Yalancının mumu 5. Bölüm

1146 Kelimeler
Yalancının mumu  5. BÖLÜM  Bara doğru eğilerek yaslanan adama fazla takılmamaya gayret ederek sıkı sıkı tuttuğu bardaktaki sıvıyı içti. Genzini hafif yakarak geçen sıvı ile gözlerini kapattı. Başı ağrıyordu. Şu an eve gidip yatağına yatarak uzanmak istiyordu fakat kızları bu yeni tanıştıkları adamlara da teslim etmek istemiyordu. "Anası babası bu kadar düşünmüyor be Hasret" Mırıldanarak masaya bıraktığı bardağa uzandı tekrardan. "Merhaba tatlım." Yan tarafından gelen sese dönüp baktı. Uzun boylu yakışıklı denebilecek tipte biriydi. Kıyafetleri yeni ve markaydı. "Sen de beni gibi yalnızsın sanırım. beraber takılabiliriz istersen" Son cümleyi çok manidar söylemişti. " Yok sağol ben böyle sap gibi yalnız takılmaya devam edicem, hadi seni tutmayayım kardeşim, işin gücün rast gelsin "Ne şakacı bişeysin sen ya, seninle iyi anlaşacağız. ne içersin? sana bi içki ısmarlayayım" "Ne yapışkan çıktın sen ya, benden sana iş çıkmaz diyorum, Allah Allah ya, nerde bi ipsiz sapsız var beni buluyor" "Amma nazlandın be güzelim bi içki dedik alt tarafı, gel benimle yat demedim ya, hadi inat etme dans edelim istersen, bak memnun ederim seni" Yanı başında cereyan eden olaya kayıtsız kalamadı Murat. "Noluyor burda? Rahatsız mı ediyorsun sen Hasret'i?" Hasret ani gelişen bu durum karşısında çok şaşırdı. Böyle bir şey beklemiyordu. Murat oturduğu yerden kalkıp adamın önüne dikili. "Hadi kardeşim hadi. Ayarlarımla oynama benim efendi efendi uzaklaş burdan" "Pardon sen kim oluyorsun? ne karışıyorsun?" "Ne karışıyorum öyle mi!" Birden adamın yakasını toplayıp kendine doğru çekti. Adam oturduğu sandalyeden aniden çekilince sendeledi Murat yakasından tutmasaydı muhtemelen yere kapaklanacaktı. "Sevgilisi ulan napıcan ha! Sevgilime asılıyor birde gelip sen kimsin diye hesap soruyor. Defol git elimden bi kaza çıkacak akşam akşam" Adam Murat'ın ani sert çıkışı öle tek kelime etmeden bar bölümünden ayrılarak tuvaletlerin olduğu kısma doğru yürüdü. Hasret adam gittikten sonra yerine geçip kasılarak oturan ve ona manalı manalı bakan Murat'a sinirli haliyle döndü. "Sana ne oluyor ya, ne karışıyorsun? ben kendim zaten hallediyordum ama yok illa bi kahramanlık gösterisi yapacaksınız ya! yemezler canım. Yemiyoruz bu numaraları" "Numara mı? Az önce belkide tanımadığım biriyle senin için kavga edecektim ve senin teşekkürün bu mu? seni düşünende kabahat, ne halin varsa gör" "Mümkünse düşünme ya. Rica ediyorum kimse düşünmesin. Başımın çaresine bakarım ben. Kimseye muhtaç değilim çok şükür." Murat tek kelime etmeden arkasını dönüp barmenden bir martini istedi. "Kabahat bende bırak ne hali varsa görsün. Cadı ya bi süpürgesi eksik" bardaktaki sıvı boğazından aşağı akarken yüzünü buruşturdu. Anlık sinirle tek yudumda içmişti. "Bi soda limon" "Tabiki efendim" İki yakın arkadaşmışda birbirlerine kuüsmüşler gibi Hasret'te arkasını dönmüştü. Şimdi sırt sırta vermiş kendi kendilerine birbirlerini çekiştiriyorlardı. " Sanki soran oldu. ne üstüne vazifeyse. Sanane ne oluyor? hayret bişey Zürafa" Ceren ve Aylin artık iyice çocuklarla kaynaşmışlar ve eğleniyorlardı. Hasret onlara da ayrı sinir olmuştu. Buraya beraber gelmişler ama şimdi onu bi bar köşesinde çapkın bir serseriyle başbaşa bırakmışlardı. Amaçları ona da sevgili yapmaksa yanlış kişiyi seçmişlerdi. İki dünya bir araya gelse Hasret o gıcığa dönüp bakmazdı. "Napıyorum ben burda ya. Kahretsin" Düşünceler içinde yüzerken gayriihtiyari arkasını dönüp Murat'a baktığı sırada onunda kendisine doğru döndüğünü gördü ve aniden önüne döndü. Yakalanmıştı. Şimdi zaten patlamaya hazır haldeki egosu daha da şişecekti beyefendinin. "Noldu pişman mı oldun" "Hayır. Belki gitmişsindir diye umut ettim ama maalesef" ağzı açık kalmış çantasına telefonunu koydu. Ayağa kalkarken toplanmış elbisesini düzeltip tek kelime etmeden çıkışa doğru yürüdü. Çok sıkılmıştı biraz hava alıp tekrar içeri gelirdi. Belki o arada her şeye burnunu sokan beyefendi de dişine göre birini bulmuş olurdu. Otelden çıkıp biraz uzaklaştı. Belkide hiç geri dönlemeliydi. Kızlar