Yalancının mumu
15. BÖLÜM
****
Üç gün sonra Hasret ve Murat İstanbul'a gitmek için havaalanına giderler. Kızlar Hasret'i, erkeklerde Murat'ı uğurlamaya gelirler.
" Canım hala inanamıyorum gidiyorsun ha, bizi ara unutma sakın"
" Saçmalama kızım ya, heralde arayacağım sizde arayın, bakın yokum diye iyice dağıtmayın özellikle sen Aylin"
" Ne dağıtması ya, eğleniyoruz işte çocuklarda iyi değil mi Ceren, hem belki bizde İstanbul'a geliriz belli olmaz yani."
" Ne? doğrumu Ceren, geliyor musunuz geçekten?"
" Ya bilmiyorum öyle bi ihtimal var, babam ordaki mağazaya siz bakarsınız falan dedi bakalım"
" Oğlum siz niye gelmiyorsunuz? Destek olurdunuz."
Bizim tatil daha uzar oğlum. Ceren'le iyi anlaştık. Hem sen halledersin"
" Noluyor aşık mı oldun yoksa, aşka karşıydın hani?"
" Sorma oğlum sen evcilik oyunu oynarken herif acayip kaptırdı kendini"
" Hadi hayırlısı bu tatil herkese iyi geldi galiba"
" Asıl sana iyi geldi oğlum evlendin lan, bakalım sizinkiler özelliklede baban ne diyecek?"
" Sorma! bakma Hasret'e belli etmiyorum ama adam kafamı kıracak kesin, korkmuyorum desem yalan olur"
" Boşver oğlum Meltem'le evlenmekten kurtuldun en azından Mustafa bey artık kızını sana kakalamaya uğraşmaz artık"
" Doğru la."
Uçak için anons yapılır.
" vakit geldi, Hasret hadi vakit geldi. millet görüşürüz" Tek tek sarılırlar.
" Görüşürüz kızlar"
Beraber uçağa binerler. Bir kaç saat sonra akşam üzeri İstanbul'a varırlar. Murat bir taksi çevirir ve eve doğru giderler.
" Of heyecandan elim ayağım tutmuyor ya hayatımda böyle bişey yapmamıştım"
" Korkma, bişey olmaz ilk şoku atlattıktan sonra gerisi kolay belki annem bizden yana olur, bana dayanamaz"
" Korkma demesi kolay ben senin gibi sürekli yalan söylemek zorunda kalmadım hiç."
Duyda inanma. Çoğu kez durumu kurtarmak adına uydurdukları sayılmazdı herhalde.
"Üstelik bir anneyle babayı kandırmak bana hala hiç doğru gelmiyor. Düşünsene kendi evladın tarafından kandırılmak çok kötü bir şey"
Evden kaçarken oda babasına Emine teyze çok hastaymış diyerek evden çık.isve geride bir mektup bırakıp kaçmıştı. Bu kandırma sayılır mıydı? Sonuçta o anlık uydurduğu bir şeydi sonrasında mektupta asla evlenmek istemediğini bu yüzden de eve dönmeyeceğini açıkça beyan etmişti. Babası çok ciddiye almış olacak ki onu merak edip hiç aramamıştı.
" Sakın vazgeçeyim deme Hasret. Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik, başaracağız korkma!"
" Merak etme söz verdiysem sonuna kadar giderim, yanlış olsa da."
" İyi."
Taksuden inip eve gelirler. Murat Hasret'in elini tutar ve ona dönerek hadi dercesine hafifçe sıkıp gevsetir.
" geldik. Hadi başlıyoruz karıcım."
" Dananın kuyruğu şimdi kopacak desene, geleceğimizi biliyorlarmı peki?"
" Anneme söylemiştim ama sadece benim geldiğimi biliyorlar"
Valizlerini alıp evin kapısına yanaşırlar. Murat kapıyı çalmadan anahtarı ile açıp içeri girer. Hasret'te peşinden girer.
" Murat sen önceden söylesemiydin? şimdi beni görünce adam kalp krizi falan geçirmesin. Yüreğine iner Allah korusun"
" Bişey olmaz. Eski toprak o. gel, ( içeriye girerler ) herkese iyi akşamlar
Ethem ortağı Mustafa bey ve Ailesini yemeğe çağırmışdı ve salonda oturuyorlardı. Murat ve Hasret içeri girince herkes onlara dönüp baktı. Murat içerdikleri görünce kendi kendine sessizce söylendi.
