nasılsa."
Murat yerinden kalkan kızın peşine takıldı yine. Sıkıcı bir tatil mi, yoksa macera dolu bir tatil mi diye düşündü. Havuz başında barda güzel kızlarla dolu bir kaç gün geçirebilirdi elbet. Fakat bu hel yaptığı şeydi zaten. Neden biraz macera yapmasındı ki? Üstelik içinde çok güzel bir kız da vardı bu hikayenin. Sadece biraz huysuz cadıydı.