halinden memnun gibilerdi. Oda yorgundu. Bir taksiye binip eve gidip duş alıp ve sonra uyurdu. En iyisi bu olacaktı. Kızlara tam mesaj atacakken biri koluna yapıştı. "İşte bulduk seni" "Noluyo ya. Ah bırak ya bırak kolumu. Manyak mısınız. Bağırırım şimdi" Kolunu tutan adam kopartacak gibi sıkarken diğeri tepesine dikilmişti cam yarması. " Yok ya, bırakalımda Davut abi bizi ortadan ikiye bölsün değil mi? iki haftadır atlatıyorsun bizi. Yürü" " Ya ben ödicem borcumu yarın, valla bırak" kolunu cekistirerek adamdan kurtulmaya çalıştı lâkin nafile çabaydı. Ayı gibi güçlüydü adam. " Sen bizi salak falan sandın heralde güzelim yürü dedik" " Oğlum Davut abi görünce pek sevinecek" Onlar aralarında konuşurken Hasret bu durumdan kurtulmak için hala debeleniyordu. "Bırak kırdın kolumu öküz, bıraksana be." "Yürü lan, kırdırtma bi tarafını şimdi" "Bırakın kızı" Üçü de sesin geldiği yere döndü. " Sen kimsin lan, canına susadın heralde, yürü git işine" " Bırakıyor musun yoksa ben mi gelip alayım kızı" Hasret gördükleri karşısında inanamıyordu. Rol yapmakla suçladığı adam onu kurtarmaya gelmişti. Ama bu sefer ki sarhoş korkak bir serseri değildi. Bunlar mafyaydı ve bellerinde silahla geziyorlardı. " Ne yapıyorsun be, bunlar seni öldürür" Murat Hasret'e sus işareti yaptı. Hasret sessiz kalarak dediğini onayladı. Haftalardır köşe kapmaca odağı adamlarla baş başa kalma düşüncesi onu korkutuyordu. " Gel al bakalım nasıl yapacaksa, beyinsiz" İki adam birden Murat'ın bu cahil cesaretine gülüyordu. Hasret işe oturup ağlayacaktı ne halt yemeye evden dışarı çıkmıştı ki. Adamlar iş yerini de Ceren'lerin evini de bilmiyordu henüz. Belki dd biliyordu haberi yoktu Hasret'in. İki adam Murat'a bakarak gülerken Murat gömleğinin kolunu katlayıp telefonunu sağlam bir yere koydu. "Öncelikle kızı bırakın. Erkek gibi karşıma çıkın" iki adam da bu meydan okumaya kayıtsız kalamaz ince biri gelir. Murat önceden yaptığı dövüş sporlarının etkisini bir kez daha goreceğinden emin adama bir yumruk çakar ve ani sert yumruk karşısında adam ufak çaplı bir beyin sarsıntısı ile yere düşer. Arkadaşının tek yumrukla bayıldığını gören diğeri sinirle karışık Murat'a gelip saldıracakken onunda önce elini tutup büker ve dizi ile burnuna Sertçe vır darbe ile vurur. Hasret şaşkınlıkla izliyordur "Gel çabuk gidiyoruz" "Ha!" Hasret'in şokta olduğunu düşünüp elini tutarak koşmaya başlar. Hasret'te ona ayak uyduruyordur. Az önce ne olduğu hakkında hiç bir fikri yoktur. Bir anda bir cenderenin içine düşmüş ve yine bir anda kurtulmuştur. Dar elbisesi ve giydiği ayakkabılar onu zorladz dz can tatlıdır ve elinden geldiğince koşuyordu. Nereye gittiklerini bilmeden. Bir anlık geriye dönüp baktığında adamların kalkmış onların peşinden koştuklarını görüp panikler. "Geliyorlar" "Koş çabuk, yetişecekler yoksa?" "Ya şimdi ne olacak, daha çok kızdırdın adamları" " istersen geri dön ha!" Hem koşup hem de nefes nefese birbirilerine laf yetiştiriyorlardı. "Yaklaştılar ya" "Koşsana be yetişecekler şimdi, ne yavaşsın. Sayende yakalanacağız" "Sıkıysa bu topuklularla sen koş, koşuyorum işte" " Şu taraftan gel" Ara bir sokağa girip sağa sola saklanacak bir yer bakınırken demir kapısı aralık bir binanın içine girip merdiven boşluğuna gizlendiler. Çok yakın duruyorlardı. Bedenleri birbirine yapışmış vaziyette oturmuş bekliyorlardı. Hasret durumdan hiç memnun olmasa da bir süreliğine bu duruma katlanmak zorundaydı. Adam kızın sıcak nefesini boynunda hissediyordu. Sıkıştıkları bu daracık yerde birbirlerinin kalp atışlarını duyacak kadar yakınlardı üstelik ve buna rağmen hala birbirlerine laf sokma telaşında idiler. " Ya burda bizi bulursalar" sessizce konuşuyordu. "Sen sesini çıkarmazsan bulamazlar" "Sonra ne olacak peki? kesin beni bulduklarında küçük parçalara ayırıp yahnimi yaparlar artık. sağol ya! belki ben konuşarak hallederdim" " E ben seni tutmayayım o zaman, hem ben gelmeseydim zaten yahnini yapacaklardı merak etme güzelim. Bina içinde bir ayak sesi duyarlar. " sus bi ses var" "Geldiler" ****
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE