Yalancının mumu
14. BÖLÜM
****
Kahvaltıdan sonra odadan çıkmamış kahvelerin içiyorlardı. İstanbul'a dönmeye sayılı günleri vardı ve günlerdir didişmekten asıl meselelerini unutmuşlardı.
" Evleneli kaç gün oldu ama senin hakkında halâ pek bişey bilmiyorum. Sen de benim hakkımda bilmiyorsun. Eve gitmeden bu konuda birbirimize bilgi vermeliyiz."
"Tamam önce sen başka o halde. çapkın ve kendini beğenmiş huyların dışında hobilerin ne mesela? Kız tavlama hariç tabi!"
"Hayırdır karıcım! Önceki aşk hayatımla pek bi ilgilisin."
"Aşk? Ben öncekiler günübirlik iliski sanıyordum."
Güzel eşi onu kıskanıyor falan olamazdı değil mi?
"Sen beni kıskanıyor musun?"
"Ne? Ben, seni?.. komik olma. Zevzekliği bırakta şu olağanüstü haleti ruhiyeni öğrenelim"
Murat ona gülümsedi. Soruların muhatabı kendi olunca nasıl da lafı çeviriyordu cadı.
"Pekalâ. Bak mesela ben Amerika'da okudum İktisat mezunuyum. Sevdigim bir meslek sayılmaz baba mesleği diyelim. Ailemin tek çocuğuyum. Aile şirketlerimiz var. Çeşitli dallarda iş yapıyoruz. Şirketin başkanı babam. Oldukça varlıklı bir aileyiz. İstanbul'da dededen kalma bir konakta oturuyoruz..."
"Baban Şirkete ortak falan mı arıyor yoksa sana eş mı? Yahu banane sizin şirketinizden bilmem ne kadar mal varlığınızdan. Ailenle tanışınca annen baban bana şirketin yıllık raporlarını mı sunacak? Sevdiğin sevmediğin şeyler tuttuğun takım, sevdiğin müzik türü falan yok mu be adam?"
"Ne sabırsızsın. Bunları da bilmen gerek."
"İyi, devam et."
"Ailemle yaşıyorum. Kulağıma hoş gelen her müziği severim. Ata binmeyi severim. Spor arabalara ve motora bayılırım. Seyehat etmeyi severim. futbol benim en büyük tutkumdur ve tabiki Galatasaraylıyım. Hadi sıra sende"
"Tamam. Ben öyle uzatmıcam. Ben Adana'lıyım. Adanada doğdum büyüdüm. Ailem orda. Babam, eşi ve kardeşim halâ orda yaşıyorlar."
"Annen?"
"Annem ve babam ben 10 yaşındayken ayrıldılar. Annemi en son gördüğümde 12 yaşımdaydım, şu an yutdışında bi yerde. Açıkçası hangi ülkede hiç bir fikrim yok. Belki de Türkiye'ye gelmiştir bilmiyorum. Annemle babam ayrıldıktan önce annem sonra babam başkaları ile yeniden evlendiler. Belki başka kardeşlerim bile olabilir bilmiyorum. Neyse babamda evlendi demiştim sevgili cici annem gelirken yalnız gelmedi. Şu an 15 yaşında bi üvey kardeşim.var. Adı Mete. Ama bak Mete benim canımdır. Çok severim onu, onun yeri bende çok farklı. Arada telefonla görüşürüz gizlice tabi! malum babamla aramız bozuk. Ayrıca o cadı karısıyla da hiç anlaşamam, adı Asuman. Tanısan inan sende nefret edersin."
Hasret söz konusu üvey annesi olunca alaycı bir tavır takınmıştı. Nefret dolu değil umursamaz bir hali vardı daha çok. Babasından bahsederken sesi kırgın çıkarken öz annesi ile bir kanıya varamamıştı. Kırgın mı yoksa kızgın mı belli değildi. Belki de onu da umursamıyordu.
