Yalancının mumu
6. BÖLÜM
Murat eliyle Hasret'in dudaklarını örttü. Bu konuşmasını engellemek içindi fakat kızın korkusunu kalbinin hızlanışından ve kolunu sımsıkı kavrayan ellerinden anlıyordu. Karanlıkta sessizce beklerken merdiven boşluğunun ışığının yanmasıyla bulundukları yer birden aydınlandı. Adamlar bir kaç adım atıp kafalarını eyse onları göreceklerdi.
"Burda oldukları ne malum oğlum? ulan nasılda kaçırdık kızı, Davut abi oyacak bizi demedi deme"
"Ya bu sokağa girdiler gördüm, elbet biyere gizlendiler işte bana söyleneceğine baksana"
" Bakıyoruz heralde"
Girdikleri binanın üst katında aniden bi ışık yandı. Ve ardından bir kadın sesi duyuldu.
" Kim var orada? defolun gidin polisi ararım şimdi serseriler, ulan çalacak neyimiz kaldı defolun. Arıyorum şimdi polisi"
" Bizi hırsız sandı karı, yürü oğlum polisle uğraşmayalım bide. Elbet bulacağız kızı."
"Biz onu bulmadan Davut abi bizi bulacak bu gece"
"Anne noluyor? Bir şey mi var?"
Bu sefer bir erkek sesi duyuldu. Sesler gittikçe kalabalıklaşmaya başlayınca iki adam da telaşa kapılıp binadan çıktılar.
"Hadi hadi yürü."
Adamların gitmesiyle etraf bi anlık sessizliğe büründü. Merdivenddn ayak sesleri duyunca oldukları yere iyice sindiler. Nefeslerini dahi tutmuşlar. Ayak sesleri koridorda yankı yapıp ışık yanıp söndü. Sesler uzaklaşmaya başlayınca ve peşinden otomatik ışık da sönünce tek kaldıklarına emin oldular. Şimdi yalnızca camlı demir kapının camlarından sokak lambaları ve evlerin camlarından sızan ışıklar içeriye loş bir hava veriyordu. Hasret ve Murat birbirlerine bakıp fısıldayarak konuşuyorlardı her ihtimale karşılık.
"Oh gittiler sonunda ya"
"Evet ama hemen çıkma belli olmaz" yüzündeki gülümseme yayıldıkça Hasret sinirlenmeye başlıyordu. Bu adam her durumdan kendine pay çıkarmak zorunda mıydı?
" Sen ne sırıtıyorsun öyle be, pişmiş kelle gibi"
" Hiç." Gülümsemesi iyice büyüdü. Hasret'i isaret etti. "Bu gece beni yanına sokmuyordun ama bak ne haldeyiz"
" Ne varmış halimizde" Hasret adamlara yakalanma korkusunu o kadar kafaya takmıştı ki Murat'la ne durumda olduklarını bile düşünmemişti.
"Bizi biri görse şu an sence ne düşünür ha, ben söyleyeyim nerdeyse kucağımdasın ve bizim şey yaptığımızı düşünürler"
Pislik.
" Anladın mı şimdi."
"Bana baksana sen! o elin kolun sağlam dursun istiyorsan hareketlerine dikkat et, mecburiyetten duruyorum yoksa meraklı değilim sana"
"Ben çok meraklıydım sanki, Teşekkür edeceğine bide dövseydin bari. Gerçi sen onuda yaparsın beklerim."
"Of sıkıldım ben ya gitmişlerdir heralde, çıkıyorum ben
Hasret çıkmaya çalışır lâkin bulunduğu yerde sıkışmıştır.
"Dursana kızım ne bu acele dokuz ay nasıl durdun sen? ben çıkmadan nasıl çıkacaksın acaba?"
Çıplak bacakları kendi bacaklarına değiyordu. Parfümünün çiçeksi kokusu burnundan içeri sızarak aklına türlü oyunlar oynarken adamın sabırlı kalması çok zordu.
"E bi zahmet çık o zaman. Sıkıştım kaldım burda"
"Tamam be!" Sabırsız kızla oda bulunduğu yerde hareketlendi. Yana doğru sürünerek dar alandan kendini kurtardı. Etrafa bakındı kimse yoktu. Hasret hala merdivenin altında bekliyordu.
"Gel kimse yok"
"Çıkabilsem gelirim heralde, nerden buldun bu daracık yeri?"