" şansa bak tamda sırasıydı? bunlar nerden çıktı ya! "
"Herkese merhaba"
" Hoş geldin oğlum"
Ethem bey bugün oğlunun geleceğini biliyordu. Bu sebepten dolayı da Mustafa bey ve ailesini yemeğe çağırmıştı. Henüz masaya geçmemişlerdi ki Murat içeri yanında genç bir kızla gelmişti. Murat'tan çok emin olamadığım için bu durumdan rahatsız oldu ve istemsizce kaşları çatıldı. Bozuntuya vermemek için sakince sordu.
"Hanım kızımız kim oğlum? arkadaşın mı yoksa?"
Sakın beni rezil edecek bir şey etme fena olur bakışını Murat babasının yüzünden okuyabiliyordu lâkin artık çok geçti. İçinden 'Ya şimdi, ya asla!' diyerek babasının sorusunu cevapladı. Aslında teorik olarak odada bulunan herkesin kafasında dönüp dolaşan sorunun cevabıydı.
"Ee şey... hayır baba. Hasret benim karım."
"Efendim? sen benimle dalgamı geçiyorsun? bu ne biçim şaka böyle nişanlının ailesinin yanında hem de. Kusura bakma Mustafa."
Hasret hafiften korkmaya başlamıştı. "Eyvah şimdi kavga çıkacak, nasıl bir işe bulaştım ben ya"
" Doğru duydun baba. Şaka falan yok. Ayrica biz Meltem'le hic nişanlanmadık dolwyisiyla benim nişanlım olamaz. Sana Meltem'le evlenmek istemediğimi defalarca söylemiştim. Hatta Meltem'in kendisine de beni unutmasını söyledim ama görünüşe göre bu uyarı bi işe yaramamış. Ben Hasret'i seviyorum bir süredir ilişkimiz vardı ve bir kaç gün once biz Antalya'da evlendik. İşte kanıtı."
Evlilik cüzdanını uzattı babasına Hasret endişeli gözlerle izliyordu. Br işey söylemeye çekiniyordu. Öyle tuhaf bir durumun içindeydi ki, kendini suçlu hissediyordu. Koca koca insanları kandırdığı için suçlu hissetmeliydi de zaten.
Ethem bey ona uzatılan cüzdanı alıp bakar. Resmi soğuk damga ile gerçeği anlar. Sinirle fırlatır Murat'ın ayağının dibine doğru.
"Sen delirdin mi? ne yaptığını zannediyorsun eşek herif"
" Buda ne demek Ethem? hani oğlun kızımı seviyordu bu ne terbiyesizliktir böyle"
Mustafa beyleri bi anlık unutmuştu Ethem. Onlara da rezil olmuşlardı şimdi .
" Mustafa bende anlamadım bi yanlışlık var bu işte. Murat saçmalıyor, ben halledicem"
" Yanlışlık falan yok, oğlun ağzıyla söyledi işte. benim size verecek kızım yok yürüyün gidiyoruz"
"Ama baba ben Murat'ı seviyorum. Bu kız ona büyü yapmış belli. parçalayacam seni nişanlıma nasıl göz koyarsın sen he"
Hasret'in üstüne yürüyünce Murat önüne geçti.
" Meltem karımdan uzak dur, ben seni sevdiğimi hiç bi zaman söylemedim dahası sana hiç umut vermedim"
" Yürü kız, sinirim tepemde zaten bi de seninle uğraşamam"
Mustafa kızının kolundan tutup götürürken arkaya dönüp baktı. "Ethem bu iş burda bitmedi. Ben bu rezilliği unutmam"
Nesrin yerdeki evlilik cüzdanını alıp baktı. Gerçekti. Oğlu sahiden de onlardan habersiz evlenmişti hem de hiç tanımadıkları biriyle. "Murat bunu bize nasıl yaparsın?"
" Anne ben Hasret'i seviyorum, oda beni değil mi canım?"
Hasret'in elini tuttu ve imalı bakış attı.
" Evet"
" Eğer izin verirseniz anlatacağız" Babasına baktı.
" Ethem izin ver lütfen, hatırım için"
" Zaten ne olduysa senin yüzünden oldu Nesrin, bu kadar şımartırsan böyle günün birinde evlendim diye karşına çıkar"
"Eğer anlatmama müsade edersen baba. Niyetim sizi üzmek değil. Mecbur kaldım."