"Antalya'da babamın isteği üzerine İşletme okudum. Şartım Adana dışı bir yerdi. Okul bittikten sonra yaklaşık 3 yıldır falan cafe ve restoran'larda garsonluk yapıyorum. Mutfak bölümünde de çalıştım güzel pastalar yaparım mesela. Aslında sevdiğim iş pastacılık, okulunu okuyamadık mutfakta öğrendik"
" Vay bey! ne hikaye ama! demek ailen ayrıldı. Hobilerin yokmu ya, tüm hayatın çalışmak deme sakın!"
Hasret'in şikayet ettiği şeyin aynısını Murat'ta ona yapmıştı. Kendisinin aksine Hasret'in hikayesi oldukça sıradışı idi.
" Napim yani ben senin gibi yan gelip yatamadım çalışmak zorundaydım."
"Tamam tamam devam et hadi. Merak ettim"
Önce şakanyapıyor sanmıştı Hasret lâkin Murrat ciddi ciddi merak ediyor gibi bakıyordu ona. Telefonu çalmasına rağmen meşgule atıp devam et der gibi onu teşvik etti.
"Neyse işte pasta yapmayı seviyorum, bi gün belki bi kafe falan açarım. Bu arada ortak bij noktamız var ben de motorları seviyorum. Yüzmeyi ve antika eserleri çok severim. En önemlisi ise ben Fenerliyim"
Sonunda bombayı patlattıktan sonra göz kırptı Murat'a. Futbol delisi değildi ama Murat'ın futbol tutkusuna bir kaç kere maç izlerken şahit olmuştu.
" Ne? Nasıl? ne yani karım benim en büyük rakibim olan takımı tutuyor öyle mi? olmaz değiştirmen lazım."
" Ne saçmalıyorsun sen ya? maça çıkmıyoruz unuttun mu? biz rakip değiliz aynı takımdanız şapşal. Şu erkeklerin futbol tutkusunu hiç anlamıyorum ya, nasılda abartıyorsunuz."
" Tamam tamam uzatma anladık. Neyse boşver şimdi onu da, asıl üç gün sonra İstanbul'a gideceğiz. Bak orda çok dikkatli olman gerekiyor. Davranışlarına dikkat et, annem çok naziktir demiştim. Ayrıntılara çok önem verir ama bana dayanamaz o sorun değil. Asıl babam acayip uyanıktır bize inanmayabilir de!"
" İyi de biz zaten İstanbul'da ayrı evde oturmayacak mıyız? öyle anlaşmıştık seninle, arada gideceğiz o zamanda dikkat ederim zaten."
Murat gözlerini kaçırdı. İçinden bir his tam tersi olabilir diyordu fakat bu ihtimali dahi Hasret'e söylerse kız asla onunla gelmezdi. O yüzden şimdilik bunu saklamaya karar verdi. Bir süre idare edip sonrasında nasılsa ayrı eve çıkarlardı yine. Onu buna ikna etmesi gerekiyordu. Belki de evli kaldıkları sürece hep orada kalacaklardı.
" Evet'te hemen olmaz belki, yani ev tutmak lazım hem babamlara süpriz olacak çünkü beni Meltem'le evlendirmeyi kafaya koymuş adam, bizi izleyecektir kesin bi açık arar."
" Ne yani şimdi orda seninle aynı odada kalacağım öylemi, hayatta olmaz"
Koltukta oturmuş kollarını birbirine bağladı. Anlaştıkları ile su an konuştukları çok başka şeylerdi.
" Ya sadece bikaç gün bilemedin bir iki haftacık, idare et işte. Zaten habersiz evlendik diye kıyamet kopacak. Hem evde kalmamız daha iyi. Yalandan kavgalarımız şahit oldukça bana hak vereceklerdir bu sayede. Belki sandığımızdan çabuk biter bu iş"
" Of iyi anladık."