"Pardon hanımefendi, size layık değil tabi kral dairesi ayarlayamadım kusura bakmayın aceleye geldi. Bir daha ki sefere daha iyisini ayarlarım"
"Salak salak konuşmada yardım et."
Murat'ın ona sırıtarak bakmaya devam etmesi uzerine sinirlendi Hasret.
"Ne bakıyorsun ya, sırıtıp durma karşımda sinir oldum zaten. Hay ben bu elbisenin..."
"Sorun yerde değil bu kadar kısa ve dar elbise giymeseydin çıkardın güzelim. Benim ne suçum var"
Elini uzatıp çekip çıkardı.
"Amma edebiyat parçaladın ya. Bara eğlenmeye gidiyorduk, maraton koşacağımı bilseydim eşofmanlarımı giyerdim"
"Tamam tamam sinirlenme yine. Hadi çıkalım buradan"
Beraber binadan çıktılar. Kapıdan çıkmadan evvel Murat etrafa göz gezdirdim kimse olmadığını görünce Hasret'i çağırmıştı. "Gel"
Yolda sakin sakin yan yana yürürlerken Murat Hasret'in nereye gideceğini merak etti.
"Şimdi nereye gideceksin?"
"Tabi ki bara. Anahtarlar kızlarda. Şimdi o gerzekler kesin evimin önünde barikat kurmuşlardır bile" kaç gündür yaptıkları gibi diye içinden geçirdi.
"Bara da gitmiş olabilirler ama!" Bu da bir ihtimaldi tabi.
"Ya sen otelde kalmıyor musun?"
Murat'ın tüm duyuları anında yön değiştirdi. Genişçe sırıtarak Hasret'e baktı.
"Ne o yoksa fikrini mi değiştirdin ha." Göz kırptı. "Benimle mi geliyorsun. Zaten kızlar bana karşı koyamaz. Cazibe meselesi tabi" elini saçına götürüp düzeltti.
Kendini beğenmiş züppe.
"Başlatma şimdi cazibenden. Tövbe tövbe. Kızlar otelin barında değiller mi kardeşim?"
"Evet"
"Hah! işte bende onu diyorum. Bu otelin tek girişi yok ya, kızları bulup anahtarları alırım yada beraber gideriz artık." Bu kez sırıtma sırası ondaydı. Alay edercesine suzdu Murat'ı. Yakışıklı çocuktu ama çok kendini beğenmişti. Ayrıca çapkındı. Hasretin uzak duracağı tiplerin en başını çekiyordu yani.
"Sen ne sanmıştın? sana bayıldığımı mı?"
Murat bozulsa da beli etmedi. Tüm kızlar ona hastayken bu kızın neyi vardı böyle. Çok güzeldi fakat kasıntının tekiydi. Üstelik her şeyden şikayet ediyordu.
Suratsız cadı.
"Bi'şey sanmadım. Biran önce gidelim çünkü bu kovalamacadan, en çokta senden sıkıldım"
"Bende öyle, evime gitmek istiyorum zaten"
Koşarak geldikleri yolu yürüyerek geçtiler ve farklı bir yoldan otele vardılar. Neyseki koşarken otelden fazla uzaklaşmamışlardı. Hasret koşarken topkulu ayakkabılar ayağını akıttığı için çıkarıp eline almıştı. Otele gelince tekrar ayağına giydi. Otelin arkasındaki personel girişinden girdiler. Sonrada bara gidip arkadaşlarını aradılar. Ama aradıkları orada değildi.
"Ee nerde bunlar?" Hasret'in canı çok sikildo. Eve gidince gitmişlerdi ki? Oysa sabaha kadar eğlenecek halleri vardı. Ne de olsa Hasret gibi sabahın köründe işe gitme dertleri yoktu.
"Barmen'e sordum bir saat önce gitmişler ne yazık ki ve ikiside telefonlarını odalarında bırakmışlardı. Kızları arasana, anahtarı iste"
"Aradık heralde. Duymuyorlar yada bakmıyorlar of bir bu eksikti. Neyse ben gideyim bari belki eve gitmişlerdir."
Hasret çıkışa doğru dönünce Murat'ta peşinden koştu.
"Dur yalnız gitme şimdi adamlar bekler falan bende seninle geleyim."
Hasret'in şaşkın ve manidar bakışını görünce düzeltme gereği hissettim. Genç bir kızı gecenin bir yarısı iki gorile yem edecek değildi.
"Bakma öyle sana bayıldığımdan değil. İnsaniyetlik yapıyoruz şurda"
Aslında her ikisiydi. Kıza hem sinir oluyor hem de güzelliği ve hazır cevaplılığı hoşuna gidiyordu. Sadece bir gündür tanıdığı bu kızı önemsiyor falan degildi. Hepsi vicdanlı biri olması yüzündendi.
"Keyfin bilir" Hasret bu öğleden sonra hoş olmayan bir şekilde onz asılan ve akşamında tanıştığı bu arsız adama karşı içinde tuhaf bir güven duygusu olduğunu fark etti. Kendini de tehlikeyecatarak onu kurtarmıştı ve hala yanında duruyordu. Çapkın bir zuppeden bekldnilmeyecek davranışlar diye düşündü.
Züppe müppe ama esaslı adam şimdi.
"Hayret itiraz etmedin
"Şansını zorlama istersen ha" son cümleyi gülerek söylemesi Murat'ı da güldürdü. Kızmamıştı ve itiraz etmemişti. Hepsi bi yana gülünce çok tatlı olmuştu. Hep kızgınken gördüğü kızın gülümseyişi karşısında adam etkilendiğini hissetti.
"Tamam tamam
Otelin dusund hazır bekleyen taksilerin birine binip eve geldiler. Hasret yolu tarif etmiş Murat evin önünde durunca ücreti ödemişti. Hasret'in ters ters baktığını görünce açıklama ihtiyacı hissetti. "Kim olursa olsun yanımda olan kadına para ödetmem ben"
Pek bi centilmendi. Biraz da maço muydu sanki.
"Burası mı?"
"Evet. Üçüncü kat."
Geniş bir yolu olan bahçelerinde çeşitli çiçeklerin yetiştiği yemyeşil bir sokaktı. Diğer evlere nazaran Hasret'in kaldığı ev beş katlı merdivenleri yola çıkan çokta eski olmayan bir binaydı. Yan tarafında şirin bir bahçesi vardı. Demir kapı örtülüydü. Hasret zile üç dört kez bastı. Açan yoktu.
"Harika! gelmemişler. Offf hay ben böyle şansa... Ne diye şunların aklına uyduysam. Otur işte evinde."
"Şimdi n'apacaksın? başka gece kalacağın arkadaşın falan yok mu?"
"Varda şimdi o ailesiyle kalıyor. Gecenin bir yarısı hem de bu kılıkta nasıl gideyim. Restoran'amı gitsem acaba? bi yerde kıvrılıp yatarım artık n'apim."
Hasret kendi kendine hesap yaparken Murat onun için üzüldüğünü fark etti.
"Gideceğin başka yer yok mu? ailen nerde?"
"Burda değiller. Aslında ben burda kalmıyorum ama şimdi o evi gözetliyorlardır. Neyse bahçede beklerim n'apim elbet gelirler artık."
Her şeyden şikayet eden kız durumu kabullenmiş oturmuş bekliyordu. Onun yerinde başkası olsa oturup ağlardı belki de. Sürekli başının çaresine bakmak böyle bir şeydi demek ki. Kapının eşiğine oturdu.
"Sen gitmiyor musun? geç oldu."
"Sorun değil, ama senin burda beklemen doğru değil. Sarhoş birine rastlarsan." Etrafa bakjndi nezih bir sokak havası olsa da nihayetinde Antalta turistik bir yerdi ve bu saatlerde en çok sarhoş olup sokaklarda aylak aylak gezenlere denk gelebiliyordu insan. Hele ki bu saatte genç bir kız tek başına sokakta ıssız bir yerde oturması tehlikeli olabilirdi. Murat ne yapacağını bilmiyordu. Ayakları gitmeyi red ediyordu adeta. "Arkadaşların ne zaman gelir?"
"Belli olmuyor. Sabah bile olabilir, ya sen beni düşünme git bişey olmaz. Sağol yardımların için"
"Önemli değil benim içinde heyecan oldu, o adamlar senden ne istiyorlar ki, dertleri ne?"
"Boşver, git hadi"
"Peki, iyi geceler sana"
"Sana da"
Murat usulca oradan uzaklaştı ama içi hiç rahat değildi. Hasret bir süre daha bekledi halâ gelen giden yoktu. Yolun karşısında bir evin yanında bir adam gölgesi gördü kalbi gümbürdemeye başladı. Korkarak oturduğu yerinden kalktı ve bir kaç basamak indi. Etrafta kendini koruyacak bir dal parçası bakindi lakin karanlıkta gözüne hiç bir şey çalmadı.
"Hey, kimsin?"
"Benim korkma." Murat saklandigi yerden çıkıp Hasret'in görebileceği bir yerde durdu. "Gidemedim. Bak sana teklifim var, burda bekleme otele gidelim orda kalırsın ha, burası hiç tekin değil. O mafyaları geçtim sapığın psikopatın biri karşına çıkarsa başa çıkamazsın. Hadi inat etme benimle gel."
Hasret bir süre sessiz kalıp Murat'a baktı. Onun hakkında çok mu ön yargılı düşünmüştü.
"Ne tuhaf adamsın ya, iyi madem gidelim başka çarem yok zaten"
Otele geldiler. Murat lobiden anahtarlarını aldı, Hasret onu asansörün önünde bekliyordu. Beraber yukarı çıktılar ve odaya geldiler. Kapıyı açıp Hasret'i içeri buyur etti.
"İşte burası"
"Çok güzelmiş, senin odanda bu katta mı?"
Büyük bir suitti. Muhtemelen bir gecelik ücreti de küçük bir servetti.
"Burası benim odam zaten"
"Ne? sen beni ne zannediyorsun ya. Bende saf saf bana yardım etmek için geldiğini sandım, tabi erkek değil misiniz... salaklık bende"
Murat onu kendi odasına getirirken sahiden de yardım etmek istemişti ve içinde en ufak bir kötülük yoktu. Çapkındı evet fakat bir kadını oyuna getirip onu yatağa atacak kadar serefsiz değildi. Hele ki onu istemeyen birini.
"Ya yanlış anladın beni, tatil zamanı otel dolu başka oda yok. İdare et işte, korkma yemem seni"
Yine yanlış kelimeler kurmuştu. Hasret'in yüz ifadesi hiç öyle demiyordu.
"Ben burda seninle hayatta kalmam, çekil ben kendime kalacak yer bulurum"
Murat kapıyı hızla açıp giden kızın ardından kapanan kapıya baktı.
"İyilikten maraz doğar diye buna denir işte, kabahat bende ne uğraşıyorum ki sanki gecenin bi vakti"
Banyoya doğru yürüdü. Saatlerdir İçtikleri koşturmaca vs derken tuvalete gitmediğini fark etti.
Hasret odadan ayrıldıktan sonra kendjne kızıyordu. "Otel doluymuşmuş. Yalana bak. Hırs yaptı tabi beyefendi elde edemedi ya"
Lobinin yanından otelin geçerken recepsiyondaki iki çalışanın konuşmalarına kulak misafiri oldu.
"Kim bunlar niye olay çıkardı."
"Üç hafta önce rezervasyon yaptırmışlar. İki gün sonra iptal etmişler rezervasyonu. Bizde dün gelen turist çifte verdik odayı. Şimdi iptal ettikleri odayı istiyorlar. Otel dolu bis oda yok diyorum bizim odayı ver rezerve ettirdik sizin hatanız diyor. Beyefendi iptal etmişsiniz bizde başkasına verdik odayı dedim. En sonunda müdür başka bir otelden rica minnet bi oda ayarladı da gittiler. Gece gece gerildim ya!"
Duyduğu bu konuşma ile Murat'ın doğru söylediğini anladı Hasret. Adama da ayıp olmuştu. Ona yardım etmişti oysa. Üstelik mecbur değilken. O kadar laf ettikten sonra geri dönemezdi.
Otelin kapısından çıkarken Tefecinin adamlarının otele doğru geldiklerini gördü.
"Yine mi ya. Kahretsin şimdi napıcam ben. Of adamada o kadar laf saydık şimdi geri mi dönücem"
Geri dönüp saklanmaya karar verdi ama adamların da içeri girdiklerini görünce gizlice asansöre doğru bindi. Peşinden adamlarda diğer asansöre bindiler. Asansör ineceği katta durunca bir an bile düşünmeden koridoru aşıp aklında kalan numaralı odanın kapısını yumruklamaya başladı. Kapı bir türlü açılmak bilmiyordu. Arada arkasına bakıyordu. Asansörün geldigi yönden sesler duyunca daha çok vurmaya başladı.
Murat duştan yeni çıkmış üstünü değiştirirken kapısının alacaklı gibi vurulmasıyla neye uğradığını şaşırdı ve dolaptan aldığı tsörtü başında geçirip doğru dürüst düzeltmeden kapıyı açar açmaz Hasret'in içeri dalmasi ile ikinci bir şok geçirdi. Bu gece bitecek miydi hiç bir fikri yoktu. Hayatı boyunca yaşadığı en uzun gece bu olmalıydı.
"Çekilsene be, geliyorlar"
"Noluyo ya?"
"Ört kapıyı"
Açık duran kapıyı örttü Murat ve kollarını göğsünde bağlayıp kapalı kapı önünde dikildi.
"Hayırdır geri döndün, kalacak yer bulamadın tabi!"
Hasret soluk soluğa kalmıştı. Oturduğu koltukta nefesini düzene sokmaya calisiyirdu.murat sıkıldığı yerden ayrılıp konsolu üzerindeki sürahiden bardağa su doldurup içmesi için ona uzattı.
"Sağol"
Suyu içip boş bardağı önündeki sehpaya bıraktı.
"Adamlar otele geldiler, belkide beni arıyorlardır şimdi. O Davut denen mafya bozuntusu gönderdi kesin."
"Ne? şimdi burdalar öyle mi? seni buraya girerken gördülermi peki?"
"Hayır tabi ki?" Görüp görmedikleri konusunda hiç bir fikri yoktu esasında. Şu dakikaya kadar kimse kapıya dayanmadığına göre sorun yoktu. "Ne o korktun mu yoksa?"
Korkmadığını bildiği halde karşında ezik durmak istemiyordu. Çünkü Murat alaycı biriydi ve onun önünde güçsüz görünmek hoşuna gitmiyordu. Altta kalamazdı sonuçta.
"Hayır tabi ki, ben korkmam güzelim. Sadece merak ettim"
Evet adamlardan korkmuyordu fakat bir mafyayi da başına bela etmek istemezdi. Meltem belası ve babası ona yeterince dert yüklüyordu.
"Hem senin mafyayla ne işin var. o kadar şeyden sonra bi açıklamayı hakettim değil mi? Senin için başımı belaya bile soktum"
Hasret'in karşısındaki tekli koltuğa geçip oturdu.
"İyi tamam"
Murat haklıydı. Mecbur anlatacaktı. "Bak benimle ilgisi yok. Bu Davut dedikleri kişi tefeci. Bir süre önce yanında kaldığım beni büyüten kadının torunu bunlardan borç almış, sonrada ödemeden kaçıp gitmiş. Can korkusu işte. Eh biraz da insan kansız olunca, neyse tabi borç Emine teyzenin başına kaldı. E o kadar parayı nasıl ödesin kadın, evini sat parasını ver demişler kadıncağıza"
"Tamam buraya kadar anladım ama hala seninle ilgisi ne onu çözemedim. Borç başkasına aitse seni niye kovalıyor bu mafyalar?"
En afilli kısmı burasıydı ve herkes bunu enayilik olarak görüyordu.
"Susarsan söylicez heralde."
Murat'ın sabırsız yüz ifadesiyle olayi fazla abartmadan olduğu gibi söylemeye karar verdi. İsterse oda onu enayi gibi görebilirdi. Umrunda bile değildi.
" Emine teyze evini satmasın diye ben Aydın'daki kardeşine gönderdim onu, adamların haberi yok. Tapu olmadan satış olmaz tabi, borcu ben üstlendim. Yoksa kadının bu yaştan sonra evi gidecekti, sokaklarda mı kalsaydı, üstelik şeker kalp tansiyon ne ararsan var. Oğlundan bi kazık yedi bari evinden olmasın istedim."
Murat duydukları karşısında hayret etti ve Hasret'in yaptığı bu fedakârlık karşında ona saygı duydu.
"Nasıl yani borcu sen üstlendin? bu zamanda böyle insanlar kaldımı ya hayret! peki borç ne kadar?"
"Aslında ana para 250 bindi ben 35 bin lirasını ödedim ama hergün faiz binince borç oldu sana 500 bin. Bende iki haftadır köşe kapmaca oynuyorum adamlarla benim evide biliyorlar zaten o yüzden kızlarda kalacaktım. Oda kısmet olmadı" son kısmı gülerek söylemişti.
Ağlanacak haline gülüyordu. Sabah adamlara yakalanmamak için ağaç tepelerinde dolanmış gece merdiven altlarında saklanmıştı hemde öğlen başından aşağı buzlu kola döktüğü adamla. Şimdi de onunla aynı oda da dertleşiyordu. Hayat ne garipti. Ailesi, arkadaşları vardı ama o daha bir gündür tanıdığı bu adama derdini anlatıyordu.