"Ethem rica ediyorum. Lütfen bir kere dinle şu çocuğu. Bende mutlu değilim ama olayın aslı astarı neymiş bi öğrenelim canım."
" Olan olmuş zaten Nesrin."
Murata döndü ilk önce.
"Hadi seni biliyorum." Ardindan Hasret'e baktı.
"Kızım sende hiç mi akıl yok bu adama güvenilipte evlenilir mi? iki gün sonra sıkılıp boşamayacağı ne malum"
Çok güzel bir noktaya parmak basmıştı. Adam oğlunu iyi tanıyordu fakat Hasret bildiği bu gerçeği yutup tek ayak üstünde kırk yalan atmak zorundaydı.
"Şey! efendim ben Murat'a güveniyorum, haklısınız ne söyleseniz yeri, kabahatimiz büyük size sormadan evlendik, büyüklük gösterip effedemez misiniz?
"Ayağa kalktığını yorulunca fark etmişti. Koltuğa oturdu. Murat'lar hala ayakta dikiliyorlardı. "en azından birinin ağzı iyi laf yapıyor. Geçin Oturun karşıma."
" Baba lütfen, bak ben Meltem'i gerçekten sevmiyorum, Hasret'i geçen yıl tanıdım birbirimize aşık olduk, arada görüştük, Antalya'ya bu yüzden gittim, sen evlilik konusunda bu kadar ısrarcı olmasaydın ben size Hasret'i tanıştıracaktım zaten, ama böyle oldu işte"
" Oturun oğlum beklemeyin ayakta, ne zaman oldu bu?"
Murat Hasret'in elini bırakmadan karşılarındaki koltuğa beraber otururlar, Ethem onları izliyordu. "Bir hafta önce"
" Hani çok gençtin evlenmem diyordun ne değişti?"
" Ben Meltem'le evlenmek istemiyordum baba, Hasret aşık olduğum kadın"
Murat Hasret'e bakarak gülümser, Hasret'te ona hafif gülümser, Ethem farkeder."
" Açmısınız oğlum?"
" Açız anne" Annesi yine ona kıyamamıştı. Gülümsedi.
'Oldu bu iş, hadi oğlum Murat finale az kaldı 90'dan çak golü' Murat içinden kendini kutluyordu.
"Karıcım, uçakta bişey yemedin bişeyler yiyelim ne dersin?"
"Ben! bilmem ki?"
" Konuşuyorduk?"
" Ethem rica ediyorum. Çocuk yoldan gelmiş, konuşacak zaman çok yarın konuşursunuz, hadi oğlum siz masaya geçin"
Nesrin'in sayesinde konuşma şimdilik bitmiş ve hep beraber masaya geçip sessizlik içinde yemeklerini yemişlerdi.
Annesinin yanına gitti.
" Annem sağol sen olmasaydın bu geceyi zor atlatırdık, bitanesin sen"
Annesinin yanağından öptü ve sarıldı.
" Senin bu tatlı dilin yokmu, bitanecik oğlum var şu hayatta. tabi senden yana çıkıcam ama bu iş benimde pek hoşuma gitmedi haberin olsun. Kim bu kız tanımıyoruz bile oğlum, ailemize layık mı?"
" Tanıdıkça onuda seversin annecim, çok tatlıdır. babası Adanalı bi iş adamı, neyse ben içeriye gideyim Hasret babamla yalnız kaldı salonda"
Ethem Murat'ın yokluğunu fırsat bilip Hasret'i sorguya çekiyordur.
" Kızım ailenin haberi varmı bari, hem kimlerden?"
" Şey! yok malesef. Babam Adana'lı iş adamıdır kendisi ama biz pek anlaşamayız kendisiyle ben okumak için Antalya'ya geldim 3 yıldır hem çalışıp hemde okuyordum, okul bitti neyseki.
" Ya demek öyle, bravo valla, ama baban zenginse ne diye çalışıyordun ki?"
" Murat geldi. baba daha ilk günden karımı sorguya mı çekiyorsun?
" Olurmu öyle şey hayatım, sohbet ediyorduk babanla"
"Karın senden kibar, en azından anlayışlı "
" Öyledir benim karım."
yanağından öptü.
" Napıyorsun herkesin içinde ( sert bi şekilde bakar )
"Utanma aşkım onlar artık seninde ailen, değil mi anne?"
"Öyle tabi oğlum, neyse hadi siz odanıza çıkın isterseniz, yol yorgunusunuz belli ki"
Haklısın bayağı yorulmuşum gerçekten hadi hayatım odamıza çıkalım
" Odamıza mı?" Hasret'in kaşları çatıldı.
" Evet gel." elinden tutup ayağa kaldırırdı.
" İyi geceler çocuklar, tatlı rüyalar
" İyi geceler. beraber salondan çıkarlar.
" Nesrin bu herif bişeyler karıştırıyor demedi deme, kız iyi gibi ama bilemiyorum herif sabahlara kadar, karı kızın koynundan çıkmıyordu şimdi evlendim diye geldi, kız hamile falan olmasın sakın"
" Benimde aklıma gelmedi değil, hemende sorulmaz ki, anlarız elbet dur bakalım"
Murat ve Hasret üst katta ki odaya çıkar.
"Oh çok şükür ilk şoku atlattık, gerisi kolay"
"O kadar emin olma"
Hasret etrafa bakar, odanın ortasında çift kişilik bir yatak vardır, dolap, şifonyer, boy aynası, çekmeceler, herşey vardır ama koltuk yoktur, canı sıkılır
yatağa uzandı, kollarını başının arkasına koydu. "of acayip yorulmuşum ya?"
Sanırsın bir kamyon tuğla taşımıştı beyefendi.
Sırıtı. iyi iş çıkardık ama, sende fena değildin karıcım."
odanın ortasında dikiliyordu. "hey kalk, şu an asıl sorunumuz başka, burda tek yatak var"
" Nolmuş, ne güzel yatak işte gel otur sende, çok rahattır"
" Sen benimle dalga mı geçiyorsun?"
eğilip bacağından çekti. "kalksana ya, kendine yatacak yer bul, çünkü burası benim artık"
" Of bi rahat bırakmıyorsun ya, ben üstümü değiştiricem"
çekmeceden bir eşofman ve tşört alıı, gömleğini çıkarmaya başladı.
şaşırdı. "yuh, gözümün önünde soyunmayacaksın heralde!"
" Ne var ya?" sırıttı. "yoksa kocandan mı utanıyorsun, benim için sorun değil"
Banyoya, hemen! sen alışık olabilirsin ama ben değilim, ayrıcada sana meraklı değilim
"Ben hep burda çıkarırım, istemiyorsan banyo orda güzelim. Sen git"
Gömleğini çıkarıı, pantolonunun kemerini çözüyordu.
" Terbiyesiz"
Hasret sinirle arkasını döndü. Murat6en güzel hobisi Hasret'le Hasret'le uğraşmak olmuştu artık. Hasret valizinden bir pijama takımı çıkarıp banyoya girdi.
Üstünü giyinip, yatağa yattı "oh yorulmuşum ya"
Hasret 15 dakika sonra banyodan çıkar, Murat çoktan yatağa yatmış yastıklardan birine sarılıp uyuyordur. Sinirlenir, gidip omzundan dürter.
" Hey uyansana be, kalk ben yatıcam"
" Kızım gitsene başımdan, koca yatak işte yatsana, kovan mı var sanki" yeniden yastığa sarılıp uyumaya çalıştı.
Daha çok sinirlendi. "kime söylüyorum ben ya, ben seninle aynı yatakta falan uyumam, kalksana be!"
" Off bi git başımdan ya, yat işte korkma yemem seni" gözleri kapalı sırıtıyordu Murat.
" Güya beyefendi centilmendi, uyuz şey, yontulmamış odun nolucak"
"O köprüyü geçene kadardı güzelim"
" Seninle aynı yatakta yatacağıma, yerde yatarım daha iyi"
sinirlendi, yastığı başının altından çekti.
" Noluyor ya?" Diğer yastığı alıp yere attı.
Dolaptan bir çarşaf ve yorgan buldu. yorganı yere serdi yastığı koyup yattı, çarşafıda üstüne örttü.
"odun işte nolucak ne bekliyorum ki sanki, erkek değil misiniz hepiniz aynısınız işleri bitene kadar, uyuz"
Gözleri kapalı sırıtır. " iyi geceler karıcım"
Hasret yattığı yerden kafasını kaldırıp baktı. "sana da iyi geceler, bay ukala!"