"500 bin ha, fenaymış iyide böyle olmaz. polise git en iyisi"
Yapmadığımı mı sanıyorsun. Polis ne yapsın? bi kaç kere rahatsız ediyor diye şikayet ettim adamları polis aldı iki gün sonra yine dışarıdaydılar. Ortada ne bir şahit ne de kanıt var. Benim başka bi çözüm bulmam lazım, köklü bir çözüm. o kadar parayı bulmam imkansız. Yada son çare banka soyacagim hem hapiste yatacak yerde yiyecek yemekte bedava dimi" kendiyle dalga geçiyordu artık.
"Saçmalama. Bırak şimdi şakayı. Ailenin haberi yokmu peki, onlardan istesen"
Hasret garsonluk yaptığına göre onların da durumu çok iç açıcı değildi belliki. Fakat böyle tek başına bu yükü taşıması da doğru değildi. Bu adamların şakası olmazdı. Tek başına genç bir kız. Çok güzel bir kızdı üstelik. Öldürmeseler başka yolla yine yapacaklarını yaparlardı. Canı sıkıldı. Onun adına üzülmüştü. Vurdumduymaz olabilirdi ama vicdansız değildi Murat.
"Hayır yok, zaten onlarla görüşmüyorum. of ben çok yoruldum ya sabahtan beri ayaktayım. Öyle odana daldım kusura bakma ama gideceğim şimdi."
Ayaklanan kızla Murat'ta ayağa kalktı.
"Nereye?"
"Hiç bir fikrim yok. Kizkada bakarım belki eve gelmişlerdir."
"Telefon ettin mi?"
Hayır anlamında başını salladı Hasret ve çantasından telefonu alıp aradı. Ceren cevap vermiyordu. Aylin'in telefonu ise kapalıydı.
Murat durumu anlayınca uzanıp elindeki telefonu alıp koltuğun başına koydu.
"Eğer beni yanlış anlamazsan sen benim yatağımda yatarsın, bende burda koltukta uyurum. İçerde eşofman falanda var istersen."
Üstüne bakar başıyla işaret eder."O elbiseyle rahat edeceğini sanmıyorum.
"Bana yatağını mı veriyorsun yani?"
"Ben centilmen bir erkeğim güzelim" giz kırpar.
Yarak odasını basuyla işaret eder. "istersen kapıyı içerden kilitle."
"Tamam sağol
Arkasını donul odaya doğru yürür tam içeri girip kapıyı kapatacakken aklına bir şey gelir."
"Ya koşuşturmacada unuttum, benim adım Hasret
MURAT: Bende unuttum, ben de Murat
İkisi de isimlerini bilmelerine rağmen yeni bir başlangıç yapmak doğru olur diye düşünmüşlerdi. Murat Hasret'in bu minik yalanına ortak oldu. Sonuçta öğlen ki mevzu da onun da hatası vardı. Fazla ısrarcı davranarak kızı sinirlendirmişti.
"İyi geceler"
"Sana da iyi geceler Hasret"
Ona ilk kez ismiyle hitap ettiğini fark etti. Kulağa hoş geliyordu. Ve kapı kapandı ardından kilit sesi duyuldu. Murat tatilinin ilk gününde koltukta uyuyacaktı. Gülümsedi. Kendini koltuğa atıp yumuşak mindere sarılıp yattı. Oda yorulmuştu.
"Ne gündü ama."
****
Sabah kapı sesiyle uyandı Murat. Biri kapıyı yumrukluyordu.
"Noluyor ya sabah sabah‽ kom bu münabetsiz elimden çekeceği var."
Hasret duyduğu sese uyandı ve anında üstünde Murat'ın eşofman ve tsörtü ile odadan çıktı. Murat onu görünce afalladı." Kim geldi Murat?"
"Senin ne işin var burda?"
Haydaa! Sabah yediğini akşam unutangillerden miydi bu da.
"Ya ben gece burda kaldım ya ne çabuk unuttun. Ben Hasret. Hani beraber tefecilerin adamlarından kaçtık onlar otele geldiler falan. Ben de senin odanda kaldım. Anlattım ya!"
"Üff tamam tamam hatırladım"
Kapı yine bu kez daha sert vuruldu.
"Kim lan bu sabahın köründe"
Tam açacakken Hasret koluna yapıştı.
"Dur! ya onlarsa?"
Kapı bir kez daha vuruldu. Her kimse iyi niyetli olmadığı belliydi. ikiside endişeyle kapıya baktı.
****
Bölüm sonu